Sırada daha kıdemlisi var!

Abone Ol
Basarak geldi... Asarak yaşadı... Boğularak gitti!
Üç fidanı gözünü kırpmadan kıran Ali Elverdi, kanlı ve
hesap vermediği tarihi ile gömüldü.’¶

Bizler, onun fidanları yok etme gayretkeşliğini asla unutmayacağız!
Kimileri, ’“Ölülerin arkasından kötü konuşulmaz’” diyor. Kötü bildiğimiz biri için susmak da o kişinin yaptığı kötülüklere onay vermek değil midir?
Bu komünist düşmanı ’“vatanperver’”in ardından konuşmalıyız, hem de çok uzun...
Konuşmalıyız ki eski Elverdiler ve yeni Elverdi olmaya özenenler,
bu toplumun artık sessiz kalmayacağını bilsinler!

Cenaze fotoğraflarına baktım. Simsiyah bir tabut. Üstünde de bir Türk bayrağı.
Keşke biri çıkıp, o bayrağı çekip alsaydı.
Çünkü o tabutun üstüne hiç yakışmıyor!
O, şimdilerin demokrasi havarisi, Denizler’’i idama yollayan meclisin
en ateşli ’“idamcısı’” Demirel’’in de milletvekiliydi.
Sahi, cenazeye katılıp, eski fikirdaşını, yoldaşını uğurlamaya geldi mi acaba her daim demokrat?

Kanlı 6 Mayıs’’ın senaristi ve yönetmeni, sonraki yıllardaki konuşmalarında,
’“Kanlı Katiller Destanı’”nın en veciz cümlelerini döktürmüştü. Hatırlayalım:
"İdamları ibret-i müessese olmuştur. Onlar asıldıktan sonra hadiseler durmuştur."
’“Ben yalnız adli değil, siyasi kararlar da verdim.’”
’“Öldürmeyene de idam cezası verilir. Mesela vatan haini, vatanının sırlarını bir ülkeye satmış. Veya ideolojisi öyle istiyor, kendisi aslen Türk değil, karışık.
Buna da idam cezası verilir.’”

’“Yüzlerce dosya mahkemede durdukça olaylar durmaz. 0 dosyalar Meclis’’te bekletilmeyip infaz edilse, bakın nasıl durur. Bunların sürüncemede bırakılmaması gerekir.’”

Üç fidanın avukatı Halit Çelenk’’in bir söyleşisinden biliyoruz: Elverdi, Deniz’’in idamını Yusuf’’a, Yusuf'un idamını ise Hüseyine izlettiriyor. Saniye, saniye...
Kendisi de bir ağaça yaslanıp, keyifle sigara tüttürerek seyrediyor!
Oğlu, geçen gün, babasının verdiği karardan hiçbir zaman pişmanlık duymadığını açıkladı. Ne güzel! Duysaydı şaşardık, değil mi?
Ve şöyle devam etti: ’“İnsan sevgisine sahipti.
Çok az insan onun kadar bütün canlıları sever.’”

Artık hiçbir muktedir, bu topraklarda bizi bu kadar çok sevmesin. İstemiyoruz!

Deniz Gezmiş’’le birlikte idama mahkûm olan Atilla Keskin’’in deyimi ile,
kışla talimatnamelerinden başka bir şey okumamış olması
kuvvetle muhtemel olan Elverdi’’nin tıkanıp boğularak öldüğü
haberini aldığım gün bir şişe şarap açtım.
En iyi cins şarabımızı ise bekletiyoruz... Malum, sırada daha kıdemlisi var!