Türk demokrasisi-İsrail demokrasisi

Abone Ol
Aslında başlığı şöyle de atmak mümkün: Türk Adaleti, İsrail Adaleti.
Mavi Marmara olayından bahsediyorum. Bu olayda dokuz vatandaşımızı kaybettik. Ebette bunun sorumlusu veya sorumluları var. İki tarafta da sorumlular var. Olay kendi kendine olmadı. Birileri hata yaptı, suç işledi. Dolayısı ile soruşturulması gerekir.
Kaç gündür İsrail tarafında hükümet tarafından kurulmuş olsa da bir komisyon önünde yetkililer hesap veriyor. Sonuç çıkar mı çıkmaz mı bilemem. Çıkmama ihtimali daha ağır basıyor.
Fakat aslolan hesap veriliyor olmasıdır. Ben olayın bu yönü ile ilgiliyim. Başbakan, savunma bakanı ve en son genelkurmay başkanı komisyona ifade verdiler. Hem de her yönden kamuya açık bir şekilde.
Bu sistem bizde çalışır mıydı acaba. Sanmam. Ne başbakanı ne de diğer yetkilileri kimse böyle bir komisyonun karşısına çıkarıp sorgulayamaz. Sorgulatmazlar kendilerini. Çünkü bizim seçilmişler kendilerini dokunulmaz addederler. Neredeyse kimi eski zamanlarda olduğu gibi tanrının buyruğu ile o makama geldiklerini iddia edecek durumda bencil egoist yapıya sahiptirler.
Elbetteki sorun demokrasi ile adalet ile ilgilidir. Gerçek bir demokraside kendini padişah yerine koyan politikacıları bir gün bile o makamda oturtmazlar. Adaletin çalıştığı toplumlarda hangi mevkide olursa olsun hiç kimse ama hiç kimse yargılanmamak lüksüne sahip değildir.
Bunun için biz geri gidiyoruz diyorum. İleri gitmek ekonominin iyi olması ile değil, adaletin çalışması ile olur. Ayrıcalıkların ortadan kaldırıldığı toplumlar ancak gelişebilir, yada gelişmiş ülkedir.
Anayasa paketine hayır dememizin gerçek sebebi de işte burada yatıyor. Çünkü zaten çalışmayan adalet tamamen duracaktır. Daha doğrusu yalnız muhalifler için çalışacaktır. Zulüm mahkemeleri doğacaktır. Bu günkü özel mahkemeler zulüm mahkemelerinin de temelidir aslında.
İki senedir tutuklu ama daha suçunun ne olduğunu bilmeyen gazetecilere, profosörlere çektirilen zulüm değil de nedir.
Siz böyle yazıp çizdiğimize bakmayın. Şu refarandum bir evetlensin bizlere de sıra gelecek. Biliyorsunuz ceza yasamızda suçluyu ve suç örgütünü övme diye bir suç var.
Yandaş medyaya göre ortada terör örgütü var. İçerdekilerde bu örgütün üyeleri. Şimdi Mustafa Balbay lehine yazılacak bir yazı suçluyu övmek olur mu olmaz mı?.
Şimdi diyeceksiniz yahu sende yeni icatlar çıkarma belki akıllarında yoktu. Ne diyelim sular bulanmadan durulmuyor.
Dönelim Mavi Marmara’’ya. Sahi o dokuz yurttaşın ölümünde bizim taraftan hiç kabahati, kusuru olan yok mu?Tamam olsun diyen yokta, kabahatli, kusurlu, suçlu olup olmadığının tespiti için bir soruşturma gerekmez mi?
Bir an bu organizasyonu İHH’’nın değil de ADD’’nin yaptığını düşünelim. Ne olurdu acaba.
Sizi bilmem ama beni düşüncesi bile ürkütüyor.
İNSANLARIN DUYGULARI İLE OYNAMAYIN YAZIKTIR GÜNAHTIR
Bir tanıdığımın içeride özel mahkemelerin konusuna giren bir suçtan dolayı tutuklu yakını var. Geçenlerde bana geldi. AKP İzmir İl Başkanı’’nın Taş atan Çocuklar Yasası olarak bilinen yasayı iyi takip etmelerini içerdekilerinde (içerdekiler çocuk değil) faydalanacağını söylediğini iletti. Benden bu konuda bilgi istedi.
Tasarıyı her yönüyle inceledim. Hatta yetinmeyip başka meslektaşlara sordum ama en ufak bir ilgi kuramadım.
Yasa görüşülmeye devam ediyordu. Belki Genel Kurulda bir önerge verilecektir. İktidarın İl Başkanı da bu bilgiye sahip olabilir diye düşünerek yasanın çıkmasını beklemelerini söyledim.
Yasa çıktı. Ancak söylendiği şekilde bir düzenleme yoktur.
Belirli makamlar ciddiyet ister, sorumluluk ister. Yazıktır günahtır birkaç oy için insanların duygularıyla umutlarıyla oynamayın.
Seçimler gelir geçer fakat yıkılmış umutlar kolay kolay geçmez.