Siyasetin yeni algısı!

Abone Ol
Bence bu yazıyı bütün ehl-i siyaset, niyet-i siyaset ve dahi tahkik-i siyaset okumalı… Çünkü çok mühim meselelere değineceğim. Benden söylemesi…
Benim işim kamu hizmeti bilirsiniz... En az Selahattin Duman kadar içi lebe lep bilgi dolu yazılar kaleme alıyor olsam da, üç beş kuruş maaşı önemsemiyorum. Zira Ümit Yaldız gibi bir patronunuz olunca paranın pek de geçerliliği olmuyor. Ne verirse alıyorsunuz, başka değerler daha ağır basıyor vesselam…
Neyse konumuza dönelim, siyasetin vatandaş tarafından algılanması hususunda şu altını çizdiğimiz konulara girelim de millet hizmet görsün.
Son genel seçimlere fiili olarak iştirak ettiğim için çok yakından müşahede ettim ki, 'millet-i necibimiz' artık eskisi gibi seçim sathı mahallinde yapılan alengirli reklam faaliyetlerinden ve serdedilen havai kelamlardan hiç etkilenmiyor.
Öyle ki, asil milletimiz, artık seçme işini dönem değerlendirmesi olarak ele alıyor ve tercihini buna göre yapıyor. Yani, şimdi ne söylediğinize değil, bil'akis geçmişte ne söylediğinize ve ne yapa geldiğinize bakıyor. Bu bir.
İkinci tespitim matbuat ehlinin hoşuna gitmeyecek ama yapmak zorundayım, çünkü aydın kimliğim ve yazar sorumluluğum bunu gerektiriyor… Şöyle ki, eskisi gibi duvarlara; bilumum elektrik ve telefon direklerine, rakip partili esnafın camekanlarına, olmadı boş bulunan her yere asılan afişlerin de hiçbir tesiri kalmamıştır. Zira insanımızın görsellik ilgisi, likit kristal ekranlara, 'üleşim' sitelerine ve 'aypon-3 yumuşak-g' mesajlarına çevrilmiştir. Yani siyasi propaganda alanında laylomdan imal flamaların ve cadde süslerinin devri kapanmıştır.
Vatandaşımız –anayasal vatandaşlığı kastediyorum- seçeceği partiden artık kendisini yansıtmasını bekliyor. Bu da üç!
Bu üçüncü saptamam bence en mühimidir! Zira sosyoloji ilminin kurucusu İbn-i Haldun'un keşfettiği gibi toplumlardaki 'Bedevi-Hederi' dilimleri bu açıdan çok önemlidir. Günümüze 'kırsal ve şehirli' yaşam tarzları olarak çevirebileceğimiz Haldun'un bu tespiti gözden uzak tutulmamalıdır. Esasen bizim de kani olduğumuz bu tespit şimdilerde çokça dile getirilen 'kenarın merkeze taşınması' hadisesinin teorisini oluşturmaktadır. Çünkü 'kenar' medeniyetin köküdür!
Yazımızın başında davette bulunduğumuz siyaset iştahlısı ehibbanın bu gerçekleri iyi kavraması hem kendi politik adımları açısından hem de iktidar partisinin 2002 yılından beri ulaştığı yüksek oy oranının izahı bakımından önemlidir.
İktidar partisi, (söylem olarak kalmış olsa da) Türk insanın değerlerini kendi vitrinine taşımasını bilmiş bunu da oydan ziyade 'kesin inançlı bir taraftar kitlesine' dönüştürebilmeyi becerebilmiştir!
İmdi gelelim çağımızda değişen dördüncü siyasi algıya… Dünya değişmiş, Türkiye değişmiş mamafih insanımız da değişmiştir. Yeni dünyada geçtiğimiz yüzyıldan kalma bütün değerler ve kurumlar ya ilga olmakta, ya fonksiyonlarını yitirmekte ya da atıl duruma düşmektedir.
Hız, zamanenin temel yürütücü amilidir, dersek hata yapmamış oluruz. Soğuk savaş dönemine ait yapılanmalarla siyasi hizmet sunma devri miadını doldurmuştur. Hantallıktan kurtulmuş ve gerektiğinde çok çabuk mobil olabilecek siyasi yapılar önem kazanmıştır.
Siyasi sahada ütopik değerler ve kurumlar yerini insan merkezli çalışma gruplarına bırakmıştır.
Çünkü çağımızın insanı idealden çok 'fayda' ile ilgilenmektedir. Tercih sıralamasını ve seçimlerini de 'fayda, çıkar ve kar' merkezli olarak yapmaktadır. Evet acı da olsa bu bir gerçektir. Bu hakikat dahi gözden uzak tutulmamalıdır.
Yoksa bir zamanlar pilav üstü dönerle siyasi başarı kazanmak mümkün olur muydu!
Gelelim beşinci saptamamıza…
Evvel emirde siyasetçi denilen zevat şunu bilmelidir ki, politik arenada profesyonel müşavirlerle çalışılması artık bir şarttır. Çünkü 'oydaş'lar denilen zümre, karşısında nicelikten ziyade nitelik görmek istemektedir. Bu, iki ile ikinin çarpımının dört etmesi gibi tartışılması abes bir kabuldür!
Ses ve görüntü kirliliğine yol açan araç konvoyları dahil olmak üzere, kurumsal kimlikten uzak; şehri kirleten afişlemeler, flamalar ve ses düzeni bozuk seçim araçları seçmen üzerinde hiçbir müspet etki bırakmamaktadır. Dahası seçmen tarafından hoş karşılanmamaktadır…
İşte size şimdilik sıralayabildiğim birkaç maddede yeni siyaset algısı… Faidelerinize sunarım. İçinde her şey var. Sosyoloji, siyasetoloji, kerat çetveli, hiciv, siyaset tarihi, edebiyat ve müspet bilgi. Daha ne olsun be Ümit Usta, daha ne olsun. Pamuk eller cebe…