Yerel Yönetimler

Sendika, Büyükşehir'i CHP'ye şikayet etti: Taşerondan vazgeçin!

Belediye-İş Sendikası İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Savaş Atalay, İZSU bünyesindeki bazı arıtma tesisi ve terfi istasyonlarının işletmesinin taşeron firmalara devredilmek istendiğini öne sürdü. Uygulamaya karşı çıktıklarını belirten Atalay, sürecin geri çekilmesi çağrısında bulunurken, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve CHP’ye de “taşeronlaşmaya izin verilmemesi” yönünde seslendi.

Abone Ol

EGEDESONSÖZ - Belediye-İş Sendikası İzmir 2 Nolu Şube, İZSU Genel Müdürlüğü bünyesindeki bazı işletme birimlerinde arıtma tesisleri ile terfi istasyonlarının işletilmesinin taşeron firmalara devredilmesine yönelik hazırlık yapıldığını ileri sürerek sert açıklamalarda bulundu. Sendika, söz konusu adımın “kamu işletmeciliğinden geri dönüş” anlamına geldiğini savundu.

Şube Başkanı Atalay imzasıyla yapılan açıklamada, 1., 2. ve 3. Bölge Daire Başkanlıklarına bağlı atık su arıtma tesisleri ile atık su, yağmur suyu ve alt geçit terfi istasyonlarının işletilmesinin dış firmalara verilmek istendiğini belirterek, bu konuda kurum yönetimine itirazlarını ilettiklerini ancak sürecin devam ettiğini ifade etti. Sendika, çalışmaların “hızlandırıldığı” yönünde bilgi aldıklarını da dile getirdi.

Açıklamada, İzmir’de 2011 ve 2018 yıllarında taşeron işçilerin belediye şirketlerine geçirilmesiyle kamuda önemli bir dönüşüm yaşandığı hatırlatılarak, bugün gündeme gelen uygulamanın “yeniden taşeronlaşma” anlamı taşıdığı savunuldu. Atalay, bu durumun fiilen geçmişe dönüş niteliği taşıdığını öne sürdü.

Sendika ayrıca, kurumun envanterinde bulunan iş makineleri, vidanjörler ve kombine araçların bakım ve onarım süreçlerinde aksaklıklar yaşandığını, buna bağlı olarak bazı hizmetlerin kiralama yoluyla yürütüldüğünü iddia etti. Bu tablonun, İZSU’nun kendi imkânlarıyla hizmet üretme kapasitesini zayıflattığı görüşü dile getirildi.

Açıklamada 2024 Mayıs ayında yapılan toplu işten çıkarmalar da hatırlatılarak, “O dönem işçi fazlası denilen noktadan bugün arıza ve altyapı hizmetlerinde neden taşeron çalıştırılıyor?” sorusu yöneltildi. Son iki yılda 400’ü aşkın emekliliğe rağmen yeni istihdam yapılmamasının da ayrı bir tartışma başlığı olduğu ifade edildi.

Taşeron sisteminin “güvencesiz çalışma ve kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarılması” anlamına geldiğini savunan Atalay, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU yönetimini bu uygulamadan vazgeçmeye çağırdı.

Açıklamada ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi’ye de seslenilerek, taşeronlaşmaya karşı geçmişte verilen mücadelenin hatırlatılması ve benzer bir sürecin “seyirci kalınmadan” durdurulması gerektiği ifade edildi. Sendika, sürecin kamuoyunun da dikkatle izlemesi gereken bir aşamaya geldiğini belirtti.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

İZSU Genel Müdürlüğü bünyesindeki İşletmeler 1. Bölge, 2. Bölge ve 3. Bölge Daire Başkanlıkları tarafından işletilmekte olan atık su arıtma tesisleri, atık su, yağmur suyu ve alt geçit terfi istasyonlarının işletilmesinin taşeron firmalar tarafından yapılması için çalışmalar yapılmaktadır.

Yapılmak istenen uygulamanın doğru olmadığı konusunda İZSU Genel Müdürlüğü, İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerine itirazlarımızı ve gerekçelerimizi ilettik. Ancak gelinen noktada bu taşeron sistemi ile ilgili çalışmaların durdurulması gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi yangından mal kaçırır gibi bu çalışmaların hızlandırıldığı bilgisi tarafımıza gelmiştir.

Bizler hem İzmir halkının bir ferdi hem de taşerona devri planlanan bu işyerlerinde örgütlü sendika olarak mevcut durumun kamuoyunun bilgisine sunma ihtiyacını duyuyoruz.

Bilindiği üzere 2011 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesinde faaliyet gösteren taşeron firmalarda çalışan işçilerin Büyükşehir şirketlerine aktarımı yapılmış ayrıca 2018 yılında çıkarılan 696 sayılı KHK ile kalan taşeron işçilerin şirketlere aktarımı yapılmıştır. Aynı uygulamalar İZSU Genel Müdürlüğünde de yapılmıştır. Şu an itibariyle İZSU’nun kendi işçileri eliyle yapması gereken asıl işlerinin taşeron firmalara devri yapılmakta mevcut durum 2011 öncesi döneme taşınmaya çalışılmaktadır.

İZSU Genel Müdürlüğü’nün kendi envanterinde bulunan iş makineleri, vidanjörler, su tankerleri ve kanal kombine araçlarının tamir ve bakımları yapılmayıp, faal durumda olanlar da çalıştırılmayıp müteahhit firmalardan kiralama yoluna gidilmekte, kurumun kendi imkanlarıyla iş yapabilme gücü yok edilmektedir.

Hatırlayalım 2024 yılı mayıs ayında kurumda isdihtam fazlalığı gerekçe gösterilerek toplu iş çıkışları yapılmıştı.

O halde bizler soruyoruz; O gün işçiler istihdam fazlasıysa bugün su arıza kanal arıza gibi en hassas işlerde neden taşeron işçiler çalıştırılmaktadır?

İZSU’dan son iki yılda 400ün üzerinde işçi emekli olmasına rağmen neden yerlerine istihdam yapılmamaktadır?

Buradaki asıl maksat denir?

O gün yapılan toplu iş çıkışlarında bugünler mi planlanmıştır?

Bizler biliyoruz ki taşeron demek emek sömürüsü demektir. Güvencesiz çalışma demektir. Emeğin ve işçiliğin kar hırsı ile yok sayılması demektir. Kamunun kaynaklarının halka eşit dağıtılması yerine sermaye sahiplerine peşkeş çekilmesi demektir. Taşeron demek kurumun geleceğinin müteahhit firmalara ipotek edilmesi demektir.

Belediye İş Sendikası olarak bu duruma seyirci kalmamız beklenemez. Bizler gibi İzmir halkının da bu duruma sessiz kalmayacağını biliyoruz.

Bugünden itibaren İZSU Genel Müdürlüğünü bu uygulamalardan derhal vazgeçmeye davet ediyoruz.

Buradan Cumhuriyet Halk Partisi’ne de sesleniyoruz. Bu partinin taşeron çalışmalarının kaldırılması için yıllardır mücadele vermişken, burada yapılmak istenen düzene sessiz ve seyirci kalamaz.

Otoyolların işletilmesinin devredilmesi konusunda gösterdiği dik duruşu İZSU Genel Müdürlüğünün arıtma tesislerinin işletilmesinin devredilmesi konusunda da göstermesini bekliyoruz.