Çözmekten bıkmadığımız o bilindik bulmacalarda en borçsuz ilçemiz diye bilinir. Bazıları için vazgeçilmez, bazıları içinse dayanılmazdır. Öncelerin entelektüel şehri şimdilerde kendi halinde ve adeta ölüm kalım savaşı veriyor. Ödemiş yeni hizmete giren o devasal hastanesi ve yapım aşamasında olan heybetli yeni adliye binası ile kamusal anlamda şimdiden 2-0 önde olan hemen yanı başında ki Tire'nin gölgesinde küçülüp gidiyor. Ödemiş şu anki mevcut durumuyla müteahhiti kaçan bir bina gibi çürümeye terk edilmiş bir yapıyı andırıyor. İnşaat durmuş bir kere… Ne zaman başlar bilinmez?
Yapılması yılan hikayesine dönen hastane binası için henüz bir tuğla bile koyulmazken şehrin içinde kalan adliye, belediye hizmet binası gibi birçok kurumun mimari yetersizliği ise tartışılmayacak kadar açık ve ortadadır. Ödemiş günü kurtarmanın telaşındaki ufak ve tatmin etmeye yönelik projelerle geçiştirilmiş ve maalesef yeniçağın ihtiyaçlarını karşılar bir ilçe olamamıştır. Buna sebep olarak kimi siyasi çekişmeleri kimi ise tecrübe ve deneyimden yoksun yerel yöneticileri görüyor olsa da bana göre en büyük suçlu; bizler yani bu şehrin yaşayanlarıyız. Bizler şehrimizde neler olup bittiğini görmezden geldiğimiz müddetçe bazıları meydanı boş bulup at koşturmaya devam edecektir. Hangi Ödemişli 'Hastane için gerekirse Ankara'ya giderim' diyerek imza kampanyası başlatan 9 yaşındaki Beste'nin yaptığını yaptı? Varsa yoksa laf işte! Ha unutmadan! Bu konuda önemli bir ismi daha atlamamak lazım… Ödemişli başyazar Mustafa Erdal'da yazılarında sık sık bu konuyu işledi. Ama ne çare?
Mustafa Erdal demişken onun bu konuda kaleme alınmış bir yazısından bahsetmeden geçemeyeceğim. Erdal sık sık onu ziyarete gelen Ödemiş eski belediye başkanı ve şimdiki AKP il başkan yardımcısı Mahmut Badem'e yeni hastaneyi sorar. Badem'den iki yıla kadar bu hastanenin yapılamayacağı yanıtını alan Erdal aynı soruyu bu kez mevcut başkana sorar. Mevcut başkan her şeyin hazır olduğunu gelip kazmayı vurmalarını beklediğini söyler. Ülkenin iktidar kanadını temsil eden bir il başkan yardımcısı ve ilçe belediye başkanından hastane konusunda aldığı yanıtlar karşısında tatmin olmayan Erdal yazısını 'Şimdi kime inanalım. Camiden çıkan müftüye mi inanalım. Meyhaneden çıkan Zühtü'ye mi inanalım?' diyerek tatlı bir sitemle bitirir.
Sorun sadece hastane değil tabii. Çevreyoluna paralel gelişen imarı ile fark yaratmak üzere olan Tire'ye rağmen çevreyolunu hala harita üzerinde görebilen Ödemiş'in bu anlamda da oldukça büyük eksiklikleri var. Şehirdeki yapılaşmanın plansız bir şekilde gelişmesinin önüne geçilmesi açısından yerel yönetim olarak üzerine düşülen hassasiyetin gösterildiğini sanmıyorum. Şehirde yeni cazibe alanlarının yaratılmaması yapılaşmanın farklı bölgelerde fütursuzca devam etmesine neden oluyor. Şehrin önümüzdeki elli yılda bile doldurulamayacak kadar büyük bir alanının imara açılmış olması da apayrı bir handikap. İmara açılmış bu kadar büyük bir alan olunca da müteahhitlerin şehri bandaklaması (*) yadırganmıyor.
Ödemiş ve İzmir arası trafik akışının son yıllarda yoğun olarak daha çok Bayındır üzerinden çalışmasından olsa gerek birçok Ödemişli Tire'de yaşanan bu olumlu gelişmelerin ve kentsel değişimin farkında değil. Tire ve Ödemiş arasında gerçekleşen futbol maçlarında geçmişten bugüne yaşanan bu ezeli rekabet modern bir kent olma anlamındaki şehirlerarası mücadele yarışına dönüşür mü bilmem ancak şimdiden bildiğim bir şey varsa o da Ödemiş'in bazı konularda hala uyanamadığıdır.
(*) bandaklamak : orasından, burasından yemek anlamına gelmekte olup Ödemiş yöresine özgü yerel sözcüklerdendir.