‘Yaşasın Venizelos’ mu diyeceklerdi?

Abone Ol

Yetiştirdiği ünlülerle, 130 yıllık köklü tarihiyle İzmirliler'in gönlünde ayrı bir yeri vardır Atatürk Lisesi'nin.

'Başbakanların Okulu' diye de adlandırılır. 2 Başbakan, 2 Genelkurmay Başkanı, sayısız sanatçı, bakan, diplomat mezun vermiştir.

Ancak, 1915'te hiç mezun verememiştir. Lise son sınıf öğrencilerinin tümü cepheye gitmiştir çünkü.

Kurtuluş Savaşı'nda da birkaç yıl boyunca mezun veremedi.

Üstelik bu kez sadece lise son sınıflar değil, 9. sınıflar bile gitti cepheye. Uzunca bir süre 'Mezuniyet Töreni' yapılamadı bu okulda.

O nedenle direniş ruhunun simgesidir aynı zamanda Atatürk Lisesi. Yunan işgaline karşı ilk örgütlenmenin fitilinin ateşlendiği yerdir.

Yunan işgalinde ilk kurşunu sıkan Gazeteci Hasan Tahsin, sonraki yıllarda Atatürk'ün Milli Eğitim Bakanı yapacağı Atatürk Lisesi öğretmenlerinden Mustafa Necati Bey, Miralay Kazım Bey, Miralay Fethi Bey, Vasıf Çınar ve birçok vatansever Atatürk Lisesi'nde biraraya gelip, işgale karşı o ünlü 'Redd-i İlhak' bildirisini orada hazırlamıştır.

Bildiri işgalden bir gece önce tüm İzmir sokaklarına dağıtılmış ve bir miting organize edilmiştir.

'Teslim Olmayacağız. İlhak etmeyeceğiz. Gerekirse vatanımız için kanımızı feda edeceğiz' sözlerinin yer aldığı bildirinin ardından kanını ilk feda eden de Hasan Tahsin oldu.

Ertesi gün yani, 15 Mayıs 1919'de kente giren Yunan askerlerine karşı konulmaması talimatını alan tüm Türk subay ve erleri kışlalarında acımasızca katledildi.

Hükümet Konağı ve resmi dairelerdeki memurlar gemilere götürülüp günlerce aç bırakıldı. 'Yaşasın Venizelos' diye bağırmaya zorlandılar. Boyun eğmeyenler oracıkta şehit edildi.

Böylesine acı bir işgali yaşamış ve o işgale karşı öğrencilerinin neredeyse tamamını şehit vermiş Atatürk Lisesi'nin bugünkü mezunları ise, geçtiğimiz hafta düzenlenen törenle mezuniyet coşkusunu yaşadı.

Bugün özgür bir şekilde, bir Türk okulundan mezun olabilmeleri için hiç düşünmeden canlarını feda eden mezun olamamış eski lise öğrencilerini elbette unutmadılar.

Onlar için hep bir ağızdan İzmir Marşı'nı seslendirdiler.

İzmir'in dağlarında çiçekler açar.
Altin güneş orda sırmalar saçar.
Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar.
Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa.

İzmir'in dağlarında oturdum kaldım
Şehit olanları deftere yazdm.
Öksüz yavruları bağrıma bastım
Kader böyle imiş ey garip ana
Kanım feda olsun güzel vatana

Bu marş ve bu sözler, hangi gerekçeyle, hangi akılla bilinmez okul müdürünü rahatsız etti.

Atatürk Lisesi''nde ne bekliyordu acaba? 'Yaşa Venizelos Paşa' sloganlarını mı?

Müdür Bey, hep bir ağızdan marş söyleyen öğrencileri bastırmak için çok anlamlı (!) bir şarkıyla karşılık verdi. Hoporlörlerden Daddy's Grup'un İspanyolca remix parçası 'Latido' yu son ses açtı.

Marşı ısrarla söylemeye devam eden öğrencileri elbette ki susturamadı. Hoparlörlerin fişini çeken öğrenciler, bir de Onuncu Yıl Marşı'nı seslendirerek geceyi tamamladı.

Şimdi o müdüre birilerinin Atatürk Lisesi'nde olduğunu, yüzlerce öğrencisini şehit vermiş bir okulda Kurtuluş Savaşı'nın simge olmuş Marşı'nı söylemekten daha doğal bir şey olmadığını anlatması lazım.

Müdürün yaptığına tepkisiz kalmak ve onu hala o görevde bırakmak 'Suça ortaklık' tan başka bir şey değildir.

Gereği yapılmalı ve müdürün derhal istifası alınmalıdır.