Ekonomi

Sendika ‘rakamlar eksik’ dedi… 900 bin kişi işten çıkarıldı!

Son açıklanan rakamlarla beraber gittikçe küçülen ve kan kaybeden hazır giyim ve tekstil sektöründe 2025 yılında bin 936 şirket faaliyetlerini sonlandırdı ve 392 bin kişi işten çıkarıldı. TEKSİF İzmir Şube Başkanı Faruk Aksoy, alt sektörlerle ve kayıt dışı rakamlarla beraber bu sayının toplamda 900 bin kişilere vardığını anlattı.

Abone Ol

Ozan EKİZ / EGEDESONSÖZ – Son yıllarda ekonomik dalgalanmalardan en çok etkilenen sektörlerden biri de hazır giyim ve tekstil sektörü oldu. Türkiye’de önemli bir istihdam sektörü olan tekstil ve hazır giyim sektörü gün geçtikçe kan kaybetmeye devam ediyor. 2025 yılı verilerine göre; yıl içinde 9 bin 936 şirket faaliyetlerini sonlandırdı ve 392 bin kişi işten çıkarıldı.

‘ALT SEKTÖR VE KAYIT DIŞI İLE BİRLİKTE 800-900 BİN KİŞİLİK DARALMA VAR’

Türkiye Tekstil, Örme, Giyim ve Deri Sanayii İşçileri Sendikası (TEKSİF) İzmir Şube Başkanı Faruk Aksoy, işten çıkarmalarla ve sektör daralmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Aksoy, alt sektörlerle ve kayıt dışı çalışanlarla beraber rakamların çok daha yüksek olduğunun altını çizerek, “Resmi rakamlar böyle görünse de kayıt dışı istihdam rakamlarıyla beraber 600 – 700 bin kişiye kadar işten çıkarmalar var. İplik, hammadde gibi alt sektörlerden de iş gücü kayıpları mevcut. Alt sektörleriyle beraber 800-900 bin kişi işten çıkarıldı ve ciddi bir daralma yaşadı. 2024 ve 2025 yıllarında hazır giyim ve tekstil sektörü en büyük darbeyi yedi ve 2026 yılında sektörde bir toparlanma beklenmiyor” dedi.

‘İŞTEN ÇIKARILANLAR KURYE VE GÜVENLİK OLDULAR, BAZILARI KÖYLERİNE DÖNDÜ… ÇALIŞANLAR İSE 3 AYDIR MAAŞ ALAMIYOR’

İşsiz kalan işçilerin neler yaptıklarını anlatan Aksoy, “Tekrar iş bulmak isteyenler meslek değiştirdiler. Kurye ve güvenlik işleri yapıyorlar. EYT üzerinden emekli olanlar var. Kayıt dışı çalışan sayısının çok fazla olduğu bir alan. Bazı işten çıkarılanlar iş bulamadı. Bazıları köylerine döndüler. Firmalar işçilerin tazminatlarını ödeyemediler. Halihazırda çalışanların maaşlarını ödeyemeyen firmalar var, 40-45 gün maaş gecikmesi yaşıyorlar. 3 aydır maaş alamayan işçiler var. Kamuoyuna yansımasa da önemli firmalarda ciddi sorunlar var” diye konuştu.

AFİŞLERLE, BELEDİYELERLE İŞÇİ ARIYORLARDI… ŞİMDİ ÇIKARMA YAPIYORLAR

Kısa bir süre önceye kadar İzmir’de bulunan firmalar afişlerle birlikte işçi aradıklarını belirtiyorlardı. Kısa sürede sektörün darmadağın hale gelmesini yorumlayan Aksoy, “Eskiden firmalar işçi bulabilmek için muhtarlara bile yalvarıyorlardı. Belediyeler üzerinden işçi bulma hamleleri yapıyorlardı, protokoller yapıyorlardı. Kendilerini başka bir dünyada sanıyorlardı. Şimdi işçi çıkarmalar yapıyorlar” dedi.

‘BEGOS VE MTK TERKEDİLMİŞ KASABAYA DÖNDÜ’

İzmir’in tekstil ve türevleri konusunda en yaygın bölgeleri arasında BEGOS ve MTK sanayi siteleri. Sektörde yaşanan küçülmeler sonrasında bu bölgeler eski kalabalık hallerinden ziyade sessizliğe gömülmüş durumda. Aksoy, yaşanan sessizliği, “BEGOS, MTK gibi tekstil ve türevlerinin merkezi olan, kalabalık yerler şimdi sessizliğe gömülmüş halde. Gözle görülür bir üretim yok. Terkedilmiş bir kasaba gibiler ve çok büyük iş kaybının olması kimsenin de umurunda değil. Malzemeciler bile çok zor durumda” sözleriyle anlattı.

‘BU ÜLKEDEN GİDENLERİ KALPAZAN OLARAK GÖRÜYORUM’

Sektörün ülke dışından çıkıp başta Mısır olmak üzere farklı ülkelere gidişlerini yorumlayan Aksoy, “Mısır, Kamboçya, Bangladeş, Myanmar ülkelerine doğru bir kaçış var. Çoğu Mısır’a gittiler. Mutlular mı, değiller mi söylemek zor ama kendilerine göre bir dünya kurmuşlar. Herhalde Mısır hükümetinden gerekli desteği alıyorlar. Bizim ülkemizden aldıklarını oraya götürdüler. Bu ülkenin teşvik ve vergi indirimlerinden faydalandılar ve oralara gittiler. Ben onları kalpazan olarak görüyorum. Ülkenin kaynaklarını başka ülkelere götürdüler. Sermaye uluslararası alanlarda ucuz emek sömürüsüne doğru gitmeye çalışır. Bunlar istediği ülkeye gitsinler ama Türkiye’de yetişmiş işgücü kalitesini hiçbir yerde bulamazlar. Türkiye’deki üretim daha kaliteli. Çalışan tekstil işçilerinin nitelik ve bilgi birikimi açısından daha yüksek. Türkiye’de 1 işçinin ürettiği mamulü yurtdışındaki bilgi birikimi düşük ama ucuz yerlerde 3 kişi üretiyor. Bu maliyeti arttırıyor” diye konuştu.

‘ESKİSİ GİBİ SEKTÖRE OLAN TALEP YOK’

Suriyelilerin sektörde ucuz işgücü olmasıyla beraber sektörün iyice daraldığını ve yeni kuşakların sektöre ilgisinin olmadığını belirten Aksoy, “Sektörde Suriye’den gelenlerin de etkisi oldu. Birçok tekstil işçisi işsiz kaldı. Daha ucuza çalışıyorlardı ve onları çalıştırdılar. İşçileri Suriyeliler üzerinden tehdit ediyorlardı. İnsanlar geçinememeye başlayınca yeni gelen kuşak tekstile ilgi duymamaya başladı. Daha önceden kızlar çeyizini yapmak için para biriktirirdi. Herkesin evinde dikiş makinesi vardı ve göz aşinalığı oluşuyordu. Erkekler de askere gitmek için burada çalışıyorlardı. Şu an tekstilde yetişmiş işçi yok. Eskisi gibi gelmek isteyen de yok” dedi.

‘AYNI KUMAŞ, AYNI MAKİNE, AYNI İŞÇİ, DÖRT FARKLI MARKA PANTOLON’

Aksoy, sektördeki fason üretimin geldiği çarpıcı durumu, “Markalara dair ülkede pazarlamalar var. Gözlerimle gördüm; aynı yerde dikilen aynı dört tane kot pantolonda dört farklı marka gördüm. Aynı işçi aynı pantolonları üretiyor ve dört farklı marka basıyorlar. Bunu gözlerimle gördüm. Ürün değil, sadece markanın değeri satılıyor. İndirim üzerinden satılan ürünlerde maliyeti çok daha düşük oluyor. Maliyeti çok yüksek değil. İndirim yapıp satarken bile yüzde 50 kar yapıyorlar. İndirimden bile kar elde ediyorlar” sözleriyle anlattı.

‘PAMUK ÜRETİYORUZ AMA POLYESTER VE SENTETİK GİYİYORUZ’

Ülkedeki giyim sektörünün polyester ve sentetik ağırlığına döndüğünü belirten Aksoy, “Ülkede zaten polyester, sentetik ürünler yaygın. Pamuk üretiminin dünyada en güçlü olduğu ülkelerden biriyiz ama pamuk giyemiyoruz, ülke olarak polyester ve sentetik giyiyoruz. Piyasada sahte ürünlerin olması hoş değil ayrıca. Güzelini biz üretiyoruz, imitasyonunu biz giyiyoruz” dedi.

‘ÇALIŞANLARIN ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKÜ ÇOK YÜKSEK’

Aksoy, son olarak çalışanların üzerinden vergi yükünden bahsederek, şunları söyledi:

Çalışanların ayrıca vergi gücü çok yüksek ve alım güçleri çok düşük bir seviyede kaldı. Hem dolaylı vergi, işçinin çalıştığı yerde ücret matrahının düşük olması sebebiyle ödediği vergi, bir de enflasyonun yüksek olmasından dolayı alım gücünün düşmesi var. İşçilerin kanını emiyorlar.