Tencere dibin kara

Abone Ol
Kurdun puslu havayı sevdiğini bilmeyenimiz yoktur… Ülke semalarının sürekli puslu olmasına bakarak 'yahu bu ülkede ne çok 'kurt' var' diyesi geliyor insanın.
MİT, İmralı görüşmeleri, Oslo süreci derken geline noktaya bakınız! Bir Allahın kulu çıkıp da görüşmelerin tarihsel süreci, imza aşamasına gelindiği söylenen protokolün içeriği hakkında açıklama yapalım şu pusuyu biraz olsun dağıtalım demiyor.
Hal böyle olunca; hükümet adına görüşmelere katılanlar ve görüşmeleri yürüten MİT görevlileri neredeyse 'vatana ihanet' suçlamasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu kadar mı zor görüşmelerin içeriğini topluma açıklamak?
Halbuki barışa giden sürece yapılabilecek en büyük katkı, görüşmelerin üzerindeki sır perdesinin kaldırılarak, içeriğinin açıklığa kavuşturulmasıdır. Yapılmayan her açıklama pus tabakasının daha da kalınlaşmasını sağlıyor. İçeriğini konuşmak yerine, kimin sızdırdığının peşine düşenleri izlemek zorunda kalıyoruz.
Böylece görüşmelerin ne adına yapıldığı güme gidiyor. PKK ile müzakere yapabilecek kadar cesur davranan hükümet bunu neden yapmıyor?
Görüşmelerin ne adına yapıldığının hiç mi önemi yok?
'Oslo görüşmeleri' üzerine başlayan tartışmaların geldiği son nokta; MHP'nin ortağı olduğu ANASOL-M hükümeti döneminde de devletin Öcalan'la görüşme yaptığı, devletin ilgili kurumlarının İmralı'daki görüşmeler sonrası Abdullah Öcalan'ın el yazısı notlarını MHP'li bakanlarla da paylaştığı…
1999'dan buyana yapıldığı söylenen görüşmeler şayet toplumla paylaşılmış olsaydı, şimdi yürütülen 'tencere dibin kara' politikasıyla hiçbir parti pirim yapmaya çalışmazdı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, devletin 1999'dan beri Öcalan'la görüştüğü açıklamasına MHP'li Oktay Vural tepki göstererek; 'Koalisyon hükümeti döneminde İmralı ile müzakere, diyalog ile ilgili siyasi anlamda görevlendirme olduğunu iddia eden varsa, burada açıklamak şeref ve haysiyet sorunudur'diye itiraz etmezdi. AK Partili Ömer Çelik; 'Terörle sıfır sorun diyerek, demokratik yaklaşımı mahkûm etmeye çalışan refleksin başka yüzü çıktı ortaya. Bu MHP'nin tezlerini sarsar' diyerek araya girmez, BDP'li Hasip Kaplan da Vural'a 'Koalisyon hükümeti döneminde, 99 yılında görüşmeler yapıldı. Gözlerimle gördüm. Yani şimdi, ben avukat olarak gözlerimle gördüm. Oralara giden, görüşen memurlar, istihbarat, hepsi, hükümetlere bağlı değil mi?' sorusunu sormazdı.
Her şeyden önemlisi kimse barış adına PKK ile yapılan görüşmeleri karşı tarafın 'surlarını' yıkacak silaha dönüştürme çabası içinde olmazdı. Çünkü her şey açıktır ve kamuoyu görüşmelerin içeriğinden haberdardır.
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in açıklamasına göre; 2002-2011 yılları arasında ülke genelinde meydana gelen terör olaylarında 81 polis, 734 asker şehit olmuş, 2 bin 960 polis ile 2 bin 134 asker de yaralanmış.
Bu haberin üzerine atılan başlık ise; 'Çözüme hayır diyenler bu rakamlara iyi baksın'
Bence de iyi baksınlar…