Şevket Süreyya Aydemir'i anlamak ya da Kırmızı Mektuplar

Abone Ol

Şevket Süreyya Aydemir, kamu oyunda daha çok Türk tarihinde önemli rol oynayan kişilikleri inceleyen eserleri ile ünlenmiş bir yazar. Kendi yaşamını anlattığı “Suyu Arayan Adam” dışında “Tek Adam”,İkinci Adam”,”Menderes'in Dramı”, “Enver Paşa” gibi biyografik kitapları kalem aldı.

Ancak bir düşün adamı olduğu yeterince bilinmiyor.

Aydemir’in , “Suyu Arayan Adam” ve “Kırmızı Mektuplar ve Son yazılar” adlı kitaplarında “21.yüzyıl bir Çin yüzyılı olabilir” tespitleri, O’nun uzak görüşlü bir düşün adamı özelliğini yansıtıyor.

Yaşamı hakkında önce kısa bir bilgi vermek yerinde olacak.

Turancılıktan Kemalizm ve Sosyalizme Uzanan Çizgide Suyu Arayan Adam

Aydemir,Edirne Öğretmen Okulu'nu bitirdi. Kuşağının büyük çoğunluğu gibi O da Turancılık akımının ateşli bir taraftarıydı. Azerbaycan'da kurulan hükümete öğretmen olarak atanarak 1919-20 yıllarını Azerbaycan'da geçti. Ancak Kafkasya'nın çok etnikli yapısını görünce Turancı düşüncelerinin doğru olup olmadığını sorgulamaya başladı. Bakü'de yapılan Türkiye Gizli Komünist Fırkası'na katıldı ve sonrasında da Türkiye Komünist Parti(TKP)'ye girdi. Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ne (KUTV) kaydoldu. Ekonomi eğitimi gördükten sonra 1923 yılında Türkiye'ye döndü.

Aydemir, Türkiye'ye döndükten sonra, 'Aydınlık' dergisinde komünist fikirleri yaymaya çalışan yazılar yazdı ve tutuklandı. 1927'de çıkarılan genel aftan yararlanarak hapisten çıktı.

Bundan sonra bir tür 'milliyetçi komünizm' anlayışını savunmaya başladıysa da, Türkiye için geçerli düşüncenin 'Kemalizm olduğu görüşü'nü kabul etti.

Bu görüş değişikliği sonucunda, Vedat Nedim Tör'le birlikte TKP'den ayrıldı.

Aydemir, 1928'de bürokrat olarak Ankara'da çalışmaya başladı. 1932 yılında Atatürk'ün isteği üzerine Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile birlikte 'Kadro' dergisini çıkarttı.

Aydemir, değinildiği üzere biyografik ve otobiyografik kitapları yanı sıra “Toprak Uyanırsa” ve “Kahramanlar Doğmalıydı'”adlı romanları da yazdı.

Bir düşün adamı olarak ise “ İnkılap ve Kadro”, “Lenin ve Leninizm (ortak kitap)”, “Cihan İktisadiyatında Türkiye (inceleme-araştırma)”, “ İktisat Mücadelesinde Köy Muallimi (makale)”, “Halk İçin İktisat Bilgisi (makale)”, “ Türkiye Ekonomisi (inceleme-araştırma ders kitabı)”, “İhtilalin Mantığı ve 27 Mayıs İhtilali (inceleme)”,” Lider ve Demagog (inceleme)”,”Kırmızı Mektuplar ve Son Yazılar (mektup – makale)”gibi çok sayıda eseri kaleme aldı.

Kırmızı Mektuplar ve Son Yazılar”da Öngörüleri Neydi?

Kırmızı Mektuplar ve Son Yazılar”, Aydemir'in 1979 yılında ölümünden beş yıl sonra yayınlanan son kitabı. Kitap,KUTV'dan arkadaşı olan Rus Pavel ve Çinli Liu Shaco-chi ile olan özel yazışmalarını ve ölmeden önce kaleme aldığı son yazılarını içeriyor.

Kitabda Çin ile öngörüleri de var.Aydemir şöyle diyor; Ama anlaşılıyor ki şimdi dünyada bir başka Çin var. Hatta yarınki yüzyıl, belki bir Çin yüzyılı olabilir. Fakat bugün de dünyanın terazisinde büyük ağırlık, Uzakdoğu'dadır. Dünya nüfusunun üçte biri kadar Çinlidir. Dünyada doğan her dört çocuktan biri Çin'de doğuyor. Ve yüzyılımızın sonunda, yani 2.000 yılında Çin, dünya terazisine, bir milyarlık nüfusunu koyacaktır.”

Bu öngörü Çin'in ekonomi büyümesiyle doğrulandı.

Günümüz uzmanları da Çin'in ekonomik başarısını; büyük ölçüde istikrarlı hükümetlere, sabırlı stratejik planlamaya, yüksek tasarruf ve yatırım oranlarına, dinamik (devlet destekli) ticaret, yatırım ve sanayi politikalarına, enflasyonun ve kamu açıklarının denetimine ağırlık veren makroekonomik politikalara, aile bağlarına dayalı disiplinli iş ve ahlak anlayışına dayandığına değiniyorlar.

Ve bu durumuyla Batı emperyalizminin cenderesinden çıkmak isteyen gelişme yolundaki ülkelere kalkınma modeli olarak ilham kaynağı olabileceğini bildiriyorlar.

Bununla birlikte ekonomik büyüme ile yetinilmemesi gereği ve salt ekonomik büyümenin zengin yoksul ayrımını derinleştirdiği, toplumda gerilimlere yol açtığı ve enerji güvenliği ve ekolojik tahribat nedenleriyle Çin'e ağır maliyetler getirdiği de dile getiriliyor.

Özetle Çin mucizesinin devamının ancak ve ancak “dengeli kalkınma”, 'büyüme kalitesinin iyileştirilmesinin ' arttırmakla olabileceği belirtiliyor .

Aslında yazımda dile getirmeye çalıştığım ana tema, elbette Çin Mucizesi'nin nedenlerini irdelemek değil.

“Şevket Süreyya Aydemir'i Anlamak ya da Kırmızı Mektuplar” Yazısının İki Amacı Var

Birincisi; Aydemir’in Çin Mucizesi gibi uzak görüşlüğü dikkate alınarak “İnkilap ve Kadro” kitabında ileriye sürdüğü Kemalizm ve sosyalizme uzanan görüşlerini tartışmaya açmak.

İkincisi de şu; Türkiye ekonomiden dış siyasete değin geleceğini planlarken Çin Mucizesi'nin nedenlerini görmeli mi?

Ancak kesinlikle ve kesinlikle dikkate alınması noktanın ise; “Amerikan Öykünmesinden Çin Öykünmesine de geçilmemeli'” yaklaşımının dikkate alınması gerekiyor.

Çünkü bir açıdan Çin, kapitalizmine entegre olmuş durumda.

Şimdilik yumuşak güc olarak görünüm vermekle birlikte emperyal yüzünü de göstereceğini kestirmek olası.

Atatürk’ün antiemperyalist ekonomi politikası,neoliberal politikalara karşı değil miydi?

Aslında Atatürk önderliğindeki Türk Milli Mücadelesi ve devrimlerinin,20. yüzyılın başlarında emperyalizmin esareti altında olan ve uluslaşamayan birçok doğulu topluma örnek olduğu gibi Çin'deki milli uyanışı hareketine de örnek olduğu biliniyor.

Türkiye özelinde olduğu üzere dünyanın da geleceğini planlarken öncelikle neoliberal sistemin değiştirilemez yaklaşımının değiştirilebileceğini kavramak ve kamu önderliğinde planlı ekonomi-politikanın devreye girmesinden başka çarenin olmadığını da ortaya çıkmış bulunuyor.

"Şevket Süreyye Aydemir'in Düşün Dünyası Sempozyumu"nun Düzenlenmesi üzerine Bir öneri

Yazımda belirttiğim amacımın uygulamaya geçmesi doğrultusunda Aydemir’in özellikle “İnkilap ve Kadro” kitabında ileriye sürdüğü görüşlerin bir kesiminin Türkiye’nin geleceği için tartışılması gereken yaklaşımlar olduğunu düşünüyorum.

Bu bağlamda “Şevket Süreyya Aydemir’in Düşün Dünyası Sempozyumu”nun düzenlenmesi yararlı olacaktır.

Yıldırım Koç’un belgelere dayanarak Şevket Süreyya Aydemir ve üyesi olduğu Kadro Hareketi hakkında kaleme aldığı yazılar bu nedenle değer kazanıyor.