Siyasette varolmanın teorisi!

Abone Ol
Kendimi 'yerçekimi kanunu' bulan Sir Isaac Newton gibi hissediyorum… Lehülhamd! 'Bu benim için küçük, lakin insanlık için ise büyük bir adımdır.' (imza Neil Armstron).
İnsanlık için, bilhassa Türk Milleti için bir şeyler yapmak gerçekten gurur verici. Entelektüel kimliğim son günlerde epey mesai harcıyor…
Siyasi hayatımıza yeni bir nazariye kazandırmak büyük bahtiyarlık. Bu nazariye sayesinde ölümsüzleşebilirim de, kim bilir… ya da ne bileyim, belki de adımla anılır bu teori; 'siyaset-i nazariyeyi Cumhur'. Çok da fiyakalı oldu baksanıza… Dolu dolu bir eser meydana gelecek besbelli.
Neyse başlayalım gari;
Efendim, İlahi nizamın şaşmaz ve dahi gözden kaçmaz bir gerçeği vardır, maruf ve meşhur şekliyle 'Kainatta Her Şey Zıddıyla Kaimdir' diye şifrelendirilmiştir. Ben de işte tam buradan yola çıkarak izah edeceğim teorimi…
Solcu arkadaşlar da dinlesin lütfen, işlerine yarayabilir, benden söylemesi…
Aslında şifreye yabancı değilsiniz. Her an ve şartta karşı karşıya kaldığımız bir durum bu. Uzak ve yakın garpta, Ortadoğu ve balkanlarda; şarkta, şimalde ve cenupta 'zıtlıklar prensibi' ismiyle bilinen ve tafsilatlıca işlenen bu im, siyasi sahaya elimizle indirilmiş oluyor vesselam. (Kayda geçilsin lütfen).
Kadın, erkek; artı, eksi; yüksek, alçak; az, çok; beyaz, siyah; gelin, kaynana ve iktidar ile muhalefet hep bu zıtlıkların birer mütemmim cüzüdür…
Gördünüz gibi, yakından tanıdığınız, kaçsan kaçılmaz, atsan atılmaz ez-cümle, bütün kabullerimizi ve bütün tariflerimizi yapabilmemizi sağlayan bu kavramlar bir bakıma hayatımızın olmazsa olmazıdır. Kadın olmadan erkeği tarif etmek mümkün müdür, sevgili karilerim? Elbette hayır.
Düşünsenize, 'gelin-kaynana' zıtlığının hayatımıza kattığı mana ve muhteva ne kadar mühimdir?... Biri olmadan ötekinin, birine bakıp diğerinin durumunun belirlendiği bir başka etkileşim bulabilir misiniz zıtlıktan başka?
İşte 'zıtlık' meselesi böyle 'varoluşsal' bir meseledir. Yani 'Varlığını zıddına mecburdur her oluş!' Mecburdur diğeri ötekine…
İmdi, ne imiş bir daha ikrar eyleyelim; 'Varlığını zıddına mecburdur her oluş!'… demek ki, güzel çirkine, siyah beyaza, gelin kaynanaya, kadın erkeğe, artı eksiye ve iktidar muhalefete mecbur imiş varlığını ve meşruiyetini. Bu anlaşıldı!
Öyle ise, siyasette var-olabilmek ve var-kalabilmek öyle zor bir iş değildir. Bilakis futbol oyunu kadar kolaydır. Atamayana atarlar gibi bir vecize olmasa da hakikatten basittir. Yapılması gereken tek şey tariflerinizi iyi yapabilmektir. Gerisi usul ve erkana ait hükümlerdir. (Ahkam defterine yazılsın lütfen).
Gelelim ileride çok meşhur olacağına inandığım teorimizin izahına; Kimse darılıp gücenmesin, kısaca anlatacağım. Arif olan anlar diyorum, o kadar…
İktidar ve muhalefet zıtlığından hareketle, iktidar ne kadar popüler ve ne kadar canlı bir aksi seda veriyorsa, muhalefet de bir o kadar durgun ve mat bir görüntü vermektedir. Fekat unutulmamalıdır ki, iktidarın popülaritesi, muhalefetin duruşuna muhtaçtır.
Muhalefet ise, bu karşıtlıktan yola çıkarak bir gün iktidar olmayı hedefliyor ise yapacağı şey, iktidar partisinden daha popüler hale gelmeyi gerektirecek adımları atmaktır. Böylelikle mevcut iktidarın önüne geçecek, bu defa kendisi, tercih edilen popüler olma durumuna gelecektir.
Gördünüz mü ne kadar basit izah ettim. Demek ki yeise, korkuya ve ümitsizliğe hiç de gerek yoktur. Hazır olmak, çağı okumak ve zamaneye uygun teçhizatlarla huzura çıkmak kafidir.
Dedim ya, bu prensip kainata dair, değişmeyen ve şaşmayan İlahi bir nizamın parçasıdır. Öyleyse birileri bu hazırlıklarla meşgul olmalıdır.
Sol cenah biraz şaşırdı zannedersem, yine inkıraz yine hayal kırıklığı yaşattık adamlara… Trocki gibi 'Sürekli Devrim Teorisi' yazacağımı ya da doktorları Hikmet Kıvılcımlı'nın 'Türkiye Devrim Teorisi' ne mugayir fikirler serdedeceğimi sandılar herhalde!... Arkadaşları gene üzdük desenize… Ama her şeyi bizden beklemesin onlar da Gandi Kemal var. Biraz da ondan beklesinler haklarında yazılacak fermanı, öyle değil mi?
Gerçi benim siyasi tezimden de faidelenebilirler ama, Halk Fırkası sosyalizmin iktidar yöntemlerini tercih edecektir muhtemelen.
Ne yapalım, biz üzerimize düşeni yaptık, gerisi siyaset uygulayıcılarına kalmış. Haydi bakalım kolay gelsin…