Sokak hayvanları bu şekilde beslenmez

Abone Ol


Kaş yaparken göz çıkarmanın anlamı yok
'Ahmet bey yazılarınızı dikkatle takip edip elimden geldiğince çevreye faydalı olmaya çalıştığım gibi etrafımdaki insanları da bu yönde bilinçlendirmeye çalışıyorum. Benim size iletmek istediğim konu sokak kedi ve köpeklerinin doyurulması konusunda. Biz halk olarak bazen iyilik yaparken göz çıkarıyoruz. Aşırı soğukların bastırmasıyla sizin de yazdığınız üzere sokak hayvanlarının beslenmesi çığırından çıktı. İnsanlar evlerinde yemedikleri tüm yemekleri olduğu gibi sokaklara döküyorlar. Kedi ve köpekler yesinmiş. Allahaşkına siz kuru fasulye pilav makarna yiyen kedi gördünüz mü?. Geceleri insanlar evlerine girince ortalıkta fareler cirit atıyor. Karşıyaka'da her sokağın sokak kedisi kadar neredeyse faresi de var. Ve işin en korkunç tarafı bu fareler o kadar beslendi ki bu sözde hayvan severler sayesinde kediler artık kaçıyor onlardan. Sokaklara gelişi güzel yemek koyan kişilere anlatmaya çalıştığımızda bize ağıza alınmayacak küfür ve hakaretler ediyorlar. Siz İzmir'de çok okunan bir gazetecisiniz. Lütfen hayvan sevgisinin bu olamayacağını ve artık sokaklarımızın pislikten geçilmediğini her tarafın yağ kir pas içinde olduğunu kendi yazar kimliğinizle halka anlatmanızı rica ediyorum. Harcanan tüm emek ve paranın büyük bir barınak ve kısırlaştırma çalışmaları için yönlendirilmesi sizce de daha doğru değil mi. Sokak hayvanı terimi bile onlar için aşağılayıcı bir terim bence. Sokaklar bu hayvanların doğal ortamı mı ki sokak hayvanı olsunlar. Onların iyi bakılacakları sağlıklı bir şekilde kısırlaştırılıp beslenecekleri barınaklara ihtiyaçları var. Evlerimizdeki artık yemekleri sokaklara dökmekle hayvanseverlik olmayacağını anlatın bu insanlara lütfen. Saygılarımla Nihan Bulgun Aslan

Türkiye'de de çevre polisi gerekli
Ahmet bey çevre konusunda bizi bilinçlendirdiğiniz ve toplumda sağduyu oluşturduğunuz için teşekkür ederiz. İzmir'deki hava kirliliği ve genzimizi yakan kömür kokusundan dolayı eşimle artık saat 18'den sonra sokağa çıkmamaya çalışıyoruz. Geçen gün bir TV kanalında Çin'de hava kirliliğinden günde 4 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve Çin Hükümetinin çevre polisi uygulamasına geçeceğini öğrendim. Türkiye'de de nüfus oranına göre hava kirliliğinden ölenlerin sayısı çok az sayılmayacak kadar 29 bin kişiymiş. Yani Türkiye'de de çevre sorununun zabıta ile çözülemeyeceği ortadadır. Fabrikaların nehirleri kirletmesi, denizleri kirliliği ortada. Bence Türkiye'de de çevre polisi uygulaması başlaması gerekir. İzmir güya Türkiye'nin örnek gösterilen bir şehri ancak hava kirliliğinde neredeyse birinci sırada olacak. Kent yöneticileri geceleri biraz sokaklara çıkıp hava kirliliğini görseler iyi olacak. Perihan Sert