Güncel

Sıtkı ŞÜKÜRER yazdı… Körfez Geçişi: İzmir'in önceliği bu mu?

Abone Ol

İzmir iş dünyasının yakından tanıdığı isimlerden birisi olan, ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer, İzmir’deki yaşanan trafik sorunu ve çözüm önerileri konusunda dikkat çeken bir yazı yayımladı.

Şükürer, uzun yıllardır kentte tartışmalara neden olan ve mahkeme tarafından çevresel etkileri nedeniyle veto edilen İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin sık sık gündeme gelmesini ele aldığı yazısında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Buca Metrosu’nu Karşıyaka’ya bağlama projesini de maliyet ve çevresel etkileri yönünden karşılaştırdı.

İzmir’in yatırım önceliklerinin ne olduğu ve sınırlı kamu kaynaklarının hangi önceliklerle kullanılması gerektiğini ele alan yazıyı güncel önemi nedeniyle okuyucularımıza sunuyoruz:

Siyasette seçim dönemlerinin vazgeçilmezlerinden biri de mega projelerdir. Hemen her seçimde büyük yatırımlar, iddialı hedefler ve dikkat çekici projeler açıklanır. Bunun amacı da seçmene güçlü bir vizyon sunmaktır. Demokratik ülkelerde bunun yadırganacak bir tarafı yoktur.

İzmir de bu tür projelere yabancı değildir. Eski Başbakan Binali Yıldırım'ın Aziz Kocaoğlu ile yarıştığı yerel seçimde açıklanan Körfez Geçiş Projesi bunun en bilinen örneklerinden biridir.

Daha sonra İZKARAY adı verilen proje, Bostanlı ile Narlıdere arasında karayolu bağlantısı kurulmasını, ilerleyen aşamada da buna demiryolunun eklenmesini öngörüyordu.

Aradan yıllar geçti. Ancak proje hiçbir zaman tamamen gündemden çıkmadı. Zaman zaman destekleyenler de oldu, karşı çıkanlar da. Özellikle TMMOB'a bağlı meslek odaları ile çevre kuruluşları projeye başından beri itiraz etti. Nitekim 2018 yılında mahkeme, proje için verilen ÇED olumlu kararını iptal etti. Bugün ise proje yeniden konuşuluyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın yaptığı açıklamalar konuyu tekrar gündeme taşıdı. Ancak burada cevap bekleyen önemli sorular var. Böylesine büyük bir yatırımı Büyükşehir Belediyesi tek başına gerçekleştirebilir mi?

Mevcut ekonomik şartlarda bunun kolay olduğunu söylemek mümkün görünmüyor. Benzer büyüklükteki Marmaray Projesi'nin maliyeti ortada. Körfez Geçiş Projesi için yıllar önce açıklanan rakamlar bile 1,5 ile 2 milyar dolar arasında değişiyordu. Üstelik büyük projelerin hiçbirinin ilk açıklanan bütçeyle tamamlanmadığı da bilinen bir gerçektir. Gerçek maliyetin bunun çok üzerine çıkacağını tahmin etmek zor değildir.

Bir başka konu ise çevresel etkileridir. Projeye yönelik en ciddi itirazlardan biri Gediz Deltası üzerindeki olası tahribattır. Burası yalnızca İzmir'in değil, dünyanın önemli sulak alanlarından biridir. Flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Projede yer alan yapay ada uygulamasının da körfezin doğal yapısını ve su sirkülasyonunu olumsuz etkileyebileceği ifade edilmektedir.

Peki bütün bunlara rağmen proje trafik sorununu çözecek mi? İşte asıl tartışılması gereken konu budur. Bugün Bostanlı ile Narlıdere arasında yoğun bir araç trafiği bulunduğunu söylemek zordur. İki yaka arasındaki ihtiyaç büyük ölçüde arabalı vapurlarla karşılanmaktadır. Yoğunluk yaşandığında ise birkaç ek seferle bu sorun çok daha düşük maliyetle giderilebilir. Eğer amaç Çeşme ve Urla yönüne ulaşımı hızlandırmaksa, bunun belirli bir kolaylık sağlayacağı doğrudur.

Ancak bu kolaylık milyarlarca dolarlık bir yatırımı haklı çıkaracak kadar büyük müdür? Öte yandan kent merkezine ulaşım hedefleniyorsa mevcut yolların durumu da ortadadır. Mustafa Kemal Sahil Bulvarı özellikle sabah saatlerinde zaten yoğunluğu kaldıramamaktadır. Çevre yolunda da tablo farklı değildir. Bu güzergâhlara yeni araç yükü eklemek, sorunu çözmekten çok büyütebilir.

Özetle, projenin sağlayacağı fayda ile ortaya çıkacak maliyet arasında ciddi bir dengesizlik bulunmaktadır. Elbette kentlerin simge projelere de ihtiyacı vardır. Ancak her yatırımın bir öncelik sırası olmalıdır. İzmir'in bugün körfezin temizlenmesi, kentsel dönüşümün hızlandırılması, altyapının güçlendirilmesi ve deprem hazırlıkları gibi çok daha acil sorunları bulunmaktadır. Kaynakların önce bu alanlara yönlendirilmesi daha doğru olacaktır. Ulaşım konusunda büyük bir yatırım yapılacaksa ikinci çevre yolu gibi kentin günlük yaşamını doğrudan rahatlatacak projeler daha öncelikli görünmektedir. Nitekim bu konuda da çeşitli çalışmaların sürdüğüne ilişkin açıklamalar yapılmaktadır.

Sonuç olarak mesele yalnızca bir proje meselesi değildir. Mesele, İzmir'in sınırlı kaynaklarının hangi önceliklere göre kullanılacağıdır. Asıl cevaplanması gereken soru da budur.