Sayın Yaldız,
İki gün üst üste İzmirle ilgili yapmış olduğunuz değerlendirmeler ve şahsımla ilgili yorumlar üzerine aşağıdaki açıklamayı yapmak durumundayım.’¶ Kendi adıma haksız ve insafsız olarak bulduğum yorumlarınızın tek taraflı bilgilenme ile yapıldığı kanısını taşıyorum. Elbette ki genel başkanla yaptığım görüşmeyi basınla paylaşmak gibi bir görevim olmadığı için size bilgi vermem söz konusu olamazdı.Yapılan gizli görüşmeleri basına sızdırmaktan yarar uman ve bilgi kirliliği yaratmayı çıkarlarına uygun gören arkadaşların servisleri ile oluşturulan görüşlerinize bazı açıklamalar getirmek zorunlu olmuştur. Yayınlayacağınızı umuyorum.
1-Sayın genel başkanla salı yaptığım görüşmede verilen mesajın iletilmesi gereken yer sayın B.Ş.Belediye Başkanımız olup aynı gün kendisine aktarılmıştır.
2-Çarşamba günü İzmir de olduğum iddiası yalan olup, meclis genel kurul nöbetçisi olarak perşembe günü oturumun son konuşması tarafımdan yapıldıktan sonra genel kurul kapanmış olup tutanaklardan görülebilir.
3-Aynı gece 22.55 uçağı ile Ankara’’dan İzmir’’e yola çıkıp Cuma günü 00.20’’de İzmir’’e indim.
4-Sayın Kocaoğlu ile aynı gün akşam yüz yüze görüştükten sonra onun talebi ile il başkanımızla buluştuk. Yani iddia edildiği gibi mesaj 3 gün beklendikten sonra iletilmiş değildir. İletilecek makama da anında iletilmiştir.
5-Ayrıca sayın Nalbantoğlu’’na da cumartesi günü görüşerek bilgi verecektim. Sayın Kocaoğlunun talebi ile bu görüşme cuma akşamı gerçekleşmiş oldu.Genel başkanımızın Sayın Nalbantoğlu ile ilgili mesajı olduğunda da anında kendisine ulaştırılmıştır. Bunu da en iyi sayın Nalbantoğlu bilir.
6-Benim yalan söylemiş olabileceğimi ima eden, belki de Baykal yerine bir genel başkan yardımcısı ile görüşmüş olabileceğim iddianız beni yalan söylemekle itham etmek olarak algılanabileceği gibi, genel başkanla yapmadığı görüşmeyi onunla yapmış gibi gösterme cüreti içinde olan bir aptal olarak ta algılanabilir. Bu değerlendirmeyi lafın nereye gideceğini düşünmeden yazdığınız kanaatıyla bir hakaret olarak algılamıyorum.
7-MYK ya girmek amaçlı senaryolar içinde olabileceğim iddianızı üzülerek okudum. Elbette ki siyasette farklı duruşlar, taktikler olabilir. Her partilinin gönlünde de daha önemli noktalarda görev almak yatabilir. Bunlar doğaldır. Ancak ben milletvekili olurken ne isem şimdi de oyum. Çalışmalarımla bir yere gelebiliyorsam gelmek isterim.
8-Benim getirdiğim mesaj, bazı belediye başkanlarımız ve ilçe başkanlarımıza da sayın genel başkanımız tarafından söylenmiştir.
9-Böyle bir görev, sizin tabirinizle, neden çok önemli parti büyüklerimizle değil de benimle gönderildi diye merak ediliyorsa meraklı büyüklerimiz doğrudan genel başkanımızı arayabilirler. Aramıyorlarsa çekindikleri bir şey mi var.
10-Sayın Nalbantoğlu’’nun bu günkü süreci ile 2005 kongresini kıyaslamak doğru değildir. Ben kongreye sıradan bir parti üyesi olarak girdim. Genel başkanın adaylığıma karşı olduğu doğrudur. Ancak aday olmamam konusunda da hiç bir telkinde bulunmamış ve kimse ile de haber göndermemiştir. Sayın Nalbantoğlu ise Genel Başkan tarafından il başkanlığına getirilmiş olup, şimdi kendisine verilen mesajlar vardır.
**
Bunlar İzmir Milletvekilimiz Sayın Selçuk Ayhan’’ın son iki yazımıza getirdiği bazı açıklamalar. Kendisi tarafından kaleme alınmış ve de geldiği gibi yayına konulmuş görüşler’…
Anlaşılan odur ki, Sayın Ayhan’’la bundan sonra bu şekilde haberleşeceğiz.
10 maddelik açıklama metninde önemli itiraflar gizli Sayın Ayhan’’ın. İlk olarak, İzmir kongresini yakından ilgilendiren görüşmeyi doğrudan Genel Başkan Deniz Baykal’’la yaptığını açıklıyor Sayın Ayhan.
Böylelikle de kulislerdeki, ’“Hangi Baykal’’la görüştü?’” ’“Yılmaz Ateş mi, Mehmet Sevigen mi?’” sorusuna kendi ağzından açıklama getiriyor.
Önemli bir diğer nokta ise Baykal’’ın kongre sürecine yönelik mesajı doğrudan Kocaoğlu’’na göndermiş olmasıydı.
Sayın Ayhan’’la Baykal’’ın görüşmesinden sadece 7 gün önce makamında Kocaoğlu’’nu kabul eden CHP Lideri’’nin mesajı doğrudan vermek yerine bir hafta sonra ’‘aracı’’ kullanmayı tercih etmesi de ilginç.
Hatta yaklaşık bir ay önce yine Ankara’’da Kocaoğlu’’nu kabul edip, ’“Rıfat’’la sorunum yok, adayım hala Rıfat’’ diyen Baykal’’ın bu sürede görüş değiştirmiş olması da aynı şekilde’…
Sayın Ayhan bu bilgiyi vererek, ısrarla üzerinde durduğum Aziz Kocaoğlu’’nu Nalbantoğlu-Sav ittifakından koparma hamlesini de en yetkili ağız üzerinden teyit etmiş oluyor.
Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu hamlenin İzmir’’den yapılan bazı servislerle yakından ilgisi olduğunu düşünüyorum nedense!
’‘Efendim, Kocaoğlu’’nu Nalbantoğlu’’ndan dolayısıyla da seçim sürecinde ittifak yaptığı Sav ekibinden koparabilirsek, aday çıkarabiliriz’” şeklindeki bilgilendirmeden söz ediyorum. Belki de böyle bir bilgilendirmeyi de bizzat Sayın Ayhan yapmıştır, kim bilir?
Kocaoğlu-Sav grubu nerede ittifak yaptı mı?
Başta Bornova olmak üzere Buca, Konak, Çiğli ve daha pek çok ilçede’… Sadece Bayraklı’’da karşı karşıya geldiler. Orada da Kocaoğlu seçime asılmadı. Vitesi boşa aldı, kayba göz yumdu.
Belki de Sayın Baykal, bu servis üzerine harekete geçip, kongre sürecinde kendi ilçesinde boğmaya kalktığı, (Bin 700 naylon üye göndererek) ’‘adam-şalgam’’ açıklaması yapma noktasına getirdiği Kocaoğlu’’nu, ’‘şalgamlarla’’ aynı safa çekmeye çalıştı.
Kocaoğlu bu hamleyi görür mü?İşte orası tam bir muamma’…
Ayrıca aylardır ’‘adayımız Nalbantoğlu’’ dedikten sonra görse ne yazar?
Seçim sürecinde canlı yayında eleştirdiği ’‘iki dudak demokrasisine’’ teslim mi olacak?
Alaattin Yüksel’’in görevden alınışından sonra havalimanında yaptığı, ültimatom gibi açıklama hafızalardan silinmemişken hem de’…
Ve de kongre sürecinde ’‘en azından Bornova’’yı bana bırakın’’ dedikten sonra kendi mahallesinde son dakika üye yapılan 120 belediye çöpçüsüyle mücadele etmişken’…
Hatta MYK Üyesi Susam’’a, ’‘Ben Buca’’ya giriyor muyum, sen de Bornova’’ya karışma’’ dedikten sonra aldığı, ’“Baykal böyle istiyor’” yanıtını yakın çevresine hatırlatıyorken’…
Sanmam, sanmıyorum da’…
Kocaoğlu, Sav ekibiyle ittifakını gözden geçirebilir belki ama Nalbantoğlu noktasından geri adım atmaz.
Çünkü Başkan Kocaoğlu’’nun bir adamı silmesi için ciddi anlamda ihanete uğraması gerekir.
Kemal Karataş’’la kıyaslandığında Nalbantoğlu’’nun kanatları eksik’… Adeta melek’…
Çünkü Kocaoğlu, bu saatten sonra Kemal Karataş’’la aynı safta yer almaz.
Çünkü Kocaoğlu, Yüksel Çakmur’’la aynı potaya girmez.
Ve daha pek çok sebep, pek çok ’‘çünkü’’ sayabilirim’…
***
Dün de altını çizdiğim gibi en azından 100-120 delegeye hitap eden Kocaoğlu’’nun Genel Sekreter ekibi ve Nalbantoğlu’’ndan desteğini çekmesi, kozmik ofislerde 27 Şubat kurgusu yapanların (Ki aralarında Selçuk Ayhan da var) amacına ulaşmasını sağlayacaktı.
Bence sürecin en kozmik hamlesi buydu.
Ama kozmik hamlecilerin atladığı bir şey var’…
Sürece çok geç girdiler. Bana göre yanlış adayın arkasında durdular. Ve de durdukları cephenin tüm kredisi başkaları tarafından tüketildi.
Süreci en başından yönetselerdi, belki farklı olabilirdi. Ama Susam’’ın, Savcı Sayan’’ın, Kemal Karataş’’ın ya da başka aktörlerin başarısızlıklarının üstüne bina dikmek, inşaat mühendisi Cevat Durak, Makine Mühendisi Selçuk Ayhan için bile zor artık.
Ve Ayhan’’ın beni yalanladığı Çarşamba gününden itibaren İzmir’’de olduğu bilgisine gelince;
Bu konuda hafızam beni yanıltmış olabilir. Sanki Bornova Cafe’’de okey masasında görmüş gibiyim Sayın Ayhan’’ı’… Perşembe günü’… Ama TBMM kayıtlarıyla yalanladığına göre o haklı ben karıştırdım sanırım.
Ama yine de Nalbantoğlu’’nu ilgilendiren mesajı vermek için 5 gün beklemeyi tercih etmesi de ilginç. (’‘Cumartesi günü zaten verecektim’’ diyor kendisi)
Sonuç olarak, Deniz Baykal’’ın aracı kullanarak İzmir’’i mesaj bombardımanına tutmasının anlamı ne?İl Başkanı kim olacak?Gibi soruları sormak hakkınız. Çünkü ortalık toz duman’…
Bildiklerimi söyleyeyim’…
İl Başkanı, şu saatlerde bile Deniz Baykal’’ın 35 yıllık yakın çalışma arkadaşı TBMM Grup Başkan Vekili Kemal Anadol ile Bakırçay Bölgesi’’nde imza toplayan Rıfat Nalbantoğlu’’dur’…
Deniz Baykal’’ın Nalbantoğlu’’na biraz tepkili olduğu doğrudur. Ancak bu tepki, Nalbantoğlu’’nun il başkanı olarak seçilmesine engel değildir.
Ancak Nalbantoğlu, attığı ya da atacağı adımları da gözden geçirmek, en azından Baykal’’ın gönlünü almak zorundadır.
Tamirat sürecine Karşıyaka’’dan başlarsa iyi eder. Çünkü Baykal’’ı kendisine karşı bileyen yapının merkezi tam olarak burasıdır.
Ayrıca Deniz Baykal’’ın kafasında hiçbir il başkan adayı yoktur. Mahcup adaylar cephesindeki hiçbir aktör Baykal’’ın kafasındaki modele uygun değildir. Yarın akşam itibariyle imza sürecini tamamlaması beklenen Nalbantoğlu, 27 Şubat’’ta salondan çıkacak il başkanı olmaya en yakın isimdir.
Tabi ki kendi iradesiyle çekilmezse’…