Yaşam

Tek kare, iki Türkiye… 23 Nisan’ın öteki yüzü!

Türkiye, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken, İzmir’in merkezi Alsancak’ta objektiflere yansıyan bir görüntü, toplumsal eşitsizliğin boyutlarını sarsıcı bir biçimde ortaya koydu.

Abone Ol

Metehan UD/ EGEDESONSÖZ –, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlanırken, İzmir Alsancak’ta çekilen fotoğraf karesi, "fırsat eşitliği" ve "çocuk hakları" kavramlarını yeniden sorgulatıyor.

Kaldırımın bir tarafında, annesiyle birlikte yürüyen, elinde yiyeceğiyle bayramın neşesini yaşayan bir çocuk yer alıyor. Temiz kıyafetleri, güvenli adımları ve gündelik hayatın olağan akışı içinde ilerleyişiyle “korunaklı” bir çocukluk tablosu çiziyor.

Aynı karede, birkaç adım ötede ise bambaşka bir gerçeklik dikkat çekiyor. Büyük bir atık toplama çuvalının önünde, yere çömelmiş bir çocuk… Üzerinde yıpranmış kıyafetler, elinde satmaya çalıştığı mendiller… Yanında karton ve atık toplayan bir düzenek, arkasında grafitilerle kaplı duvar ve eski bir konteyner… Beton zeminin üzerinde, bayramdan çok hayatta kalma mücadelesinin izleri görülüyor.

Biri için 23 Nisan; bayraklar, şiirler ve neşe demekken; diğeri için sokakların kalabalığından faydalanıp birkaç kuruş daha fazla kazanabilmek adına bitmek bilmeyen bir mesai demek.

Sokak, yalnızca bir geçiş alanı değil; bazı çocuklar için aynı zamanda bir “çalışma alanı” haline gelmiş durumda.

Bu kare, sadece iki çocuğun değil, iki farklı kaderin hikayesini anlatıyor. Sokakta çalışmak zorunda bırakılan çocukların varlığı, bayram kutlamalarının coşkusuna hüzünlü bir gölge düşürüyor.

KRİZ ÇOCUKLARIN ÜSTÜNDEKİ YÜKÜ ARTIRIYOR
Uzmanlara göre, derinleşen sosyo-ekonomik şartlar en ağır yükü çocukların omuzlarına bırakıyor. Çocuk işçiliği yalnızca ekonomik bir zorunluluk değil; aynı zamanda temel hakların ihlali olarak değerlendiriliyor. Bu durumun çocukların eğitimden kopmasına, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin sekteye uğramasına ve yoksulluğun kuşaklar boyunca devam etmesine neden olduğu vurgulanıyor.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ ARTIŞTA
TÜİK’in verileri de tabloyu doğrular nitelikte. Hanehalkı İşgücü Araştırması 2024 sonuçlarına göre, 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 24,9’a ulaştı. Üstelik 15 yaş altı ve kayıt dışı çalışan çocuklar bu rakama dahil değil.

Maddi yetersizlikler de çocukların yaşam koşullarını doğrudan etkiliyor. Verilere göre çocukların yüzde 9,2’si yeni giysi alamazken, yüzde 11,7’sinin iki çift ayakkabısı dahi bulunmuyor.

Alsancak’ta çekilen bu kare, sadece iki çocuğun değil; iki farklı Türkiye’nin hikayesini anlatıyor. Bayramın coşkusuna karışan bu sessiz çelişki, “her çocuk eşit mi?” sorusunu bir kez daha gündeme getiriyor.