Metehan UD/ EGEDESONSÖZ - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), Resmî Gazete’de yayımladığı ilanla ülke genelinde 115 maden sahasını kapalı teklif ve ardından açık artırma usulüyle ihaleye açacağını duyurdu.
İhale listesinde yer alan sahalar arasında en dikkat çekici ve tepki çekmesi beklenen noktalar ise Manisa sınırlarında yer alıyor. İhaleye çıkarılacak alanlardan iki tanesi, Türkiye’nin uluslararası alandaki en önemli jeolojik miraslarından biri olan Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı sınırlarının adeta burnunun dibinde bulunuyor.
Uydu ve harita verilerine bakıldığında, ihale kapsamına alınan 77 hektar büyüklüğündeki iki maden sahası, bölgenin simge jeolojik oluşumlarından Sandal Divlit Volkan Konisi’ne yaklaşık 1 kilometre mesafede yer aldığı görülüyor.
Sandal Mahallesi (Sandal Köyü), Gökçeören ve Saraçlar hattının hemen ortasında kalan bu sahalar; hem volkanik lav akıntılarının (bazalt örtüsü) bittiği hassas ekolojik eşikte yer alıyor hem de köylülerin aktif olarak işlediği tarım arazileriyle iç içe konumlanıyor.
DÖRDÜNCÜ GRUP MADEN ARANACAK
Söz konusu sahalar için ihale şartnamesinde belirlenen arama ruhsatı türü dördüncü olarak açıklandı. Maden Kanunu’nun en kapsamlı ve çevresel etki alanı en yüksek kategorisi olan IV. Grup; endüstriyel minerallerin (feldspat, kuvars, bentonit vb.) yanı sıra altın, gümüş, bakır, demir, kurşun, çinko, krom gibi ağır metalik madenleri ve linyit/kömür gibi enerji hammaddelerini kapsıyor. Arama ve olası işletme aşamasında sondajlar, kırma-eleme tesisleri, açık ocak işletmeciliği ve hatta kimyasal ayrıştırma yöntemlerinin gündeme gelebildiği IV. Grup madencilik faaliyetleri, bölgedeki jeolojik yapıyı doğrudan tehdit etme potansiyeline sahip.
KULA SALİHLİ JEOPARKI HAKKINDA
Kula-Salihli Jeoparkı sahası doğal, jeolojik, kültürel ve arkeolojik zenginliğinden dolayı antik dönemlerden günümüze dek pek çok seyyahın ve araştırmacının ilgisini çekmiş ve eserlerine konu olmuştur. Keppel (1830), Hamilton ve Strictland (1841), Texier (1862), Bresh ve Premerstein (1891), Washington (1900), Philippson (1914) bunlardan yalnızca bazılarıdır. Kula ve çevresinde peribacalarından karstik mağaralara, kanyonlardan volkan konilerine pek çok doğal miras bulunur. Üstün nitelikli jeolojik ve jeomorfolojik mirasın yanı sıra Kula, çok iyi korunmuş Osmanlı kent mimarisiyle zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir.
Prehistorik insan ayak izleri ile birlikte tüm volkanik yapı ve şekiller ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel, kültürel, rekreasyonal ve turistik amaçlara hizmet edebilecek değerde doğal ve kültürel unsurlardır.
Kula-Salihli Jeoparkı sahası Paleozoik yaşlı metamorfik kayaçlardan (şist, gnays, serpantinit) prehistorik volkanik püskürmelere dek yer kürenin 200 milyon yıllık geçmişine ışık tutan zengin bir jeolojik çeşitliliğe (geodiversity) sahiptir.
Kula-Salihli Jeoparkı sahasının oluşumunda tektonik faaliyetler geniş yer tutar. Kula-Salihli Jeoparkı'nın içerisinde bulunduğu Ege bölgesi kıtasal çarpışma ve dalma batma süreçlerinin kontrolü altında dünyanın tektonik (depremler, volkanlar) bakımından en aktif sahalarından birisidir.
Kula'da günümüzden kabaca bir milyon yıl önce başlayan volkanik faaliyetler üç ana püskürme döneminin ardından nihayet günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce son patlamalarıyla Türkiye'nin en genç geniş ölçekli volkan topoğrafyalarından birini oluşturmuşlardır.
Kula'nın Jeopark ilan edilme sürecinin 10 yıllık bir geçmişi vardır. Bu süreçte çeşitli araştırmacılarca pek çok değerli eser ortaya koyulmuş olsa da planlama hataları ve tecrübe yetersizliği nedeniyle bu girişimlerin tamamı sonuçsuz kalmıştır. 2011 yılında Kula Belediyesi himayesinde ve Jeopark uzmanı Dr. Erdal Gümüş koordinatörlüğünde hayata geçirilen “Kula Volkanik Jeoparkı Avrupa Jeoparklar Ağı Başvuru Eylem Planı 2012” inisiyatifi neticesinde nihayet 4 Eylül 2013 tarihinde Kula Volkanik Jeoparkı Türkiye'nin ve Avrupa'nın ilk ve tek UNESCO Jeoparklar Ağı üyesi ilan edilmiştir
Turistik amaçla ziyarete gelenlere doğada yürüyüş fırsatı sunan 2 bin 320 kilometrekarelik jeopark, yer bilimcilere de bilimsel çalışma yapma olanağı sağlıyor.
Jeoparkta volkan konileri ve sönmüş lav kalıntılarını inceleyen öğrenciler ve bilim insanları, bölgeden taş örnekleri de toplayabiliyor.