Sivas...

Abone Ol
Öncesinde kaçarak, kaçırılarak sürdürdük hayatımızı Anadolu’’nun dört bir köşesinde’…
Sonrasında sürgünler yaşadık padişah zoruyla’…’¶
Derelerden hep kan aktı’…
Nicelerinde ne yiğitler, ne analar feda edildi’…
Ama hep direndiler’…
Hep ortak ve dostça bir yaşamı savundular...
Sonrasında idam edildiler’…
Dar ağacına yürürken "Dönen Dönsün ben dönmezem yolumdan" oldu şiarları...
Sürülürken, acı çekerken, geride bıraktıkları sadece "Yarin yanağından gayrı paylaşmaktı her şeyi"...
Sonrasında hep vurulduk’…
Asıldık’…
Katledildik...
Katliamlar bizlere hastı’…
Belki de hep aynı oyun oynanıyordu üzerimizde...
Maraş, Çorum ve ardından Sivas’…
Bunların sonunun olmayacağının habercisiydi belki de’…
Çünkü biz yüzyıllardır ezildik hor görüldük sürüldük...
Ama yılmadık, direndik...
Her acının sonunda "gelin canlar bir olalım"dı sözlerimiz...
"Düş, uyuyanın somutlaşan hatırlamalarıdır" dedik hep bir ağızdan... "Dokunma keyfine yalan dünyanın" derken bile keyfimize dokundular... İşkenceler, sürgünler hep devam etti yıllarca...
Özümüzü benimseyemedik’…
Kültürümüzü gelecek nesillere yayamadık...
Mum söndürdük kimilerine göre...
Kimilerine göre ise dinsizdik...
Ama biz özümüzde hep dosttuk’…
Kardeştik’…
Dostluğu, kardeşliği yaşadık hep’…
Ve bu hiç değişmeyecek’…
Bizi diri diri gömseniz de...
İdam sehpalarında çınlasa da sloganlarımız’…
Sürgünlerde yitirsek de bedenlerimizi’…
Kapılarımıza işaret koyup, bizi delik deşik etseniz de’…
Cesetlerimiz halen daha tarlalardan çıksa da’…
Diri diri yaksanız da gövdelerimizi’…
BİZ BİR ÖLÜR BİN DİRİLİRİZ...
ÖDEDİĞİMİZ BEDELLERİN, HESABINI GÖRECEĞİMİZ GÜN DE GELİR ELBET’…!