Nuray KAYA
Öykü’nün öyküsü
1 Nisan 2019 Pazartesi

“Bir dağ yıkılıyor ah içerimizde.

 Bir çiçek büyütmüşüz saksıya sığmaz.

Ne sevmekten korkmak ne zulümden korkmak bize yakışmaz.

Söyle bir kırık hava döneyim. Turna uçsun içimde.

Ben seni nasıl sarıp nasıl seveyim, hayalimde düşümde?”  

 

Bu aralar gözlerimin rengi gökyüzüne karışmış. Mavi, en sevdiğim renk. Kulağımda aynı şarkının melodisi... Kuşların kulağına ismini fısıldıyorum. Selam yolluyorum. “Gel ve yine bana sımsıkı sarıl” diyorum.

 Sevgili Uçan Kaz Morton, kanatlarının arasına al beni. Kaf Dağı’nın ardındaki ülkeye gidelim. Buralar yangın yeri. Nefes alamıyorum. Çocukların canını yakıyorlar. Ruhlarını incitiyorlar. Yaşam haklarını ellerinden alıyorlar. Seni, iki açık kol arası mesafe kadar özledim üstelik. Özlediklerimiz, yaş aldıkça çoğalıyor mu ne? 

 Hem sana Öykü Arin’den bahsedeceğim. Seninle tanıştığımızda ben 5 yaşındaydım.  İşte onun yaşı 5 bile değil biliyor musun? 

Bir elin parmaklarını ne kadar ayrık ve büyük açarsan aç beş etmiyor.  Çünkü Öykü Arin, beş parmaktan çok daha derin öyküdür milyonların düşünde.

Beş parmaktan küçük bedenine yerleşen beş parmaktan büyük ağrılarına rağmen hepimizin hayata şifa, öfkeye sabır, adalete inanç kararlılığıdır.

 

Bu yüzden Öykü Arin Yazıcıilik nakli bekleyen bir çocuktan fazlasıdır. Toplumda, kök hücre bağışçısı olma bilincini yerleştirdi.

Organ naklinin önemini kavramamıza yardımcı oldu. Milyonlarca insanın kalbinde kendine yer açtı." Ben de buradayım," dedi. 

Hastalarla bir iletişim, ilişki, bağ kurmamızı sağladı. Birlikte ağlayıp birlikte gülen bir toplum olmayı ne kadar özlediğimizi hatırlattı.

Etrafımıza örüp içine kendimizi hapsettiğimiz o duvarları yıktı. Özgürlüğe, ışığa kavuşturdu ruhumuzu. Bir cana can olmanın değerini gösterdi.

Toz tutmuş yılların arasından çocuk saflığımızı, güzelliğimizi, kirlenmemiş anlarımızı çekip çıkardı. 

Her birimize iyi insan olmanın erdemini bulaştırdı.

İşte bu duygularla 3 ay gibi kısa bir sürede 150 bine yakın insan, donör olmak için gerekli başvuruyu yaptı.

Peki ya sonrası?

Hastalık süreci yeterince sıkıntılıyken bir de bağışlanan kanların doku uyumunun tamamlanmadığını öğrendik.

Siz ne hissettiniz bilmiyorum. Ben çok sarsıldım bu bilgiyle. Kalbim gerçekten çok ağrıdı.

 Nefes alamadım yazdım.

Ağladım yazdım.

Sustum yine yazdım.

BAKAN’IN HABERİ VAR MI?
Zaman bunca azalmışken Sağlık Bakanlığı’nın mantıklı gerekçeleri olmalı? Olmak zorunda.

Uzman personel sıkıntısı mı var?

Teknolojik imkanlar mı yeterli değil?  Sürecin hızlanması için gereken olan şey ne?

Sayın Sağlık Bakanı’nın bu durumdan haberi var mı?

Neler oluyor orada?

Ben, hangi alanda ve sağlık kurumunda görev yaparlarsa yapsınlar sağlık emekçilerinin büyük özverilerle çalıştıklarını iyi biliyorum.

Bu yüzden Sayın Bakan’ın sürecin geldiği nokta hakkında ivedilikle resmi bir açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum.

Kök hücre bağışı yapıp donör olanlar, alınan kan örneği üzerinden bir çalışma yapılıp yapılmadığını ve biriyle eşleşme olup olmadığını öğrenmek istiyor.

Bu bilgi, şifa bekleyen binlerce hasta için  ölümle yaşam arasındaki çizgidir.

Lütfen okuyan herkes, yazıyla bir bağ kursun. Satır aralarında atan binlerce kalbin sesini duyun. 

Öykü Arin ve nicesinin sesinin duyurulması için  sürece siz de somut şekilde dahil olun.

En içten sevgi ve saygılarımla.

Not: Yazıya ilham veren şarkı sözleri Hüsnü Arkan’ın, “Kırık Hava”  isimli eserine aittir. 

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Emine T. 7 Nisan 2019 Pazar 22:09

"Beş parmaktan küçük bedenine yerleşen beş parmaktan büyük ağrılarına rağmen..." Nuray kızım, ağladım okurken. O bahsettiğiniz kazın kanatları arasında olmayı ben de ne çok isterdim. Yine çok etkilendim. Şu geçen yazınızda bahsettiğiniz oyunu da izleyeceğim. "Bu yaşta hala saklanarak sigara içiyorum" İzmir Sanat'ta oynayacaklarmış yakında. Tiyatroyu aradım öyle dediler. Oyunla ilgili yazınız çok dikkatimi çekti. zaten sizi politika haberleri yaptığınız zamandan beri çok beğeniyorum. İlkeleriniz var. Siz yazdıysanız mutlaka izlerim. Gideceğim oyuna. Toplumsal konulara duyarlılığınızı takdir ederek izliyorum.

Yorumu oyla      4      5  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Rahmetliyi nasıl bilirdiniz?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Bir Batı hikayesi
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Saltanat ve yağma kurumu olarak belediyeler...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Onlar hayatın düşmanıdırlar sevgilim…
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Analar ne yiğitler doğurmuş!
Çağdaş ÖZGÜN
Çağdaş ÖZGÜN
Fotoğraf: İnsanlığımızı yitirirken soytarıya mı dönüşüyoruz?
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk'ü anlamak...
Oytun NALBANTOĞLU
Oytun NALBANTOĞLU
Göztepe gün sayıyor!
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Aklıma 'Doğan Kardeş' geliverince… 
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Sandık tartışması...
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva