Şimdi reklamlar…

Abone Ol
Fuar gezimi 1-2 gün erteleyerek çarşamba akşam ekran başına oturdum… Çünkü uzunca bir yaz döneminin ardından, tv dizilerimiz yeni dönemlerine başladı…
''Ayyyy Osman çok tatlı yaaaa'' sezonu geçen hafta, ''Sülüman'' sezonu ise Çarşamba akşamı açıldı…
Geçen sezon hiç aksatmadan izlediğim Muhteşem Yüzyıl için yine tam saatinde ekran karşısına geçtim… Sağolsun Hürrem 3 aylık arayı hemen aslan parçası Bayezid'ı doğurarak kapattı… Geriye kaldı Cihangir ve Abdullah… Önümüzdeki günlerde çığlık çığlığa ve sırayla bunları da doğurur… Doğurmak zorunda, tarih öyle diyor çünkü…
***
Neyse efendim ben bugün ''Muhteşem Sülüman'' yerine, önceki akşam bana ekran başında resmen kriz geçirten iki reklamdan bahsetmek istiyorum… Malumunuz 10 dakika dizi, 5 dakika reklam, 10 dakika dizi 4 dakika reklam şeklinde 2 saatten fazla ekran başında kalınca insan, 90 dakikalık diziyle birlikte en az 60 dakikalık reklamları da ezberliyor…
Normalde izlediğim kanallarda pek az denk gelirim reklamlara, ama Çarşamba akşamı hemen hepsini izledim ve bu konudaki açığımı da bir çırpıda kapattım…
Reklam neden yapılır? Bu konuda ahkam kesmiş gibi olmayayım ama yeni bir ürünü tanıtmak ya da var olan bir üründeki yeniliklerden/gelişmelerden/kampanyalardan haber vermek için olmalı…
Bunu yaparken de fazlasıyla dikkat çekici, fazlasıyla akılda kalıcı, ürünü cezbettirici gibi bir takım vasıfları da içinde barındırmalıdır… En önemlisi de reklamın iyisi kötüsü olmaz, reklam reklamdır, önemli olan hafızlara kazınması…
İşte şimdi bahsedeceğim iki reklam, tam da bu vasıfları içinde barındırıyor… Fazlasıyla dikkat çekiyor, dikkat çekerken sinir ediyor, insana neredeyse saç baş yoldurtuyor dolayısıyla fazlasıyla hafızlara kazınıyor … Yani amacına fazlasıyla ulaşmış iki reklam…
Reklamlardan biri arabanın arka koltuğunda sürekli vıdı vıdılayan pardon vada vadalayan bir kaynana… Diğeri de şımarıklıkta sınır tanımayan, arkadaşını ezim ezim ezen bir kız… Hemen anladınız değil mi, Aygaz ve Renault Fluence reklamları… Bu günlerde akşamlarınızı bir saat da olsa ekran başına geçiyorsanız, illaki denk gelmişliğiniz vardır bu iki reklama…
Çünkü reklam arası dizi izleme devri bitti dizi arası 10 dakikada bir 4 dakika reklam izleme devri başladı
***
Aygaz'ın, insanın sinir katsayısını tavana vurduracak şekilde saniyelerce vadalayan kaynanası… …
Yahu, kaynana zaten şarkıların bile kaynar kazana atılmasını tavsiye ettiği şahsiyet… E, Aygaz da sağolsun bu reklamla bu imajı bir güzel doğrulamış, kaynanaları, iyice ''çekilmez insanlar'' sınıfının başköşesine oturtmuş…
- vada vada vada vada vada vada vada vada (hiç susmadan yaklaşık 45-50 saniye)
- Bu sabah itibarıyla fazla vıdı vıdı etmedik mi anneciğim
- Vıdılamıyorum şaşkın damat vadalıyorum
- Aaa bak vada…
Her izlediğimde ''Ben böyle reklamın taaaa…'' demek istiyorum… Yani gerçekten de yaratıcılığın böylesi… Sinir ediyor deli ediyor, ama konuşturuyor işte…
***
İkinci olarak da izlerken resmen gerildiğim o şımarık kıza, sürekli olarak ''Sizin arabada şundan var mı, bundan var mı?'' diye sorarak hava atan velede değinmek istiyor, değinmeden önce de Renault firmasını takdir ettiğimi söylemek istiyorum… Çünkü yurdum insanının malıyla hava atma noktasını çok da iyi yakalamış… Başarılı yani….
İlk reklamda arkadaşlarına hava atmak için, babasına şoförüymüş gibi davranan ve izleyeni sinir eden Fluence kızı, devam filminde hava atmaya devam ediyor, insanı resmen çatlatıyor…
İlk denk geldiğimden beri iki cihanda boğasım var bu kızı, o nasıl bir iticiliktir, o nasıl bir şımarıklıktır yahu… ''Sizin arabada bundan var mı?'' sorusuna ''Hayır'' cevabını alınca nasıl da başı göğe ermiş görünüme bürünüyor…
Ya arkadaşına ne demeli? Yazık yahu, ağzı var dili yok garibimin, ezim ezim eziliyor… Büyük bir ihtimalle babasının Doğan görünümlü Şahin'i var… Ben öyle tahmin ediyorum, yoksa niye Renault Fluence'nin navigasyon, bluetooth, arka klima gibi araç konforunu arttıran özelliklerini duydukça ezilsin büzülsün…
Kızım daha isimlerini bilmiyorsun ''Yok bundan var mı, yok şundan var mı..'' Neyin havası bu Allah aşkına…
Bu kız, büyük bir ihtimalle 90 beden göğüslerini gösterip ''Sende bundan var mı'' diyerek kızcağızın bilinçaltını üstüne getiren bir annenin ürünü… Ve, eğer aile bu kıza ''dur'' demezse, hayatlarının ileriki zamanlarında dizlerini döve döve çürütmeleri muhtemel…
Yani bu reklamı izledikçe, resmen açık hava sinemalarında kötü adama gazoz şişesi fırlatan insan moduna giriyorum…
Zaten modelin adı da faul… Renault'un Spring modeline ''spirik'' diyen yurdum insanı tahminimce Fluence'i de ''filanca'' şeklinde adlandıracaktır, ya da adlandırıyordur… Ya da canım Trakya'sından canım doğusuna gidene kadar o olur sana ''fulence''…
Hem kaç Türk erkeği bayiye gidip de ''Bana bir fülüans'' diyebiliyordur, merak ediyorum…
***
Neyse, bugün reklamları izlediniz….
Dipnot: Unutmadan, eski dizilerin yanı sıra onlarca da yeni dizimiz olmuş, fragmanları izledim… Kıvanç Tatlıtuğ'un başrolünü oynadığı Kuzey-Güney de bunlardan biri… Arada bir zapladığımda denk geldiğim kadarıyla Kıvanç bu dizide kendini aşmış… Melül melül bakan Behlül gitmiş, yerine Dövüş Kulübü'nün Brad Pitt'i gelmiş… Hocası her kimse tebrik etmek lazım… Çıraklık dönemini atlatıp ustalık dönemine adım atmış… Tek handikap Sülüman'la çakışıyor, sanıyorum tekrarlarından takip edilir bu dizi de