Mehmet KARABEL
Böyle aşklar kalmadı artık
5 Kasım 2022 Cumartesi

Her aşkın mutlaka “masalsı” bir yanı vardır…

Onlarınki ise…

Yaşanmış aşk masallarının unutulmaz figürleri olmanın ötesinde…

Seni seviyorum!” gibi…

Sadece kalpleri açan sihirli iki kelimenin…

Dudaklarda yaşattığı…

Aynı yastığa baş koyan bir “sevda”nın şaheseriydi…

*** 

Aşkları çoook büyüktü…

Ölüm onları ayırıncaya kadar…

Hep el ele yaşadılar…

Sağlıkta… Hastalıkta… Politikada… Aramızda…

*** 

Bazen, diyorum ki…

Dönüp, dönüp okurken Nazım Hikmet’i…

“Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi…

Geceleyin ateşler içinde uyanarak…

Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi…”

Sanki…

Onlar için yazmış bu satırları…

*** 

16 yıl oldu, bu dünyaya veda edeli…

Elini hiç bırakmadığı hayat arkadaşı…

O’nun anılarıyla…

Bir süre daha bizimle birlikte oldu…

Sonra…

İki yıl önce veda sırası…

O’na geldi…

*** 

Aşk, birbirine bakmak değildir…

Aşk, birlikte aynı yöne bakabilmektir…

Onlar…

Tam 60 yıl aynı yastığa baş koydular…

Ömür boyu el ele dolaştılar…

Hem birbirlerine baktılar…

Hem birlikte aynı yöne baktılar…

*** 

Biri diğerinden 14 yıl daha fazla yaşadı…

Nasıl yaşadı?

Hep O’nu düşünerek…

“Sağ olsaydı, böyle yapardı…” diyerek…

“Şimdi burada olsaydı, şöyle söylerdi…” diyerek…

“Yaşasaydı barışçıl çözüm bulurdu…” diyerek…

Demek ki…

Büyük aşkları…

Ölüm bile ayırmıyor / ayıramıyor!

*** 

İnanmazsanız, kontrol edin…

Türkiye’de hiçbir siyasi liderin…

Eşiyle bu kadar çok fotoğrafı yoktur!

Neden?

Çünkü hiç birbirlerinden ayrılmamışlar…

Yorulunca…

Hatta saatlerce…

Fena halde, uykusuz kalınca…

Biri, diğerinin omzunu yastık yapmış; yaslanıvermiş…

Bi’yudum ferahlık için…

Birlikte gözlerini kapatmışlar…

Tavşan uykusuna dalarken…

Ve…

Birlikte uyanmışlar yeni heyecanlara…

*** 

Rahşan – Bülent Ecevit gibi aşıklar…

Artık yok…

O’nun yerine…

“Aşkııım, bu akşam yemeği sen yapar mısın?” repliği…

Hayatımızın parçası oldu…

Evin kızı bile…

Babasına “Babişko…” diyor…

*** 

Ne güzel söylemişler…

Büyük aşklar tatlı başlar…” diye…

*** 

İstanbullu delikanlı, Selanikli kızdan iki yaş küçüktü…

Hiç dert etmediler…

Yolları, İstanbul Robert Kolej’de kesişti…

Delikanlı şair ve gazeteci olmak istiyordu…

Kız da, sevgilisinin annesi gibi bir ressam…

Şu tesadüfe(!) bakar mısınız?

Kız okuldaki bir tiyatro gösterisinin dekorlarını hazırlıyor…

Delikanlı da o gösteride şiir okuyacak…

Eros’un okları, ikisinin kalbini hedefliyor…

O günden sonra…

Dersler dışında birbirlerinden hiç ayrılmıyorlar…

Lise son sınıfta…

İstiklal Caddesi’ndeki tramvayda…

Oğlan dayanamıyor, kızın ellerini tutuyor…

Titreyen sesine engel olmaya çalışarak…

Benimle evlenir misin?” deyiveriyor…

Delikanlı o sırada 19 yaşında…

Sevgilisi de henüz 21’ine yeni girmiş…

*** 

Sadece “kalp pusulası”nın gösterdiği yolda yürüdüler…

Çok zorluklar yaşadılar…

Aşk bir mücadeledir…”, dediler…

Aşk bir savaştır…”, dediler…

Aşk büyümektir…”, dediler…

El ele, omuz omuza verdiler…

Sevgilerini el ele büyütüp, el ele derlediler…

Siyaseten çok zor günler geçirdiler…

Üstlerine silahlar çevrildi…

İzmir’de suikast girişimine uğradılar…

Taşlandılar…

Sopalandılar…

Ama ilginçtir…

Hiç yılmadılar…

Biz mutluyuz, merak etmeyin” dediler…

Gözyaşlarını ise…

Sadece birbirlerine gösterdiler…

*** 

Kaç kadın, “siyasi yasaklı” kocası için…
Zincirbozan’da…
El ele, başı dik askerlerin arasında yürür?
Ve dahi…
Kaç kadın ve kaç erkek…
1982’nin o “karanlık” günlerinde…
Kendilerini ayıran demir parmaklıklarının ardından…
Şu ölümsüz “sevda” cümlelerini kurar?

*** 

BÜLENT ECEVİT:

"O yorgunluğa, o uykusuzluğa, o gıdasızlığa, o gerilime kimse dayanamaz Rahşanım… Haydi benim Rahşanım… Toparla kendini… Seni dün gördüğüm hale geleceksen, dünyayı kurtarmak benim işime gelmez... Beceremem de zaten... Sevgilerle…”

RAHŞAN ECEVİT:

“Sevgili Bülent’im, çok güzel şeyler yazmışsın… Seninle dertleşmiş kadar oldum… Sen olmayınca patlayacak gibi oluyorum bazen... Seni çok seviyorum ve seni üzüyorum…”

BÜLENT ECEVİT:

“Nereye baksam, görünürde hiç umut yok, aydınlık belirtisi yok… Sanırım daha çok uğraşmanın bir yararı da yok... İçimizdeki dürtüyü yenebilsek de seninle bundan sonraki yaşamımızı bir adaya dönüştürebilsek...”

RAHŞAN ECEVİT:

“Sevgili Bülent’im… Benim dürtülerim yok olmadı, ama herhalde hafifledi ki her an bırakabilecek durumda olduğumu hissediyorum. Şu sırada en büyük isteğim, gönlümüzce bir yönetimde 'Adamız'da, her şeyden uzak, yazıyor, çiziyor olmak… Onun için de Allah'ın nereden, ne vereceği belli olmaz... Allah büyüktür diyorum… Seni çok seviyorum. Bekliyorum…”

*** 

İkisinin de farklı tarihlerde “hastalık evresi” var ki…

Bugün…

Birbirlerine TV dizilerinden öğrendikleri…

Aşkım… Aşkım…” seslenişinden…

Bir milyon kez daha tatlı, anlamlı, riyasız ve gerçek…

*** 

Bi’ara Rahşan Hanım rahatsızlanıyor…

Tarih, 2003…

GATA’ya kaldırıyorlar…

Tedavisi 15 gün sürüyor…

Onca ısrarlara rağmen…

Bülent Bey, “ömürlük” eşinin refakatçisi oluyor…

Siz ilgilenemezsiniz sayın Başbakan…” diyen doktorlar bile…

İkna edemiyor Ecevit’i…

Baldızının…

Bari ben kalayım…” sözlerini bile dinlemiyor…

7x24 başından ayrılmıyor Rahşan Hanım’ın…

Aşk, bu işte…

*** 

Kadere bakın ki…

Takvimler 18 Mayıs 2006’yı gösterirken…

Bülent Ecevit…

Akşam saatlerinde beyin kanaması geçiriyor…

GATA’ya kaldırıyorlar…

İki kez ameliyat geçiriyor…

Ağrılı uyarılara cevap veriyor ama bilinci kapalı…

Rahşan Hanım…

İlk geceden itibaren…

Eşinin yattığı hastane odasından hiç ayrılmıyor…

Neredeyse altı ay…

Gece gündüz demeden hayat arkadaşını kimselere emanet etmiyor…

Kişisel ihtiyaçları için en çok bir saat odadan uzaklaşıyor…

Sonra yine…

Sevdiceğinin yanına koşuyordu…

*** 

Rahşan Ecevit…
Daha sonra o 190 günü şöyle seslendirdi:

“Hastanede 173 gün kaldı, her gün yavaş yavaş elimizden kaydı… Hep elini tutuyordum, o da benim elimi tutuyordu, sıkıyordu ama son günlere doğru elimi sıkmaz oldu, anladım ki; yavaş yavaş gidiyor…” 

*** 

Herkes…

Rahşan Hanım’ı dominant bir hanımefendi olarak bilir ama…

Aslında…

O büyük aşkın kahramanı…

Eşini kızdırmaktan çekinirdi…

Bülent Ecevit, “Tamam Rahşan, tamam!” dediğinde…

Hemen susardı…

Her şeye rağmen…

Şartlar ne olursa olsun…

Birbirlerinin ellerini hiç bırakmadılar…

*** 

Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük siyasetçilerden…

Bülent Ecevit’in…

Bugün (5 Kasım)…

Aramızdan ayrılışının 16’ncı yılı geride kalıyor…

O’nu rahmetle anıyoruz…

*** 

Bitiriyoruz…

Bi’düşünün…

Kaç erkek hayat arkadaşı için şu satırları döktürür:

Birlikte öğrendik seninle…

Avcumuzda yüreği çarpan kuşa sevgiyi…

El ele duyduk kumsalda…

Denizin milyon yılda yonttuğu taşa sevgiyi…

Bugün…

Birbirlerine böyle seslenen sevgililer kaldı mı?

Varsa eğer…

Aşk, neden artık her şeyin ilacı olamıyor?

Nokta…

Sonsöz: “Hayatta en zor olan şey, gerçek aşkı bulmak değildir… Daha da önemlisi onu her zorluğa karşı sürdürebilmektir… / Anonim…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Mehmet Füzün 5 Kasım 2022 Cumartesi 12:00

Tek kelime ile MUHTEŞEM. Hem içerik hem de anlatım.

Yorumu oyla      3      3  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Kazanan yok, kaybedenler Gazze’deki Müslümanlar
Tayfun MARO
Tayfun MARO
İki yüzlü ahlak her yerde…
Çağdaş ÖZGÜN
Çağdaş ÖZGÜN
Fotoğraf: İnsanlığımızı yitirirken soytarıya mı dönüşüyoruz?
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
'Dön evine bitsin bu çile' demek yeter mi?
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk'ü anlamak...
Oytun NALBANTOĞLU
Oytun NALBANTOĞLU
Göztepe gün sayıyor!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Koltuklar devredilirken!
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Aklıma 'Doğan Kardeş' geliverince… 
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Sandık tartışması...
Dr. Hakan Tartan
Dr. Hakan Tartan
Uzlaşma, akıl ve kızıl düve üzerine!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva