Graham Foller, 1970’’li yıllarda CIA’’in Ankara merkezli Ortadoğu İstasyon Şefi’’dir.’¶ Büyük kızının adını Ankara koyarak Türk dostu olduğunu ispatlamaya çalışan Foller anılarında; ’“70’’li yıllarda yükselen sol muhalefet giderek halkın desteğini almaktaydı. Sol bir iktidar Amerika’’nın çıkarlarının tehdidi anlamı taşıyordu. Bu nedenle Türk dostlarımızla yakın bir işbirliği içerisinde 70’’lerin sonuna doğru Türk solunu yükselen değer olmaktan çıkarmayı başardık’” demiştir.
Gerçektende 1970 lerin başında toplumsal muhalefeti örgütlemede başarılı olan sosyalist sol, kendi arasında parçalanıp bir kısmının silahlı eylemlere kalkışması ile birlikte halk neznide itibar kaybına uğramaya başlamıştı.
TİP’’in parçalanmasında da aktif rol üstlenmiş olan 1968 yılının Dev-Genç Genel Başkanı Doğu Perinçek ’“Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkı olduğu’” demeçleri ile 20 yıla mahkum olmuş (1971), 1974 affı ile hapisten çıktıktan sonra, 1978 yılında ’“Türkiye İşçi Köylü Partisi Genel Başkanlığı’” na seçilmişti.
1970’’li yılların başında, Mahir Çayan çizgisinde bir sosyalist olan Ankara SBF öğrencisi Abdullah Öcalan, MİT Diyarbakır Bölgesi ajanı Ali Yıldırım’’ın kızı Kesire ile evlendikten kısa bir süre sonra (1978 yılı sonları) PKK’’yı kurmuştu. Kökleri 1920’’lerin Mustafa Suphi’’sinin TKP’’sine uzanan bazı gruplar, İlerici Gençlik Derneği (İGD) ve İlerici Kadınlar Derneği (İKD)’’yi kurmuşlardı. Tüm bu grupların birbirleri ile ve MHP+Ülkücülerle silahlı çatışmalarında ölen onlarca kişi, basının sıradan haberleri haline dönüşmüştü.
Giderek tırmanan şiddet olaylarının yanında grev, işyeri işgalleri, sendikaların yüksek zam talepleri ile ekonomi durma noktasına geliyor, en yaşamsal ihtiyaçların ithalatı için bile döviz bulunamıyordu. Ecevit, CHP’’nin de üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal’’a bağlı ülkelerin, iktidardaki sosyal demokrat başbakanlarından yardım istiyor ancak hiçbirinden aradığı somut desteği bulamıyordu.
Tam bu sırada 1974 Kıbrıs Çıkarması’’ndan sonra, iktidardaki Albaylar Cuntası’’nı deviren PASOK, Yunanistan’’da iktidara geliyor ve ilk iş olarak AET’’ye girmek için başvuruda bulunuyordu. Yunanistan’’ın AET’’ye girişine sıcak bakan Avrupa Liderleri, Türkiye’’yi de topluluğa almak için çağrı yapıyor ancak Başbakan Ecevit ’“Onlar ortak, biz Pazar oluruz’” gerekçesiyle öneriyi reddediyordu.
Koalisyon hükümetinin bağımsız bakanları keyfi davranışlar içerisine giriyor, Gümrük ve Tekel Bakanı Tuncay Mataracı ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hilmi İşgüzar hakkında yaygın yolsuzluk söylentileri büyük rahatsızlık uyandırıyordu. Bu iki bakanın CHP’’ye üye yapılmaları nedeniyle de başını CHP’’nin sol kanadının çektiği eleştiriler, doğrudan Ecevit’’e yöneliyordu.
1973 Arap-İsrail Harbi’’nden sonra olağanüstü artış gösteren petrol fiyatlarından dolayı, Türkiye’’nin akaryakıt ihtiyacı tüm iharacat gelirleri ile bile karşılanamıyordu. Akaryakıt yokluğu, ulaşım ve tarım sektörü başta olmak üzere ekonominin tümünde etkili oluyor, tam bu aşamada üretim faaliyetlerini askıya alan yabancı ortaklı ’“ATAŞ Rafinerisi’” bunalımın daha da derinleşmesine yol açıyordu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Deniz Baykal, Ecevit’’in yurt dışında olduğu bir sırada ATAŞ’’ı millileştirme kararı alarak misillemede bulunuyordu. Ecevit, Baykal’’ın bu kararını ’“arkadan hançerleme’” olarak görüyor ve Baykal’’la tüm köprüleri atıyordu. Akaryakıt ve temel tüketim mallarının piyasadan çekilmesi ile mallar karaborsaya düşüyor, bu durum bugünkü kimi sermaye gruplarının ortaya çıkmasına zemin hazırlıyordu.
1979 sonlarında ’“Solcular camiye bomba attı’” söylentisi ile başlayıp bir hafta süren Kahramanmaraş Olayları’’nda çoğu Alevi, yüzlerce yurttaşımız katlediliyor, POL-DER ve POL-BİR adıyla iki gruba ayrılmış emniyet güçleri etkin müdahalede bulunamıyordu. Acil durumlarda il valisinin çağrısı ile olaylara müdahale yetkisi olan ordu birlikleri ise sessiz kalmayı tercih ediyordu. Bu olaylardan sonra 13 ilde sıkıyönetim ilan ediliyor, İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı istifa ederek görevini Hasan Fehmi Güneş’’e devrediyordu.
Hasan Fehmi Güneş ilk iş olarak Abdi İpekçi Cinayetinini tetikçi ve faillerinin yakalanmasını sağlıyor, İstanbul Emniyeti’’nde yapılan soruşturmada tetikçinin M.Ali Ağca olduğu ortaya çıkarılıyor, ona yardım eden Oral Çelik ve Mehmet Şener’’le ilgili soruşturmaya başlanıldığı aşamada, 1.Ordu ve Sıkıyönetim Komunatı Necdet Uruğ, gözaltı süresini uzatmayarak gerçek faillere ulaşılması mümkün olamıyordu.
7 TİP’’linin katiliamı, Apdi İpekçi Cinayeti ve Kahramanmaraş Katliamı, toplumda demokrasiye olan inancı zayıflatıyor, bu ortamda toplanan 24.Olağan Kurultay, Baykalcılar, Ali Topuzcular ve Sol Kanadın güçbirliğine rağmen Ecevit’’in isteği doğrultusunda kararlar alıyor ve CHP büyük bir bölünmenin eşiğine geliyordu. 1979 yılı sonunda yapılan Senato Yenileme Seçimleri ve boşalan 5 milletvekilliğinin yerine yapılan Ara Seçimler’’de CHP büyük bir yenilgiye uğrayarak, Ecevit yerini bir kez daha Demirel’’e bırakıyordu.