Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Köy Enstitüleri örneğini günümüzde tarımsal üretime uyarlamak!
27 Haziran 2021 Pazar

“Köyün insanı, öylesine canlandırılmalı ve bilinçlendirilmelidir ki onu, hiçbir kuvvet kendi çıkarına ve insafsızca istismar edemesin. Köyün sakinlerine köle ve uşak muamelesi yapamasın. Köylüler bedava çalışan iş hayvanı haline gelmesin” diyen Tonguç’un anısına…

Köy enstitülerinin mimarı ve dönemin İlköğretim Genel Müdürü, İsmail Hakkı Tonguç’u . 24 Haziran 1960 tarihinde sonsuzluğa uğurlamıştık.

Köy Enstitüleri Ne İdi?

Köy Enstitüleri’nin  kurulduğu 1940’ta 6 yaşın üzerindeki nüfusun yüzde 78’i okur yazar değildi. Köylerde bu oran yüzde 90’dı. Nüfusun ağırlığını kırsal kesim oluşturuyordu ve ekonomide tarımın  üretim egemendi

Köy Enstitüleri konusunda çok sayıda çalışma ve yayın var.Ancak en yetkinlerini,Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) yapıyor. YKKED Başkanı Prof.Dr. Kemal Kocabaş,7 Mayıs 2020 tarihinde  “Bir Televizyon Programının Ardından” yaptığı açıklamada;  “Köy Enstitüleri’nin ,  Fransız Devrimi, Avrupa’daki iş okulu arayışları, Sovyet Devriminin ürettiği düşünceler, Osmanlı’nın son dönem aydınları Ethem Nejat, Ismayıl Baltacıoğlu, Satı Bey, Rahmi Balaban, İsmail Mahir Efendi gibi pek çok düşünürün ifade ettiği düşüncelerin Cumhuriyet Eğitim Devrimi  ile  birlikte  Türkiye koşullarına dönemin Milli Eğitim Bakanı Yücel’in oluşturduğu  aydınlık iklimde  Tonguç tarafından yapılan (özgün) bir sentezin, bir tasarımın  adı olduğunu” söylüyordu.

Kısaca özetlenirse:

-Köy Enstitüleri eğitim sistemi, dönemin yapısal özelikleri dikkate alınarak kırsal kesimde  aydın-zanaatçı- öğretmenin yetiştirilmeye çalışıldığı bir sistemdi.

-Köy Enstitüleri,toplumun gereksinmesi olan bireyi (kul değil)yetiştirmek için öğrenme-öğretme sürecine etkin katılımı sağlayan demokratik bir süreçti.

-Köy Enstitüleri, köy çocuklarını  bilgiyle donatarak geleceğe hazırlayan bir süreçti.

-Gözlem, deney ve uygulamayı  iş yoluyla öğrenme-öğretme yoluyla, kuramla uygulamanın bütünleştirildiği bir modeldi.

-Sonuç olarak Köy Enstitüleri,  öğrencilerine imece ve işbirliği yöntemi ile toplumun demokratik işleyişinde görev ve sorumluluk vermişti .Mezun öğrencileri Türkiye’nin aydınlanmasına, eğitim ve sağlık sorunlarının çözümünde, örgütlenmede, sanat ve edebiyatta etkin bir şekilde görev almışlar ve katkıda bulunmuşlardır. Sözgelişi  17.321 köy öğretmeni, 1512 sağlık memuru ve ebe ve 8756 eğitmen yetiştirilmişti.

Köy Enstitüleri Niçin Bitirildi?

Köy Enstitüleri programı 1940-1947 arasında uygulandı.1947 yılında Amerikan emperyalizminin Marshall planıyla Türkiye’nin etki alanına  sokulmasıyla Köy Enstitüleri programı yavaş yavaş törpülenmeye başlandı. Çünkü köy enstitüleri, toprak ağaları, şeyhleri ve işbirlikçi siyasetçileri ve devlet bürokratlarını tedirgin etmeye başlamıştı.

Bu bağlamda bir  anımsatma yapalım: İsmail Hakkı Tonguç’u Reşat Şemsettin Sürer diye biri ziyaretine geliyor ve “Siz bu çocukları böyle yetiştirirseniz biz bunları nasıl yönetiriz. Ben bindiğim eşeğin benden akıllı olmasını istemem.” diyordu. Bunu diyen kişi , Amerikan etkisi  ile Türkiye’ye Milli Eğitim Bakanı olacaktı.http://www.bolugundem.com/kurulusunun-70-yildonumunde-koy-enstituleri-ii-75495h.htm)

Köy Enstitüleri Modelinden Nasıl yararlanabiliriz?

Köy Enstitüleri modeli çok önemlidir, ancak farklı bir dönemin eseri olarak doğru yere konmalıdır. Bugün okullaşmada ve altyapıda başka bir Türkiye var. Gereksinmemiz farklıdır.

Gereksinmemiz genelde;Köy Enstitülerinin insan, sanat, demokrasi ve üretim merkezli özgün felsefesini bütün toplum kesimlerine yaygınlaştırmaktır.Yakınmak yerine gereksinmemiz;”Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.” düşüncesinin tekrar baskın duruma getirmektir.Yakınmak yerine  bir partiye, bir sivil toplum örgütüne  ya da bir kooperatifte yetkin üye olmaktır.

Gereksinmemiz eğitimde de; ülkenin tüm çocuklarına parasız, nitelikli eğitim vermek, onların insanlaşma, toplumsallaşma süreçlerini yaratacak eğitim kurumlarını yaratmak doğrultusunda kamuoyunu oluşturma çalışmalarını  yoğunlaştırmaktır. Bunun sav sözü “Anaokulundan üniversite sonuna değin parasız eğitim olmalıdır.” Eğitim her aşamasında paralı eğitime karşı tavır gösterilmelidir.Yabancı dilde eğitime de son verilmelidir.

Uygulamada ise:

-Kentlerde yoksul çocuklarına Meslek Enstitüleri,

-Ve kırsal bölgelerde Tarım Meslek Enstitüleri açılmalıdır.

Tarım Meslek Enstitüleri Neden Önemlidir?

Cumhuriyet ile köylülük meselesinin çözümü doğrultusunda uygulamalar, ilk kez  köy enstitüleri ile gündeme alınmıştı.Daha önce köylülere ancak asker gözüyle bakılıyordu.Türkler askere alınıyor,diğer unsurlar askere alınmayıp zenginleşiyordu.

Tarıma gelince.Elbette önemli ilerlemeler oldu.Bunların büyük çoğunluğu Cumhuriyetin kurucu kadrolarının  çalışmalarıyla gerçekleştirildi.Şimdilerde neredeyse çoğu özelleştirilen Tarımsal kitler kurulmuş ve desteklemeler yapılmıştı.

Ancak,özellikle 1980’li yıllardan itibaren sürdürülen neo-liberal politikalar ile tarımsal işletmelerinin ve tarımsal üretiminin büyük bir çoğunluğunu oluşturan aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli köylü/çiftçi topraktan kopmaya başladılar. Köylüler  kentin ücra yerlerinde proletarya olarak yeşerdi. Madencilik  ya da başka sektörlere ucuz emek gücü oldular ya da işsiz kaldılar.Günümüzdeki işsizliğin önemli bir kesimini oluşturdular. Bunun sonucunda,  nüfus artışına  koşut olarak tarım ürünleri üretemeyen bir ülke durumuna geldik ve ithalatçı bir ülke olduk.Herhalde duymuşsunuzdur,2021 yılında 11 milyon  ton buğday ithal edecekmişiz.

Bu bağlamda yapılması gereken en önemli iş,kırsal kesimin kırdan kopmasını önleyecek ithal ikameci tarım politikalarıdır.Politikanın en önemli ayaklarından biri de bilgili bir tarım yapacak insanların eğitilmesidir. Köylü/çiftçi işletmelerinin karlı bir üretim yapabilmesi,izlenecek tarım politikaları yanında  teknik bilgiyle donatılmış  köylü/çiftçiye bağlıdır. Kazanan çiftçiler kırsal kesimde kalacaklardır.Bu amaçla,felsefesini köy enstitülerinden alarak bölgelerde kuramla uygulamanın bütünleştirildiği Tarım Meslek Enstitüleri(*) kurulmalıdır.

(*)Burada önerilen Tarım Meslek Enstitüleri,geçmişte Türkiye’de var olan Ziraat meslek liseleri değildir.Çiftçilere teknik ve sosyal eğitim veren ve gereksinmeleri olan yenilikleri de Ziraat Fakültelerinden bilimsel destek alarak araştırmalar yapacak kurumlardır.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Yunanistan tarihi saptırmayı sürdürüyor
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Alayına isyan…
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Elveda esnaf kardeşim, elveda!
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Abdülhamid mi, Atatürk mü?
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
Sinemaseverleri 11 yeni film bekliyor…
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Yazık oldu bize…
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Algernon’a Çiçekler
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Taraf olmak zamanı…
Dr. Hakan Tartan
Dr. Hakan Tartan
Vefa ve dostluk aforizmaları!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Kalplere dokununca bak neler oluyor…
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva