<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İzmir Haber - İzmir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.egedesonsoz.com</link>
    <description>İzmir'e dair en güncel ve son dakika haberleri anında Ege'de Son Söz'de. Siyaset, ekonomi, spor, deprem, belediye ve tüm ilçelerden anlık gelişmeler. Tarafsız ve hızlı habercilik için tıklayın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.egedesonsoz.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Ege'de Son Söz. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, İzmir'in güncel haber kaynağı olarak tescillidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 19 Jul 2026 13:28:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekmeğini kazandığı hastane hayatını kurtardı]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/hastanede-mucize-kurtulus-mesai-arkadaslari-hayata-dondurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/hastanede-mucize-kurtulus-mesai-arkadaslari-hayata-dondurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'nde çalışırken kalbi duran temizlik görevlisi Mehmet Bedel, buradaki doktor ve hemşirelerin saniyeler içinde başlattığı müdahale ile hayata tutundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de hastanede çalışırken kalbi duran temizlik görevlisi, aynı serviste birlikte görev yaptığı doktor ve hemşirelerin zamanla yarışan müdahalesi sayesinde yaşama döndü.</p>

<p>İzmir Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'nde temizlik görevlisi olan 43 yaşındaki Mehmet Bedel, 12 Temmuz Pazar günü çalışırken mide ağrısı şikayetiyle acil tıp uzmanları Ferdi Akbulut ve Hamza Çıldır'a başvurdu.</p>

<p>Doktorların yönlendirmesiyle kardiyoloji bölümüne götürülen ve ekokardiyografi incelemesi sırasında fenalaşan Bedel'in bilinci kapandı ve kalbi durdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mesai arkadaşları için hastanede zamanla yarış</strong><br />
Bunun üzerine kardiyoloji ve acil servis ekipleri saniyeler içinde müdahaleye başladı. Yaklaşık 15 dakika kalp masajı ve elektroşok uygulanan Bedel'in kalbi yeniden çalıştırıldı.</p>

<p>Hızla anjiyo ünitesine alınan Bedel'in kalbinin ön duvarını besleyen ana damarının tamamen tıkalı olduğu belirlendi. Operasyon sırasında yeniden kalbi duran Bedel'e bir kez daha kalp masajı yapıldı. Kalbin yeniden çalıştırılmasının ardından tıkalı damar stentle açıldı.</p>

<p>Yaklaşık 10 saat yoğun bakımda entübe olarak tedavi gören Bedel, sağlık durumunun düzelmesiyle servise çıkarıldı.</p>

<p><strong>"Kendimi şanslı hissediyorum"</strong><br />
Mehmet Bedel, AA muhabirine, yaşadıklarına hala inanamadığını söyledi.</p>

<p>Doktorların başındaki konuşmalarını duyduğunu anlatan Bedel, "Beni hiç yalnız bırakmadılar. Müdahale ederken doktorlarımın ağladığını, yalvardığını, 'Mehmet döneceksin, seni çok seviyoruz.' dediklerini hatırlıyorum. Hepsini çok seviyorum. Bundan sonra hayatı daha çok seveceğim, fazla bir şeyi kafaya takmayacağım. Bir 10-15 dakika sonra hastalansaymışım, şu an aranızda değildim. Kendimi şanslı hissediyorum." dedi.</p>

<p>Bedel, sağlığına tamamen kavuşmasının ardından acil servisteki görevine yeniden başlamak istediğini anlattı.</p>

<p>Bedel'e müdahale eden acil tıp uzmanı doktor Hamza Çıldır, hastanın ekoda bayıldığı haberi gelmesinin ardından acil servisteki doktor ve hemşirelere "koşun" dediğini anlattı.</p>

<p>Çıldır, şunları kaydetti:</p>

<p>"Mehmet ağabeyin kalbinin durduğunu fark ettik. Bizden önce müdahaleye başlamışlardı. Biz de yardım ettik. 15 dakika civarında kalp masajı yaptık. Aralıklarla elektro şok da verdik. 12 dakika içinde kalbinin döndüğünü gördük. Entübe edip anjiyoya aldık. Masada yine 3 dakika kalbi durdu yine biz kalp masajı yaptık. 15 dakika kalp durması var. Şükür ki vücudunda bir hasar kalmadı. Hızlı müdahale ettik. Vücudu oksijensiz kalmadı."</p>

<p><strong>"Mehmet'i sağlıklı bir şekilde görmek mutlu ediyor"</strong><br />
Acil tıp uzmanı doktor Ferdi Akbulut ise Bedel ile 3,5 yıldır hastanenin acil servisinde birlikte çalıştıklarını ifade etti.</p>

<p>Ekokardiyografi odasında müdahale süresi uzadıkça umudunun azaldığını anlatan Akbulut, şöyle konuştu:</p>

<p>"Sanırım dönmeyecek dedim ama yine de müdahalemizi sürdürdük. En sonunda nabız sağlandı. Anjiyoya aldık, tekrar kalbi durdu. Tekrar kalbini çalıştırdık. O anlarda duygulandım. 3,5 yıldır beraber çalışıyoruz. Bana daha önce 'Hocam bana bir şey olursa sen bak.' demişti. Allah'ın hikmeti. O gün de ben nöbetçiydim. Ben şu an çok mutluyum. Mehmet'i sağlıklı bir şekilde görmek mutlu ediyor. Hastane içi arrestlerde (kalp durmalarında) müdahale şansımız yüksek. Hastane dışında olduğu zaman bu süreç uzayabiliyor. Beyin 3 dakika sonra oksijensiz kalınca etkileniyor. Mehmet'in hastane içinde kalbinin durması bir şans. 30 dakika sonra mesaisi bitip eve gidecekti. Evde böyle bir şey olsa Mehmet aramızda olmayabilirdi."</p>

<p>Kardiyoloji uzmanı Ömer Özkan Duman, Bedel'in kalbini tekrar çalıştırdıktan sonra hızlı bir şekilde anjiyo salonuna aldıklarını, 15 dakika süren operasyonla kalbin ana damarını stentle açtıklarını anlattı.</p>

<p>Başhekim Doç. Dr. Kamil Yamak da Bedel'in sağlığına kavuşması için sağlık çalışanlarının seferber olduğunu, onu serviste sağlıklı bir şekilde yeniden gülerken görmenin mutluluk verici olduğunu aktardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/hastanede-mucize-kurtulus-mesai-arkadaslari-hayata-dondurdu</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/a-a-20260719-42011402-42011399-e-k-m-e-g-i-n-i-k-a-z-a-n-d-i-g-i-h-a-s-t-a-n-e-h-a-y-a-t-i-n-i-k-u-r-t-a-r-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="78298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstirahat raporlarında dijital dönem: e-Rapor uygulaması başladı]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/istirahat-raporlarinda-dijital-donem-e-rapor-uygulamasi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/istirahat-raporlarinda-dijital-donem-e-rapor-uygulamasi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "e-Rapor" sistemi ile vatandaşların sağlık kuruluşlarından aldıkları istirahat raporları belirli istisnalar dışında elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, yeni uygulamayla daha önce sistemde dijital karşılığı bulunmayan istirahat raporlarının da elektronik ortamda düzenlenmesi sağlandı.</p>

<p>e-Rapor sisteminden öğrenciler, 18 yaşını doldurmamış kişiler, memurlar, kamu görevlileri, esnaf ve serbest meslek sahipleri yararlanabilecek. Vatandaşlar, istirahat raporlarına e-Devlet üzerinden kolayca erişebilecek.</p>

<p>Yeni düzenleme, işlemlerin daha hızlı ve pratik şekilde yürütülmesine olanak sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilen tüm sağlık hizmet sunucularında görev yapan hekimler tarafından düzenlenebilecek istirahat raporları, elektronik ortamda güvenli şekilde kayıt altına alınırken, raporlar "e-Rapor Doğrulama Servisi" üzerinden de doğrulanabilecek.</p>

<p>Ayrıca elektronik ortamda düzenlenen istirahat raporları için basılı çıktı alınmasına gerek kalmadan işlemler daha hızlı şekilde gerçekleştirilebilecek.</p>

<p>Açıklamada ayrıca "Sağlık Bakanlığının hayata geçirdiği e-Rapor sistemi ile SGK tarafından düzenlenen istirahat raporları kapsam olarak farklıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahip 4/A sigortalı işçiler ile isteğe bağlı 4/B sigortalılarının istirahat raporları, yine SGK sistemi üzerinden düzenlenmeye devam edecektir." ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/istirahat-raporlarinda-dijital-donem-e-rapor-uygulamasi-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/saglik-bakanligi-stok-1753234-1.jpg" type="image/jpeg" length="78447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'yaz ishali’ uyarısı: Bu belirtilere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-yaz-ishali-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-yaz-ishali-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaz aylarında açıkta satılan gıda ve içeceklerin tüketilmesiyle artan ishal vakalarına ilişkin uyarılarda bulunarak, “Bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik ve sık dışkılama semptomlarıyla kendini belli eder. Böyle durumlarda kişi sağlıklı görünüyorsa hemen dinlenmeli ve bol sıvı tüketmelidir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava sıcaklıklarının artmasıyla ‘yaz ishali' ya da 'turist ishali' olarak adlandırılan rahatsızlıklarda artış olabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu.</p>

<p>Özellikle tatillerde gıda güvenliği ve gıda temizliğinin kontrol edilmesinin daha zor olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özlü, “Yaz aylarında özellikle tatil ve seyahat zamanlarında yaz ishallerine çok rastlıyoruz. Bebekler, çocuklar ve yaşlı kişiler ile kronik hastalığı olanlarda ishal dengeyi bozar ve önemli sonuçlara yol açabilir. Genellikle bakteriyel ve viral enfeksiyonlara bağlı olabilir. Bazen de besin zehirlenmeleri, sinekler yoluyla ve havuzdan bulaşmış olabilir. Açıkta satılan, uygun koşullarda bekletilmeyen gıdalarla, süt ürünler, pastalar ve açık mutfaklarda kolay üremeler olabiliyor ve besin zehirlenmeleri kolayca yaşanabiliyor” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Sıvı kaybı ciddi hasara yol açabilir"</strong><br />
Prof. Dr. Tevfik Özlü, açıkta satılan meşrubatlardan uzak durulması önerisinde bulunarak, “Bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik ve sık dışkılama semptomlarıyla kendini belli eder. Böyle durumlarda kişi sağlıklı görünüyorsa hemen dinlenmeli ve bol sıvı tüketmelidir. Su, maden suyu, tuzlu ayran tüketmelidir. Posalı ve yağlı gıdaları terk etmeli. İshal diyeti dediğimiz; muz, patates, pirinç lapası, ekmek içi, yağsız peynir tüketerek 2 gün içerisinde toparlanabilirsiniz. Semptomlar ağırsa, kişi yaşlıysa, bebekse ve kronik bir hastalığı varsa hekime başvurmakta fayda var. Sıvı kaybı ciddi hasara yol açabilir. Sağlıklı ve hijyenik beslenmek çok önemlidir. Rastgele gıdalar tüketilmemelidir. Özellikle yaz aylarında yenilen gıdalara dikkat edilmelidir. Meşrubatlar açıkta satılıyor ya da zeytinyağlı salatalar bekletiliyor. İyi havalandırılmayan ortamlarda da kalmamak lazım. Kasaba ve küçük yerlerde açık ayranlar, üzüm şerbetleri satılıyor. Buzlu ve açık saklama kaplarına doldurup satış yapılan içecekler güvenli değil; uzak durmak lazım” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-yaz-ishali-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/030ff564-7ee0-4215-a216-528675a34b47.webp" type="image/jpeg" length="76659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP'de özel hastane planı çatlağı... Büyükşehir'den oy çokluğu ile geçti!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/buyuksehirde-gorus-ayriligi-ozel-saglik-plani-komisyonlari-ikiye-boldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/buyuksehirde-gorus-ayriligi-ozel-saglik-plani-komisyonlari-ikiye-boldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konak'ta Merkezi İş Alanı'nın "Özel Sağlık Tesisi Alanı"na dönüştürülmesini öngören plan değişikliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi komisyonlarında farklı değerlendirmeler aldı. Ulaşım ile Kentsel Dönüşüm Komisyonları teklifi şartlı olarak uygun bulurken, İmar ve Bayındırlık Komisyonu ulaşım ve erişilebilirlik gerekçesiyle olumsuz görüş verdi. Plan, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden oy çokluğu ile geçti. CHP'li bazı meclis üyeleri çekimser oy verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>EGEDESONSÖZ</strong>- İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde, Konak ilçesi Mersinli Mahallesi 8611 ada 1 parsele ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği önerisi komisyonlardan farklı kararlarla çıktı.<br />
<br />
Konak Belediye Meclisi'nin 3 Mart 2026 tarihli ve 49 sayılı kararıyla uygun bulunan, yürürlükteki uygulama imar planında "Merkezi İş Alanı (MİA)" olarak belirlenen parselin "Özel Sağlık Tesisi Alanı" olarak düzenlenmesine yönelik plan değişikliği önerisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi komisyonlarında değerlendirildi.<br />
<br />
Ulaşım ile Kentsel Dönüşüm ve Konut Politikaları Komisyonları, plana bazı şartların eklenmesi koşuluyla değişikliği oybirliğiyle uygun buldu. İmar ve Bayındırlık Komisyonu ise parselin kavşak ve viraj bölgesinde yer aldığı, kuzey ve batı cephelerinde yaya yollarının bulunduğu belirtilerek ulaşım ve erişilebilirlik açısından uygun koşulların oluşmadığı gerekçesiyle oy çokluğu ile komisyonlardan geçti.</p>

<p>Plana dair söz alan İmar Komisyonu Başkanı Nilüfer Bakoğlu Aşık “İmar komisyonun farklı bir düşüncesi var. Ulaşım Daire Başkanlığı’nın olumsuz görüşleri var. Dolayısıyla ben çekimser oy kullanacağım” dedi.</p>

<p>Bakoğlu’nun yanı sıra Uygar Kanmış , Esra Koçdemir ve Hediye Kaya da çekimser oy kullandı.</p>

<p>Plan değişikliği meclisten oy çokluğu ile geçti.<br />
<br />
İlgili önerge şu şekilde;<br />
<br />
“16. Konak Belediye Meclisinin 03/03/2026 tarihli ve 49 sayılı Kararı ile uygun görülen; yürürlükteki 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ''Merkezi İş Alanı (MİA)'' olarak belirlenmiş olan, Mersinli Mahallesi, 8611 ada, 1 parselin “Özel Sağlık Tesisi Alanı’’ olarak belirlenmesine yönelik 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği önerisinin; Ulaşım - Kentsel Dönüşüm ve Konut Politikaları Komisyonlarınca; “Araç giriş ve çıkış noktaları kavşak noktalarına en uzak mesafede belirlenecektir. Otopark ihtiyacının otopark Yönetmeliği Ek-lerde belirtilen kullanım çeşitleri ve otopark zorunluluğu tablosunda 8- Sağlık Yapıları, 1. Basamak Sağlık Kuruluşları kapsamında hesaplanacak olup gereken otopark sayısının bahçe mesafesi içerisinde karşılanmasının mümkün olmadığı durumlarda yapının bodrum katlar ve/veya zemin kat içerisinde çözülecektir. plan notunun eklenmesi koşuluyla” değişiklikle oybirliği ile uygun bulunduğuna, İmar ve Bayındırlık Komisyonunca; “Parselin kavşak ve viraj bölgesinde bulunması, kuzey ve batı cephelerinde yaya yollarının yer alması nedeniyle ulaşım ve erişilebilirlik açısından uygun koşulların oluşmadığı bu kapsamda parsel çevresindeki yaya yollarının ve taşıt yolu bağlantılarının düzenlenerek iletilmesi halinde yeniden değerlendirilebileceği anlaşıldığından bu aşamada” oyçokluğu ile uygun bulunmadığına ilişkin Müşterek Rapor”<br />
<br />
<strong>KONAK'TAN DA OY ÇOKLUĞU İLE GEÇMİŞTİ</strong><br />
Konak Belediyesi meclisinde önerge oybirliği ile komisyonlardan geçmişti ancak AK parti grubu önergenin yeniden komisyonlara gönderilmesi noktasında görüş bildirmişti. Önerge oy çokluğu ile meclisten geçmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ekonomi, İş Dünyası, Sağlık, Yerel Yönetimler</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/buyuksehirde-gorus-ayriligi-ozel-saglik-plani-komisyonlari-ikiye-boldu</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/image-685-1.webp" type="image/jpeg" length="71333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku ve Alzheimer arasında şaşırtıcı bağlantı!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/uyku-ve-alzheimer-arasinda-sasirtici-baglanti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/uyku-ve-alzheimer-arasinda-sasirtici-baglanti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı bir uyku, beynin yoğun bir günün ardından dinlenmesini sağlamaktan daha fazlasını yapıyor olabilir. Yeni bir araştırma, uyku alışkanlıklarının belirli genetik varyantların Alzheimer hastalığıyla bağlantılı erken dönem beyin ve bilişsel değişimler üzerindeki etkisini şekillendirebileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Scitechdaily’de yer alan habere göre, yeni bulgular, belirli genlerin Alzheimer’la ilişkili en erken beyin değişimlerini nasıl etkilediği konusunda uykunun da rol oynayabileceğine işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edith Cowan Üniversitesi’ndeki (ECU) bilim insanları, uyku düzeninin beynin sıvı dolaşımı ve atık temizleme sistemlerinde rol oynayan bir gendeki varyantların etkilerini değiştirebileceğini belirledi. Bulgular, Alzheimer açısından benzer risk profillerine sahip kişilerde bilişsel gerileme veya beyin yapısındaki bozulmanın neden her zaman aynı hızda ilerlemediğini açıklamaya yardımcı olabilir.</p>

<p>ECU Hassas Sağlık Merkezi’nin (CPH) öncülük ettiği araştırma, sıvının beyin dokusundaki hareketinin düzenlenmesine yardımcı olan aquaporin-4 (AQP4) genine odaklandı.</p>

<p>AQP4, beynin uyku sırasında daha etkin hâle gelen atık temizleme süreçleriyle yakından bağlantılı. Bu süreçlerin, Alzheimer hastalığıyla ilişkili proteinler de dahil olmak üzere metabolik atıkların temizlenmesine yardımcı olduğu düşünülüyor. Ancak araştırmacılar, bu sistemin insanlarda hastalık riskini ne ölçüde etkilediğini anlamaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Araştırmacı Dr. Ayeisha Milligan Armstrong, “Çalışmamız, belirli AQP4 varyantlarını taşıyan kişilerde uyku süresi kısaldıkça gri madde kaybının daha hızlı gerçekleştiğini gösteriyor” dedi.</p>

<p><strong>Az uyumak nasıl etkiliyor?</strong><br />
Daha kısa uyku süresi, bazı katılımcılarda gri madde kaybının hızlanmasıyla ilişkilendirildi. Bazı katılımcılarda ise uykuya dalma süresinin uzaması, beyin hacminin azalmasıyla bağlantılı yapısal değişimlerle ilişkilendirildi.</p>

<p>Bilişsel bulgular da genetik profile göre farklılık gösterdi. Uyku bozukluğu bildiren kişilerde bilişsel performansın zaman içindeki değişimi, taşıdıkları AQP4 varyantına göre farklılaştı.</p>

<p>Bu farklılık, yetersiz uykunun Alzheimer’la ilişkili değişimleri tek ve herkes için aynı şekilde işleyen bir mekanizma üzerinden etkilemeyebileceğine işaret etmesi açısından önem taşıyor. Bir genetik grup için özellikle zararlı görünen uyku düzeni, başka bir grupta daha zayıf ya da farklı bir etki yaratabilir.</p>

<p>Araştırmacı Dr. Tenielle Porter, “Yetersiz uyku ile Alzheimer riski arasında bağlantı bulunduğunu bir süredir biliyoruz” dedi.</p>

<p>Sonuçlar, uyku sorunlarının doğrudan Alzheimer hastalığına yol açtığını ya da uyku alışkanlıklarını değiştirmenin genetik riski tersine çevirebileceğini göstermiyor. Ancak bulgular, uykuya yönelik müdahalelerin kişinin biyolojik özelliklerine göre uyarlanması hâlinde daha etkili olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/uyku-ve-alzheimer-arasinda-sasirtici-baglanti</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/1770013272394-yeni-proje-9.jpg" type="image/jpeg" length="75049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Klimanın yanlış kullanımı solunum yollarını zayıflatabiliyor]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/klimanin-yanlis-kullanimi-solunum-yollarini-zayiflatabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/klimanin-yanlis-kullanimi-solunum-yollarini-zayiflatabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Tibel Tuna, "Çok düşük sıcaklıklara maruz kalmak boğaz kuruluğu, öksürük, ses kısıklığı ve hava yollarında hassasiyete neden olabilir. Ani sıcaklık değişimleri ise bazı kişilerde solunum yolu yakınmalarını artırırken kas spazmları ve tutulmaları da tetikleyebilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Tibel Tuna, klimanın yanlış kullanımının, solunum yollarının doğal savunma mekanizmasını zayıflatabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz mevsiminde bunaltıcı sıcaklardan korunmak için en sık tercih edilen yöntemlerden biri klima kullanımı oluyor. Ancak klimanın çok düşük sıcaklıklarda uzun süre çalıştırılması, filtre bakımının ihmal edilmesi ve soğuk havaya doğrudan maruz kalınması solunum sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.</p>

<p><strong>SOĞUK VE KURU HAVA BU SORUNLARI TETİKLİYOR</strong><br />
Doç. Dr. Tibel Tuna, klimanın tek başına enfeksiyona neden olmadığını ancak yanlış kullanımın solunum yollarının doğal savunma mekanizmasını zayıflatarak çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini aktardı.</p>

<p>Soğuk ve kuru havanın solunum yollarındaki koruyucu mukozayı olumsuz etkileyebildiğini anlatan Tuna, 'Çok düşük sıcaklıklara maruz kalmak boğaz kuruluğu, öksürük, ses kısıklığı ve hava yollarında hassasiyete neden olabilir. Ani sıcaklık değişimleri ise bazı kişilerde solunum yolu yakınmalarını artırırken kas spazmları ve tutulmaları da tetikleyebilir.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Tuna, düzenli bakımı yapılmayan klima filtrelerinde zamanla bakteri, küf ve mantar sporlarının birikebildiğine dikkati çekti.</p>

<p>Söz konusu mikroorganizmaların havaya yayılarak özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde ve kronik akciğer hastalarında yakınmaların artmasına neden olabileceğini kaydeden Tuna, klima filtrelerinin uygun aralıklarla temizlenmesi ve periyodik bakımlarının aksatılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"DOĞRU SICAKLIK AYARI EN AZ DÜZENLİ BAKIM KADAR ÖNEMLİ"</strong><br />
Tuna, astım, KOAH, bronşektazi, alerjik rinit ve diğer kronik akciğer hastalıkları bulunan bireylerin klima kullanımından daha fazla etkilenebileceğini belirterek, ileri yaş grubundaki kişiler, çocuklar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin de risk grubunda bulunduğuna işaret etti.</p>

<p>Doğru sıcaklık ayarının da en az düzenli bakım kadar önemli olduğunu aktaran Tuna, klima ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkının 6 ila 8 dereceyi geçmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Tuna, dışarıda hava sıcaklığının 35 derece olduğu bir günde klimanın 18 dereceye ayarlanmasının doğru olmadığına dikkati çekerek, solunum sağlığı açısından 24-26 derece aralığının daha uygun olduğunu, soğuk hava akımının doğrudan yüze veya göğüs bölgesine gelmesinden de kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Gece klimayla uyumanın tek başına zararlı olmadığına işaret eden Tuna, cihazın uzun süre düşük sıcaklıkta çalıştırılmasının ve hava akımının doğrudan kişinin üzerine gelmesinin sabah boğaz ağrısı, öksürük ve burun tıkanıklığı gibi şikayetlere yol açabileceğini aktardı.</p>

<p>Tuna, zamanlayıcı özelliğinin kullanılması, odanın aşırı kurumasının önlenmesi ve uygun sıcaklık ayarının tercih edilmesinin daha sağlıklı bir uyku ortamı sağlayacağını belirtti.</p>

<p>Yaz aylarında solunum sağlığını korumak için klima filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi, kapalı ortamların sık sık havalandırılması, yeterli sıvı tüketilmesi ve sigara dumanından uzak durulmasının önem taşıdığını vurgulayan Tuna, kronik akciğer hastalığı bulunan bireylerin tedavilerini aksatmaması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Tuna, nefes darlığı, öksürük veya balgam şikayetlerinde artış yaşanması halinde ise vakit kaybetmeden bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmasının önemine dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/klimanin-yanlis-kullanimi-solunum-yollarini-zayiflatabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/5-645.jpg" type="image/jpeg" length="73447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye sağlık turizminde hız kesmiyor: 3 ayda 302 bin yabancı hasta]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/turkiye-saglik-turizminde-hiz-kesmiyor-3-ayda-302-bin-yabanci-hasta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/turkiye-saglik-turizminde-hiz-kesmiyor-3-ayda-302-bin-yabanci-hasta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin sağlık turizminde bu yılın ilk çeyreğinde 302 bin 487 uluslararası hastaya sağlık hizmeti sağlanırken, 761,5 milyon dolarlık gelir elde edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Türk cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika başta olmak üzere birçok ülkeden sağlık turisti ağırlayan Türkiye, estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, göz hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, kardiyoloji, onkoloji başta olmak üzere farklı tıbbi alanlarda sunduğu hizmetlerle uluslararası hastaların tercih ettiği destinasyonlar arasında yer aldı.</p>

<p>Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Hizmetleri Komite Başkanı Mustafa Eröğüt, Türkiye'nin sağlık turizminde son yıllarda istikrarlı bir büyüme performansı sergilediğini belirterek, "2025'te ülkemizi sağlık hizmeti almak amacıyla ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580'e ulaşırken, sağlık turizminden elde edilen gelir 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar oldu." diye konuştu.</p>

<p>Bu yılın ilk çeyreğinde ise olumlu ivmenin devam ettiğini söyleyen Eröğüt, "Yılın ilk üç ayında 302 bin 487 uluslararası hasta ülkemizde sağlık hizmeti alırken, sağlık turizmi geliri 761 milyon 523 bin dolara ulaştı. Özellikle kişi başına düşen sağlık turizmi gelirinin önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 39 artması, ülkemizin artık sadece daha fazla hasta ağırlayan değil, aynı zamanda daha yüksek katma değer üreten bir sağlık turizmi destinasyonu haline geldiğini gösteriyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Eröğüt, sağlık turizminde nicelik kadar nitelik odaklı büyümeyi de son derece önemsediklerini vurgulayarak, geçen yılın aynı dönemine kıyasla kişi başı gelirde kaydedilen güçlü artışın ülkenin ileri teknolojiye sahip sağlık altyapısı, uluslararası standartlardaki sağlık kuruluşları ve uzman insan kaynağının küresel ölçekte daha fazla tercih edildiğinin somut bir göstergesi olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Yıl sonuna ilişkin beklentilerinin de olumlu olduğunu aktaran Eröğüt, sağlık turizminde sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.</p>

<p><strong>"Orta Asya ülkelerinden gelen talepte son yıllarda dikkat çekici artış gözlemliyoruz"</strong><br />
Eröğüt, hedeflerinin Türkiye'nin uluslararası sağlık hizmetlerindeki rekabet gücünü daha da artırarak yabancı hasta sayısını yükseltmek ve sağlık hizmeti ihracatından elde edilen geliri daha yukarı taşımak olduğunu belirterek, bu doğrultuda sağlık turizminin ülkenin hizmet ihracatına sağladığı katkıyı artırmaya yönelik tanıtım, markalaşma ve uluslararası işbirliği faaliyetlerini aralıksız sürdürdüklerini anlattı.</p>

<p>Türkiye'nin coğrafi konumu, güçlü sağlık altyapısı ve uluslararası standartlardaki sağlık hizmetleri sayesinde çok geniş bir coğrafyaya hizmet sunduğunu dile getiren Eröğüt, şunları kaydetti:</p>

<p>"Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Türk cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika başta olmak üzere yaklaşık 180 ülkeden sağlık turisti ağırlıyoruz. Özellikle Almanya, Birleşik Krallık, Irak, Azerbaycan, Rusya Federasyonu, Libya ve Körfez ülkeleri ülkemize en yoğun hasta gönderen pazarlar arasında yer alıyor. Bunun yanında Kazakistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen talepte de son yıllarda dikkat çekici bir artış gözlemliyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sektörümüz artık yalnızca mevcut pazarlarda büyümeyi değil, yeni pazarlarda kalıcı bir varlık oluşturmayı da hedefliyor. Bu kapsamda Sahra Altı Afrika ülkeleri, Körfez ülkeleri, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Kuzey Amerika büyük potansiyel barındırmakla birlikte, yürütülen tanıtım faaliyetleriyle Türkiye'nin sağlık turizmindeki marka bilinirliğini güçlendirmeye odaklanıyoruz."</p>

<p>Mustafa Eröğüt, Türkiye'nin sağlık turizmindeki en önemli avantajlarından birinin çok farklı branşlarda dünya standartlarında sağlık hizmeti sunabilmesi olduğuna dikkati çekerek, "Uluslararası hastaların en yoğun ilgi gösterdiği alanların başında estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, göz hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, kardiyoloji, onkoloji, tüp bebek tedavileri ve obezite cerrahisi geliyor. Estetik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavileri sağlık turizmi gelirlerinin önemli bir bölümünü oluştururken, onkoloji, kardiyovasküler cerrahi ve organ nakli gibi ileri uzmanlık gerektiren alanlarda da Türkiye'nin uluslararası hasta çekim gücü her geçen yıl artıyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye'nin 40'tan fazla şehirde sağlık turizmi hizmeti sunan, 1500'ün üzerinde sağlık kuruluşu ve yüzlerce uluslararası akreditasyona sahip merkeziyle dünyanın önde gelen sağlık destinasyonlarından biri konumunda bulunduğunu söyleyen Eröğüt, uluslararası hastaların tercih sebeplerinin başında yüksek klinik başarı oranları, ileri teknoloji altyapısı, deneyimli hekim kadroları ve Avrupa ile karşılaştırıldığında yüzde 40 ila yüzde 70 arasında değişen maliyet avantajı geldiğini dile getirdi.</p>

<p><strong>"Kişi başı ortalama sağlık harcaması yaklaşık 2 bin 500 dolara ulaştı"</strong><br />
Eröğüt, sağlık turizminde artık yalnızca hasta sayısındaki artışı değil, kişi başına elde edilen katma değeri de önemsediklerini belirterek, şunları söyledi:</p>

<p>"Kişi başı ortalama sağlık harcaması yaklaşık 2 bin 500 dolara ulaştı. Ancak özellikle onkoloji, kardiyovasküler cerrahi, robotik cerrahi, organ nakli ve kompleks tedavi süreçlerinde bu rakamın 10 bin dolar ila 50 bin dolar arasında değişebildiğini görüyoruz. Bu durum, Türkiye'nin yalnızca yüksek hacimli değil, aynı zamanda yüksek katma değerli sağlık hizmetlerinde de küresel ölçekte güçlü bir konuma ulaştığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, uluslararası hasta deneyimini daha da geliştirerek, yüksek teknoloji gerektiren tedavilere odaklanarak ve Türkiye markasını güçlendirerek hem hasta sayısını hem de kişi başına elde edilen geliri sürdürülebilir şekilde artırmak."</p>

<p>Ticaret Bakanlığı, HİB ve sektör paydaşlarıyla koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalar sayesinde ülkenin küresel sağlık turizmi markasını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyleyen Eröğüt, "Heal in Türkiye markası, ülkemizin uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki ortak vitrin niteliğini taşıyor. Bunun yanında Ticaret Bakanlığımız tarafından sağlanan yurt dışı tanıtım, fuar katılımı, marka ve Turquality destekleri sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırıyor. Amacımız, Türkiye'nin sağlık turizminde yalnızca fiyat avantajıyla değil güvenilirlik, kalite, ileri teknoloji ve hasta memnuniyetiyle öne çıkan küresel bir marka olarak konumunu daha da güçlendirmek." diye konuştu.</p>

<p>Eröğüt, Türkiye'nin uluslararası alandaki güçlü itibarını koruyabilmesi için kayıt dışı faaliyetlerle etkin şekilde mücadele edilmesinin büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, Heal in Türkiye platformunun uluslararası hastaların yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarına ve aracı kuruluşlara güvenle ulaşabilmesini sağladığını söyledi.</p>

<p>Türkiye'nin Joint Commission International (JCI) akreditasyonuna sahip sağlık kuruluşu sayısıyla dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını aktaran Eröğüt, JCI başta olmak üzere uluslararası akreditasyonların yaygınlaşmasının hasta güvenliği, klinik kalite ve hizmet standartlarının sürekli geliştirilmesini desteklerken, ülkenin sağlık turizmindeki marka değerini ve uluslararası rekabet gücünü de güçlendirdiğini belirtti.</p>

<p>Eröğüt, uluslararası hastalara, tercih edecekleri sağlık kuruluşunun veya aracı kuruluşun yetkilendirilmiş olmasına dikkat etmeleri, tedavi sürecine ilişkin tüm hizmetleri yazılı sözleşme ile güvence altına almaları ve sadece sosyal medya üzerinden hizmet veren kayıt dışı aracılardan kaçınmaları tavsiyesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/turkiye-saglik-turizminde-hiz-kesmiyor-3-ayda-302-bin-yabanci-hasta</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/saglik-turizmi-1681961.jpg" type="image/jpeg" length="30137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de sessiz tehlike: 11 istasyondan 10'unda artış!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/izmirde-sessiz-tehlike-11-istasyondan-10unda-artis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/izmirde-sessiz-tehlike-11-istasyondan-10unda-artis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın Mayıs 2026 Hava Kalitesi Bülteni, İzmir'de karbonmonoksit (CO) kirliliğinin birçok bölgede geçen yıla göre ciddi oranda arttığını ortaya koydu. En dikkat çekici yükseliş Karşıyaka, Konak ve Aliağa'da yaşanırken, 11 hava kalitesi izleme istasyonundan yalnızca Torbalı'da karbonmonoksit seviyesinde düşüş kaydedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Metehan UD/ EGEDESONSÖZ -</strong> Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan <strong>Mayıs 2026 Hava Kalitesi Bülteni</strong>, İzmir'de hava kirliliğine ilişkin çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu.<br />
<br />
Bülten kapsamında paylaşılan <strong>Ege Temiz Hava Merkezi (THM)</strong> verilerine göre, kent genelinde karbonmonoksit (CO) konsantrasyonları 2025 yılının aynı dönemine kıyasla birçok ölçüm istasyonunda belirgin şekilde yükseldi.<br />
<br />
Veriler, özellikle kent merkezleri ile sanayi bölgelerinde karbonmonoksit yükünün katlanarak arttığını gösterirken, İzmir'deki 11 hava kalitesi izleme istasyonundan yalnızca birinde gerileme kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="678" src="https://egedesonsozcom.teimg.com/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/image-1115.png" width="1199" /><br />
<br />
<strong>İLK SIRADA KARŞIYAKA’DA</strong><br />
Mayıs 2026 verilerine göre karbonmonoksit artışının en belirgin yaşandığı nokta <strong>Karşıyaka</strong> oldu. İzmir-Karşıyaka Hava Kalitesi İzleme İstasyonu'nda 2025 yılı Mayıs ayında yaklaşık <strong>620 mikrogram/metreküp</strong> olarak ölçülen karbonmonoksit değeri, 2026 yılının aynı döneminde yaklaşık <strong>1</strong><strong>510 mikrogram/metreküpe</strong> yükseldi. Böylece istasyonda ölçülen değer bir yıl içerisinde iki katın da üzerine çıkarak kent genelindeki en yüksek seviyeye ulaştı.<br />
<br />
<strong>KONAK’TA2 KATTAN FAZLA ARTI</strong><br />
Kentin trafik yoğunluğunun en fazla hissedildiği bölgelerden <strong>Konak</strong> da dikkat çeken artışlardan birine sahne oldu. Konak istasyonunda 2025 yılında yaklaşık <strong>400 mikrogram/metreküp</strong> olarak ölçülen karbonmonoksit seviyesi, 2026 yılında yaklaşık <strong>1010 mikrogram/metreküpe</strong> çıktı. Böylece kent merkezindeki ölçümler de bir yıl içerisinde iki katından fazla artış gösterdi.<br />
<br />
<strong>ALİAĞA’DA DEV SIÇRAMA</strong><br />
Sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde de benzer bir tablo ortaya çıktı. İzmir-Aliağa istasyonunda 2025 yılında yaklaşık <strong>150 mikrogram/metreküp</strong> olarak ölçülen karbonmonoksit değeri, 2026 yılında yaklaşık <strong>870 mikrogram/metreküpe</strong> yükselerek en dikkat çekici artışlardan birini kaydetti. Aliağa-Bozköy istasyonunda ise değerler yaklaşık <strong>400 mikrogram/metreküpten 620 mikrogram/metreküpe</strong>, Kemalpaşa istasyonunda ise yaklaşık <strong>350 mikrogram/metreküpten 750 mikrogram/metreküpe</strong> çıktı. Veriler, sanayi bölgelerinde karbonmonoksit yoğunluğunun geçen yıla göre önemli ölçüde arttığını gösterdi.<br />
<br />
<strong>ARTIŞ KENT GENELİNDE</strong><br />
Artış yalnızca kent merkezi ve sanayi bölgeleriyle sınırlı kalmadı. Eğitim İstasyonu'nda karbonmonoksit değeri yaklaşık <strong>360 mikrogram/metreküpten 440 mikrogram/metreküpe</strong>, Karabağlar'da <strong>310'dan 390'a</strong>, Menemen'de <strong>230'dan 290'a</strong>, Yenifoça'da ise <strong>120'den 260 mikrogram/metreküpe</strong> yükseldi. Tarım ve yerleşim ağırlıklı Ödemiş'te de karbonmonoksit seviyesi <strong>690 mikrogram/metreküpten 720 mikrogram/metreküpe</strong> çıkarak sınırlı da olsa artış gösterdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/izmirde-sessiz-tehlike-11-istasyondan-10unda-artis</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/1976535.jpg" type="image/jpeg" length="44589"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan klima uyarısı: Bilinçsiz kullanım sağlık sorunlarına yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/uzmandan-klima-uyarisi-bilincsiz-kullanim-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/uzmandan-klima-uyarisi-bilincsiz-kullanim-saglik-sorunlarina-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte klima kullanımı yaygınlaşırken, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, klimaların bilinçsiz kullanımının solunum yolu hastalıklarından kas tutulmalarına kadar birçok sağlık sorununa neden olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Klimaların düzenli bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Özlü, “Klimaların bakımlarının yapılması, filtrelerinin değişmesi ve yıkanması gerekir. Klima kullanırken mutlaka zaman zaman kapı ve pencereleri açıp havalandırmak lazım” dedi.</p>

<p>Kapalı ortamlarda yalnızca klimanın çalıştırılmasının yeterli olmadığını ifade eden Özlü, “Klima aynı havayı çekerek soğutup geri veriyor ve içerideki hava zamanla kirleniyor ve oksijeni azalıyor. Virüs ve bakteriler arttığı için bulaş riski de artıyor. İçerideki havanın dışarıdaki hava ile değişmesini sağlamamız lazım” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Klima kullanımında ideal oda sıcaklığının 23-24 derece olduğunu söyleyen Özlü, “Bu sıcaklığın daha altında çalıştırmamak lazım. Vücut ısısının dengesi bozuluyor ve bu durumda hastalıklara zemin hazırlıyor. 40 dereceyi geçen sıcaklıktan 17 dereceye girmek çok makul değil” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Klima fanının doğrudan vücuda yöneltilmemesi gerektiğini vurgulayan Özlü, “Klimanın tam karşısında oturmak ve fanın direkt size çarpmasına izin vermemeliyiz. Yukarı doğru kaldırmak en sağlıklısıdır” dedi. Yanlış klima kullanımının çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Özlü, “Klima kullanıma dikkat edilmezse üst solunum enfeksiyonları, boğazda ve gözde hasarlar ile bunlara bağlı alerjik durumlar yaşanabilir. Bronşit, solunum sıkıntısı, öksürük, geniz ve burun akıntısı, gözde kızarıklık gibi durumlarla karşılaşabiliriz” diye konuştu.</p>

<p>Klimaların doğru kullanıldığında konfor sağlayan cihazlar olduğunu ifade eden Özlü, doğrudan klima akımına maruz kalmanın kas spazmlarına, kramplara, boyun tutulmasına ve baş ağrısına neden olabileceğini belirtti. Özlü, “Araç içinde ya da kapalı ortamlarda klima kullanacaksanız, önce havalandırma yapılmalı daha sonra klima çalıştırılmalıdır. Hava değişimi sağlamak önemlidir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/uzmandan-klima-uyarisi-bilincsiz-kullanim-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/04415c95-164d-4f53-ab4e-e99a51fc7f94.webp" type="image/jpeg" length="62027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gıda mühendislerinden buz uyarısı: Serinlemek isterken zehirlenmeyin!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/gida-muhendislerinden-buz-uyarisi-serinlemek-isterken-zehirlenmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/gida-muhendislerinden-buz-uyarisi-serinlemek-isterken-zehirlenmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak, yaz aylarında tüketimi artan buzun hijyenik olmayan koşullarda üretilmesi, saklanması ve servis edilmesinin önemine dikkati çekip, "Buzun üretilmesi, saklanması ve servis edilmesinde hijyenik kurallara uymazsak, ciddi gıda zehirlenmeleriyle karşı karşıya kalma ihtimalimiz yüksek. Burada da özellikle 'Escherichia coli, Salmonella, Listeria monocytogenes' dediğimiz bakterilerin yol açabileceği zehirlenmeler olabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte içeceklerde kullanılan buzun üretimi, saklanması ve servisinde hijyen kurallarının önemi gündeme geldi. Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak, buz üretiminde kullanılan suyun içilebilir nitelikte olması, buz makinelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve buzun uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti. Toprak, "Özellikle hava sıcaklığının bu kadar yüksek olduğu yaz aylarında buz, gıda servisinin vazgeçilmez parçalarından. Özellikle buzun yapılmış olduğu suyun, insani tüketim amaçlı sularla ilgili yönetmeliğe uygun ve içilebilir nitelikte olması gerekiyor. Buna çok önem vermek lazım. Buzun üretilmesi, saklanması ve servis edilmesinde hijyenik kurallara uymazsak, ciddi gıda zehirlenmeleriyle karşı karşıya kalma ihtimalimiz yüksek. Burada da özellikle 'Escherichia coli, Salmonella, Listeria monocytogenes' dediğimiz bakterilerin yol açabileceği zehirlenmeler olabilir. Bu da gıda zehirlenmeleriyle ishal, kusma, mide bulantısı, yüksek ateş gibi durumlarla karşı karşıya kalınabilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>'FİRMANIN İŞLETME KAYIT ONAY NUMARASINA BAKMALILAR'</strong><br />
Soğukta bakterilerin üreyemeyeceği yönünde yanlış bir algının bulunduğunu belirten Toprak, "Buzla ilgilenen personelin ellerini çok sık yıkamaları gerekiyor. Ya da eldiven kullanmaları gerekiyor. Buzu elle değil, mutlaka kürek ya da maşa gibi aparatlarla servis etmeleri gerekiyor. Bunların temizliğinin yapılması ve gıdaya uygun kaplar olması, alet ekipmanları olması gerekiyor. Yere veya masaya düşen buz, mutlaka imha edilmeli. Tekrardan bardağa koymamak gerekiyor. Buz makineleri de önemli. Buz makinelerinin temizliğinin iyi yapılması lazım. İçinde su olduğu için mikroorganizmaların gelişebileceği bir alan, bakteriler üreyebilir. İyi bir şekilde yıkanıp, temizlenmesi ve dezenfekte etmek lazım. Belli aralıklarla ve kayıt altına almak gerekiyor. Buz yapan çok farklı firmalar da var. Bazıları merdiven altı işletmeler. O yüzden bu buzları dışarıdan işletmeler, mutlaka ürünü aldıkları firmanın işletme kayıt onay numarasına bakmalılar. Bu firmaların fiziki koşulları göz ardı edilmemeli" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'TEMİZ BUZ ÜRETİYORUZ'</strong><br />
Kafe işletmecisi ve barmen Mevlüt Ülker (39) ise yaz aylarında buz tüketiminin arttığını belirterek, "Yazın buz tüketim artıyor. Biz buzlarımızı kendi makinemizdan üretiyoruz. Makinemizde arıtmadan geçen suyu kullanıyoruz. Ayrıca makinemize ekstra filtre koyarak, kötü bakterilerden uzak tutmaya çalışıyoruz. Temiz buz üretiyoruz. Aynı zamanda dışarıdan aldığımız bazı içeceklerimiz için kullandığımız özel buzlar var. Bu ürünleri de Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı firmalardan alıyoruz. PH değerlerine bakıyoruz. İşletmemizde müşteriden geri dönen buzu direkt imha ediyoruz. Buz tüketeceksek, güvenli yerlerden ve paketlenmiş buzları tüketebiliriz" diye konuştu.(DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/gida-muhendislerinden-buz-uyarisi-serinlemek-isterken-zehirlenmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/h-i-j-y-e-n-i-k-o-l-m-a-y-a-n-b-u-z-g-i-d-a-z-e-h-i-r-l-e-n-m-e-s-i-1410450-419100-2.jpg" type="image/jpeg" length="71107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salatadaki gizli tehlike: ABD'de binlerce kişi hastanelik oldu]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/salatadaki-gizli-tehlike-abdde-binlerce-kisi-hastanelik-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/salatadaki-gizli-tehlike-abdde-binlerce-kisi-hastanelik-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri’nde "siklospora" parazitinin yol açtığı ishal salgınında vaka sayısı hızla tırmanırken, sağlık yetkilileri salgının kaynağı olarak paketlenmiş salata ve yeşillikleri işaret ediyor. Güvenli tüketim için bütün marul alınması ve yaprakların tek tek yıkanması öneriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Salgından en ağır etkilenen eyalet olan Michigan’da vaka sayısı 2 bin 600’ü aşarken, komşu eyalet Ohio’da da yüzlerce kişi hastaneye başvurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililer, hastalıktan etkilenen onlarca kişinin hastanede tedavi altına alındığını belirtiyor. Yapılan ilk anket çalışmalarında hastaların ortak olarak tükettiği gıdaların başında marul ve yeşillik ürünleri gelse de uzmanlar kesin konuşmak için henüz erken olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Salgına tam olarak hangi üreticinin veya hangi ürün tipinin yol açtığı henüz netleştirilemediği için kapsamlı bir ürün toplama kararı henüz alınmadı.</p>

<p><strong>Parazitin izini sürmek bakterilere kıyasla çok daha zor</strong><br />
Salgınların kaynağını bulmada genellikle DNA analizi yöntemine başvuruluyor. Ancak koli basili veya salmonella gibi bakterilerin genetik yapısını çözerek kaynağa ulaşmak kolayken, siklospora gibi karmaşık parazitlerde bu süreç oldukça zorlu ilerliyor.</p>

<p>Uzmanlar, bakterilerin genetik haritasını çocuk kitabına benzetirken siklospora parazitini okuması son derece güç bir başyapıta benzetiyor. Bu durum, laboratuvar ortamında genetik eşleştirme yapılmasını zorlaştırarak kaynağın tespit edilmesini geciktiriyor.</p>

<p><strong>Sağlık bütçelerindeki kesintiler takibi zorlaştırıyor</strong><br />
Salgının bu denli büyümesinde ve takibinin zorlaşmasında, federal sağlık kurumlarının bütçelerinde yaşanan son kesintilerin de payı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Gıda kaynaklı hastalıkları aktif olarak izleyen bazı ulusal sistemlerin daraltılması, parazit kaynaklı vakaların erken tespit edilmesini zorlaştırdı.</p>

<p>Eski sağlık yetkilileri, erken teşhis ve müdahale için gıda takip sistemlerinin bütçelerinin korunması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Hastalığın belirtileri ve korunma yolları</strong><br />
Siklospora paraziti insandan insana doğrudan bulaşmıyor ve genellikle parazitli suyla sulanan veya yıkanan taze sebzelerin tüketilmesiyle vücuda giriyor.</p>

<p>Haftalarca sürebilen şiddetli sulu ishal, karın krampları, şişkinlik ve halsizlik gibi belirtiler gösteren bu hastalık, teşhis edilmesindeki zorluklar nedeniyle resmi kayıtlara geçenden çok daha fazla kişiyi etkilemiş olabilir.</p>

<p>Uzmanlar bu süreçte hastalıktan korunmak için tüketicilere önemli uyarılarda bulunuyor. Salgın döneminde hazır doğranmış ve paketlenmiş salatalar yerine bütün haldeki marulların tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Alınan marulların dış yapraklarının çöpe atılması, iç kısımlarının ise tek tek ayrılarak bol suyla çok iyi yıkanması hayati önem taşıyor. Ayrıca tüketilecek tüm taze sebze ve meyvelerin de sirkeli su veya bol temiz suyla arındırılması öneriliyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/salatadaki-gizli-tehlike-abdde-binlerce-kisi-hastanelik-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/salata-1476031-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="77095"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcağında bebekler daha fazla risk altında!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/yaz-sicaginda-bebekler-daha-fazla-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/yaz-sicaginda-bebekler-daha-fazla-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebekle tatile çıkacak aileleri uyaran Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Çelik, sıcak hava, güneş, yolculuk ve hijyen kaynaklı risklere karşı alınacak önlemlerin hem bebeğin sağlığını hem de tatilin keyfini koruyacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte birçok aile tatil planı yaparken, bebekli ailelerin aklındaki en önemli sorulardan biri, "Bebeğimizle tatil yaparken nelere dikkat etmeliyiz?" oluyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Çelik, ilk bakışta zor gibi görünse de doğru planlama yapıldığında tatilin hem aile hem de bebek için oldukça keyifli bir deneyim olabileceğini belirterek, "Aslında bebekler de tatil yapabilir. Önemli olan onların fizyolojik ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak ve bazı basit önlemleri almaktır" dedi.</p>

<p>Konaklanacak yerde sağlık kuruluşuna ulaşımın kolay olmasının ve hijyen koşullarının göz önünde bulundurulmasının önemine dikkat çeken Dr. Yusuf Çelik, "Kusursuz bir tatil planlamak zorunda değilsiniz. Bebeğinizin ihtiyaçlarını ön planda tuttuğunuz, güvenlik kurallarına dikkat ettiğiniz ve olası risklere karşı hazırlıklı olduğunuz sürece tatiliniz keyifli geçecektir" diye konuştu.</p>

<p>Uzm. Dr. Yusuf Çelik, bebekle yapılan tatilde dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı.</p>

<p><strong>SEYAHAT ÖNCESİ DOKTOR KONTROLÜ ŞART</strong><br />
Özellikle prematüre doğmuş, kronik hastalığı bulunan veya son dönemde enfeksiyon geçirmiş bebeklerin tatil öncesinde doktoru tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Dr. Yusuf Çelik, seyahate çıkmadan önce rutin aşıların yaşına uygun şekilde tamamlanmış olması gerektiğini vurgulayarak, "Aşılar yalnızca günlük yaşamda değil, seyahat sırasında karşılaşılabilecek enfeksiyonlara karşı da önemli bir koruma sağlamaktadır" dedi.</p>

<p><strong>SAĞLIK ÇANTANIZDA BUNLAR MUTLAKA OLSUN</strong><br />
Küçük ama iyi planlanmış bir sağlık çantası tatilde büyük kolaylık sağlıyor. Dr. Yusuf Çelik, çantanızda mutlaka bulunmasını önerdiği malzemeleri şöyle sıraladı:</p>

<p>* Bebeğinizin düzenli kullandığı ilaçlar (doktorunuzun önerileriyle hazırlanmalı)</p>

<p>* Dijital ateş ölçer</p>

<p>* Doktorunuzun önerdiği ateş düşürücü, alerji ve bulantı giderici ilaçlar</p>

<p>* Serum fizyolojik ve burun aspiratörü</p>

<p>* Antiseptik solüsyon</p>

<p>* Gazlı bez ve yara bandı</p>

<p>* Yaşına uygun güneş koruyucu</p>

<p>* Yaşına uygun böcek kovucu ürün</p>

<p>* Yeterli miktarda bez, yedek kıyafet ve ince bir örtü</p>

<p><strong>AÇIKTA BEKLEYEN GIDALARDAN KAÇININ</strong><br />
İlk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerde emzirmeye devam edilmesinin en doğru yaklaşım olacağını söyleyen Dr. Çelik, anne sütünün sadece besin kaynağı olmadığını, aynı zamanda enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağladığını ifade etti.</p>

<p>Ek gıdaya geçmiş olan bebeklerde ise açıkta bekleyen, iyi pişmemiş ve hijyeninden emin olunmayan gıdalardan kaçınılması gerekiyor.</p>

<p><strong>BOL BOL SIVI ALMASINI SAĞLAYIN</strong><br />
Bebekler, vücut yüzey alanlarının erişkinlere göre daha geniş olması nedeniyle sıcak havalarda çok daha hızlı sıvı kaybediyor. İlk altı ay yalnızca anne sütü alan bebeklerde sıcak günlerde emzirme sıklığının artırılması çoğu zaman yeterli olurken, daha büyük bebeklerde ise su tüketiminin yaşına uygun şekilde desteklenmesi önem taşıyor. Uzm. Dr. Yusuf Çelik, "Az idrar yapma, ağız kuruluğu, gözyaşı olmadan ağlama, huzursuzluk veya aşırı uyku hali, sıvı kaybının erken belirtileri olabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır" uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>YOLCULUKLARDA KUCAĞINIZDA TAŞIMAYIN</strong><br />
Araba yolculuklarında en önemli güvenlik kuralı, bebeğin yaşına ve kilosuna uygun, doğru şekilde monte edilmiş otomobil koltuğunda seyahat etmesidir. Çünkü, kısa mesafelerde bile kucakta taşınmaları ciddi yaralanmalara neden olabiliyor. Uzun yolculuklarda bebeğin beslenmesi, altının değiştirilmesi ve hareket edebilmesi için yaklaşık 2 saatte bir mutlaka mola verilmesi öneriliyor. Yaz aylarında araç içi sıcaklığının 22-24°C arasında tutulması ve bebeğin kalın kıyafetlerle giydirilmemesi de konfor açısından önem taşıyor.</p>

<p>Uçak yolculuğunda ise ailelerin en çok endişe ettiği konunun kulak ağrısı olduğunu belirten Dr. Yusuf Çelik, "Kalkış ve iniş sırasında bebeğin emzirilmesi, biberon veya emzik kullanılması orta kulaktaki basınç değişiminin dengelenmesine yardımcı olabilmektedir" bilgisini verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BU SAATLERDE GÜNEŞ ALTINDA KALMASIN</strong><br />
Bebeklerin cildi yetişkinlere göre çok daha hassas oluyor. Bu nedenle ilk 6 ay güneş ışığına maruz bırakılmaması gerektiği uyarısında bulunan Dr. Çelik, "Bebeklerin ilk altı ay mutlaka gölgede kalmaları sağlanmalıdır. Aksi halde sıcak çarpması ve güneş yanığı gibi ciddi tablolar gelişebilir. Altı aydan büyük bebekler de bu riskler nedeniyle özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca gölgede tutulmalıdır. İnce pamuklu kıyafetler ve geniş kenarlı şapkalar da güneşten korunmada oldukça etkilidir" dedi.</p>

<p>Altı aydan büyük bebeklerde geniş spektrumlu ve tercihen SPF 50 içeren güneş koruyucular kullanılabileceğini ifade eden Dr. Yusuf Çelik, koruyucunun dışarı çıkmadan yaklaşık 20–30 dakika önce uygulanması ve ihtiyaç halinde yenilenmesi gerektiğini hatırlattı.</p>

<p><strong>HAVUZ HİJYENİNE DİKKAT!</strong><br />
Uygun koşullar sağlandığında deniz bebekler için güzel bir deneyim olabiliyor. Eğer tatilde havuz tercih edilecekse düzenli bakımının yapıldığından ve hijyen kurallarına uyulduğundan emin olmak gerekiyor. Çünkü, yetersiz klorlanmış veya kirli havuz suyu mide ve bağırsak enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Gözlerde kızarıklık ve tahriş, kulak enfeksiyonları ile ciltte döküntü ya da kuruluk görülebiliyor. Ayrıca çok soğuk suda uzun süre kalmak vücut ısısının düşmesine yol açabileceği için havuz suyunun soğuk olmamasına dikkat edilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>BEBEK ARABASINDA SİNEKLİK KULLANIN</strong><br />
Özellikle akşam saatlerinde sivrisinekler bebeklerde ciddi huzursuzluğa neden olabiliyor. Bebek arabasında sineklik kullanılması oldukça etkili bir koruma sağlıyor. Koruyucu losyon ve spreylerin ise mutlaka bebeğin yaş grubuna uygun seçilmesi ve kullanım talimatlarına göre uygulanması önem taşıyor.</p>

<p><strong>UYKU DÜZENİNİ KORUYUN</strong><br />
Tatilde günlük rutinler değişse de bebeklerin biyolojik ritmi değişmiyor. Bu nedenle uyku saatlerinin mümkün olduğunca korunması hem bebeğin huzuru hem de ebeveynlerin tatilden keyif alabilmesi açısından önemli. Uyku oyuncağının veya battaniyesinin tatilde de kullanılması ve uyku rutinine devam edilmesi, bebeğin yeni ortama daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p><strong>BU DURUMLARDA ZAMAN KAYBETMEYİN</strong><br />
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Çelik, aşağıda yer alan durumlarda zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği uyarısında bulundu:</p>

<p>* 3 aydan küçük bir bebekte ateş gelişmesi</p>

<p>* Yüksek ateşin devam etmesi</p>

<p>* Solunum güçlüğü</p>

<p>* Sürekli kusma</p>

<p>* Kanlı veya şiddetli ishal</p>

<p>* Belirgin sıvı kaybı bulguları</p>

<p>* Havale</p>

<p>* Şiddetli alerjik reaksiyon</p>

<p>* Düşme veya ciddi travma</p>

<p>* Beslenmeyi reddetme ve belirgin halsizlik</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABERTÜRK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/yaz-sicaginda-bebekler-daha-fazla-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/5-625.jpg" type="image/jpeg" length="61693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene ısırığında erken müdahale uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/kene-isiriginda-erken-mudahale-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/kene-isiriginda-erken-mudahale-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan, kene tutunmasının ardından belirtilerin genellikle 1-5 gün içinde ortaya çıktığını söyleyerek, erken tanı açısından önemli uyarılarda bulundu: "Hastalık yüksek ateş, halsizlik, baş ve kas ağrısı, bulantı ve kusma, ishal ve karın ağrısıyla başlar. Ağır vakalarda birkaç gün içinde diş eti, burun, mide-bağırsak, idrar yolları ve diğer organlarda ciddi kanamalar oluşabilir."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında doğada geçirilen sürenin artması, kene kaynaklı hastalıklara karşı dikkatli olunmasını da zorunlu hale getiriyor. İnsanlarda görülen kene kaynaklı enfeksiyonlar arasında etki alanı açısından en geniş coğrafyaya sahip hastalıklardan biri olan “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi”nin (KKKA) güncel rakamlara göre Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da 30’dan fazla ülkede görüldüğü biliniyor. Türkiye’de ise vakaların özellikle Tokat, Sivas, Yozgat ve Çorum başta olmak üzere İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığı görülüyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan, ülkemizde her yıl nisan-ekim ayları arasında görülen hastalığın, haziran ve temmuz aylarında en yüksek seviyeye ulaştığına dikkat çekti.</p>

<p><br />
<strong>KİMLER RİSK GRUBUNDA?</strong><br />
Hastalık esas olarak “hyalomma marginatum” türü keneler aracılığıyla bulaşıyor ve virüs, kenenin deriye tutunması ya da çıplak elle ezilmesi sonucu vücuda yayılıyor. Bunun yanı sıra enfekte hayvanların veya hastaların kan ve vücut sıvılarıyla temas yoluyla da bulaşabiliyor. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, veteriner hekimler, kasaplar, sağlık çalışanları ile endemik bölgelerde yaşayan veya bu bölgelere seyahat eden kişiler en büyük risk grupları arasında.</p>

<p><strong>BELİRTİLER ANİDEN BAŞLIYOR</strong><br />
Dr. Ayan, kene tutunmasının ardından belirtilerin genellikle 1-5 gün içinde ortaya çıktığını söylüyor ve erken tanı açısından önemli uyarılarda bulunuyor: “Hastalık yüksek ateş, halsizlik, baş ve kas ağrısı, bulantı ve kusma, ishal ve karın ağrısıyla başlar. Ağır vakalarda birkaç gün içinde diş eti, burun, mide-bağırsak, idrar yolları ve diğer organlarda ciddi kanamalar oluşabilir. İlerleyen vakalarda ise şok ve çoklu organ yetmezliği gelişebiliyor. Ölüm vakaları ise çoğunlukla şiddetli kanama, şok ve organ yetmezliği nedeniyle meydana geliyor. Bu nedenle erken tanı ve tedavi, hastalığın seyrinde büyük önem taşıyor. Hastalığın tedavisinde etkinliği kanıtlanmış özel bir antiviral ilaç bulunmasa da destek tedavinin zamanında uygulanması yaşam kurtarıcı bir role sahip.”</p>

<p><img alt="7-530" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://egedesonsozcom.teimg.com/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/7-530.webp" width="1000" /></p>

<p><strong>KKKA’DAN KORUNMAK İÇİN 5 ADIM</strong><br />
Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan, KKKA’ya karşı alınabilecek en etkili korunma yöntemlerini de hatırlatarak, 5 adımdan oluşan bir liste paylaştı:</p>

<p>Kıyafet Seçimi: Riskli alanlarda uzun kollu ve paçaları kapalı, mümkünse açık renkli kıyafetler tercih edin.</p>

<p>Kontrol: Riskli alanlardan her eve döndüğünüzde vücudunuzu mutlaka kontrol edin.</p>

<p>Temasa Dikkat: Vücuda tutunan kene fark ettiğinizde keneye çıplak elle temas etmeyin ve ezmeyin.</p>

<p>İlk müdahale: Vakit kaybetmeden uygun bir malzeme kullanarak, keneyi deriye en yakın noktadan dikkatlice çıkarın.</p>

<p>Destek Alın: Keneyi vücuttan çıkaramıyorsanız hızlıca en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ISIRMA SONRASI İLK 10 GÜN DİKKAT!</strong><br />
Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan, özellikle kene çıkarıldıktan sonra kişilerin 10 gün boyunca ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini takip etmeleri gerektiğini söylüyor. Bu belirtilerden herhangi birinin gelişmesi halinde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması önemli. Kenelerin artmasıyla aşı konusu da gündemde. Ancak bugün için KKKA’ya karşı dünya genelinde yaygın kullanıma girmiş, etkinliği kabul edilmiş bir aşı mevcut değil. Bu nedenle korunma önlemleri ve erken farkındalık, hastalıkla mücadeledeki güçlü yerini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABERTÜRK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/kene-isiriginda-erken-mudahale-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/8-471.jpg" type="image/jpeg" length="17099"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyasında 2 milyon kişiye ulaşıldı]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyasinda-2-milyon-kisiye-ulasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyasinda-2-milyon-kisiye-ulasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ilk ayı tamamlanan "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasında şimdiye kadar 81 ilde yaklaşık 2 milyon kişiye ulaşıldığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sağlığı hayatın her noktasına taşıyacağız." diyerek 81 ilde sahaya indiklerini belirtti.</p>

<p>Bu kapsamda başlattıkları "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasında 4 haftada 2 milyona yakın vatandaşa ulaştıklarını aktaran Memişoğlu, sağlıklı yaşamın bir yaşam biçimi haline getirilmesi amacıyla sahada çalışan ekiplere ve kampanyaya ilgi gösteren vatandaşlara teşekkür etti.</p>

<p>Seferberliğin devam ettiğini bildiren Memişoğlu, vatandaşları kampanya kapsamında oluşturulan ölçüm noktalarına davet etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyasinda-2-milyon-kisiye-ulasildi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/hareket-yasini-ogren-kampanyasi-aa-2468188.jpg" type="image/jpeg" length="80352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığından yaz sıcaklarına karşı uyardı]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/saglik-bakanligindan-yaz-sicaklarina-karsi-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/saglik-bakanligindan-yaz-sicaklarina-karsi-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, yaz aylarında artan sıcaklık ve nem nedeniyle vatandaşlara sıvı tüketimi ve beslenme konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, yaz aylarında artan sıcaklık ve nem nedeniyle vücut ısısı yükselirken, metabolizma bu duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Aşırı terlemeye bağlı olarak başta sıvı olmak üzere, mineral kayıpları yaşanabiliyor buna bağlı olarak bayılma hissi, bulantı ve baş dönmesi gibi sağlık sorunları görülebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kronik hastalığı bulunanlar, küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerindeki bireyler, hamileler ile açık alanda çalışanlar, sıcaklık değişimlerinden daha fazla etkileniyor.</p>

<p>Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi, yeterli sıvı tüketiminin sağlanması ve besin güvenliği kurallarına uyulması sağlığın korunması açısından önem taşıyor.</p>

<p><strong>Yeterli miktarda su tüketilmeli</strong><br />
Yaz aylarında susamayı beklemeden gün boyunca yeterli miktarda su tüketilmesi öneriliyor.</p>

<p>Günlük su ihtiyacı, vücut ağırlığının her kilogramı için yaklaşık 35 mililitre olarak hesaplanıyor. Bu miktar yetişkin bir bireyin günde ortalama 2,5 ila 3 litre su tüketimine karşılık geliyor.</p>

<p>Sıvı ihtiyacının karşılanmasında çay, kahve ve gazlı içecekler yerine, yarım yağlı süt, ayran ve meyve suyu gibi içeceklerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor.</p>

<p>Yaz aylarında egzersiz yapan bireylere de egzersiz sırasında kaybedilen sıvının yerine konulması amacıyla yeterli miktarda su tüketmeleri öneriliyor.</p>

<p><strong>Bol, hafif ve açık renkli giysiler tercih edilmeli</strong><br />
Aşırı sıcaklardan korunmak amacıyla bol, hafif ve açık renkli giysilerin tercih edilmesi, serinlemek için ılık duş alınması ve sıcağa bağlı hastalık belirtileri hissedildiğinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor.</p>

<p>Yaz aylarında da yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülmesi gerektiğine işaret edilen açıklamada, kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzelere yer verilmesi, kafein içeren içecekler yerine yarım yağlı süt, meyve suyu ile ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çaylarının tercih edilmesi önerisinde bulunuluyor.</p>

<p><strong>Yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı</strong><br />
Yağlı yiyecekler, kızartmalar ve hamur işlerinden mümkün olduğunca kaçınılması uyarısı yapılan açıklamada, yemeklerin haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme yöntemleriyle hazırlanması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Ayrıca meyve ve sebze tüketiminin artırılması, tam buğday ekmeği, yulaf ve bulgur gibi lif içeriği yüksek besinlerin tercih edilmesi, yüksek kalorili hamur işi tatlıları yerine sütlü ve meyveli tatlılar ile dondurmanın tüketilmesi öneriliyor.</p>

<p>Besin zehirlenmeleri yaz aylarında daha sık görüldü için açıkta satılan yiyeceklerin tüketilmemesi, et, süt, yumurta ve balık gibi kolay bozulan gıdaların açıkta bekletilmemesi, besinlerin hazırlanması, saklanması ve pişirilmesi sırasında hijyen kurallarına özen gösterilmesi, besin kaynaklı hastalıkların önlenmesi açısından önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/saglik-bakanligindan-yaz-sicaklarina-karsi-uyardi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/sicak-hava-kreatif-stok-2383258.jpg" type="image/jpeg" length="59112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman uyardı: Havuz keyfi kabusa dönüşmesin!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/uzman-uyardi-havuz-keyfi-kabusa-donusmesin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/uzman-uyardi-havuz-keyfi-kabusa-donusmesin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Dilek Yılmaz, yeterince temizlenmeyen ve düzenli denetlenmeyen havuzların çocuklarda çeşitli enfeksiyon hastalıklarına yol açabileceğini belirterek, aileleri hijyen konusunda dikkatli olmaları yönünde uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz, AA muhabirine, okulların tatil olup yaz aylarının başlamasıyla birlikte çocuklar tarafından havuz kullanımının arttığını söyledi.</p>

<p>Havuz kullanımına bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonları, bağırsak enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, dış kulak yolu enfeksiyonları ve çeşitli cilt enfeksiyonlarının gelişebildiğini belirten Yılmaz, bazı vakaların hastanede tedavi gerektirebildiğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dirençli etkenlerin neden olduğu idrar yolu enfeksiyonları, ağır ishaller ve ciddi cilt enfeksiyonlarında çocukların hastaneye yatırılarak tedavi edilebildiğini aktaran Yılmaz, ailelerin çocuklarını hijyen ve denetim koşulları uygun havuzlara götürmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Küçük yaştaki çocukların havuz suyunu yutabildiğine dikkati çeken Yılmaz, "Havuz sularının yutulmaması gerektiğini anne ve babalar çocuklarına çok iyi anlatmalı. Özellikle havuza girmeden önce ve sonra çocuklara duş yaptırılmalı ve kulaklarının çok iyi kurulanmasını öneriyoruz." dedi.</p>

<p>İshal şikayeti bulunan çocukların hastalık tamamen düzelene kadar havuza girmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, serinlemek amacıyla süs havuzları ve denetlenmeyen su birikintilerine girilmesinin de enfeksiyon riskini artırdığı uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/uzman-uyardi-havuz-keyfi-kabusa-donusmesin</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/fregergregergerger-1.webp" type="image/jpeg" length="56400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimi uyardı: 'Bilinçsiz vitamin kullanımı sağlığı riske atıyor']]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/aile-hekimi-uyardi-bilincsiz-vitamin-kullanimi-sagligi-riske-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/aile-hekimi-uyardi-bilincsiz-vitamin-kullanimi-sagligi-riske-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı bireylerin yalnızca daha enerjik hissetmek veya hastalıklardan korunmak amacıyla vitamin kullanmasının bilimsel açıdan yanlış olduğunu belirten Aile Hekimi ve Check-Up Uzmanı Dr. Füsun Güneşdoğdu, “Doğal besinlerden alınan vitaminler hem daha güvenli hem de daha etkilidir. Örneğin, bir kırmızı kapya biber günlük C vitamini ihtiyacının büyük bölümünü karşılayabilir. Eğer yorgunluk, halsizlik veya odaklanma sorunu gibi şikâyetler varsa öncelikle neden araştırılmalıdır” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda vitamin ve gıda takviyesi kullanımı giderek yaygınlaşırken uzmanlar, bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Aile Hekimi ve Check-Up Uzmanı Dr. Füsun Güneşdoğdu, vitaminlerin her birey için gerekli olmadığını belirterek, takviye kullanımının mutlaka ihtiyaç doğrultusunda ve hekim önerisiyle yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>‘VİTAMİNİN ZARARI OLMAZ DÜŞÜNCESİ YANLIŞ’</strong><br />
Toplumda yaygın olan ‘Vitamindir, zararı olmaz’ düşüncesinin doğru olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Güneşdoğdu, özellikle rastgele kullanılan vitamin ve takviyelerin faydadan çok zarar verebileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>‘HER GÜN KULLANMAK HERKES İÇİN GEREKLİ DEĞİL’</strong><br />
Sağlıklı bireylerde dengeli ve yeterli beslenmenin çoğu zaman vitamin ihtiyacını karşılayabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “Her gün vitamin kullanmak her zaman gerekli veya sağlıklı değildir. Çoğu insan için dengeli bir beslenme düzeni, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri karşılayabilir. Vitamin desteği genellikle belirli durumlarda veya doktor önerisi doğrultusunda kullanılmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>Bazı gruplarda vitamin desteğinin gerekli olabileceğini belirten Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “50 yaş üzerindeki bireylerde B12 vitamini emilimi azalabilir. Hamilelik planlayan veya hamile olan kadınlarda folik asit kullanımı önem taşır. Vegan ve vejetaryen beslenen kişilerde B12 desteği gerekebilir. Ayrıca günümüzde özellikle kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması nedeniyle D vitamini eksikliği de oldukça yaygın görülmektedir” dedi.</p>

<p><strong>‘FAZLASI ZEHİRLENMEYE YOL AÇABİLİR’</strong><br />
Vitaminlerin bilinçsiz kullanımının ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Güneşdoğdu, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“A, D, E ve K vitaminleri vücutta depolanır. Bu vitaminlerin yüksek dozda ve uzun süre kontrolsüz kullanılması vücutta birikerek zehirlenmeye yol açabilir. Örneğin, fazla A vitamini karaciğer hasarına neden olabilir. Suda eriyen vitaminlerin fazlası genellikle idrarla atılsa da yüksek dozlarda böbrekleri zorlayabilir ve mide-bağırsak sorunlarına yol açabilir.”</p>

<p><strong>‘DOĞAL TAKVİYELER MASUM DEĞİL’</strong><br />
Piyasada satılan doğal içerikli takviyelerin de dikkatli kullanılması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “Bir ürünün doğal olması, tamamen güvenli olduğu anlamına gelmez. Doğada bulunan birçok madde yanlış kullanıldığında ciddi yan etkilere neden olabilir. Ayrıca takviye ürünler ilaçlar gibi uzun klinik çalışmalardan geçmez. Bu yüzden etiketinde doğal yazması, ürünün tamamen zararsız olduğu anlamına gelmez. Bazı bitkisel ürünler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir. Örneğin; Sarı Kantaron bazı ilaçların etkisini azaltabilir. Ginkgo Biloba ve sarımsak içeren takviyeler ise kan sulandırıcı kullanan kişilerde kanama riskini artırabilir. Bu nedenle kullanılan her takviye mutlaka hekime bildirilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzm. Dr. Güneşdoğdu, doğal ibaresi taşıyan ürünlerin içerisinde bağlayıcılar, dolgu maddeleri, renklendiriciler ve tatlandırıcılar bulunabileceğini belirterek, “Bazı takviyelerde yer alan bu maddeler hassas bireylerde alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu yüzden doğal olduğu belirtilen ürünler de bilinçsiz kullanılmamalıdır” dedi.</p>

<p><strong>‘YORGUNLUK HER ZAMAN VİTAMİN EKSİKLİĞİ ANLAMINA GELMEZ’</strong><br />
Sürekli yorgunluk hisseden birçok kişinin çözümü vitaminlerde aradığını belirten Uzm. Dr. Güneşdoğdu, bunun her zaman doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Uzm. Dr. Güneşdoğu, “Yorgunluk vücudun verdiği genel bir alarm sinyalidir. Bunun nedeni yalnızca vitamin eksikliği olmayabilir. Kalitesiz uyku, yetersiz sıvı tüketimi, hareketsiz yaşam, düzensiz beslenme, stres, kaygı bozuklukları, depresyon, tiroit hastalıkları, kansızlık, insülin direnci ve diyabet gibi pek çok durum yorgunluğa neden olabilir” diyen Güneşdoğdu, vitamin eksikliklerinde genellikle farklı belirtilerin de görüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “B12 vitamini eksikliğinde unutkanlık ve el-ayaklarda karıncalanma, D vitamini eksikliğinde yaygın kas ve kemik ağrıları, demir eksikliğinde ise saç dökülmesi, üşüme hissi ve soluk cilt gibi belirtiler görülebilir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘VİTAMİN KULLANMADAN ÖNCE TEST YAPILMALI’</strong><br />
Vitamin eksikliğinden şüphelenildiğinde öncelikle tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “Kişilerin rastgele multivitamin kullanmak yerine öncelikle bir hekime başvurması gerekir. Kan sayımı, tiroit fonksiyonları, kan şekeri, demir, B12 ve D vitamini gibi değerler değerlendirilerek eksiklik varsa buna yönelik tedavi planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘BAZI VİTAMİNLER VÜCUT TARAFINDAN ÜRETEBİLİYOR’</strong><br />
Vitaminlerin büyük bölümünün besinlerden alınması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “D vitamini aslında vücudun güneş ışığı yardımıyla üretebildiği bir hormondur. Besinlerle alınan miktar çoğu zaman yeterli olmaz. Bu nedenle uygun koşullarda güneş ışığından faydalanmak D vitamini açısından önemlidir. Bağırsak sağlığı da vitamin üretiminde önemli rol oynar. Bağırsaklarımızda bulunan yararlı bakteriler K vitamini ve biyotin gibi bazı vitaminlerin üretimine katkı sağlayabilir. Bu nedenle dengeli beslenmenin yanı sıra bağırsak sağlığının korunması da önem taşımaktadır” dedi.</p>

<p><strong>‘SAĞLIKLI BİREYLERDE RASTGELE TAKVİYE KULLANIMI ÖNERİLMİYOR’</strong><br />
Sağlıklı bireylerin yalnızca daha enerjik hissetmek veya hastalıklardan korunmak amacıyla vitamin kullanmasının bilimsel açıdan da doğru olmadığının altını çizen Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “Doğal besinlerden alınan vitaminler hem daha güvenli hem de daha etkilidir. Örneğin, bir kırmızı kapya biber günlük C vitamini ihtiyacının büyük bölümünü karşılayabilir. Eğer yorgunluk, halsizlik veya odaklanma sorunu gibi şikayetler varsa öncelikle neden araştırılmalıdır. Yapılması gereken, istenen tetkiklerin ardından yalnızca eksik olduğu belirlenen vitaminin doktor önerisiyle uygun dozda kullanılmasıdır. Sağlıklı bir bireyin kendini daha enerjik hissetmek veya hastalıklardan korunmak amacıyla ezbere vitamin kullanması bilimsel olarak önerilmemektedir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/aile-hekimi-uyardi-bilincsiz-vitamin-kullanimi-sagligi-riske-atiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/f16b6b1d-5c29-4a7c-a853-5f50023ceaad.webp" type="image/jpeg" length="36941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gıda Mühendislerinden 'dondurma' uyarısı: Güvenilir yerlerden alın!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/gida-muhendislerinden-dondurma-uyarisi-guvenilir-yerlerden-alin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/gida-muhendislerinden-dondurma-uyarisi-guvenilir-yerlerden-alin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak, yaz mevsiminin sevilen lezzeti dondurmayı alırken ya da tüketirken dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili uyarılarda bulunup, "Özellikle dondurma karışımın iyi derecede pastörize edilmesi gerekir. Edilmezse, patojen dediğimiz hastalık yapıcı mikroorganizmaların üremesi sonucu ciddi halk sağlığı problemleri yaratabilir. Dondurmayı tüketirken güvenilir yerlerden almak lazım" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yazın serin lezzetlerinden dondurma, yanlış koşullarda üretildiğinde veya saklandığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Uzmanlar; açıkta satılan, ambalajı zarar görmüş ya da içeriği bilinmeyen dondurmaların tüketilmemesini gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak, dondurmanın protein, karbonhidrat, yağ ve A, B, D, E vitaminleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineraller açısından zengin bir gıda maddesi olduğunu söyledi. Dondurmanın yaz- kış tüketildiğini hatırlatan Toprak, "Ama dondurma yaparken oldukça dikkat etmek gerekir. Özellikle dondurma karışımın iyi derecede pastörize edilmesi gerekir. Edilmezse, patojen dediğimiz hastalık yapıcı mikroorganizmaların üremesi sonucu ciddi halk sağlığı problemleri yaratabilir. Dondurmayı tüketirken güvenilir yerlerden almak lazım. Özellikle seyyarlardan, sokak satışlarından kaçınmak lazım" dedi.</p>

<p><strong>'SUYUN SIKLIKLA DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR'</strong></p>

<p>Toprak, "Satılan külahların ters bir şekilde durup, üzerinin kapalı olması, toz- topraktan arındırılmış olması da önemli. Buradan gelebilecek bir bulaşımın önüne geçmek gerek. Önemli noktalardan biri de son derece besleyici bir ürün. Bize olduğu kadar mikroorganizmaların da çok sevdiği bir ürün. Dondurma kaşığının içine konulduğu su da önemli. Bu suyun içine konulan kaşığın çok fazla beklemesi halinde, mikroorganizmanın bulaşmasına neden olur. Bu da gıda zehirlenmelerine sebep olur. Severek tükettiğimiz dondurma sonucu zehirlenip; yazımızın mahvolmasını istemeyiz. Dikkat etmek gerekiyor. Suyun sıklıkla değiştirilmesi gerekiyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>'ERİMİŞ VE TEKRARDAN DONDURULMUŞ ÜRÜNE DİKKAT'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ambalajlı ürünlere de değinen Toprak, "Ambalajının bütünlüğünün bozulmamış olmasına dikkat etmek gerekiyor. Eğer ambalajın bütünlüğünde bir bozukluk varsa, erimiş ve tekrardan dondurulmuş olma olasılığını güçlendirir. Bunlardan kaçınmak gerekiyor. Son tüketim tarihi, tavsiye edilen tüketim tarihi, Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan verilmiş işletme kayıt belgesi gibi durumlara da bakmak gerekiyor. Dondurmayı aldıktan sonra hızlı bir şekilde dolaba götürmemiz lazım. Dondurmanın taşıma esnasında soğuk zincirin korunması lazım. Kristallenmiş dondurmaları tüketmekten de kaçınmak gerekiyor" dedi.</p>

<p><strong>'EN ÇOK HİJYENE DİKKAT EDİYORUZ'</strong></p>

<p>Dondurma ustası Yıldız Bahadırlı (43) ise "Dondurmayı taze meyvelerden, keçi sütünden yapıyoruz. En çok hijyene dikkat ediyoruz. Günlük temizliğe önem veriyoruz. Dondurma kaşığımızı koyduğumuz kabın, her ürün verdiğimizde suyunu değiştiriyoruz. Ne şartlar altında yapıldığını kesinlikle bilemeyiz. Dondurmayı en çok çocuklarımız tükettiği için dikkat etmemiz gerekiyor. Ürünün yapıldığı ortam, kullanılan malzeme çok önemli. Bildik yerlerden yenilmesi her zaman daha iyidir" diye konuştu. Bahadırlı, en çok sütlü Maraş dondurmasının tercih edildiğini söyledi.(DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/gida-muhendislerinden-dondurma-uyarisi-guvenilir-yerlerden-alin</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/d-o-n-d-u-r-m-a-k-a-r-i-s-i-m-i-n-i-y-i-d-e-r-e-c-e-d-e-p-a-s-t-o-r-i-1404737-417400.jpg" type="image/jpeg" length="95007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çarpıntı, kilo kaybı, sinirlilik... Bu belirtiler varsa dikkat!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/carpinti-kilo-kaybi-sinirlilik-bu-belirtiler-varsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/carpinti-kilo-kaybi-sinirlilik-bu-belirtiler-varsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çarpıntı, kilo kaybı, sinirlilik ve terleme gibi belirtilerin ‘hipertiroidi’nin habercisi olabileceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Aydın, “Hipertiroidi farklı nedenlere bağlı gelişebilir. Bu nedenle tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalı” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda sık görülen tiroid hastalıklarından biri olan hipertiroidi, tiroid bezinin fazla hormon üretmesiyle ortaya çıkıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Aydın, özellikle bazı hasta gruplarında cerrahi tedavinin kalıcı ve etkili bir çözüm sunduğunu söyledi.</p>

<p><strong>‘TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI’</strong><br />
Hipertiroidi tedavisinde üç temel yöntem bulunduğunu belirten Doç. Dr. Aydın, “İlaç tedavisi, radyoaktif iyot tedavisi ve cerrahi tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Her hastada bu yöntemlerden biri ya da birkaçı uygun olabilir” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahi tedavinin özellikle belirli hasta gruplarında ön plana çıktığını ifade eden Doç. Dr. Aydın, “Nodül eşlik eden hastalarda, büyük guatrı olanlarda, bası şikayetleri bulunanlarda ve ilaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda cerrahi tercih edilir. Ayrıca genç hastalarda ve gebelik planlayan kişilerde de cerrahi daha uygun bir seçenek olabilir” dedi.</p>

<p><strong>‘GÜVENLİ VE KALICI TEDAVİ SEÇENEĞİ’</strong><br />
Gelişen teknoloji ve cerrahi deneyim sayesinde tiroid ameliyatlarının günümüzde oldukça güvenli hale geldiğini belirten Doç. Dr. Aydın, “Sinir monitorizasyonu gibi teknolojiler sayesinde ameliyatlar yüksek güvenlikli şekilde yapılabiliyor. Uygun hastalarda cerrahi tedavi hipertiroidinin hızlı ve kalıcı kontrolünü sağlar” diye konuştu.</p>

<p>Toplumda tiroid ameliyatlarına yönelik yanlış algılar bulunduğunu belirten Doç. Dr.Aydın, “Her hipertiroidi hastasının ameliyat olması gerekmez. Ancak uygun hastalarda cerrahi geciktirilmemelidir” dedi.</p>

<p><strong>‘MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM ŞART’</strong><br />
Hipertiroidi tedavisinde en önemli adımın doğru tanı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aydın, “Endokrinoloji ve cerrahi ekiplerinin birlikte değerlendirmesiyle hastaya en uygun tedavi seçeneği belirlenmeli ve süreç kişiye özel yönetilmelidir” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/carpinti-kilo-kaybi-sinirlilik-bu-belirtiler-varsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/89636d2e-31ac-4a07-a1c6-b5dec46a445a.webp" type="image/jpeg" length="91692"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baş ağrısı ve halsizlik dehidrasyonun ilk belirtileri olabilir!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/bas-agrisi-ve-halsizlik-dehidrasyonun-ilk-belirtileri-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/bas-agrisi-ve-halsizlik-dehidrasyonun-ilk-belirtileri-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rauf Onur Ek, baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk hissi, baş dönmesi ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerin sıvı kaybıyla ilişkili olabileceğini, bu durumun ilerlemesiyle daha ciddi bulguların ortaya çıkabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Ek, sıcak havalarda artan terlemeyle vücudun su ve elektrolit kaybettiğine dikkati çekti.</p>

<p>Baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi ve dikkat dağınıklığı gibi belirtilerin dehidrasyonun ilk sinyalleri olabileceğini vurgulayan Ek, bu belirtilerin çoğu zaman yalnızca sıcak hava ya da yorgunluğa bağlandığına işaret etti.</p>

<p>Prof. Dr. Ek, hava sıcaklıklarının yükselmesiyle terleme yoluyla sıvı kaybının arttığına vurgu yaparak, dehidrasyonun, günlük yaşamda fark edilmeden ilerleyebileceğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumun yalnızca ağız kuruluğu veya yoğun susama hissiyle kendini göstermediğini ifade eden Ek, "Baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk hissi, baş dönmesi ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler sıvı kaybıyla ilişkili olabilir. Özellikle sıcak havalarda bu şikayetlerin 'Hava çok sıcak, ondan yoruldum' denilerek geçiştirilmemesi gerekir." uyarısında bulundu.</p>

<p>Ek, su tüketmek için yalnızca susama hissinin beklenmemesi gerektiğini belirterek, susamanın, vücudun sıvı dengesini düzenleyen önemli fizyolojik mekanizmalardan biri olduğunu ancak her bireyde aynı şiddette ve zamanda ortaya çıkmayabildiğini ve özellikle ileri yaştaki kişilerde bu hissin daha zayıf olabildiğini anlattı.</p>

<p> "<strong>Sıcak havalarda su tüketimi düzenli aralıklarla sürdürülmeli"</strong><br />
Vücudun sıvı durumuna ilişkin bazı işaretlerin günlük yaşamda takip edilebileceğini kaydeden Ek, "Ağız kuruluğu, idrar miktarında azalma, idrar renginin koyulaşması, baş dönmesi ve belirgin halsizlik dikkate alınmalıdır. Sıvı kaybı ilerlediğinde çarpıntı, sersemlik, belirgin güçsüzlük ve bilinç durumunda değişiklik gibi daha ciddi bulgular ortaya çıkabilir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Ek, sıcak havalarda vücudun ısı dengesini korumak için terleme mekanizmasını kullandığına işaret ederek, kaybedilen sıvının yeterince yerine konulmadığında dolaşım ve ısı düzenleme mekanizmalarının daha fazla zorlanabileceğini vurguladı.</p>

<p>Çocuklar, ileri yaştaki bireyler ve sıcak ortamda uzun süre çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Ek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Sıcak havalarda su tüketimi düzenli aralıklarla sürdürülmeli. Baş ağrısı, halsizlik ve baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıktığında vücudun verdiği sinyalleri önemsemek gerekir. Özellikle bilinç değişikliği, bayılma veya kişinin sıvı alamaması gibi ciddi durumlarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler ise sıvı tüketimini kendi hekimlerinin önerisine göre düzenlemelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/bas-agrisi-ve-halsizlik-dehidrasyonun-ilk-belirtileri-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/07/4-623.jpg" type="image/jpeg" length="99217"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
