Şiddete bu sefer son…

Abone Ol
Defalarca yazıyoruz. Yazıyor, çiziyor, dile getiriyor, dışarılarda pankart açıp bas bas bağırıyoruz: 'Şiddete Hayır!' diye. Ama değişen hiçbir şey olmuyor. Hemen her gün manşetlerde şiddet ve cinayet görmeye alıştık maalesef. Sanki artık bağışıklık kazandık. Bu durum bir toplum için o kadar tehlikeli bir noktadır ki. Alışmak, kabullenmek, bu böyle demek… Bir süre sonra her şeye alışabilir ya insan, ama böyle bir şeye sanmıyorum alışılsın. Belki de alışılmış çaresizliktir bu… Ben buna alışamadım açıkçası. Kadınlar, özellikle şiddet gören kadınlar alışamadı.
Ülkemizde yüzlerce kadın şiddete maruz kalıyor. Taciz, sözle ya da davranışla istismar, tecavüz, dayak, yaralama, öldürme, vb. Bunların hepsi de şiddet olayları fakat biz sadece yaralama ve ölümlerden haberdar oluyoruz. Bunları gazetelerden okuyor, televizyondan izliyoruz. Bunlar gibi kim bilir kaç örnek yaşanıyor da hepsini bilemiyoruz.
Buna bir de ülkedeki adalet sisteminin yetersizliği ve çarpıklığı da eklenince durum dayanılmaz bir hal alıyor. Örnek olarak verebileceğimiz o kadar çok olay yaşandı ki. Saymakla bitmez. Bir kadını hunharca öldürüp ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan birinin sırf mahkemede kravat taktı diye cezasının indirildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Böyle bir canavarlık karşısında iyi hal indirimi diye bir şey olabilir mi, aklım almıyor!
Bu da şiddet olayının dışında konunun başka bir boyutu tabii ki.

İşte kadınların çaresizliğine bir şekilde cevap geldi, imdadına yetişildi en nihayet. Kadına yönelik şiddetle ilgili Avrupa Konseyi Sözleşmesi TBMM'de onaylandı. 25 Kasım Kadına yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'ne saatler kala TBMM'de kabul edilen sözleşme, anayasanın 90. maddesine göre, iç hukuk kurallarından üstün sayılacakmış. İmzalanan bu sözleşmenin ülkemizde özellikle son zamanlarda artan şiddetin önüne geçilmesinin yanında bir başka önemi daha var. Türkiye, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ni, imza atan ülkeler arasında, parlamentosunda ilk onaylayan ülke oldu.

Sözleşmede gerçekten devrim niteliğinde düzenlemeler yer alıyor. Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in, imzaladığı bu sözleşme için 'hayatımda attığım iki önemli imzadan biridir' demesinin nedeni de bu yüzden. Sözleşmeye göre, erkeğin kadına karşı uyguladığı şiddetin şiddet kabul edilmesi için fiziksel olması gerekmeyecek. Psikolojik, cinsel, ekonomik her türlü istismar da, zorlama ya da keyfi olarak özgürlüğün kısıtlanması da dahil olmak üzere, şiddet eylemi olarak kabul edilecek. Özellikle bu nokta çok önemliydi. Çünkü kadına uygulananın şiddet olması için illaki kadının yaralanması ve ölmesi gerekmiyordu. Sözleşmede yer alan çok önemli maddelerden biri de, yeterli, kolay erişilebilir ve uygun sığınma evlerinin kurulmak zorunda kalınacağı ile ilgili madde. Koca ülkede 65 sığınma evinin bulunduğu düşünülürse, bunun da şiddet gören ve evini terk etmek zorunda kalan bunca kadın için elbette yeterli olmadığı anlaşılabilir.
Sözleşmede sadece kadına karşı değil, çocuğa karşı şiddet de yasaklanıyor. Çocuğa karşı şiddet uygulanması durumunda daha ağır ceza verileceği belirtiliyor. Bu da sözleşmedeki çok temel olan ve umut verici maddelerden biri. AB kriterlerine uygun demokrat bir ülke olabilmek için; yetişkinine, çocuğuna, insanına değer veren bir ülke olabilmek için umut verici bir madde. Kısacası, kabul edilen Avrupa Konseyi sözleşmesi şiddetin önüne geçebilecek umut verici maddelerden oluşuyor. Ayrıca, 25 Kasım Kadına yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde kadınlara verilmiş bir hediye niteliğinde. 'Bu sefer şiddete son' diyebileceğiz. En azından bu düzenlemenin caydırıcı olmasından dolayı şiddet olaylarında azalma olacağı tahmin edilebilir. Umarım öyle olur. Bunca acı çekmiş, şiddet görmüş olan kadınlara bu, en azından bir teselli hediyesi olur. Toplumumuzdaki inanılması zor olan bir grup şiddet taraftarı bu düzenlemeyle biraz olsun dizginlenebilir de, zaten türlü sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalan kadınlarımız ve cinsiyeti ne olursa olsun tüm mağdurlar rahat nefes alabilirler.