Sidik kokan anıttan müzeye

Abone Ol

Karşıyaka sahilinin simgelerinden biri olan Anıt'ı bilmeyen İzmirli yoktur.

Farklı bir tasarımı olan anıtın 'Adını' ise tam olarak bilene neredeyse rastlamak mümkün değil.

Toplum olarak biraz kısıltmalara olan düşkünlüğümüzdendir belki de.

Çünkü bu eser, 3 konuya ithafen yapılmış çok özel bir anıt.

Cumhuriyetin 50. yılında açılan ulusal bir yarışmada birincilik ödülü almış ve 'Atatürk, Annesi ve Kadın Hakları Anıtı' ismiyle adlandırılmış.

1973 yılından itibaren de Karşıyaka'nın simgesi haline gelmiş.

Zeminden başlayarak yükselen dikili bloklar, çiğnenmekte olan kadın haklarının, Atatürk ve Cumhuriyet ile birlikte yükselmeye başladığını simgeliyor.

Farklı yükseklikteki bu dikili taşları çepeçevre saran bronz kuşak üzerinde ise kabartma figürler yer alıyor.

Atatürk, Karşıyaka'da yatmakta olan annesi Zübeyde Hanım, cepheye mermi taşıyan kadınlar, Cumhuriyet ile her dalda yetişip öğretmen, kimyager gibi mesleklere kavuşan Türk kadınlarının figürleri bu bronz kuşakta ince ince işlenmiş.

Konak'ta iseniz Saat Kulesi,

Karşıyaka'da iseniz 'Atatürk, Annesi ve Kadın Hakları Anıtı' önünde mutlaka bir fotoğrafınız var demektir.

Bir nevi, Karşıyaka'ya gelmenin tescilidir burada fotoğraf çektirmek.

Ancak son yıllarda bu anıtın önünde fotoğraf çektirmek adeta 'Cesaret' gerektirmeye başlamıştı.

Çünkü;

Göğe doğru yükselen dikili blokları tutan demirler, tuzlu deniz suyunun etkisiyle un gibi ufalanıyordu.

Birçok resmi kurumdan anıtın çürüdüğüne, yıkılma tehlikesinin bulunduğuna dair raporlar geldi.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, bir de anıtın zeminindeki yarı kapalı alan, sanat eserine büyük (!!) saygısı bulunan kimseler tarafından idrar kokularıyla donatılıyordu.

Sabaha kadar anıta bir bekçi dikmek belki idrar kokusunu önleyebilecekti ama, o bekçinin can güvenliğini sağlamak, yıkılma tehdidini durdurmak için başka şeyler yapmak gerekiyordu.

İşte burada Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar devreye girdi.

Bir süredir gelen onca eleştiriye kulak asmadan, özel bir çalışma başlattı.

Anıt; mimarının da izniyle yeniden inşa edildi.

15 metre yükseklikten, 42 metreye yükseltildi.

Cumartesi günü de düzenlenen törenle hizmete açıldı.

Körfez'in her noktasından Karşıyaka'nın simge anıtını görmek artık mümkün.

Alsancak'ta, Pasaport'ta çayınızı yudumlarken Atatürk'ü, Zübeyde Hanım'ı, Cumhuriyet ile kazanılan kadın haklarını hatırlamadan geçemeyeceğiz.

O anıta baktıkça, İzmir Kordon'unda Türkçe konuşarak 'Bir çay verir misin' diyebildiğimiz için şükredeceğiz.

Körfez'in her noktasından anıtı gördükçe, bugünümüz için verilen mücadeleyi anımsayacağız.

Vapurla karşıya geçerken de fotoğraf karemizde tüm heybetiyle yer alacak o muhteşem Anıt.

Bu arada;

İdrar kokusuna gelince ona da bekçi dikmekten çok daha güzel ve özel bir çözüm bulmuş Başkan Akpınar.

İdrar kokan o yarı kapalı bölümü 'Kadına Saygı Müzesi' haline getirmiş.

Cumhuriyet tarihine yön veren 100 kadın ve onları ölümsüzleştiren hikayeleri yer alıyor müzede.

Müze, daha şimdiden Avrupa'dan 2 ödül aldı bile.

Tüm eleştirilere aldırmayarak sadece Karşıyaka değil, İzmir'e yakışır simge bir eser kazandıran Hüseyin Mutlu Akpınar alkışı hak ediyor.

Açılış günü yoğun kalabalıktan müzeyi tüm detaylarıyla inceleyemedim.

Ancak özel olarak bir kez daha gideceğim.

Tüm İzmirliler'e de yeni haliyle anıtı ve müzeyi ziyaret etmeyi tavsiye ediyorum.