Suriyeli mültecilere vatandaşlık mı?

Abone Ol

3 bin, 5 bin, 10 bin, 100 bin değil, tam 3 milyon Suriyeli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacak.

Olmaz öyle şey demeyin sakın. Her şey olabilir. Kendi vatandaşlarımız vatandaşlık haklarını tam manasıyla kullanamıyorken;

Cumhurbaşkanı Sayın, Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde Kilis'te şehit aileleri ve Suriyelilere verilen iftarda, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi ile ilgili gerekli çalışmalara başlandığını ifade etti.

Savaş ortamında kalan çocuk, kadın, yaşlılara kucak açmanın insani bir görev olduğunu Türkiye'nin de, bu görevi fazlasızla yerine getirdiğini tüm dünya fazlasıyla şahit oldu.

29 Nisan 2011 tarihinde 252 kişilik ilk mülteci kafilesiyle Türkiye'ye giriş yapan ve ilerleyen süreçte yol gecen hanına dönen Suriye sınırımızdan bu güne kadar üç milyon civarındaki Suriyeli mültecinin ülkemize giriş yaptığı ifade edilse de, bu gün ülkemizde ne kadar Suriyeli olduğunu, içişleri bakanlığı da dahil olmak üzere kimsenin bildiğini düşünmüyoruz. Türkiye de dünyaya gelen yaklaşık 155 bin Suriyeli çocuk ve 175 bin civarındaki Iraklı mülteciyle birlikte ülkemizin nüfusu yaklaşık dört milyon artabilir. Bu da, bu günkü nüfus yapısına göre yaklaşık bir milyon oy demek.

Türk vatandaşı olmak için ise, 5901 sayılı Türk vatandaşlığı kanununun 11. maddesi, vatandaş olmak isteyen yabancı uyruklu bir kişide, ''Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz 5 yıl ikamet etmiş olma'' şartı arıyor. Bu şartı taşıyan da Bakanlar Kurulu kararı ile TC vatandaşı olabiliyor.

Yani Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle Suriyeli mülteciler Türkiye ye giriş tarihlerinden itibaren aşama aşama Türk vatandaşı olabilecekler.

Suriyeli mültecilerle ülkemizde yeni sıkıntıların gündeme geleceği bu günden görülse de Suriyeliler üzerinden farklı pencerelerden yapılan hesaplar sıkıntıları gölgelemekte. Bu gün pek çok Suriyeli mülteci, yasa dışı işlerde kullanılmaya başlamış, fuhuş bataklığına sürüklenmiştir. Her kırmızı ışıkta elimize ayağımıza dolanan, para isteyen küçücük çocuklar ve kadınlar ülkemizin kanayan yarası haline gelmiş önümüzdeki süreçte bu yaranın derinleşeceği kesindir.

Plansız programsız istedikleri şehre gidip yerleşen Suriyeli mülteciler gittikleri il ve ilçelerin sosyal yapılarına verebilecekleri olumsuzlukları gözden kaçırmamak gerekir. Konya da köpeğe tekme atan Suriyelilere müdahale eden gencin Suriyeliler tarafından bıçaklanarak öldürülmesi sadece bir örnek.

Belki de ilerleyen süreçte Suriyeli muhtar, belediye başkanı milletvekilleriyle karşılaşmamız da, imkan dahilinde olabilecektir.

Kendi vatandaşlarımıza verilmeyen hakların -sınavsız üniversiteye giriş, parasız sağlık, barınma vb.- Suriyeli mültecilere verilmesi, siyasi çıkarlar peşinde gidilerek yaklaşık 3,5 milyon mülteciye vatandaşlık hakkının verilmesinin kabul edilebilir bir yönü yoktur.

Ve en önemlisi; Suriyelilerin Türk vatandaşı olmalarını mevcut hükümetten daha fazla İsrail'in ve batı ülkelerinin istemesidir. Hedef; Suriye'yi boşaltmak, Suriye topraklarını İsrail'in açık hedefi haline getirmek, Türkiye'nin de karışmasını sağlamak. Yani bir taşla iki kuş vurma hesabı.

Yapılması gerekenin Suriye de huzurun sağlanması ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmeleridir. Türkiye'yi yönetenler, devlet olmanın ciddiyeti içerisinde olaylara yaklaşmalı ve çözüm yolları aramalıdırlar.