Benim bile derken, şu hukuk denen mereti az çok bilenlerden olduğumu kastediyorum. Artık yeter, ayıptır, günahtır diyorum.’¶
Hukuku, adaleti yaz boz tahtasına çevirmeye kimsenin, hele mahkemelerin hiç hakkı yoktur. Bu yaz boz tahtası hata olmaktan çıktı. Hata bir yere kadar anlaşılır. Bu hata değil. Bu Türk Hukuk Sistemini yıkmaya çalışanlara, işte görüyorsununz hukuk bu dedirtmeken başka bir anlam ifade etmemeye başladı. Bu mahkemelerin adaleti, yasaları uygularken tereddüt içerisinde oldukları izlenimi vermektedir ki işte istenende budur.
Balyoz denen davada bir kısım sanıklar iki defa tutuklandı serbest bırakıldı. Şimdi tekrar tutuklanacaklar. Umarım itirazlar değerlendirilirde komedi daha fazla sürdürülmez.
Bu insanlar suçlu ise, daha doğrusu tutuklama nedenleri varsa neden iki defa serbest bıraktınız. Yok tutuklama sebebi yoksa ve ilk ikisi hata ise hala neden tutuklama kararı veriyorsunuz.
Bu insanlar uçar göçer değil. Kaçmaları, delilleri karartmaları söz konusu olamaz. Zira davayla ilinti kurulan plan, proğram her ne ise mahkemenin elinde..
Kaldı ki yargılananların bir çoğu halen görevde, dağda savaşıyor. Bu ülke için canını tehlikeye atmış, bu halkın huzuru için görevini yapıyor.
Herkes suç işler. Suç işleyen cezalandırılmalıdır. Bu yönüyle mutabakat vardır. Fakat 196 kişinin tamamı suçlu mu acaba. Hadi suç var diyelim. Bir konferans, bir seminer yapılıyor. Seminere halen görevli kişilerinde katılması emri veriliyor. Katılması istenmiyor emir veriliyor. Böyle bir emre kim karşı çıkar ki.
Bu saatten sonra TSK’’nın düzenleyeceği bütün seminer, eğitim ve benzeri etkinliklere subaylar astsubaylar katılmasalar yeridir.
Düşünsenize, bir seminer talimatı alan yarbay, üzgünüm komutanım yargılanmak istemiyorum, beni affedin derse kim ne diyebilecek.
Şimdi de İç Hizmet Yasası’’nın 35. maddesi tartışılıyor. Ey arkadaşlar darbe denen şey zaten kanunsuz, yasasız yetkisiz bir eylemdir. Suçtur. Başarırlarsa yasa koyucu kendileri olduklarından, daha doğrusu hesap soracak bir güç kalmadığından yargılayacak kimse de olmayacaktır. Yok başaramazlarsa o zaman zaten asi konumunda olacaklarından mevcut düzen yargılayacaktır.
İnönü’’nün ’“İhtillaller başarıya ulaştığında meşrudur.’” Sözü yazdıklarımın özetidir.
Son söz, kağıtlara yazılanlarla başarı elde edilemez. Başarı beyinlere kazımaktır darbenin kötü, demokrasinin hukukun, laisizmin iyi bir şey olduğunu.
Bunu yazabilirsen zaten sorunu çözmüş olacaksın.
Ama toplum darbelerden darbe beyen veya benim darbem senin darbeni döver ikileminde bırakılırsa daha çok bekleriz darbesiz günleri.