Yerel Yönetimler

Yaya Derneği’nden 5 Haziran çıkışı: Otomobil merkezli kent yaşama tehdit!

Yaya Derneği, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yayımladığı açıklamada çevre haftasının kutlama değil, ekolojik yıkımla yüzleşme süreci olması gerektiğini vurguladı; otomobil merkezli kent politikalarının karbon salımını artırdığına ve yaşam hakkını tehdit ettiğine dikkat çekti.

Abone Ol

EGEDESONSÖZ - 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında açıklama yapan Yaya Derneği, Çevre Haftası’nın “kutlama” diliyle ele alınmasına itiraz ederek, sürecin giderek derinleşen ekolojik krizle yüzleşme zemini olması gerektiğini vurguladı.

Dernek, yaptığı değerlendirmede çevre sorunlarının yalnızca doğa tahribatı değil, yaşam hakkını doğrudan etkileyen çok katmanlı bir kriz haline geldiğini belirtti. Açıklamada, insan ihtiyaçlarının ekosistem dengesi gözetilmeden karşılanmasının temel sorun olduğu ifade edilerek, doğanın “sınırsız kaynak” gibi görülmesinin kritik bir kırılma yarattığına dikkat çekildi.

Yaya Derneği, kentlerdeki ulaşım politikalarının çevresel yıkımın önemli başlıklarından biri olduğuna işaret etti. Açıklamada, otomobil merkezli kent planlamasının karbon salımını artırdığı, hava ve gürültü kirliliğini büyüttüğü ve kamusal alanları daralttığı belirtildi.

Dernek, çözümün ise yaya öncelikli ve insan odaklı kent politikalarından geçtiğini vurguladı. Güvenli, erişilebilir ve engelsiz yaya ulaşımının sağlanması, toplu taşımanın güçlendirilmesi ve bireysel araç kullanımının azaltılması gerektiği ifade edildi.

Açıklamada, kentlerde yayaların güvenli hareket edememesinin yalnızca bir trafik sorunu olmadığı, aynı zamanda doğrudan bir yaşam hakkı ihlali olduğu savunuldu. Kaldırımların işgali, yaya geçitlerinin yetersizliği ve kamusal alanların araçlara açılmasının sürdürülebilir olmadığı vurgulandı.

Açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere tüm kamu kurumlarına seslenilerek, Çevre Haftası’nın sembolik etkinliklerle sınırlı kalmaması gerektiği ifade edildi. Dernek, yerel yönetimlerin de yalnızca etkinlik düzenleyen değil, somut çözüm üreten aktörler haline gelmesi gerektiğini belirtti.

Yaya Derneği, açıklamasının sonunda Çevre Haftası’nın bir “kutlama dönemi” değil, yıl boyunca izlenmesi gereken çevresel hedeflerin tartışıldığı bir farkındalık süreci olması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, insan ve yaşam odaklı kent politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiği ifade edildi.



Açıklamanın tamamı şu şekilde:

"Çevre Haftası Kutlama Değil, Ekolojik Yıkımla Yüzleşme Haftasıdır"

5 Haziran Dünya Çevre Günü ve Çevre Haftası, Yaya Derneği açısından bir kutlama haftası değil, insan eliyle giderek derinleşen ekolojik yıkımın ve çevre sorunlarının görünür kılınması gereken bir dönemdir.

Bugün yaşadığımız çevre sorunları, yalnızca doğayı değil, tüm canlıların yaşam alanlarını tehdit eden çok boyutlu bir kriz haline gelmiştir. Sorunun temelinde, insan ihtiyaçlarının ekosistemle uyumlu biçimde karşılanması yerine doğanın sınırsız bir kaynak gibi görülmesi ve yaşam hakkının göz ardı edilmesi bulunmaktadır.

Yaya Derneği olarak çevre meselesine kent yaşamı ve ulaşım politikaları açısından yaklaşıyoruz. Kentlerde güvenli, erişilebilir ve engelsiz yaya ulaşımının sağlanması, toplu taşımanın güçlendirilmesi, bireysel otomobil kullanımının azaltılması ve insan odaklı ulaşım politikalarının geliştirilmesi; çevre ve iklim krizine karşı atılması gereken temel adımlar arasındadır.

Karbon emisyonlarının artması, hava ve gürültü kirliliğinin büyümesi, kentlerin otomobil merkezli planlanması ve kamusal alanların araçlara ayrılması yalnızca bir ulaşım sorunu değil, aynı zamanda önemli bir çevre ve yaşam hakkı sorunudur.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere yerel yönetimlerin, sağlık kurumlarının ve ilgili kamu kuruluşlarının Çevre Haftası'na yalnızca sembolik etkinlikler çerçevesinde değil, somut sorunların çözümüne odaklanan bir anlayışla yaklaşmaları gerektiğini düşünüyoruz.

Kentlerde yayaların, çocukların, yaşlıların ve engelli bireylerin güvenli hareket edemediği; kaldırımların, yaya geçitlerinin ve kamusal alanların yeterince korunmadığı bir ortam sürdürülebilir değildir. Mevcut yasal düzenlemelere rağmen gerekli önlemlerin alınmaması sonucu yaşanan yaya ölümleri ve yaralanmaları, yalnızca bir trafik sorunu değil, aynı zamanda bir çevre ve yaşam hakkı ihlalidir.

Otomobil merkezli kent anlayışının sürdürülmesi, toplu taşımanın yeterince teşvik edilmemesi ve sürekli yeni araç üretimini esas alan ekonomik yaklaşım, ekolojik yıkımın önemli nedenleri arasındadır. Her yeni araç; daha fazla enerji tüketimi, hammadde kullanımı, yeni yollar ve otoparklar ile doğal alan kayıpları anlamına gelmektedir.

Bu nedenle Yaya Derneği olarak 5 Haziran Çevre Haftası'nı bir kutlama haftasından çok; çevresel sorunların, ulaşım politikalarının, yaya haklarının ve ekolojik yıkımın tartışıldığı, çözüm önerilerinin geliştirildiği ve yıl boyunca izlenmesi gereken hedeflerin ortaya konduğu bir farkındalık haftası olarak görüyoruz.

Önümüzdeki yıllarda, özellikle Türkiye'nin uluslararası iklim gündeminde daha fazla sorumluluk üstleneceği süreçlerde, insan ve yaşam odaklı ulaşım politikalarının geliştirilmesi, toplu taşımanın güçlendirilmesi ve yaya öncelikli kentlerin oluşturulması artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Yaya Derneği olarak tüm kurumları ve karar vericileri çevre sorunlarına kutlama diliyle değil, sorumluluk ve çözüm diliyle yaklaşmaya davet ediyoruz

Yaya Derneği Yönetim Kurulu