Söylesem tersi yok sussam gönül razı değil

Abone Ol
Değerli yoldaşlar, hemen hemen her yazımda söylerim bizler Türkiye’’nin Bağımsızlığından başka bir şey istemiyoruz diye.’¶ Aslında bunu haykıra haykıra söylememin sebebi çok basit ve anlaşılır diye düşünüyorum. Ortadoğu ’‘da stratejik konumundan dolayı çok büyük bir öneme sahip olan ülkemiz 10 Kasım 1938’’den bu tarafa devamlı Emperyalist kuvvetlerin iştahını kabartır. Sebeplerini saymaya kalksak emin olun bitiremeyiz.
Dünya üzerinde egemenlik kurmaya çalışan ABD stratejilerini aynı geçmişte olduğu gibi zayıf ülkeleri asimile etmek o ülkelerde iç karışıklık yaratacak dinamikleri yaratmak üzerine kuruyor, aslında başarılı da oluyorlar. Bilinen tabiri ile Emperyalizm dediğimiz bu sistematik bizim ülkemizde de bol miktarda etkisini göstermektedir. Peki neydi Emperyalizmin bizim Ülkemizde olmazsa olmaz şeklinde var edilmesinin sebebi?Bizler kendi kendine yetemeyen bir ülke miyiz ki başka devletlerin çıkarları doğrultusunda politika üretelim?
Sebep çok basit Büyük İsrail Projesi!
Özellikle AKP iktidarı zamanında daha iyi algıladığımız bu proje ve yansımaları ile ilgili uzun bir yazıyı daha sonra sizlerle paylaşacağım.
Emperyalist kuvvetlerin basit olarak gördüğü yalnız bizlerin var olmasıyla zorlaşan bu projelere karşı çıkmak Bilimgüder bir Türkiye’’yi savunmak her Türk vatandaşının asli görevidir. Yıllardır siyasetin içinde bir insan olarak beni bu inançtan uzaklaştırmayan aksine her geçen gün biraz daha çok çalışma azmini yaratan değerli ağabeylerime ve parti yöneticilerime çok teşekkür ederim o kadar çoklar ki isimlerini teker teker saymak çok zor. Başta Sayın Genelbaşkanı olmak üzere CHP bu Ülkede Emperyalizm den kurtuluşun reçetesidir. Değişik projelerin eşbakanı olamayacak kadar cesur, 1 Mart Tezkeresini meclisten geçirmeyecek kadar başarılı.
Aslında bütün bu yapılanların hepsi birer kadro işidir, bu kadrolar önce Mustafa Sarıgül gibi SOROS’’un uşaklarını daha sonra R.Tayyip Erdoğan gibi Emperyalist işbirlikçileri hak ettikleri yere göndermesini, İ.Melih Gökçek ve Dengir Mir Mehmet Fırat gibi üçkağıtçıların yolsuzluklarını ortaya çıkarmasını çok iyi biliyorlar, yani ülkemiz vatandaşlarının haklarını savunuyorlar.
Siyaset zor bir maratondur, bu maraton sizden son derece büyük bir özveri, örgütü tanıma ve teşhis koyabilme kabiliyeti ister bu kabiliyette herkeste olmaz . Onun içidir ki CHP de grafiğini her geçen gün yukarılara doğru taşımaktadır, içinde gerçekten çok başarılı maratoncular vardır. Siyasette herkes ön saflarda yer almaz bazıları arkada kalırlar ve örgütün önemli dinamiklerini ayakta tutmaya çalışırlar, bazıları başarılı olur bazıları ise başarısız. Ben size kendi nazarımda çok başarılı bir siyasetçi olan Önder Sav’’ı Esfender Korkmaz hocamızın kaleme aldığı birkaç cümle ve kendi düşüncelerimle anlatmaya çalışacağım;
Bazı olayları derinlemesine inceleme zahmetine katlanmıyoruz. Bu alışkanlığımız aynı zamanda tembelliğimizin de bir göstergesidir.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav’’ ı iyi tanımıyoruz.
Ben üç dönemdir CHP Parti Meclisi’’ ne seçiliyorum. Milletvekilliği dışında, Parti Meclisi’’ nde olmam nedeniyle Önder Sav’’ ı daha yakın tanımak imkanım oldu.
Demirel için ’“Türkiye’’nin falan köyündeki kara taşı da bilir’” şeklinde bir söz söyleniyordu. Aslında Türkiye’’yi, CHP örgütünü Önder Sav kadar tanımak imkanı bir başka insan için söz konusu olamaz. Hiç kimse de sabahtan gece yarılarına kadar parti ve örgüt işleriyle bu kadar yakın ilgilenemez. Örgütü bu kadar basiretli yönetemez. Ve bu kadar özverili çalışamaz
Parti hukuku
Hukukçu olmak ayrı... Parti hukukçusu olmak, siyasi hukuku bilmek ise ayrı bir iştir. Türkiye’’ de Önder Sav kadar parti hukukuna hakim bir başka hukukçu yoktur.
Bu konuda gerektiği zamanlar Meclis’’te etkili görüşleri ve konuşmaları olmaktadır.
Yaş meselesine gelince... CHP Genel Sekreterliği, hem örgütün başıdır... Hem de partinin ikinci adamıdır... Bu makam dinamiklik ve tecrübe gerektirir. Hele CHP için örgütü iyi tanımak ve hakim olmak kaçınılmaz bir meziyettir... Aksi halde CHP üstüne oynanmakta olan bu kadar oyuna rağmen şimdi olduğu gibi tek parça kalması çok zor olurdu.
Bu anlamda Önder Sav hem herkesten daha dinamik, hem de herkesten daha tecrübelidir.
Genel Başkan, Sayın Baykal’’ ın Genel Sekreter’’ e destek vermesi, onu çok iyi tanıyor olmasından ileri gelmektedir.
Deniz Baykal gibi Genel Sekreter Önder Sav da hiçbir yanlış çizgisi olmayan bir insandır... Parti içinde ve parti dışında dürüstlük örneğidir.
Reklam ve popülizmi sevmez.
CHP’’nin kadroları çok yetkin insanlardan oluşmaktadır. Ne var ki her demokratik partide olduğu gibi CHP’’de de parti içi muhalefet olmuştur. Olacaktır. Bu gibi yaklaşım farklılıkları da partiyi daha ileriye götürmek daha başarılı yapmak anlayışından ileri gelmektedir.
Öte yandan Genel Sekreter reklam ve popülizmi sevmez... Partide iki başlılık imajı oluşmasın diye, Genel Başkan varken öne çıkmaz... Bu yönetimi, kendi deyimi ile ’“Her yiğidin bir yoğurt yeme usulü’” olarak değerlendirmek gerekir.
Önder Sav denildiğinde benim ilk hatırladığım şeyi sizlere söyleyeyim. 2 Temmuz Sivas olaylarının akabinde çeşitli dernek yöneticileri ile birlikte davayı üstlenen avukat olarak, başı dimdik ve keskin bakışları ile Sivas’’ta yapılan basın açıklaması ve bir İzmir ziyaretinde söylediği şu cümleler Ben Mustafa Kemal’’in evladıyım kolay kolay yorulmam.
Yılmaz, yorulmaz yöneticilerimizle Emperyalizme bir an olsun bile geçit vermeyeceğiz.
Yaşasın CHP ve onun değerli emektarları, Yaşasın KEMALİZM.
1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramımız kutlu olsun.
Emek en yüce değerimizdir.