Türkiye’’nin genel bilgi ve beceri düzeyinin çok sayıda kötü veya yetersiz kişiyle değil, yüksek düzeyde bilgili ve eğitimli kişilerle yükseleceğine inanmaktayım.
Almanya’’da Wilhelm von Humboldt tarafından 19. yy. başında yaratılan Gymnasium (lise eğitimi) sayesinde Alman üniversitelerine çok seçkin öğrencilerin yerleştirilmesi sonucunda, Alman bilim ve sanayisinin dünyada oynadığı lider rolünün ve Alman halkının her iki yüzyıldır, her dönemde sergilediği yüksek yaşam standartlarının bu sistemin eseri olduğudur.
Benim anlayışıma göre de Türkiye’’de kalkınmanın ve yükselmenin yolu Üniversitelerimizin kalitesini arttırarak, yüksek düzeyde bilgili ve eğitimli kişilerin sayısını çoğaltarak bilim ve sanayi dünyamızı dinamik ve yarışabilir bir noktaya kavuşturmakla mümkündür.
Türk Eğitim sistemi, devletin eğitime vereceği önem ve ayıracağı güçlü mali kaynak ile, Avrupa eğitim sistemleri ile yarışabilir. Türk Eğitim Sisteminin, Avrupa Eğitim sistemleriyle yarışabilmesi için; devlet, teknolojinin tüm nimetlerini eğitime yönlendirmelidir..
Bugün başta Almanya ve diğer gelişmiş Avrupa ülkelerinde devlet uzun vadeli çalışmalarının mahsulünü yetiştirdiği nitelikli kadrolarla almaktadır. Okul öncesi eğitimden başlamak kaydıyla, yüksek öğrenimin bitişine kadar eğitim giderlerinin büyük bölümünü devlet karşılamaktadır ve eğitim büyük çapta ücretsizdir. Başta Almanya olmak üzere parasız eğitimin ağırlıklı olması, onların sosyal devlet olma özelliğinin bir yansımamsıdır. Almanya, özellikle üniversite eğitimi görmek isteyen öğrencilere çok cazip burs imkanları sağlamakta ve üniversite öğrenimine yükselen değerler kazandırmaktadırlar.
Türk eğitim sisteminin bugün içinde bulunduğu karmaşık yapısı, reel ve akılsal bir yapıya kavuşturulmazsa, üniversite kapılarındaki yığılmalar Türkiye’’nin genç nüfus oranının da yüksek olması nedeniyle daha da derinleşecek ve Türkiye, üniversite mezunu işsizler ordusunun olacağı bir topluma dönüşecektir.
İktidara gelen her hükümet, eğitim sistemimizde sürekli ve çarpık değişiklikler yaparak, Türk eğitim sistemini bir sistemsizlik içine sürüklemektedir. Bilimsel gelişmeler ve değişimler doğru bir eksene oturtulmazsa ’‘sistemsizlik’’ Türkiye’’yi yorar ve bir çıkmaza sürükler. Türkiye’’de öncelikle; okul öncesi temel eğitimden başlamak üzere, ilköğretim ve lise eğitimimizülkemizin koşullarına göre yeniden yapılandırılarak, Türk eğitim sistemi kalıcı , yeni ve ilerici değişimlere de ayak uydurabilecek, yeni bir modele, yeni bir sisteme ve çağımızın gereklerine entegre edilmelidir.
ÖNCE TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNE KAREKTERİSTİK BİR ÖZELLİK KAZANDIRMAK GEREKMEKTEDİR.
Şöyle ki;
’• Eğitimde fırsat eşitliği
’• İyi ve donanımlı eğitim
’• Demokrasinin teşviki
’• Laik eğitimin kalıcı kılınması
’• Ulusular arası düzeyde ortalama sonuçlar elde etmek
’• Ana mücadele; Öğretmen eğitiminin geliştirilmesi
’• Öğrencilerin farklılığını gözetecek eğitim ’– öğretim anlayışı
’• Öğrenme-başarı-kendine güven-motivasyon çalışma döngüsünün yaşamasını sağlamayı amaç edinen bir eğitim anlayışı.,
Not: Okul öncesi temel eğitimde, ilköğretimin 1. ve 2. kademesinde, ortaöğretimde Türk eğitim sistemi için çözüm ve önerilerim devam edecek.