Şaşıracağımız ne kaldı ki!

Abone Ol
Bir önceki makalemde ’“Devam Deniz Bey, devam’” demiştim.Komplocular, şantajcılar, ahlaksızlar kazanmasın istemiştim.’¶
İçerik ne olursa olsun kimseyi ilgilendirmediğinden dik dur ve devam et demiştim.
Olmadı. Duramadı. Dayanamadı. İstifa etti.
Dik duruşun bir başka şeklini gösterdi. İstifa tek yönlü bir irade beyanıdır. İradesini bu yönde kullandı. Saygı duymak lazım.
İstifa ederken ’“bu iktidarın komplosu’” dedi.
İşte bu kafaları karıştırdı. Benim de kafam karıştı.
Görünen O’’ ki kasetin hazırlanması, zamanı, piyasaya sürülmesi konusunda kamuoyu yeterli bilgiye sahip değil. Daha dün 7-8 senelik süreçten bahsedilirken Baykal 1-2 haftadan bahsetti.
Oysa görünüşte hükümet ve özellikle Başbakan oldukça ağırbaşlı bir tavır sergilemişti. Seven sevmeyen herkes bu duruşu taktir etmişti.
Şimdi ya Baykal giderken de savaşarak gitmek istiyor. Ya da dediği gibi olay göründüğü gibi değil. Daha bir zaman tartışılacağa benzer.
Aslında işin için de Vakit varsa pek hayra yorum olmaz ya gene de memleket için hayırlı olsun diyelim.
Bundan sonra şaşıracağımız ne kaldı ki. Adım adım tek sesliliğe gidiyor ülke.
Nazi Almanyası’’nda papaz Martin Niemöller şöyle yazmıştı günlüğüne:
’“Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım. Çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım çünkü ben sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım. Çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler. Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.’”
Dilerim demokrasinin, hukukun, laisizmin sesi kesilmez.
Kesilmesin diye kesilmek gerekmez.