Ümit Usta’’nın düğünü!..

Abone Ol
Geçtiğimiz cumartesini pazara bağlayan akşam Ümit Ustanın nikahına törenine davetliydim.
Esasen bizzat kendisinden davet aldığım andan itibaren içimi büyük bir heyecan kaplamıştı. Günler yaklaştıkça acaba ne giysem diye derinden derine düşünmeye başlamıştım.
Bir türlü hangi elbiselerimi giyeceğime karar veremiyordum. Hangi kol düğmelerini takacaktım; sedef işlemeli olanları mı yoksa pırlanta kakmalı olanları mı?Tanrım ne zor zanaattı bu patron düğününe katılmak?...
Eş dostla haberleşerek, düğün gecesi ile ilgili fikir yürüterek günler geldi ve geçti’… Evet, baloya saatler kalmıştı ve ben hala hazır değildim. Bir şeyler eksikti fakat o eksikliği bir türlü bulamıyordum.
BİZ ÜÇ KİŞİYDİK:
Heyecanım hat safhadaydı, adrenalin yüksekliği, nabız, tansiyon ve daha ne arasanız hepsi var! Lakin bir tek O yok!
Derken ilham oldu, per-i suret hayal oldu ve buldum! Evet eksik olan düğüne beraber gidebileceğim ’“güzel bir bayandı’”!...
Derhal telefonumu tuşladım ve O güzel bayanı aradım, ikimizin de davetli olduğu bu düğüne beraber gitmemiz gerektiğini söyledim. Çok nazik biri olduğu için kırmadı tabii. Saati kesinleştirdik. Hazırlıklara başladım.
Artık kol düğmelerinin ne önemi vardı?Hiç’… Hazırlandım. Yola koyuldum. Kararlaştığımız vakitte hanımefendiyle buluştuk. Kendisi önemli bir gazeteci olduğundan dolayı evvela bu iş yoğunluğunda birlikte gitme davetimi kabul ettiği için kendisine çok teşekkür ettim.
Yola koyulduk, derken bir büyüğümüz bizi aramaz mı?... Düğüne O da davetliydi, üç kişi olduk. Arabada İzmir’’in önemli bir bürokratı, önemli ve güzel bir gazetecisi bir de ben, abd-ı aciziniz’…
Şimdi heyecanımın yanında içimi tarifsiz bir coşku kaplamıştı. Düğüne katılan en esrarengiz kare bizdik’… Böylesine önemli bir birlikteliğe adım atan sevgili patronumun düğününe çok üst düzeyde bir katılım sağlıyordum. Hatta yanımda bulunanların önemi sayesinde terfi bile alabilirdim. Kim bilir, köşe yazarları sıralamasında bir iki basamak üste yazılacaktı belki adım’… Belki de’…
YOLU KARIŞTIRIYORUM:
Yol uzayıp duruyordu. Sohbet halinde olduğumuzdan fark edememiştik, ben yolları şaşırmıştım. Dakikalarca yolda olduğumuz halde bir türlü salona varamadık. Bu şoförlük bana göre değildi anlaşılan.
Çok dolaştığımız halde nihayet salonun yakınlarına varabildik. Sorduk soruşturduk tam yerini bulduk. Gecenin muhteşem üçlüsü yani biz, içeri girdiğimizde anladım ki gelmekle çok iyi yapmışız. Dekorasyon müthişti. İnsan ancak böyle bir yerde saadete adım atabilirdi. Usta gene iyi seçim yapmıştı.
Çikolatalarla ve kolonyalarla karşılandıktan sonra içerinin büyüsüne kapılarak kendimize güzel bir yer seçtik’… Masamızı büyük bir beceri ve çabuklukla donatan garsonlara şaşırıp kalmıştık; içecek ve meşrubatlarımızı yudumlarken lezzetli kanepeler tabak tabak önümüze serilmişti bile’…

İçeride birbirinden şık erkekler ve bayanlar gecenin terkibine o kadar uygundular ki anlatamam. Her şey muhteşem ve yerli yerindeydi ve artık davetliler salona akmaya başlamıştı’…
DİĞER MİSAFİRLER:
Gözümüz kapıdaydı, hem kendi kendimize laflıyor hem de gelenleri meraklı gözlerle süzüyorduk.
Derken dumura uğradık içeri giren hanımefendiyi çok iyi tanıyorduk; TBMM Başkanvekili Sayın Güldal Mumcu!... Olamaz, burada ne işi vardı?Bu şaşkınlıkla birbirimize bakarken CHP’’nin polit bürosundan yöneticiler, milletvekilleri, Belediye başkanları hepsi birden salona gelmişlerdi bile!
Saymaya kalksam kesin protokol hatası yaparım. O yüzden saymayayım da genelleme yapayım. Kimler yoktu ki, CHP’’nin bütün gediklileri orada, yeniler, eskiler; yöneticiler, başkanlar vesaire’…
YANLIŞ YERE GELMİŞİZ!
Yolu şaşırmakla kalmamış, anlaşılan düğün yerine CHP Genel Kuruluna getirmiştim dostlarımı. Derhal özür diledim. Ben şimdi sizi nikah salonuna götürürüm diyecek oldum ama bu defa da Onların azarlar gibi bakışlarıyla karşılaştım. Sustum tabii.
Artık dualar ediyordum, hatamı düzeltmeliydim. Sen düğüne gidiyoruz diye al iki güzel insanı CHP Kongresine götür! Nasıl yapmıştım bu hatayı Tanrım!... İçimden bildiğim bütün sure ve duaları okumaya başladım.
Zaman akıp gidiyordu. Salonun orta yerinde etrafımızdakilere gülücükler atarak durumu kurtarmaya çalışıyorduk. Neyse ki bürokrat büyüğümüz ve güzel gazeteci arkadaşımın tanıdığı çok olduğu için ben arada kaynıyordum’…
İçimi korku sardı bu defa! Bu kadar CHP’’linin arasında kaldım ya şimdi bana ’“rozet’” takmaya kalkarlarsa, ne yapardım?Eyvah ki, ne eyvah!... Bunun imkanı yoktu, ama yine de gardımı aldım!
Az sonra toplantının açılış konuşması yapılacak gibiydi. Ortalık hareketlendi, koşuşturmalar başladı. Ben de durumu fark edip sırtımı duvara vermek istedim. Neme lazım benim gibi birini tavlamak istemiş olabilirlerdi. Yağma yok! Ben mevziim de stratejimi kurdum. Gez ’– göz- arpacııııık, demeye kalmadı bir gümbürtü koptu ki anlatamam’…
Salonun hiç dikkat etmediğim tarafından, hatta yüksekçe bir yerinden bütün yakışıklığıyla Ümit Usta ve tam karşısında etkileyici güzelliği ile muhterem refikaları göründü’… Romantik bir müzik eşliğinde merdivenlerden aşağıya iniyorlardı; havai fişekler gökyüzünün karanlığını ışıklarıyla yırtıp lemeat ediyor, yerden fışkıran ışık volkanları çiftin sahneye giden yolunu aydınlatıyor, üzerlerine dökülen konfetiler saadet damlaları olarak başlarına yağıyordu.
Sahne muhteşemdi. Görülmeye değerdi’… Mutluluk bu olsa gerekti ve birbirlerine çok yakışmışlardı. Bu defa dualarım Onlar içindi’…
Bir az önceki vehim ve zanlarımdan uzaklaşmak üzereydim. En azından yanlış yere gelmemiştik(!). Evet yer burasıydı ve bütün davetliler sadece o iki güzel insan için mesafelerce uzaklardan kopup gelmişlerdi.
Çok güzel bir geceydi, ömrüm oldukça unutamayacağımı biliyorum. Bir de sevgili Ümit Yaldız Ustaya ve muazzez ve muhterem eşlerine engin saadetler diliyorum.
Güzeldi. Güzeldi. Çok güzel bir geceydi’… Bir ömür boyu güzellikler sizinle olsun!...