Neşe ÖNEN
Haletiruhiye ve uzaylılar
13 Eylül 2023 Çarşamba

Denizin pembe rengini seviyorum. Laciverti korkutuyor beni. Dipsiz derinlikleri hatırlatıyor. İçine düşüp düşüp çıkamadığım. Mavisinde yüreğimi sıkıştıran, sanki hiç yaşamadığım bir kıyı kasabasının özlemi basıyor her yanımı. İsyan edesim geliyor. Kızılı, ölüm gibi yüzüme soğuk şaplaklar çarpıyor. Grisi, ölümün belki de o kadar korkulacak bir şey olmadığına ikna etmek etmek için çabalıyor beni. Bin bir türlü rengi var ya denizin, ben yalnızca pembesine vurgunum. Güneşin, akşam batımlarında, ışık zerrecikleriyle gizli gizli buluştuğu, kırmızının usulca pembe tonlara ayrıştığı o anların tutsağıyım işte. O anlarda kaybolmak, pembe renklerin çiçeklerle taçlandırdığı kapıdan sızarak pembe düşlerin koynuna sokulmak, geçmişe dair beni acıtan ne varsa unutmak, adeta pembe bir tütsünün üstünde yükselen ve genzimi gıdıklayan buğusuyla, huşu içinde kendimden geçmek...

Bunca yaşanmışlıklardan ve deneyimlerden sonra bile, şaşırabilmeme şaşırıyorum. İnsanın ne kadar kötücül olabildiğini unutmama bakıp bakıp, acıyorum kendime. O zamanlar, hayata tutunmak için küçücük bir dal arıyorum, kötüye dair ne varsa silmek için ruhumdan, zihnimden. O dalın üstüne, başka bir zamanda ve başka bir mekanda başka bir dal daha ekliyorum. Böyle böyle kat kat yığıyorum yatağımın boş yanına, masamdaki kitapların arasına sıkıştırıyorum. Bulduğum dalları özenle, kırmamaya özen göstererek saklayıp, sarıp sarmalayacağıma, kıymık kıymık sıyırıyorum uçlarından. Ta ki tırnaklarım kanayıncaya, her bir dal tek tek çürüyünceye dek. Sonra da aradan çok geçmeden, yeni filizlenmeye başlamış başka dallar bulurmuyum diye hayaller kurmaya başlıyorum. Şizofrenik hayaller...

Uzaylılar kaçırıyor beni. Gezegenlerini, sevgi tohumlarıyla yeniden döllemek istiyorlarmış! Vah zavalllı köftehorlar. Sevgi tohumunun zerresinin kalmadığı bedenimden medet umuyorlar. Yok ki diyorum. Bende artık ne üreme, ne anne olma, hatta ne de yaşamını sürdürme kabiliyeti var artık. Salın beni. Bir daha da ziyaret etmeyin. Biliyorum, bir zamanlar sizi ben çağırırdım. Alıp götürün beni bu dünyadan diye. Sizin yaşadığınız evren, dünyadan daha güzel bir yer olmalı diye düşünürdüm. En azından daha rasyonel. Oysa siz, biz dünyalılardan çok da farklı değilmişsiniz. Küçücük bir sevgi kırıntısı taşıyan genleri, kendi bedenlerinize aşılamak için, milyonlarca ışık yılı ötesinden çağrılarıma kulak verip beni o loş, izbe laborotuvarlarınıza götürdüğünüzde anladım, nasıl bir irrasyonel evrende debelendiğinizi...

Sevgili uzaylı dostlarım; size dostlarım diye hitap edeceğim, çünkü, amacınızın bana ya da diğer insanlara zarar vermek olmadığını biliyorum. Bu yüzden size karşı dürüst olacağım. Bulunduğunuz evrende, en yüce duygu olan sevgi duygusunun yokluğundan dolayı, negatif enerjilerin aşırı derecede biriktiğinin ve eğer sevgi duygusunu deneyimleyip yeni nesillerin genlerine aktaramazsanız, negatif enerjinin pozitif enerji adına ne varsa hepsini sıkıştırıp, sonunda içinde yaşadığınız evreni nasıl yok edebileceğinden korktuğunuzun farkındayım. Ama inanın bana, sevgiyi kolay kolay bulabileceğiniz pek bir gen kalmadı insanda. Ara sıra eski filmleri izleyince ya da nostaljik romanlar falan okuyunca, var mıydı yok muydu bilinmez fakat yüce olarak tarif edilen bu duyguyu, hiç değilse bu özelliğinden dolayı konuşmaya ya da anlamaya dahi değer bulmuyoruz. Böyle bir takviyeye ihtiyacımız kalmamış anlaşılan! Bu nedenle, size naçizane tavsiyem şudur ki; insandan yana fazla ümitli olmayın. Ama mademki bunca yolu katedip geldiniz, öyleyse, birbirlerine karşı hala koruma, kollama, sevişme gibi sevgi emaraleri gösteren, doğadaki diğer hayvan türlerinden birer çift alın uzay geminize. Tıpkı Nuh’un gemisi gibi... İyi şanslar dilerim!

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Çok mu çok oluyor bu Çeşme?
Dr. Hakan Tartan
Dr. Hakan Tartan
Can dostlar tartışması!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Beyaz tren...
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Memleket' küçülüyor!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Afyon üstünden Akşehir’e... (Gezi notları)
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Çıkışlar kapalı
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
19 Mayıs 'yorulmadan' ilerleme günüdür
Çağdaş ÖZGÜN
Çağdaş ÖZGÜN
Çocuklukta yaşamsal sorunlar üzerine
Ümit YALDIZ
Ümit YALDIZ
Değişimin ayak sesleri!
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
19 Mayıs'tan Lozan'a...
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva