Tıbbiyeli Hikmet

Abone Ol

Dün 14 Mart Tıp Bayramını kutladık… Neden 14 Mart’ta derseniz… 14 Mart 1919 Tıp eğitiminin çağdaşlaşmaya başladığı tarih kabul edilir de ondan… Ve ayrıca İzmir Tabip Odası eski Başkanı, Sayın Prof. Dr. Erdener Özer’in “Bütün Dünya 2000”in 2011/04 sayısında ki makalesinden ve diğer kaynaklardan yararlanarak yaklaşığıyla;

İstanbul’un işgalinden 4 ay kadar sonra, İşgalci İngilizler karargah yapmak için, Tıbbiye Okulunu ele geçirdiler. Üç öğrencinin bile bir araya gelmesini yasakladılar. Şiddet ve sıkı baskı uyguladılar!

Bunun üzerine okullarını kurtarmak ve eğitimlerini sürdürebilmek için, üçüncü sınıf öğrencilerinden 4-5 kişi, güya Tıbbiyenin kuruluşunun 92.yılını kutlamak için, gerçekte ise, işgale direniş için toplantı düzenlediler!

Okulun iki kulesi arasına büyük bir Türk Bayrağı astılar ve 14 Mart 1919 günü büyük salonda toplandılar… Hem Tıbbiyenin kuruluşunu andılar, hemde işgali protesto ettiler... İngiliz Bahriyelileri toplantıyı basıp dağıttılar. Bir çok öğrenciyi de tutukladılar.

Bu nedenlerle 14 Mart’lar ; tıbbiyelilerin emperyalizme karşı direnişinin bir yıldönümüdür! Yani 14 Mart, salt mesleki bir kutlama günü değil, bir vatanseverlik sembolü olarak da kabul edilir...

***

Tıp denince de akla… Tıbbiyeli Hikmeti gelir!

Tıbbiyeli Hikmet yukarıda söylediğimiz gibi, okulda direniş örgütlemesi yapan gruba ve öğrencilere önderlik yapandı. Zaten o nedenle de Tıbbiyenin Sivas Kongresi Üyesi olarak seçilmişti.

1901’de Balıkesir’in Savaştepe’sinde doğdu. Büyük Taarruza katıldı. İzmir’e giren ilk birlikte subay olarak görev aldı. Savaştan sonra İstanbul’da genel cerrah olarak yaşamını sürdürdü. Gazeteci ve ünlü sunucu Orhan Boran’ın babasıydı. 1945 yılında İstanbul’da, 44 yaşında verem hastalığından vefat etti.

Sivas’ta 4 Eylül 1919’da yapılan kongrede; manda da dahil Erzurum Kongresi kararları genişletilerek, yeni Türk Devletinin kuruluş temelleri atılmıştı… Alınan ilke kararlarının birisi de, yine o sıralarda güncelliğini sürdüren manda konusuydu!

Gelişmiş devletlere sığınılmakla sağlanacağı söylenen ; sömürgelik, manda ve himaye güvenceleri, bölgesel Erzurum Kongresinden sonra, Ulusal Sivas Kongresinde de kesin olarak reddedilmişti!

Hikmet Boran, toplantı da Atatürk’e hitaben ; ‘Tıbbiyeliler beni istiklal davamızı kazanmak için gönderdi… Mandayı kabul edemem. Kabul edecek varsa, bunları şiddetle kınar ve ret ederiz!

Siz dahi kabul ederseniz, sizi de reddeder; Mustafa Kemal’i “vatan kurtarıcısı değil, “vatan batırıcısı” olarak adlandırır ve lanetleriz’ dedi!

***

Atatürk bu konuşmadan sonra, aşağıdaki cevabı verince Hikmet Boran yanına gitti, saygıyla elini öptü… Atatürk de sevgiyle onu alnından öptü!

Atatürk’ün Tıbbiyeli’ye cevabı şöyleydi;

Arkadaşlar, gençliğe bakın... Türk Milletinin içindeki asil kanın söylediklerine bakın!

Evlat müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum…

Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir:

“Ya İstiklal, Ya Ölüm!"

İyi Pazarlar…