Sıcak bastı!..

Abone Ol
Sezon bitince başarısızlıklarını sorgulamak değil de, yönetimlerini yenileme derdine düşen kulüpleri ateş bastı!..
Öyle bir ateş ki, nasıl düşer bilinmez!..
Yıllarca yapılan hesapsız kitapsız harcamalarla borç sarmalına giren İzmir kulüplerinin geçmişten bugüne kendi iç sorgulamalarını yapmamaları, yönetimlerini belirlerken salt futbol takımlarının günü kurtaracak oluşumlarıyla ilgilenilmesi bugünün sorunlarını yaratan başlıca etken. Bu değerlendirmeleri biliyorsunuz ki, uzun süredir yapıyoruz...
Futbolun büyüyen ekonomisi içinde ne yaptığını bilmez, ehil olmayan ellerde savurucu bir yönetim anlayışıyla sıkışmış İzmir kulüpleri ne yazık ki geleceklerini de ipotek altına aldılar...
İzmir kulüpleri adına ilginç olan bir nokta, sorgusuz aklanan yönetimlerin yerine yeni yöneticiler bulunabilmesidir!..
Her nasılsa bir sezon görev yapıp gazetelerin spor sayfalarından, yerel tv ekranlarından düşmeyenler, görevleri biterken kulübün geleceğine koydukları ipotekle alacaklarını güvenceye alırken, kendilerini birer kahramanmış gibi ilan etmeyi becerebiliyorlar...
Bu yapılanmanın içinde ne yazık ki gazeteciler de araç ya da aracı oluyorlar!..
Örneklerini geçmişte çok yaşadığımız böylesi durumlarda, yönetici-gazeteci diyaloğunu sağlam kuramamış olanlarla, kurmuş olanlar ne yazık ayırdedilemedi; bugün de edilemiyor!..
Bakınız geçmiş sezonu başarısızlıkla kapatmış Karşıyaka'da bir yönetim değişimi, uzun yıllar 'icazetle' yönetilmişliğin verdiği eziklikle 'devrim' olarak nitelendiriliyor!..
Altay, çaresizliğin sarmalında, birbirini suçlayan insanlar merkezine dönüşmüş; sorunları çözmek yerine daha çok 'kime ne kadar saldırsak kardır' düşüncesiyle hareket edenler, kulübe daha çok zarar verir duruma gelmiş!..
Eski başkan 'yolsuzluk' suçlamasıyla kulüpten atılmak isteniyor, ortalık toz duman!..
Ve yönetim eli kolu bağlı kongre gününü bekliyor...
Ne olacağı artık geçmişteki gibi merakla beklenmiyor Altay'da...
Çünkü eski duyarlılık, heyecan kalmadığı gibi, giderek azalan camia olma özelliği de söz konusu!..
'Böyle gelmiş böyle gider', 'Elbet bir kurtarıcı çıkar, Altay camiası büyüktür' söylemlerini İzmir'in futbol hastaları anımsarlar; artık bu söylemler, beklentiler öyle gerilerde kaldı ki!
Bakıyorsunuz İzmir'in köklü kulüplerinden biri daha, Altınordu artık 'asansör' olarak anılıyor, ikinci ve üçüncü lig arenasında yaşadığı gel-git nedeniyle!..
Mustafa Bilen, bir koca sezonu cebinden yaptığı harcamalarla tek başına götürmeye çalışırken, güvenip yetki verdiği isimler takımı üçüncü lige taşıdı!
Şimdi bakıyoruz, Bilen yanına yeni isimler alarak yola devam edeceğiini söylüyor. Altınordu için büyük gönül bağlılığı olan isimler, bugün hiçbir geliri olmayan kulübe katkı sağlamak için yola çıkıyorlar...
Niye çıkıyorlar?
Cumhuriyet ile yaşıt kulüp sahipsiz kalmasın, asırlık çınar yaşasın diye!..
Peki hep böyle mi olacak, böyle mi gidecek bu işler?
Göztepe'yi AŞ olması; İzmirspor'u amatörde çırpınması nedeniyle saymazsak...
Ne yazık ki, böyle gidecek...
Borç sarmalındaki kulüp yönetimlerini yeni transfer dönemi çalışmaları haziran sıcağında daha bir bunaltacak...
Ne demişler:
'Kendi düşen ağlamaz!...'