Son günlerde işi gücü bıraktık, asansöre bir kadınla bir erkeğin binip binemeyeceğini, binerlerse 'Halvet' olup olmayacağını konuşuyoruz.
6 yaşındaki kızların evlenebileceği fetvasını veren bir vakıf başkanı, sözde din hocasının ortaya attığı 'Asansör fetvası', ülkece 'top 10' listemizde birinci sırada.
Sosyal medya patladı, yazarlar köşelerinde konuyu ele aldı.
Asansörde halvet olabileceğine inanan akıl fukaralarına 'İsim babalığı' yapan bir yazarımız, bu kitleye 'Asansöri tarikatı' adını verdi.
Peki kim bu asansöriler?
Gerçekten ülke gündemini meşgul edecek kadar geniş bir kitle mi bu asansöriler?
Ya da siz hiç Asansöri gördünüz mü?
Vallahi sizi bilmem ama ben gördüm. Hem de bu fetva olayı patlamadan sadece birkaç gün önce. Üstelik de büyüşehirlerimizden birinde, gayet lüks bir otelde.
Eşimle birlikte otelin 15 belki de 20 kişilik epeyce geniş asansörüne bindik. Ama bizimle birlikte asansör bekleyen 2 erkek 'Siz çıkın' anlamında el işareti yaparak o asansöre binmedi.
Tabi o aralar fetvadan haberimiz yok, şaşkın şaşkın birbirimize bakakaldık.
Koca asansör iki kişiyle çıktık.
Sadece bir kadın olduğu için asansöre binmeyen bu şahısları, kafanızda yarı beline kadar sakallı, şalvar pantolonlu falan hayal ediyorsanız, yanılıyorsunuz ne yazık ki.
Gayet modern görünümlü, hatta giyimleri, şık denebilecek kadar iyiydi.
O modern görünümlerine karşın, çalıştığından büyük kuşku duyduğum beyinleri, bir kadınla aynı asansöre binmeyi reddediyordu. Üstelik de oteldeyiz. Eyvah eyvah yani!
Bir kadınla, bir erkeğin sadece tek bir amaç için birarada bulunabileceğine inanan bu akıl dışı zihniyet, örnekte de görüldüğü üzere ülkemizde maalesef epey yaygın.
Oysa ki Ulu Önder Atatürk, tekke, zaviye ve tarikatların amaçlarından saparak ne tür tehlikeler oluşturduğunu görmüş ve daha 1925'te bunları kapatmıştı.
Maalesef aradan neredeyse bir yüzyıl geçmesine rağmen, zihniyet hala aynı. En küçük bir gelişim, değişim emaresi bile yok.
Şimdi oturduğumuz yerden 'Allah çoluğumuzu, çocuğumuzu bu asansörilerden korusun' diyerek tipik Türk usulü işi Allah'a havale etmek yerine, çözüm adına atımların atılması konusunda harekete geçilmesini sağlamak gerekiyor.
Hem de ivedilikle.
Demokratik toplumlarda bu adımı atacak olan merciler bellidir. Önce halk, ardından, sivil toplum kuruluşları bu işin peşini bırakmamalıdır.
Yoksa bölünerek çoğalan amipler gibi, Asansöriler de etrafımızı saracak.