Sarılmandan belli, kıracan mı belimi…..

Abone Ol
Efendiiiim, acısıyla tatlısıyla, kavgalarıyla polemikleriyle, bol kaymaklı püskevitleriyle bir seçimin daha sonuna geldik… Bir başka seçimde buluşmak üzere deyip son siyasi yazımı yazıyorum…
Seçim sonuçlarını, sandıklar açılmaya başladığı andan itibaren ofiste pür dikkat izledim… Hem nette gezindim, hem de bol bol kanal zapladım… Nefes bile almadan izledim… Sadece saat 22.00 sıralarında Ömer'in getirdiği pizzayı yemekle meşgulken, bir baktım Kemal Kılıçdaroğlu ekranlarda seçim sonuçlarını değerlendiriryor… ''Seçimin galibi CHP'dir… Tam 3.5 milyon yeni oy aldık'' gibilerinden bir konuşma yapıyor, hem de Başbakan Erdoğan'dan önce… Dedim hayırdır inşallah, bir pizza yiyimlik zaman diliminde her şey değişti mi? Sanki düşüncemi duydular mı ne, zart diye Kılıçdaroğlu'nun konuşması kesildi, tüm kanallar Erdoğan'a döndü…
Sanıyorum arıza falan yapmasın diye prompter'in hazırlanması biraz uzun sürdü… Ki, Kılıçdaroğlu da fırsat bu fırsat diyip elini çabuk tuttu… Neyse efendim… Nihayetinde Erdoğan çifti balkonda göründü…
Görünmeleriyle birlikte daha konuşma başlamadan ortalık ilköğretim futbol turnuvası havasına büründü… ''Vur vur inlesin, Kemal Kemal dinlesin'' ''Kıskanaaaaanlar çatlasın kıskananlar çatlasın''… Bekledim ''Ormana gittik yaz geldi' de söylenenecek mi acaba diye, söylenmedi…
Neyse ki merhametli bir başbakanımız var ''kıskananlar çatlamasın'' diyerek başladı söze, seçim süresince bol bol ağız dalaşına girdiği siyasilerle ilgili olarak da ''İstemeden kırdıysak helal etsinler haklarını'' dedi. Zafer sarhoşluğundan mı acaba diye sormadan edemedim kendi kendime …
''Bugün işçim kazanmıştır , bugün çiftçim kazanmıştır, bugün İstanbul kadar İzmir, Kudüs, Gazze kazanmıştır'' diyerek değil Türkiye'ye, tüm dünyaya, tüm güneş sistemine, tüm Samanyolu galaksisine seslendi… İlk Müslüman Türk devletlerine kadar teşekkür etti… Dikkat ettim 2012'de geleceği rivayet edilen Marduk ve Mardukluları unuttu… Eğer bir yerlerden izliyorlardılarsa, geldiklerinde bunun acısını Türkiye'den çıkarırlar mı bilemiyorum…
Sivil, katılımcı ve özgürlükçü bir anayasayı hep beraber yapacakmışız, herkes kendini bulacakmış, işte bu benim Anayasam diyecekmişiz, hepimizi birinci sınıf olarak görecekmiş bu Anayasa... Yeni yatırımları hemen başlatacaklarmış… Herkesi gözeteceklermiş, çok çalışacaklarmış çoook…. Dış politikada daha aktif olacaklarmış, hak, hukuk, barış, adalet, özgürlük ve demokrasi diyeceklermiş… Türkiye kazanmış, biz hep birlikte Türkiye'ymişiz, hepimiz kardeşmişiz, kaybedenler de üzülmesinmiş….
Uzun lafın kısası bıraktığı yerden yine herkesi kucakladı, her bir yaradılanı yaradandan ötürü… Yine kendilerine oy veren vermeyen herkesi sevdi saydı… O anda benim de beynimde ''sarılmandan belli, kıracan mı belimi'' çalmaya başladı…
Prompter'in sorunsuz çalışmasıyla demokrasi, din, cumhuriyet kavramlarını bir potada eritip, coştukça coştu…
Kalabalık da öyle… Ama dikkat ettim de Adnan Menderes'in, Turgut Özal'ın adı geçtiğinde çılgınca alkışlayan kalabalık, Mustafa Kemal Atatürk'ün adı geçtiğinde çıt çıkarmadı… Neyse canım, zafer sarhoşluğundan olsa gerek…
Balkon konuşması sırasında Emine Erdoğan'la öpüşmesini çok istedim, o kadar istedim ki anlatamam, ama olmadı… İsyan ettim, buruldum… Charles Diana'yı öptü, William Kate'i öptü, Tayyip neden Emine'yi öpmedi ya, bizim neyimiz eksik ki royal wedding'lerden…
Ama laf aramızda, Başbakan konusurken Emine Hanım da sürekli olarak 'ya ya, görürsünüz' gibisinden kafasını sallıyordu… Belki de içinden amin falan diyordu bilemedim, gözlerindeki ifade değişikti, sanki biraz ürktüm…
Konuşmanın sonunda Atakule ışıklandırılarak dev bir ampule, hatta Ata kubbeye dönüştürüldü… Bununla verilen mesaj da alındı sanırım…
Neyse efendim… Bir konuda kendisine hak vererek sonlandırıyorum yazımı
''Allah yar ve yardımcımız olsun''
Amin…
Dipnot 1: Konuşmanın sonunda ''Bir Daha Bir Daha'' türküsünü de söyledi Sayın Erdoğan… Bu da Serdar Ortaç – Another Brick İn The Wall yorumuna bir cevap niteliğindeydi adeta…
Dipnot 2: Konuşmayı dinledikçe empati yapasım geldi, hayal kurasım geldi… Erdoğan, bu kadar oy aldıktan sonra, bir kez daha resmi olarak böylesi bir başarıya imza attıktan sonra, mutluluk sarhoşu olup , aşağıda ''vur vur inlesin, Kemal Kemal dinlesin'' diyen kalabalığı görünce üstündekileri çıkarıp kendini kalabalığa bıraktığını hayal ettim… Konserlerde solistlerin yaptığı gibi, kalabalığın elleri üzerinde falan… Gerçi aşağıdakiler konser ehli olmadığından ne olduğunu anlamayıp geri çekiliyorlardı hayalimde ve Erdoğan yere çakılıyordu ya neyse… Hayal işte …
Dipnot 3: Konuşmasının bir yerinde ''330'un altında milletvekilimiz var diye partilere kapımızı kapatmayacağız'' dedi… Sanki uzlaşma aramayı lütfederek yapacak… Valla Sayın Erdoğan benden duymuş gibi olmayın da mecbur gideceksiniz diğer partilere…
Dipnot 4: Nedense konuşmayı dinledikçe ''Balkonda konuşulan balkonda kalır'' diye düşündüm hep, neden acaba