Engin ÖNEN
Ağır tahrik, hafif karar!
22 Haziran 2022 Çarşamba

Uzunca bir süredir kadın cinayetleri ve çocuk istismarları ülkemizin önemli gündem maddeleri olma özelliğini korumaktadır. Son dönemlerde artan kadın cinayetleri vakalarının töre ve namustan ziyade, modernleşmeye karşı geleneğin tepkisi olduğunu daha önce de örnekleri ile yazmıştık.

Kadının özgürleşmesi, bireysel hareket etme eğilimi ve boşanma/ayrılma ya da hayatı ve tercihlerini yönlendirme isteği, istatistiklerde daha fazla öne çıkmaktadır.

Çocuk istismarları hep vardı ancak son zamanlarda mahkemeye ve medyaya konu olmaya başlayınca, “çocuğun da rızası varmış” gibi savunmalar, adeta hafifletici sebep olarak meşru kılınmaya çalışılmaktadır.

Özellikle kadın cinayetlerinin yoğunlaşması sonrası ortaya çıkan İstanbul Sözleşmesi’nin fesih edilmesi ile bu alanda devam eden gelenek ile modernite geriliminde başka bir safhaya geçilmişti. Kadının bir birey/özne ve yurttaş olarak aynen erkek gibi haklara ve özgürlüklere sahip olmasını ön gören moderniteye karşı bir tepki olan kadına yönelik şiddet, böylece iktidar tarafından meşru kabul edilmeye başlanmıştı.

Pınar Gültekin cinayeti kamuoyunda haklı bir tepkiye yol açmıştı. Ancak bu cinayet hakkında verilen mahkeme kararı yine doğal olarak daha çok tepkiye neden oldu. Çünkü mahkeme cinayete, modern hukuk normlarından ziyade geleneksel hukuk anlayışı ile karar verdi.

Aynı durum, çocuk istismarları davalarında, çocuğun da rızası varmış gerekçesi için de geçerlidir. Çocuğun rızası diye bir gerekçe modern hukuk kuralları açısından nasıl kabul edilebilir ki… Devlet sadece çeşitli kurumlarda değil aile içinde de istismarı önlemek zorundadır. Hem de çocuğun rızası gibi ilkel bir gerekçeye sığınmadan.

Bir kadının öldürülmesi ve öldürülme şekli nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmeden mahkeme, daha sonra modern hukuk normlarından taviz vererek, ağır tahrik gibi bir gerekçeyi öne sürerek, cezayı bir hayli düşürmüştür.

Bir insanın öldürülmesini kısmen haklılaştıracak ağır tahrik ne olabilir ki? Bu soruya belli ki mahkeme, tahrik edenin kadın olduğunu dikkate alarak karar vermiş. Kadının tahrik eylemleri bir erkek tarafından yapıldığında da öldürme gerekçesi olabilir mi?

Kritik soru budur. Kadın cinayeti için tahrik indirimi sağlayan eylem ve tutumlar, erkek cinayeti için de indirime neden olabilir mi? İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme hamlesinin, yani iktidarın gelenek/modernite geriliminde net taraf seçmesinin sonuçlarının mahkemelere de yansımalarına tanık olmaktayız…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
ibrahim 22 Haziran 2022 Çarşamba 10:11

sorun toplumsal şiddet sorunudur. Kadına karşı veya erkeğe karşı yapılanlar diye ayrılamaz. Birine ne ceza veriyorsan diğerine de aynı cezayı vereceksin. Ceza verirken toplum ne tepki verir, medya ne der diye de bakmayacaksın. Kadın yapınca acaba ne derdi vardı diye detaylara bakıp, erkek yapınca ne olursa olsun demeyeceksin. İstisna ise sadece çocuklar içindir. Çocuğa karşı yapılmış en ufak bir hareket ağır ceza görmelidir.

Yorumu oyla      0      0  
Metin 22 Haziran 2022 Çarşamba 09:06

Kararı veren hakimlerin derhal görevlerine son verilmeli

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Karşıyaka'da İzmir'in gülü
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Köylerin kültürel zenginliğini korumak için
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
İzmir'e sevdalıydı çünkü....
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
Ekvador… Yangın… İthalat…
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Düşüncelerin kıymet-i harbiyesi
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Yine yeniden: Kavuşma mevsimi
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Üye mi? Delege mi?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Yabancının yürüyüşü
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Ben de yazdım...
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
Elvis'e benziyor mu?
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva