Vicdani ret diyenleri de benim vicdanım reddediyor

Abone Ol
Vicdani ret...
Bedelli askerliği içine sindirebilen hükümet ve tayfasının son numarası… Oysa ki, ben daha bunu içime sindirememişken, şimdi de bu...
Tek bir konserinde yüzbinlerce euro alan bir popçu, milyon eurolar telafuz edilmeden topa şut çekmeyen bir topçu, bir dizinin tek bir bölümünden onlarca bin euro alan yeni yetme ''sanatçı'' takımıyla, mahalledeki bakkal Mehmet Efendi'nin oğlu aynı parayı, onbin euroyu verip bedelli askerlik yapacak ha... Yok yaaaaa...
Bankalar kolaylık tanıyacakmış, özel kredi faizleri belirlenecekmiş, bak kredi kartıyla bile yapılabilecekmiş, bık bık bık... Sonra gelsin ödeyememeler, gelsin icralar, biraz daha bükülsün Mehmet Efendi'nin beli, asgari ücretle aile geçindiren genç ödeyeceğim diye didinsin dursun...
Yok arkadaş, ne anlıyorum, ne de içime sindirebiliyorum ben bunu...
* * *
Şimdi de vicdanı ret...
Biraz gezindim nette, nedir bu vicdanı ret diye...
Gördüm ki, bu terim sadece askerlik için kullanılıyor..
Kısaca ''askerlik yapacaksın koçum''a ''yok abi yapmasam'' demek, başka açıklaması yok...
Hiç kimse kusura bakmasın ama, vicdani ret gibi bir kavramın arkasında ancak, dağ taş elinde tüfek, sırtında erzakla dolaşmayı totişi yemeyen durur… Totiş korkusunu da ' yeeeaa ben hümanistim, özgürlükçüyüm, elime silah alamam insan öldüremem yaneeee' nutuklarıyla süsler… Geçiniz efendim, geçiniz….
Bu vatan topraklarında doğanlar, her zaman bir vatan borcuyla doğar, arkadaş… Bu borç; ayağı çıplak savaşıp da yanında ölen arkadaşına saygısızlık yapmamak için çarığını almayan askere, uçağı düşerken insanlara zarar vermemek için atlamayıp hayatını kaybeden pilota, şehit olan oğlunun ardından 'bir oğlum daha var, o da feda olsun' diyen anaya ve daha binlercesine olan borçtur... Bu toprakların her karışı şehit kanıyla sulanmıştır, o yüzden bu vatanda yaşamak, bu borcu ödemeyi gerektirir…
Bütün dünya aynı anda vicdani retçi olmadıkça, saçma sapan bir terim işte… Vatanına saldırılan hiç kimse vicdani retçi olamaz, tabii eğer retçiliğinden bahsettiği vicdana sahipse…
Düşünsenize, kışın kurtların tehdit ettiği bir köyü, geceleri sırayla nöbetleşe korurken, (çok çok geçerli bir mazereti bulunmadıkça) nasıl herhangi bir evin erkeği 'ben nöbet tutmak istemiyorum' diyemezse, vicdani ret de aynen o kadar kabul edilemez benim açımdan…
Bir insan kişisel olarak militarizme karşı olabilir, çok doğal bu… Ama ülkenin güvenlik sorunları çok yönlü olarak ele alındığında, durumun kişisel yönü çok da fazla önem arz etmez…
Askerlikle ilgili yanlışlar, aksaklıklar, eksiklikler ve yanlış uygulamalar yok mu? Elbette var…Ama doğrularla gerçekler çok farklı şeylerdir… Savaş elbetteki kötüdür, kimse istemez… Ama her an her ülkenin karşısına çıkabilecek bir durumdur… Bu işin duygusallıkla bir alakası yoktur…
Birinin canınıza, malınıza ya da sevdiklerinize zarar vermesi durumunda karşı koymakla eş değerdir… Böyle bir durumda 'ben militarizme karşıyım ben öldürmeye karşıyım' diyerek sırtınız döner gider misiniz?
* * *
Peki, bu ülkede vicdanların reddeceği hiç mi başka şey yok...
Mesela benim ahlak görüşüm, dini inançlarım ve kendi siyasi görüşüm bu ülkedeki pek çok şeyi reddediyor… O ne olacak?
Mesela, benim ülkem bir yangın yeriyken, elalemle uğraşan gövde gösterisi yapan siyasiler, mesela ülkenin büyük bir kısmı ciddi ekonomik sefalet yaşarken, sistem sayesinde giderek zenginleşenler, mesela insanları diplomalı cahiller olarak yetiştiren başımızdan eksik olmayası eğitim sistemi, mesela adalet sistemimiz sayesinde halı altına süpürülen ensest ilişkiler, tecavüz dayanışmaları, tacizler, kendi rızasıyla 26 kişinin tecavüzüne uğradığı söylenen 12 yaşındaki kızlar, tüm bu pisliklere sesini çıkarmayıp sadece güç peşinde koşan dini kesim, daha neleeer, neler...
Yahu bunlar hiç mi vicdanları rahatsız etmiyor bu ülkede, yoksa bende mi bir tuhaflık var?
Hem vicdani ret gibi bir olay kabul ediliyorsa, güncellenen vergileri vermek istememek de aynen bu kapsamda değerlendirilebilinir, isteyen verir isteyen ''vicdanım reddediyor'' der vermez, sonuçta ikisi de zorunlu ve her Türk vatandaşının görevi, aynı kapıya çıkmıyor mu?
* * *
Bir ülkede günde 24 şehit veriliyorsa o ülkede vicdani ret ve paralı askerlik gibi muhabbetlerin edilmesi ne kadar doğrudur?.. Hakkari'de Tunceli'de onar onar yirmişer yirmişer şehit düşenleri duyunca, reddeden vicdanlar hiç mi sızlamıyor/sızlamayacak?
Şimdi kimse bana öldürme yanlısısın özgürlükçü değilsin, insanın en doğal hakkıdır, insan haklarından bihabersin falan diyemez…
Ben Atatürk kızıyım arkadaş, bana göre vicdani ret Mustafa Kemal olmamaktır, o kadar…
Dipnot 1: Vicdani ret ille de aynen bedelli gibi kabul edilecekse o zaman çok ağır bedelleri olmalı… Avrupa'da böyle böyle demekle olmaz, burası Türkiye… Onlardan kopya çekmek yerine bu ülkenin dokusuna uygun şekilde belirtilmeli ret şartları… Mesela, ömür boyu memuriyetten men edilsin, memur ise işten çıkarılsın, emeklilik yaşı askerliğini yapana göre 6 yıl fazla olsun, askerlik süresinin 5 katı kadar sürede asgari ücretle kamu görevinde çalıştırılsın , belediyelerde temizlikçilik çöpçülük, barınaklarda bekçilik gibi… Hatta daha da ağır şartlar olabilir, beni bozmaz…
Dipnot 2: Eline bayrağı alıp da sokaklarda 'şehitler ölmez vatan bölünmez' diye bağıran, ama bir yandan da 'bedelli askerlik' için gün sayan insanların da kafası iyice karışmış, bunu gördüm 2 gündür… Anlaşılan o ki, bedelli yerine vicdani retçi oluruz diye düşünür olmuşlar… Aferin size, aferin…. Hükümet de bunu gördüğü için mi acaba yangından mal kaçırır gibi bedelliyi çıkarıp hazineyi doldurma planları yapıyor?

Dipnot 3: Vicdani reddin bedelliyle aynı dönem gündeme gelmesi hayli ilginç, durum meali şu: Paran varsa yırtarsın, yoksa vicdani retçi olur ömür boyu damgalı eşek gibi yaşarsın…