Şike ve Teşvik Primi davasının dosyasında ilginç bir telefon görüşmesi varmış.
Aziz Yıldırım o görüşmede G.S. Başkanı Adnan Polat'a şöyle diyormuş:
'Anadolu ile baş edemeyiz. Üç büyüklerden biri şampiyon olmalı'…
Bunu ne zaman söylüyor?
Galatasaray'ın ve Beşiktaş'ın hiçbir iddiasının kalmadığı bir dönemde.
Yani şunu demek istiyor: Trabzon'un önünü kesmek için el ele vermeliyiz. Bu sene birlikte Fenerbahçe'yi şampiyon yapmalıyız. Bugün bize yarın size!..
Sadece bu telefon konuşması bile, şu İstanbul denen kentte dönen Bizans oyunlarının iğrençliğini ortaya koyuyor…
***
Şike soruşturması sürüyor…
Bazı isimleri duydukça midemiz bulanmaya devam ediyor…
Çoğu, zaten eskiden beri bu işlerin içinde olduğundan kuşku duyulan isimler…
Ancak yine de, bu şike çalışmalarının(!) bu kadar harcıalem, ortalıkta yapılabileceğini tahmin etmek kolay değildi…
İletişim ve istihbarat teknolojilerinin bu kadar geliştiği bir ortamda, güya bazı şifreler kullanılarak, şike mesajlarının böylesine rahat gönderilmesini anlamak çok zor…
'Tarla sürülmüş' veya 'yağmur yağacak' gibi abuk sabuk mesajlar göndermenin, kuşkuları daha da artıracağını bilmeyecek kadar akıl yoksunu bunlar…
İyi ki de öyleler… Yoksa nasıl bilecektik bu kadar kirli işlerin birinci elden yönetildiğini…
***
Dün, ilginç bir ileti aldım. İddia Başbakan'la Aziz Yıldırım'ın iş ilişkisi üzerine…
Güya, ikisi arasında bir arazi anlaşmazlığı olmuş. Başbakan, Aziz Yıldırım'ı ikna edemeyince elindeki dosya ile yargıyı harekete geçirmiş!
Aynı yazıda, bu soruşturmanın siyasi olduğundan da söz ediliyor. Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe için, 'Son kale' benzetmesinin bu nedenle yapıldığı anlatılıyor…
Bir de, Aziz Yıldırım'ın tutuklu olduğu yerde okumak için avukatından siyasi içerikli kitaplar istemesini de bu davanın siyasi olduğuna dikkati çekmek için yaptığını belirtiyorlar…
Bunlar elbette doğru olabilir.
Şimdiye kadar her şeyi istedikleri gibi şekillendirme gücünde olanlar, şike soruşturmasını başlatmak ve birilerinin canını yakmak için alelacele bir spor yasası çıkartmış olamazlar mı?
İddiaların hiçbirine 'olmaz, olamaz' diyemiyoruz.
Ama hiçbir iddianın, ortaya çıkan kirliliği örtemeyeceğinin de bilincindeyiz…
Çünkü merkezinde Fenerbahçe'yi yönetenlerin bulunduğu bu kirliliği hiç kimsenin hoş görmediğini görüyoruz.
Çeşmealtı'nda, fanatik Fenerbahçeli olan tüm arkadaşlarım aynı görüşteler…
Eski Buca Belediye Başkanlarından Ertan Erdek de, Ressam Münir Yücel de, Öğretmen Ali Binay da aynı şeyi söylüyorlar:
Fenerbahçe, birkaç yöneticinin kirletemeyeceği büyük bir kurum. Eğer bir şike varsa, yapanlar cezasını çeksin. Gerekirse küme düşürülsün. Yeter ki Fenerbahçe kirliliklerden arınsın!…
***
Mahmut Özgener'in Fenerbahçe'ye yardım ettiği iddiaları da ilginç…
Para yardımı yaptığı ve Aziz Yıldırım'ın hakem talebine olumlu yanıt verdiği iddiaları ürpertici…
Bunların doğru olmadığını duymak, Özgener'e yakınlık duyan biri olarak en çok beni sevindirecektir…
Eğer doğru çıkarsa ve Sayın Özgener de Fenerbahçe'nin şampiyonluğuna katkıda bulunmaya(!) çalışmışsa çok kişinin düş kırıklığı yaşayacağını sanıyorum...
Biliyor musunuz, şu İzmirli sporseverler çok hoşgörülü insanlar…
Büyük Altay, önce ikinci lige, sonra da üçüncü lige düşerek küçüldükçe küçülürken hiçbir İzmirlinin Mahmut Özgener'den bir beklentisi olmadı. Çünkü Sayın Özgener'in böyle bir şey yapmayacağına inanmışlardı…
Çünkü Sayın Özgener, Altay'ın eski başkanlarından biriydi.
Ve ondan 'hakem rica etmek', en azından büyük bir saygısızlık olurdu…
Altaylılar, bir alt kümeye daha düşmenin acısını yaşarken, herhalde Özgener'le ilgili iddiaları daha dikkatli izliyorlardır…