Türkiye'de futbolun içinde olanlara inanmak ve buna alışmak inanın çok zor.
Bir yanda anlamakta zorlandığımız 3 Temmuz'dan beri şaşırtarak devam eden şike davası...
Diğer yandan Trabzon-Fenerbahçe maçıyla tavan yapan futbol şiddeti...
Hiçbir şekilde bireysel ve toplumsal ahlakla bağdaşmayacak tavır ve davranışlar sergileniyor .
Ortak akıl ve sağduyu, hoşgörü, saygı, sevgi, nezaket artık bize uzak kavramlar haline geldi.
Futbolun tüm paydaşları, sağduyuyu yitirmiş büyük bir psikoz içerisinde.
Adalet dağıtması beklenen kurum ve kuruluşlara güven duygusu yitirilmiş durumda.
Bu büyük kurumlar adaletle hükmedemeyince de herkes kendi adaleti peşinde koşmaktadır.
Herkes yüksek sesle haksızlığa uğradığını, patırtı ile anlatmaya çalışmakta ve büyük bir gürültü kirliliği yaşanmakta.
Bunun sonucunda da büyük bir bilgi kirliliği oluştu.
Sapla saman birbirine karışmış durumda. Herkes haklı. Haksız olan, suçlu olan hiç kimse yok nedense...
Futbolda şiddet yasası çıkalı bir yıl oldu ama anlaşılamadı, yerleştirilemedi, amacına ulaşmadı.
Bu yasayı takip etmesi gereken ve tamamlayıcısı olacak olan 'Kulüpler yasası' da görünürde yok.
Futbolumuz ve futbol ailesi büyük yaralar almaktadır.
Futbolumuz büyük sosyal patlamalar yaşamakta ama hiç kimse çözüme yardımcı olmamakta.
Artık öfke ve şiddet toplumu olduğumuz net olarak ortaya çıktı.
Futbolcuların, teknik adamaların her tür tribün şiddetine maruz kaldığı günler artık geride kalmalı.
Kafasına, yüzüne her türlü kesici, delici, yaralayıcı maddeler atılan bizim sporcularımız, bizim teknik adamlarımız...
Teknik adamlarımız da, futbolcularımız da daha fazla saygıyı hak ediyorlar bence.
Çözüm için:
Üniversitelerin araştırmalarla ve birikimleri ile çözüme yön göstermeleri...
Futbolumuzu yöneten kurumun toplumsal mutabakatı sağlaması...
Politikacıların bu konudan uzaklaşması...
Şart gibi görünüyor.