Somut olmayan kültürel miras nedir? Bu hiç aklımıza geldi mi? Haftalardır güzel Anadolu’muzun Bronz çağı tarihinden söz ediyorum. Ancak bizim de elle tutulur bir şekilde Anadolu mirasına eklediğimiz şeyler var. Bunları sevgili öğrencim Ceren Miral Çavdırlı’nın bilgilendirmesiyle buraya aktarıyorum.
DEÜ, İşletme Fakültesi, Turizm İşletmeciliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Ceren Miral Çavdırlı, lisans ve yüksek lisans derecelerini İktisat ve Avrupa Birliği alanlarında tamamlayarak Londra’da bulunan London Metropolitan Üniversitesi’nde lisans üstü çalışmalarda bulundu.
Arkeolojiden Kültürel Mirasa yapacak İşimiz Çok
Ceren, Turistik Ürün Politikası, Kültür turizmi, Kültürel Miras, Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Mirası ve Müzecilik ve Turizm konularında akademik çalışmaları mevcut olup lisans düzeyinde Turistik Ürün Politikası, Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Mirası, Müze Eğitimi gibi dersler vermekte. Ceren diyor ki;
“Kültür, bir toplumun tarih boyunca oluşturduğu maddi ve manevi değerlerin bütününü ifade ederken, kültürel miras bu değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması gereken somut ve somut olmayan unsurlarını kapsamaktadır. Kültürel miras; toplumların kimliğini, aidiyet duygusunu ve tarihsel sürekliliğini güçlendiren temel değerlerden biridir.
Kültürel Mirası Korumak
Bu kapsamda kültürel miras, somut ve somut olmayan olmak üzere iki ana grupta ele alınmaktadır. Somut kültürel miras; tarihi yapılar, anıtlar, arkeolojik alanlar ve geleneksel mimari eserlerden oluşurken, somut olmayan kültürel miras ise gelenekler, sözlü anlatımlar, ritüeller, müzik, halk oyunları, el sanatları ve yemek kültürü gibi toplum hafızasında yaşayan kültürel değerleri içermektedir.
Kültürel mirasın korunması ulusal ve uluslararası düzeyde önem taşımaktadır. Bu süreçte UNESCO, kültürel çeşitliliğin korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla önemli çalışmalar yürütmektedir. UNESCO tarafından oluşturulan Dünya Miras Listesi, evrensel değere sahip somut kültürel ve doğal varlıkları kapsar.
Sayılamayacak Kadar Fazla Kültürel Miras
2003 yılında kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ile oluşturulan Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi ise geleneksel bilgi, beceri ve uygulamaların korunmasını amaçlamaktadır. Bir kültürel unsurun UNESCO listelerine kabul edilmesi, ilgili devletin bu mirası koruma, yaşatma ve tanıtma sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir.
Türkiye, zengin tarihi ve kültürel birikimi sayesinde UNESCO listelerinde önemli bir konuma sahiptir. Dünya Miras Listesi'nde İstanbul'un Tarihi Alanları, Göreme ve Kapadokya, Hattuşa, Troya, Milet, Safranbolu ve Efes Antik Kenti gibi önemli alanlar yer almaktadır. Burada sayılanlar örnektir, Anadolu topraklarının her karışından tarih fışkırır.
En Büyük Kültürel Mirasımız Hoşgörü
Somut olmayan kültürel miras kapsamında ise Mevlevi Sema Töreni, Karagöz ve Hacivat, Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Türk Kahvesi Kültürü, Ebru Sanatı ve Yufka Yapma ve Paylaşma Geleneği gibi birçok kültürel unsur UNESCO tarafından tescillenmiştir. Bunun yanında meddahlık, âşıklık geleneği ve Nevruz gibi değerler de Türkiye'nin kültürel zenginliğini yansıtmaktadır.
Somut olmayan kültürel miras listesine Türkiye’den ayrıca Mevlevilik ve Sema Töreni de dahil edilmiştir. Mevlevilik, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin düşüncelerine dayanan, hoşgörü, sevgi ve manevi gelişimi esas alan bir tasavvuf geleneğidir. Sema töreni ise insanın ilahi aşka ulaşmasını sembolize eden mistik bir ibadet ve sanat formudur. Törende kullanılan kıyafetler, müzik ve hareketlerin her biri sembolik anlam taşımaktadır.
Ulusal Kimliğimiz Açısından Önemi
UNESCO tarafından 2008 yılında İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne alınan Sema Töreni, yalnızca dini bir ritüel değil; aynı zamanda Türk kültürünün, sanatının ve düşünce dünyasının evrensel düzeyde kabul gören önemli bir temsilcisidir. Bu nedenle kültürel mirasın korunması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde yaşatılması hem ulusal kimliğin korunması hem de insanlığın ortak kültürel değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşımaktadır…” Sevgili Ceren’e bu güzel bilgilendirmesi için teşekkürlerimle…
Dünyanın bir tarafı köle ticareti, köleleri çalıştırarak varsıllaşma, sömürgecilik, savaş çıkarma, ülkelerin petrol, altın gibi toprak altı zenginliklerine çökme ile ilerlerken Türkler Balkanlara ve diğer birçok ülkeye yol, köprü, okul, hastane, Mevlevihane yaparak kültürel miras bırakmıştır. Atamızın “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözleri ve kültürümüz ile ülkemiz fark yaratmaya devam etmektedir.