Tiyatronun gençleştiği bu dönemde genç tiyatro oyuncularına bugünkü mevcut yapı ve tiyatro akımı hakkında görüşlerini aldım, işte o görüşler;
İstanbul Şehir Tiyatrosu'ndan Enes Mazak;
Merhaba, 30 yaşımda isminin içinde genç kelimesi geçen bir ödülle onurlandırıldım. Her halde hala yaşlı görünmüyorum. Ne mutlu bana, ayrıca aldığım ilk ödül, farklı olmasının sebebi ise Lions Ödüllerinin karar yerinin halk olması,yani gerçekten oyunları izleyen gerçek seyirci performansları oyluyor.
İstanbul Şehir Tiyatrosu'ndan Enes Mazak;
Merhaba, 30 yaşımda isminin içinde genç kelimesi geçen bir ödülle onurlandırıldım. Her halde hala yaşlı görünmüyorum. Ne mutlu bana, ayrıca aldığım ilk ödül, farklı olmasının sebebi ise Lions Ödüllerinin karar yerinin halk olması,yani gerçekten oyunları izleyen gerçek seyirci performansları oyluyor.
Bu da sanatın yarıştırılmasına değil sanatın onurlandırılması anlamına geliyor. Beni onurlandırdıkları için halk jürisine çok teşekkür ederim. Benim için çok özel birsey yaptılar ve ben de her zaman umut vaad edebilecek gayreti göstermeye devam edeceğim.Seyirci bulunabilen her yerde tiyatro yapılabileceğine inanan biriyim, herhangi bir yeryüzü boşluğunu tiyatro alanı görüyorum. Boşluklara yeni seyirciler kazanmak,doldurmak ve doğru cümleleri doğru şekilde kurabilmek için, içine düşdüğüm bu sonsuzluğun kıymetini bileceğime söz veriyorum. Kerem Yılmazer'in ruhu şad olsun. Gözü arkada kalmasın... Tiyatro şart. Sevgiler...
Oyunbaz'dan Cem Uslu;
Perdenin iki tarafında, birbirini kaçınılmaz olarak etkileyen başka başka sorunlar söz konusu. Bu taraftaki en büyük sorun,Türkiye'de bugün hala yaşamı sadece tiyatro yaparak kazanmanın neredeyse imkansız oluşu. Bu yüzden bizim gibi genç tiyatrocular tiyatro dışındaki işlere; televizyona, seslendirmeye yöneliyor ve zamanla ister istemez başka bir dünyanın kurallarına göre yaşamaya başlayarak farkına bile varmadan asimile oluyorlar.Perdenin öte tarfındaki en dikkat çekici sorun ise geniş potansiyel seyirci kitlesiyle nitelikli tiyatronun buluşabilmesi. Şu anda 17. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali sürmekte. Festivali bende elden geldiğince takip ediyorum ve görüyorum ki izleyicinin büyük çoğunluğu gene tiyatro sanatçıları. Yani sokaktaki insan söz konusu tiyatroyla buluşamıyor. Bugün İstanbul'daki özel tiyatroların (bir iki istisna hariç) tümü Beyoğlunda, İstiklal Caddesi civarında bulunuyor. Seyirci profili de gene bu mekanlara kolaylıkla ulaşabilen, ayrıca bilet fiyatlarını ödeyebilen görece varlıklı kesimden meydana geliyor. Böyle olunca da belki sadece birkaç yüz yada birkaç bin ile ifade edebilecek ve kendi içine kapalı,statik bir seyirci kitlesi dışında kalan büyük çoğunluk,tiyatroyla ya hiç ilgilenmiyor ya da ancak ödenekli kurumların kendilerine sunduklarıyla yetiniyor. Farklı sosyal sınıflara ulaşabilen, dönüştürebilen, daha nitelikli ve daha samimi tiyatronun yapılabilmesi en büyük dileğim...
Haliç Üniversitesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi, Emre Ozan;
Günümüz Türkiye'sinde ekonomik özgürlükler içerisinde bağımsız tiyatroya yer verilmiyor. Tüm tiyatroların zenginleştirilip, halkı teşvik edici hale gelmesini umuyor, yeni yetişen nesillere tiyatro bilgisi ve sevgisi aşılandırılmalıdır diyorum. Tiyatroların kapanışlarınında yanlız alkışlarla olmasını tüm gönlümle temenni ediyorum...
Bir tiyatro oyuncusu olarak arkadaşları yürekten tebrik ediyor,daha çok tiyatro dolu günler diliyorum. Yaşasın sanat ve satçılara değer veren toplumlar... Tiyatro insan hayatı için olmazsa olmazıdır...
DİPNOT:Türkiye'de bir ilk tiyatro iş_kur'da. Televizyon Radyo Yayıncıları Federasyonu Üyesi Şöhret Tiyatro Sinema ve Ses Sanatçıları Derneği, işbirliği ile tiyatro meslek grubuna dahil edilmiştir.
Perdenin iki tarafında, birbirini kaçınılmaz olarak etkileyen başka başka sorunlar söz konusu. Bu taraftaki en büyük sorun,Türkiye'de bugün hala yaşamı sadece tiyatro yaparak kazanmanın neredeyse imkansız oluşu. Bu yüzden bizim gibi genç tiyatrocular tiyatro dışındaki işlere; televizyona, seslendirmeye yöneliyor ve zamanla ister istemez başka bir dünyanın kurallarına göre yaşamaya başlayarak farkına bile varmadan asimile oluyorlar.Perdenin öte tarfındaki en dikkat çekici sorun ise geniş potansiyel seyirci kitlesiyle nitelikli tiyatronun buluşabilmesi. Şu anda 17. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali sürmekte. Festivali bende elden geldiğince takip ediyorum ve görüyorum ki izleyicinin büyük çoğunluğu gene tiyatro sanatçıları. Yani sokaktaki insan söz konusu tiyatroyla buluşamıyor. Bugün İstanbul'daki özel tiyatroların (bir iki istisna hariç) tümü Beyoğlunda, İstiklal Caddesi civarında bulunuyor. Seyirci profili de gene bu mekanlara kolaylıkla ulaşabilen, ayrıca bilet fiyatlarını ödeyebilen görece varlıklı kesimden meydana geliyor. Böyle olunca da belki sadece birkaç yüz yada birkaç bin ile ifade edebilecek ve kendi içine kapalı,statik bir seyirci kitlesi dışında kalan büyük çoğunluk,tiyatroyla ya hiç ilgilenmiyor ya da ancak ödenekli kurumların kendilerine sunduklarıyla yetiniyor. Farklı sosyal sınıflara ulaşabilen, dönüştürebilen, daha nitelikli ve daha samimi tiyatronun yapılabilmesi en büyük dileğim...
Haliç Üniversitesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi, Emre Ozan;
Günümüz Türkiye'sinde ekonomik özgürlükler içerisinde bağımsız tiyatroya yer verilmiyor. Tüm tiyatroların zenginleştirilip, halkı teşvik edici hale gelmesini umuyor, yeni yetişen nesillere tiyatro bilgisi ve sevgisi aşılandırılmalıdır diyorum. Tiyatroların kapanışlarınında yanlız alkışlarla olmasını tüm gönlümle temenni ediyorum...
Bir tiyatro oyuncusu olarak arkadaşları yürekten tebrik ediyor,daha çok tiyatro dolu günler diliyorum. Yaşasın sanat ve satçılara değer veren toplumlar... Tiyatro insan hayatı için olmazsa olmazıdır...
DİPNOT:Türkiye'de bir ilk tiyatro iş_kur'da. Televizyon Radyo Yayıncıları Federasyonu Üyesi Şöhret Tiyatro Sinema ve Ses Sanatçıları Derneği, işbirliği ile tiyatro meslek grubuna dahil edilmiştir.