Devlet Bakanı Zafer Çağlayan çok sevimli, çok sempatik bir insandır.
Uzun yıllar Ankara Sanayi Odası başkanlığı yaptı. Muazzam bir ticari zekaya sahiptir.’¶ Özellikle AVM denilen alışveriş merkezlerinde ve ileride kıymetlenecek ve imara açılacak arazilerin alımlarında; devlet ve iş aleminin büyüklerinden, İ. Melih Gökçek, Sinan Aygün ve Rifat Hisarcıklıoğlu ile ortaklıkları vardır.
Ankara’’nın önemli yerlerinde yapılan dedikodulara göre, bu dört arkadaşı yani ’“Mahşerin Kare As’’ları’”nı silkelerseniz, Türkiye’’nin iç borç miktarında önemli düşüş olacaktır!
Zafer Başkan bu ekonomik başarılarından sonra, fikir yapısı uyuşmasa da Tayyip Abi’’sinin emri ile AKP’’ye girdi.
Önce Sanayi Bakanı yapıldı, sonra her gördüğü suya dalan Kürşat Tüzmen, Gaziantep ve Mersin dolaylarında özellikle gümrüklerde dalıp da çıkamayınca onun yerine Devlet Bakanı oldu.
Bu kısacık tanıtımdan sonra esas konumuza geliyoruz.
Zafer Bakan- Başkan 10. Şubat’’ta yaptığı konuşmada, ’“BANKALAR DESTEK VERSE FARKLI YERDE OLURDUK’” dedi.
Bakan-Başkana iki konuda hatırlatmamız olacak:
Sayın Bakan-Başkan, mensubu olduğunuz AKP İktidarı zamanında Türk Sermayeli Bankaların çoğu yabancılara satıldı. Şimdilik elimizde Ziraat, Vakıf, Halk ve İş Bankası kaldı. Yabancıların eline geçen bankaların sahipleri ne sizi tanır, ne de sizin insanınızı.
İkinci konu, sizin de içinde bulunduğunuz AKP Hükümeti’’nin uyguladığı ’“BORÇLANMA’” politikası gereği tüm bankalar sanayiciye, yatırımcıya, tüccara, esnafa kredi vereceğine, ’“Devlete Para Satmayı’” daha karlı buluyorlar.
Vatandaşın durumunu mu soruyorsunuz?
Lütfen ödenmeyen çek- senet miktarlarındaki artış oranına ve icra dairelerindeki iş yükü artışına bir bakın, vatandaşın durumunu anlarsınız.
Son tavsiye, eskiden hiç yanından ayrılmadığınız, fakat şimdi Tayyip Bey’’in korkusuna ziyaret etmediğiniz Sayın Cumhurbaşkanı DEMİREL’’İ gece, kimseye görünmeden ziyaret edin, size üç zarf’’ın hikayesini anlatsın.
AKP TİPİ ÖZELLEŞTİRME
Adı gibi gerçek bir Müslüman olan, MÜMİN Gökalp, Tekel’’in Paşabahçe’’deki içki fabrikasını geçen sene 303 Milyon TL’’ya aldı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’’ndan yapılan açıklamaya göre, MÜMİN kardeşimiz, devlete şimdiye kadar 50 bin TL teminat tutarından başka para ödememiş. Özelleştirme bedeli olan 303 Milyon TL’’yi Kasım 2009’’da ödemesi gereken MÜMİN kardeşimiz, erteleme istemiş, ÖİB hemen kabul ederek şimdilik Mart 2010’’a ertelemiş ve AKP’’nin tüm MÜMİN’’lerinden hayır-dua almıştır.
İmanı büyük MÜMİN kardeşimiz bu arada bazı müteahhitlere başvurarak, kendi gibi Mümin olan Kadir Topbaş adına araziye imar sözü vererek aradan 75 Milyon liracık gibi ufak bir meblağı cebe indirmek gibi tamamen halisane bir çalışmanın içine girmiştir.
Olay takip edilmekte ve şimdiden ciddi bir ’“YÜCE DİVAN’” dosyası daha hazır hale getirilmektedir.
EMİNE HANIM ÇARE SİZSİNİZ!
Gelişmiş demokrasilerde Başbakanların çözemediği problemleri sayın eşleri çözer! Geçenlerde İtalya’’nın ciddi krize girmesinin sebebi de bu idi. Eşinden ayrılan BİRADER BERLUSKONİ problemleri çözmede yetersiz kalınca, eşi olmadığı için şaşırıp kaldı ve tüm işler tıkandı.
Çok şükür bizim öyle bir problemimiz yok.
TEKEL İŞÇİLERİ ile ilgili problemi Başbakan çözemeyince, devreye Başbakanımızın eşi Emine Hanım girdiler ve açlık orucundaki Tekel İşçileri ile görüştüler.
Başbakanımızı sinirlendirmeden onunla konuşma taktikleri veren Sayın Başbayan, işçilere ’“kurşun döktürdü’” ve onları uğurladı.
İşçiler çıkışta ’“tatmin olduklarını’” fakat konuşmama kararı aldıklarını bildirdiler.
O sırada YÖK Başkanını fırçalamaktan pardon ziyaretten çıkan Başbakan gazetecilere; ’“Eşimi Politikaya alet etme’” diye Sayın Deniz Baykal’’a bağırıyordu’…