<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İzmir Haber - İzmir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.egedesonsoz.com</link>
    <description>İzmir'e dair en güncel ve son dakika haberleri anında Ege'de Son Söz'de. Siyaset, ekonomi, spor, deprem, belediye ve tüm ilçelerden anlık gelişmeler. Tarafsız ve hızlı habercilik için tıklayın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.egedesonsoz.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Ege'de Son Söz. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, İzmir'in güncel haber kaynağı olarak tescillidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 05:46:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından zayıflama iğnesi için kritik uyarılar!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-icin-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-icin-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde ünlü isimlerin kullandıklarını açıklamasıyla yeniden gündeme gelen zayıflama iğneleriyle ilgili tartışmalar sürerken, İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. İnan Mutlu, bu ilaçların ne bir “mucize” ne de tamamen reddedilmesi gereken yöntemler olduğunu söyledi. Mutlu, tedavinin ancak bilimsel rehberler doğrultusunda ve hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dilek ÇELİKTEN/EGEDESONSÖZ-</strong> Son günlerde Celal Şengör gibi tanınmış isimlerin zayıflama iğneleri kullanarak önemli miktarda kilo vermesi, bu ilaçları yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.</p>

<p>İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri ve Kardiyoloji uzmanı Dr. İnan Mutlu, son günlerde popüler olan zayıflama iğnelerine dair Egedesonsöz'e değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. İnan Mutlu, zayıflama iğnelerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, obezitenin ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekerek, bu ilaçların yalnızca uygun hastalarda ve hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini söyledi. Mutlu, internet tavsiyeleri ve kulaktan dolma bilgilerle tedaviye başlanmaması uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>'BİLİMSEL VERİLER YOL GÖSTERİCİ OLMALI'</strong><br />
Obeziteyle mücadele etmenin önemine dikkat çeken Dr. İnan Mutlu, "Biz hekimler kararlarımızı kişisel kanaatlere, sosyal medya yorumlarına ya da ideolojik yaklaşımlara göre değil, kanıta dayalı tıbbın verilerine göre veririz. Bu nedenle öncelikle şunu söylemek gerekir: Biz bilime değil, kapitalizmin elindeki bilimin ticari kullanımına karşıyız. Sağlık alanındaki ekonomik çıkar ilişkilerini sorgulamak gerekir; ancak bu sorgulama bizi bilimsel verileri reddetmeye götürmemelidir. Bugün biliyoruz ki obezite yalnızca estetik bir sorun değildir. Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet, damar tıkanıklıkları, iskemik inme, kalp yetersizliği ve ritim bozuklukları dahil birçok ciddi hastalık için önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle obeziteyle mücadele etmek, koruyucu ve tedavi edici tıbbın temel görevlerinden biridir" dedi.</p>

<p><img alt="Inan Mutlu" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2025/02/inan-mutlu.jpg" /></p>

<p><strong>KİMLER İÇİN RİSK OLUŞTURUYOR?</strong><br />
Zayıflama iğnelerini vatandaşların doktor tavsiyesiyle kullanması gerektiğini vurgulayan Dr. İnan Mutlu, "Genel olarak vücut kitle indeksi belirli sınırların üzerinde olan, özellikle de diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi veya kalp-damar hastalığı gibi obeziteye bağlı ek sağlık sorunları bulunan kişilerde bu tedaviler değerlendirilebilir. Ancak bunun kararını kişinin kendisi değil, gerekli muayene ve tetkikleri yapan hekim vermelidir. Kimlerin kullanmaması gerektiği de önemlidir. Bazı tiroid tümörleriyle ilişkili özel durumlar, ciddi mide-bağırsak sistemi hastalıkları, pankreatit öyküsü bulunan bazı hastalar ve gebelik gibi durumlarda dikkatli olunmalı, hatta bazı kişilerde bu ilaçlardan kaçınılmalıdır. Bu nedenle hekim değerlendirmesi olmadan başlanması doğru değildir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>TEDAVİDE BESLENME VE EGZERSİZ ŞART</strong><br />
Tedavi sonrası beslenme ve sporun önemine dikkat çeken Mutlu, "Bu tedaviyi kullanan kişilerin dikkat etmesi gereken bir diğer nokta ise ilacın tek başına çözüm olmadığıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmadan ve fiziksel aktivite artırılmadan uzun vadeli başarı elde etmek zordur. Hastaların yeterli protein alması, sıvı tüketimine dikkat etmesi, aşırı yağlı ve ağır öğünlerden kaçınması önemlidir. Mümkün olduğunca düzenli egzersiz yapılmalı, çünkü amaç yalnızca kilo vermek değil, yağ kaybı sağlarken kas kütlesini korumaktır. Kalp sağlığı açısından da düzenli fiziksel aktivite tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır" açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>İNTERNET TAVSİYESİYLE KULLANIMA KARŞI UYARI</strong><br />
Kulaktan dolma bilgilerle herhangi bir tedaviye başlanmaması gerektiğini belirten Dr. İnan Mutlu, "Zayıflama iğnelerinin zararları konusunda da gerçekçi olmak gerekir. En sık görülen yan etkiler bulantı, kusma, karın ağrısı, şişkinlik, kabızlık veya ishal gibi mide-bağırsak sistemi şikayetleridir. Daha nadir olarak safra kesesi problemleri, pankreasla ilgili sorunlar veya ciddi sıvı kaybına bağlı komplikasyonlar görülebilir. Ayrıca bazı olası riskler konusunda bilimsel araştırmalar devam etmektedir. Ancak mevcut veriler ışığında, uygun hastalarda sağladıkları faydaların çoğu zaman bu risklerden daha ağır bastığını söylemek mümkündür. Kardiyoloji açısından baktığımızda ise önemli olan nokta şudur: Obezite başlı başına ciddi bir sağlık riskidir. Eğer uygun hasta seçimi yapılır ve tedavi hekim kontrolünde yürütülürse, kilo kaybı sayesinde tansiyonun kontrolü, kan şekeri düzenlenmesi, damar hastalığı riskinin azaltılması ve genel kardiyovasküler sağlığın iyileştirilmesi mümkündür. Bu nedenle gerçekten ihtiyacı olan hastaların bu tedavilere erişmesini destekliyoruz. Ancak bunun yolu, internet tavsiyeleriyle veya kulaktan dolma bilgilerle değil, bilimsel rehberler ve hekim gözetiminden geçmektedir" değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Celal Şengör gibi tanınmış kişilerin yaşadığı dönüşümlerin toplum üzerinde etkili olduğunu dile getiren Dr. İnan Mutlu, "İnsanlar doğal olarak başarılı sonuçları gördüklerinde bu tedavilere ilgi duyuyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, bireysel örneklerin bilimsel kanıtın yerini tutamayacağıdır. Bir ünlünün yaşadığı olumlu sonuç, herkes için aynı sonucun ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Tedavi kararı sosyal medyaya veya magazin haberlerine göre değil, tıbbi gerekliliklere göre verilmelidir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-icin-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/06/zayiflama-ignesi-birakanlar.jpg" type="image/jpeg" length="92079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Birlik Sağlık-Sen: 112 personelinin gece ücreti gecikti]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/birlik-saglik-sen-112-personelinin-gece-ucreti-gecikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/birlik-saglik-sen-112-personelinin-gece-ucreti-gecikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[112 Acil Sağlık çalışanlarının 1 Ocak 2026’dan itibaren hak ettiği yüzde 10’luk gece mesaisi farklarının, sistem güncellemesi ve bakanlık yazısı eksikliği gerekçe gösterilerek yaklaşık beş aydır ödenmediği iddia edildi. Birlik Sağlık-Sen, gecikmenin çalışanlarda mağduriyet yarattığını belirterek ödemelerin bir an önce yapılmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>EGEDESONSÖZ </strong>- Birlik Sağlık-Sen, 112 Acil Sağlık Hizmetleri’nde görev yapan sağlık çalışanlarının 1 Ocak 2026’dan itibaren hak ettikleri yüzde 10’luk gece fazla mesai farklarının yaklaşık beş aydır ödenmediğini açıkladı.<br />
<br />
Akşam 20.00 ile sabah 08.00 saatleri arasında yapılan çalışmaların fazla mesai kapsamında değerlendirilmesine rağmen, gece çalışmasına ilişkin ek farkların bordrolara yansıtılmadığı belirtiliyor. Ödemelerin gecikmesinin gerekçesi olarak ise yazılım sisteminin güncellenmemesi ve Sağlık Bakanlığı’ndan beklenen düzenleyici yazının kurumlara ulaşmaması gösterildi.<br />
<br />
Sendika, ülke genelinde 112 birimlerinde görev yapan sağlık personelinin mağdur edildiğini ifade ederek, toplu sözleşme ile kazanıldığı belirtilen hakkın aylardır uygulanmamasına tepki gösterdi. Açıklamada, düşük tutarlı dahi olsa hak edilen ücretlerin ödenmemesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.</p>

<p><img alt="ahmet-dogruyol | BİRLİK SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARI SENDİKASI" src="https://www.birliksagliksen.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/ahmet-dogruyol-1.jpg" /><br />
<br />
Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, yaşanan gecikmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>112 Çalışanlar beş aydan bu yana mağdur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizin en ücra köşelerinde dağ tepe demeden, gece gündüz 24 saat kesintisiz hizmet veren 112’de görevli sağlık çalışanlarımızın 1 Ocak 2026’dan itibaren ödenmesi gereken %10 gece fazla çalışma farkları beş aydan bu yana ödenmemektedir.</p>

<p>Akşam 20:00 sabah 08:00 saatleri arasında çalışılan saatlerin fazla mesailerinde ödenmesi gereken %10’luk gece çalışılan fazla mesai farklarının yazılım sisteminin güncellenmediği ve Sağlık Bakanlığından beklenen ve beş aydır bir türlü kurumlara gönderilmeyen yazı 112 çalışanlarımıza mağdur etmektedir.</p>

<p>Yetkili sendikanın toplu sözleşme kazanımı olarak aylarca alanlarda reklamını yaptığı fazla mesai gece farklarının ödenmemesi izahı ancak, attığı imzayı bile sahip çıkamıyorlar cümlesi olabilir.</p>

<p>Ödenecek farkın cüzi bir miktar olması, personeli mağdur etmeyi haklı sebep haline getirmez. Biz, sendikamız BİRLİK SAĞLIK SEN olarak, çalışanın hakkı olan, ödenmesi gereken ücretin az ya da çok olmasının değil, üç beş kuruşta olsa çalışanın hakkını işverende bırakmayacağımızı, her zaman peşinde olacağımızı bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyoruz.</p>

<p>Ahmet DOĞRUYOL<br />
BİRLİK SAĞLIK SEN Genel Başkanı</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/birlik-saglik-sen-112-personelinin-gece-ucreti-gecikti</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/06/aralik-2022-amb1.jpg" type="image/jpeg" length="86542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlerde elektronik sigara alarmı!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/genclerde-elektronik-sigara-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/genclerde-elektronik-sigara-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünyada 13-15 yaş grubundaki yaklaşık 15 milyon çocuk elektronik sigara kullanıyor. Bu yaş grubunda kullanım oranının yetişkinlere göre ortalama 9 kat daha yüksek olduğu belirtilirken, uzmanlar aromalı ürünler ve sosyal medya içerikleriyle gençlerin hedef alındığı uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla açıklanan veriler, tütün ve nikotin ürünlerinin gençler üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı. Dünya Sağlık Örgütü, bu yılın temasını "Çekiciliğin maskesini düşürmek: Tütün ve nikotin bağımlılığıyla mücadele" olarak belirledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Masum gösteriliyor"</strong><br />
Türkiye Gazetesi'nin aktardığına göre, Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, elektronik sigaraların renkli tasarımlar, meyve aromaları ve sosyal medya içerikleriyle zararsız ya da modern ürünler gibi sunulduğunu belirtti. Açık, "Bugün gençlerin karşısına yalnızca klasik sigara çıkmıyor. Elektronik sigara, aromalar, dikkat çekici ambalajlar ve sosyal medya içerikleriyle bu ürünler daha hafif ve masum gösteriliyor. Ancak nikotin bağımlılığı riski devam ediyor" dedi.</p>

<p><strong>40 milyon çocuk tütün ürünü kullanıyor</strong><br />
DSÖ verilerine göre, 13-15 yaş aralığındaki yaklaşık 40 milyon çocuk tütün ürünü kullanıyor. Uzmanlar, ergenlik döneminde başlayan nikotin kullanımının bağımlılık riskini artırdığını, beyin gelişimini olumsuz etkileyebildiğini ve ilerleyen yaşlarda farklı bağımlılıklara zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/genclerde-elektronik-sigara-alarmi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/06/1771599510040-new-project-kopyasi.jpg" type="image/jpeg" length="68626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekranlar eğitimi tehdit ediyor: Dijital cihazlar çocukların başarısını düşürüyor]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/ekranlar-egitimi-tehdit-ediyor-dijital-cihazlar-cocuklarin-basarisini-dusuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/ekranlar-egitimi-tehdit-ediyor-dijital-cihazlar-cocuklarin-basarisini-dusuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okullarda kişisel cep telefonlarının yasaklanması tek başına yeterli olmuyor; çünkü sınıflara kontrolsüzce giren tablet ve bilgisayarlar çocukların öğrenme becerilerini köreltiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'ndeki devlet okullarının büyük çoğunluğu her öğrenciye bir dijital cihaz dağıtıyor. Ancak cep telefonlarının sınıflardan uzaklaştırılması bile beklenen akademik başarıyı getirmeye yetmiyor.</p>

<p>Uzmanlar, kişisel cihazların yerini okullar tarafından sağlanan bilgisayarların aldığını ve bu durumun öğrenme sürecini baltaladığını belirtiyor. Uluslararası standart test sonuçları da bilgisayar kullanım yoğunluğu arttıkça öğrencilerin akademik başarılarının düştüğünü açıkça gösteriyor.</p>

<p><strong>Dijital formlar öğretmenin yerini alıyor</strong><br />
Teknolojinin sunduğu hazır içerikler, okullardaki insani etkileşimi ve derinlemesine tartışma ortamlarını yok ediyor. Birçok sınıfta öğretmenler aktif ders anlatmak yerine, öğrencileri dijital cihazlar üzerinden online formlar ve egzersizler doldurmaya yönlendiriyor.</p>

<p>Eğitimcilerin iyi niyetle evde ekran süresinin azaltılmasını tavsiye ederken, okul ortamında çocukları saatlerce ekran karşısında bırakması büyük bir çelişki yaratıyor. Sürekli ekrana bakan çocuklar yoruluyor, strese giriyor ve okula gitmek istemez hale geliyor.</p>

<p><strong>Kağıt ve kalemin gücü unutuluyor</strong><br />
Bilimsel araştırmalar, öğrencilerin basılı materyalleri okuduklarında dijital ekranlara kıyasla çok daha yüksek bir kavrama gücüne ulaştığını gösteriyor. Benzer şekilde, ders notlarını klavyeyle yazmak yerine elle tutan çocukların bilgileri daha iyi hafızaya aldığı biliniyor.</p>

<p>Bilgisayar oyunları ve videoların sunduğu anlık ödüller ile hızlı içerikler, çocukların odaklanma sürelerini kısaltıyor. Bu durum, sabır ve derin düşünme gerektiren okuma ile araştırma gibi temel öğrenme faaliyetlerini zorlaştırıyor.</p>

<p><strong>Çevrimiçi riskler artıyor</strong><br />
Okullardaki yoğun ekran kullanımı sadece zihinsel değil, fiziksel sağlığı da olumsuz etkiliyor. Hareketsiz yaşamı tetikleyen bu durum, çocuklarda uzağı görememe (miyop) riskini ciddi şekilde artırıyor.</p>

<p>Sağlık sorunlarının yanı sıra, okul bilgisayarları üzerinden çocukların güvenli internet duvarlarını aşarak yaşlarına uygun olmayan zararlı içeriklere ve oyunlara erişebildiği görülüyor. Siber zorbalık ve dijital tehlikeler, okulun sağladı cihazlarda bile çocukları tehdit etmeye devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Veliler harekete geçiyor</strong><br />
Gelecek nesiller için endişelenen anne ve babalar, okullardaki ekran kullanımının sınırlandırılması için topluluklar kurarak yasal haklarını aramaya başladı. Los Angeles gibi bazı büyük bölgelerde okul içi ekran sürelerini sınırlayan kararlar alınsa da, genel bir değişim için zaman daralıyor.</p>

<p>Uzmanlar, çocukların bilgisayar kullanmayı öğrenmesini desteklemekle birlikte; okuma, yazma ve matematik gibi temel derslerin mutlaka kağıt ve kalemle işlenmesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/ekranlar-egitimi-tehdit-ediyor-dijital-cihazlar-cocuklarin-basarisini-dusuruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/06/cocuk-ekran-getty-2072024-1.jpg" type="image/jpeg" length="44996"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahramanı babası oldu: Efe Leo, lösemiyi yendi]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/kahramani-babasi-oldu-efe-leo-losemiyi-yendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/kahramani-babasi-oldu-efe-leo-losemiyi-yendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa'da yaklaşık 7 ay önce lösemi tanısı konulan ve Ankara'da tedaviye alınan Efe Leo Çıraklar (5), babası Efe Çıraklar'dan yapılan yarı uyumlu ilik nakli ile sağlığına kavuştu. Hastaneden taburcu olurken 'Superman' pelerini giyen Efe için bahçede de balonlar uçuruldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Barosu'nda çalışan Gizem Çıraklar (35) ile müzisyen Efe Çıraklar'ın (38) tek çocukları Efe Leo, vücudundaki morarmalar ve baş ağrısı şikayetleri nedeniyle Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'ne götürüldü. Yapılan tetkiklerde beyaz kan hücrelerinin yüksek çıkması üzerine Efe Leo'ya, 6 Ekim 2025'te T hücreli Akut Lenfoblastik Lösemi (T-ALL) tanısı konuldu. Ardından Ankara'daki Lösemili Çocuklar Vakfı'na ait LÖSANTE Hastanesi'nde tedaviye alınan Efe Leo'ya kemoterapi tedavisi verilip, ilik nakli yapılması kararlaştırıldı. Annesiyle yaklaşık 7 aydır hastanede kalıp tedavi gören Efe Leo, bu süreçte babasıyla haftada 1 gün 15 dakika görüşebildi. Aile, çocuklarına uygun donör bulabilmek ve onun gibi olan çocuklara umut olmak için adına sanal medya hesabı oluşturdu. Efe Leo'nun kemik iliği bağışı çağrısında bulunduğu ve hastanede de yemek yiyip, oyunlar oynarken çekilen videolarının yayınlandığı sanal medya hesabı, kısa sürede 20 bin takipçi sayısına ulaştı.</p>

<p>Efe Leo'nun 'Kan vererek kahramanlarım olursunuz' videosu çok sayıda görüntülenme aldı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ile Manisa Barosu Başkanı Sevgi Başak Yeşil ve bazı sporcular da sanal medya paylaşımlarıyla Efe Leo'nun kemik iliği bağışı kampanyasına destek oldu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 05 31 At 13.22.23" class="detail-photo img-fluid" src="https://egedesonsozcom.teimg.com/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-132223.jpeg" / width="1320" height="874"></p>

<p><strong>'KAHRAMANI' BABASI OLDU</strong><br />
Sanal medyada yürütülen kemik iliği bağışı kampanyasından uygun donör bulunamayınca, Efe Leo'ya 2 ay önce babası Efe Çıraklar'dan yarı uyumlu ilik nakli gerçekleştirildi. Nakil sonrası annesiyle birlikte hastanede izolasyon sürecini tamamlayan Efe Leo taburcu olurken, nakil nedeniyle 2 aydır göremediği babasına gözyaşlarıyla sarılıp dans etti. Hastaneden 'Superman' pelerini giyerek ayrılan Efe Leo'nun taburcu olması nedeniyle, LÖSANTE Hastanesi'nde toplanan aile yakınları ve doktorları da renkli balonlar uçurdu. Hastane duvarındaki sinevizyona Efe Leo'nun hastanede yemek yaparken çekilen videoları da yansıtıldı. Efe Çıraklar da oğlu için piyanoyla Duman grubunun 'Senden Daha Güzel' adlı şarkısını çaldı. Sevinç gözyaşlarıyla doktorlarına sarılan aile için hastane tarafından da tören yapıldı. Törende Gizem Çıraklar'a 'Kahraman Anne Başarı Belgesi', Efe Çıraklar'a 'Yaşam Kurtaran Cesaret Belgesi' ve Efe Leo'ya ise 'LÖSEV-LÖSANTE Başarı Belgesi' verildi. Taburcu olduğu sırada Efe Leo'nun hayali de gerçekleştirilip limuzinle gezildi.</p>

<p><strong>'ÇOK GÜZEL BİR MÜCADELE VERDİ'</strong><br />
Gizem Çıraklar, oğlunun çok güçlü verdiği mücadelesini, doktorları sayesinde kazandığını belirterek, "Bundan sonra rutin kontrollerimiz devam edecek. Şu anda onun gözlerindeki mutluluğu görmek, bize en çok gücü veren oldu. Efe Leo'nun tüm tedavisi LÖSEV tarafından ücretsiz olarak gerçekleştirildi, herkese teşekkür ediyoruz. Bugünkü tören de Efe Leo'nun hayaliydi. Burada biz poliklinikte hep iyileşen çocuklar için 'balon uçurma' etkinliğini görüyorduk zaten. Bir gün kendisine yapacağımızı ona da anlatıyordum. Biz 50 gün kadar kaldık izolasyonda ve her gün aslında bunun hayalini kurduk. Hep istediği 'Senden Daha Güzel' şarkısıyla birlikte çıkmaktı ve renkli balonlar olsun istiyordu" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'KAHRAMAN OLAN ANNESİ, BEN DIŞARIDAN DESTEK OLDUM'</strong><br />
Efe Çıraklar ise oğlu Efe Leo'nun süreç içinde aldığı kemoterapilerle iyileşmeye başladığını anlatarak, "İlik nakli için bir çağrıda bulunmuştuk ancak biz bulamadık. Yarı uyumlu olduğum için nakil benden gerçekleşti ama yine de herkese çağrıda bulunuyorum; 3 tüp kan vererek ilik nakli için donör olmayı kabul ederlerse çok iyi olur. 52 gündür oğlum ve annesi izolasyonda, oğlumu, onları çok özledim. Ben çocuğumu ve eşimi buraya emanet ettim. İyi ki de buraya emanet ettim. Bugün çok güzel bir gün. Artık Leo’nun değerlerinin yavaş yavaş iyileştiği ve ona kavuştuğumuz bir gün. Dayanışma ve buralara olan yardımlar çok önemli. Aslında kahraman annesi, ben dışardan destek modelini yürütebildim. İyi ki de nakil benden gerçekleşti. İkinci kez baba olmam ona karşı çok farklı bir his" diye konuştu.</p>

<p><strong>'GÖNÜLLÜ HAVUZUNUN 5 MİLYONUN ÜZERİNE ÇIKMASINI TEMENNİ EDİYORUM'</strong><br />
LÖSANTE Hastanesi, Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümü Direktörü Dr. Emin Kürekçi ise Efe Leo'nun yoğun kemoterapi dönemini başarıyla geçirdikten sonra radikal tedavi yöntemi olarak seçilen kök hücre transplantasyonunu uyguladıklarını anlattı. Dr. Kürekçi, ayrıca, "Bugüne kadarki süreç içerisinde ülkemizde ve aile içerisinde gerekli gördüğümüz verici bulunmaması nedeniyle Leo'ya babasından yarı uyumlu nakil uyguladık. Yaklaşık 53-54 günlük bir süreç geçirdi. Bu dönemini de çok şükür önemli bir sorun yaşamadan geçirdi ve artık taburcu oluyor. Şunu da eklemek isterim, Türk Kök Sistemi’ne kayıtlı bulunan 1 milyon 200 bin civarında gönüllü insanımızın gönüllülüklerini geri çektiğini üzülerek görüyoruz. Bu, hayat kurtaran ve vericiye bir zararı olmayan işlem. Gönüllü vericilerimizin bu konuda daha hassas davranmalarını temenni ediyoruz. Ülkemiz 85 milyonluk bir nüfusa sahip, 85 milyonda 1 milyon 200 bin gönüllü devede kulak gibidir. Ülkemizin gönüllü havuzunun 5 milyonun üzerine çıkmasını temenni ediyorum" diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/kahramani-babasi-oldu-efe-leo-losemiyi-yendi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-132214.jpeg" type="image/jpeg" length="21840"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme kanseri tedavisinde çığır açan test]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/meme-kanserinde-cigir-acan-test</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/meme-kanserinde-cigir-acan-test" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası bir araştırmanın sonuçlarına göre bilim insanları, meme kanseri hastalarının kemoterapiden fayda görüp görmeyeceğini belirleyebilen bir DNA testi geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırma, milyonlarca hastanın kemoterapinin ağır yan etkilerine maruz kalmadan tedavi edilebileceğini ortaya koydu. Araştırmada yer alan hastaların üçte ikisinden fazlasının yalnızca hormon tedavisiyle başarılı şekilde tedavi edilebildiği belirlendi.</p>

<p>Kemoterapi yorgunluk, mide bulantısı, saç dökülmesi, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve doğurganlık sorunları gibi ciddi yan etkilere neden olabiliyor.</p>

<p>University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen çalışmaya İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland'dan yeni meme kanseri teşhisi konulan 40 yaş üzerindeki 4 binden fazla hasta katıldı.</p>

<p>Araştırmacılar, meme kanserinin büyümesinde rol oynayan 50 genin faaliyetini ölçen "Prosigna" adlı gen testini kullandı. Test sayesinde hastalığın yeniden ortaya çıkma riski hesaplandı. Düşük risk puanı alan ve katılımcıların yaklaşık üçte ikisini oluşturan gruba kemoterapi uygulanmadı. Bu grupta beş yıllık sağkalım oranı yüzde 93,7 olarak kaydedildi.</p>

<p>Tedavisinde kemoterapi kullanılan hastalarda ise bu oran yüzde 94,9 oldu. Meme kanserinde temel tedavi yöntemi genellikle tümörün cerrahi olarak çıkarılması olurken, kemoterapi çoğu zaman hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla ameliyat sonrasında öneriliyor. Ayrıca yakın lenf düğümlerine yayılmış erken evre meme kanseri hastalarına da sıklıkla uygulanıyor.</p>

<p><strong>‘’KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİYE DOĞRU ATILMIŞ ÖNEMLİ BİR ADIM''</strong><br />
Çalışmaya başkanlık eden UCL Kanser Enstitüsü Meme Onkolojisi Profesörü Rob Stein, "Ulaşılan sonuçlar, daha kişiselleştirilmiş bir tedaviye doğru atılmış önemli ve kayda değer bir adımı temsil ediyor" dedi.</p>

<p>UCL’ye göre çalışmanın sonuçları sayesinde İngiltere’deki kamu sağlık sistemi dahilinde yılda 5 binden fazla hastanın gereksiz yere kemoterapi almasının önüne geçilebileceği tahmin ediliyor. UCL’ye göre sonuçların 40 yaş altındakiler için geçerli olup olmadığı henüz bilinmiyor ve bu konuda sonuç alınması için birkaç yıl daha gerekiyor.</p>

<p>Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlar, ABD’nin Chicago kentinde düzenlenmekte olan dünyanın en büyük kanser konferansı Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin (ASCO) yıllık toplantısında sunulacak.</p>

<p><strong>GEN TESTİ</strong></p>

<p>Prosigna gen testi, hastalardan alınan tümör dokusundaki belirli 50 genin aktivitesini analiz ederek kanserin moleküler alt tipini belirliyor ve kemoterapinin gerekli olup olmadığını belirleme konusunda doktorlara yardımcı olmak için hastalığın tekrarlama risk puanını hesaplıyor.</p>

<p>Çalışma sayesinde, birçok hastanın kemoterapinin fiziksel ve duygusal yükünden ve ayrıca muhtemel uzun vadeli yan etkilerinden korunabileceği öngörülüyor.</p>

<p>Meme kanserinde temel tedavi yöntemi olarak, tümörlerin çıkarılmasına yönelik cerrahi müdahale benimseniyor. Hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla ise çoğu zaman kemoterapi öneriliyor.</p>

<p>Kemoterapi ayrıca, yakındaki lenf düğümlerine yayılmış erken evre meme kanseri hastalarına da düzenli bir şekilde uygulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, ağır yan etkileri olan kemoterapinin en yaygın meme kanseri türüne sahip bazı hastalar için çok az fayda sağladığına işaret ediyor. (NTV)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/meme-kanserinde-cigir-acan-test</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 08:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/kemoterapi-638877.webp" type="image/jpeg" length="83698"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKKA'dan bir ölüm daha]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/kkkadan-bir-olum-daha</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/kkkadan-bir-olum-daha" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas'ta 5 gündür Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) tedavisi gören Rıza Demir (55), hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hafik ilçesine bağlı Adamlı köyünde hayvancılıkla uğraşan evli ve 4 çocuk babası Rıza Demir, 5 gün önce yüksek ateş ve mide bulantısı yaşamaya başladı. Demir, durumu ağırlaşınca Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne başvurdu. Burada yapılan kontrolde Demir’in kanında KKKA virüsü tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demir'in vücudunda yapılan taramada ise keneye rastlanmadığı belirtildi. Anestezi Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedavisi devam eden Demir, dün akşam hayatını kaybetti.</p>

<p>Ailesine teslim edilen Demir’in cenazesi defnedilmek üzere Adamlı köyüne götürüldü.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/kkkadan-bir-olum-daha</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/6a1810edaf5d1b85ae2220ee.webp" type="image/jpeg" length="22800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Peş peşe 7 ameliyat geçirmişti! Aslı Bekiroğlu son durumunu açıkladı]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/pes-pese-7-ameliyat-gecirmisti-asli-bekiroglu-son-durumunu-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/pes-pese-7-ameliyat-gecirmisti-asli-bekiroglu-son-durumunu-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aslı Bekiroğlu, geçirdiği sağlık sorunları ve peş peşe yaşadığı ameliyatların ardından son durumuna ilişkin açıklama yaptı. Yedinci kez ameliyat olduğunu belirten oyuncu, genel durumu hakkında açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son iki yılda yedi kez bıçak altına yatan ünlü oyuncu Aslı Bekiroğlu sağlık sorunlarıyla gündeme geliyor. Rahminden miyom aldırmak için ameliyata giren operasyon esnasında yanlış bir işlem yapılan oyuncu, son durumu hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>YANLIŞLIKLA BAĞIRSAĞIMI KESTİLER</strong><br />
Yaşadıklarını anlatan oyuncu, "Rahmimden miyom aldırmaya gittim. Rahmimden miyom alırlarken yanlışlıkla bağırsağımı kestiler, 7 santim kadar. Bir hafta sonra bir daha ameliyata girdim bağırsağımı kestikleri için. Çünkü arada diktiler, sonra arada bir sızıntı olmuş bir şey olmuş falan." ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p><strong>7. KEZ AMELİYAT OLDU</strong><br />
Tedavisi devam eden oyuncu, geçen günlerde 7. kez ameliyat olmuştu. Aslı Bekiroğlu, operasyonun ardından hastanede odasından yaptığı paylaşımda "İyi dilekleriniz ve dualarınız için teşekkür ederim. İyiymişim" ifadelerini kullanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"SÖYLENECEK ÇOK BİR ŞEYİM YOK"</strong><br />
Operasyon sonrası konuşan oyuncu, "7. kez ameliyat oldum. Şu an için söyleyecek çok bir şeyim yok. Mutluyum, kısa süreliğine dışarı çıkma izni aldım. Hastaneden izinli olarak çıktık, hatta damar yolumla birlikte geldim. Şu an iyiyim, sadece bir saatlik vaktim var ve antibiyotik tedavim devam ediyor" demişti.</p>

<p>Yedinci kez ameliyat olan Aslı Bekiroğlu, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak sağlık durumuyla ilgili bilgi verdi.</p>

<p>Zorlandığını belirten oyuncu şu ifadeleri kullandı: "Hastalığımdan ötürü bedenim deforme olduğu için genel olarak mutsuzum. Kıyafetlerim üzerimde eskisi gibi durmuyor ve bu her kadın için gerçekten çok rahatsız edici ve depresif bir yola sürükleyebiliyor."</p>

<p>"Ne kadar burada aksini göstersem de, burada, Instagramda, sadece gerçekten mutlu olduğum anları paylaşıyorum. Şu anda ve her kötü anımda hiç sıkılmadan ve şikayet etmeden yanımda olup, beni güldürdüğün ve sevdiğin için teşekkür ederim."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Milliyet</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Magazin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/pes-pese-7-ameliyat-gecirmisti-asli-bekiroglu-son-durumunu-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/695cc4d91e01728560ca3590.webp" type="image/jpeg" length="42241"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı et tüketimi sağlık sorunlarını tetikleyebilir!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/asiri-et-tuketimi-saglik-sorunlarini-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/asiri-et-tuketimi-saglik-sorunlarini-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda aşırı şekilde kırmızı et ve ağır yemek tüketiminin kolesterol, ürik asit ve tansiyon değerlerini olumsuz etkileyerek kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'nden Prof. Dr. Murat Akarsu, AA muhabirine, bayram döneminde metabolik dengeyi korumanın temel kuralının porsiyon kontrolü ve öğün çeşitliliğini sağlamak olduğunu söyledi.</p>

<p>Günlük protein alımının vücut ağırlığının kilogramı başına 0,8-1 gram standardına uygun şekilde sınırlandırılması gerektiğini belirten Akarsu, bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanmasının önemli olduğunu, öğünlerde aşırı et tüketiminden kaçınılması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Akarsu, kurban etlerinin kuyruk ve iç yağından ayrılması gerektiğini, ilk gün etlerin sert olacağı için mutlaka buzdolabında dinlendirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.</p>

<p>Et tüketilirken öğünlerde posa dengesini sağlayacak sebzeli ve sulu yemeklerin tercih edilmesinin daha sağlıklı olacağına dikkati çeken Akarsu, bayramda artan protein tüketimi nedeniyle günlük sıvı alımının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"Kırmızı etin aşırı tüketimi hazımsızlık, kabızlık ve reflüyü tetikler"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Akarsu, protein metabolizmasının oluşturduğu üre ve ürik asit gibi yıkım ürünlerinin böbreklerden rahatlıkla atılabilmesi için günlük sıvı tüketiminin minimum 2-2,5 litre su olacak şekilde planlanması gerektiğini aktardı.</p>

<p>Kırmızı etin doymuş yağ ve kolesterol açısından oldukça zengin bir kaynak olduğunun altını çizen Akarsu, "Kırmızı etin aşırı tüketimi gastrointestinal sistemi zorlayarak hazımsızlık, kabızlık ve reflüyü tetikler." dedi.</p>

<p>Aşırı et tüketiminin uzun vadede damar sertliği riskini artırabileceğini dile getiren Akarsu, "Kırmızı et tüketimi uzun vadede 'LDL kolesterol ve trigliserid' dediğimiz non-HDL kolesterol değerlerini yükselterek ateroskleroz riskini artırır. Kırmızı ette bulunan yüksek pürin miktarı ürik asit seviyelerini yükseltebilir, akut gut hastalığı ataklarına yol açabilir. Protein yıkımıyla oluşan ve idrara atılan atıklar böbreklere binen yükü artırır." diye konuştu.</p>

<p>Yeni kesilen kurban etinin hemen tüketilmesinin doğru olmadığına işaret eden Akarsu, bu hayvanların kas dokusunda "rigor mortis" olarak adlandırılan ölüm sertliği meydana geldiğini söyledi.</p>

<p>Bu aşamada etteki depo karbonhidratların laktik aside dönüştüğünü, etin pH seviyesinin düştüğünü ifade eden Akarsu, ölüm sertliği sürecindeki etin hemen tüketilmesinin sindirimi son derece zorlaştırdığını, karında şişkinlik, kramp ve hazımsızlık gibi akut gastrointestinal problemlere yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Akarsu, kesilen etlerin öncelikle güneş görmeyen, serin bir ortamda birkaç saat bekletildikten sonra buzdolabında en az 24 saat dinlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Kurban etlerini pişirmenin en sağlıklı yöntemlerin haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yağ eklenmesine gerek olmayan teknikler olduğunu anlatan Akarsu, etin kendi yağıyla pişebilecek nitelikte olduğunu, pişirme sırasında ilave tereyağı veya kuyruk yağı eklenmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Prof. Dr. Akarsu, mangal yapılırken etin doğrudan ateşe temas ettirilmesinin sağlık açısından risk oluşturduğunu, yağların ateşe damlaması sonucu polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve heterosiklik aminler gibi kanserojen bileşiklerin ortaya çıkabileceğini dile getirdi.</p>

<p>Bayram sofralarında etin yanında tüketilecek besinlerin de önemli olduğuna dikkati çeken Akarsu, kırmızı etin yüksek oranda demir içerdiğini ancak C vitamini barındırmadığını vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Akarsu, demir emilimini artırmak için etin yanında mutlaka C vitamini açısından zengin yeşil yapraklı sebzeler, limonlu salatalar ve turunçgiller tüketilmesi gerektiğinin, tam tahıllar, yüksek lifli sebzeler ve yoğurt, ayran, cacık gibi probiyotik içerikli gıdaların bağırsak hareketlerini desteklediğinin altını çizdi.</p>

<p>Hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalarının bayram döneminde daha dikkatli olması gerektiğinden bahseden Akarsu, hipertansiyon hastalarının pişirme sırasında tuzu minimum düzeyde tutması gerektiğini aktardı.</p>

<p>Bu hastalarda sakatat tüketiminin önerilmediğini dile getiren Akarsu, kalp hastalarının yağlı etlerden, kuyruk yağından ve sakatatlardan uzak durması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Akarsu, diyabet hastalarının ise kurban etinin yanında karbonhidrat yükünü artıracak pilav, börek ve beyaz ekmek yerine bulgur, karabuğday veya sebze garnitürlerini tercih etmeleri gerektiğini anlattı.</p>

<p>Bayramda sindirim sorunları yaşamamak için et tüketiminin akşam yerine öğleye kaydırılması gerektiğine işaret eden Akarsu, lokmaların iyi çiğnenmesinin ve yemeklerden sonra hafif yürüyüş yapılmasının sindirim sistemi açısından olumlu etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Bayram ziyaretlerinde tüketilen şerbetli tatlılar, lokumlar ve bayram şekerlerinin yüksek glisemik indeksleri nedeniyle ani insülin salınımına yol açabileceği bilgisini veren Akarsu, bunların tüketim sıklığı ve porsiyonunun minimum düzeyde tutulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Sütlü ve meyve tatlılarının daha uygun seçenekler olduğunu vurgulayan Akarsu, tatlı tüketiminin ana öğünün hemen ardından değil, birkaç saat sonraki ara öğünlerde yapılmasının kan şekeri kontrolü açısından daha doğru olacağını sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>"Kontrolsüz ve aşırı kırmızı et tüketimi vücudu ağır bir mikroskobik stres altına sokar"</strong></p>

<p>Aynı hastanenin Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Bilal Çuğlan ise Kurban Bayramı'nda ani beslenme değişikliklerinin kardiyovasküler sistemde ciddi yük oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Bayram dönemlerinde sabahın erken saatlerinde ağır et yemekleriyle başlayan beslenme alışkanlıklarının gün boyu protein ve yağ yüklemesine dönüştüğünü belirten Çuğlan, sağlıklı bir bayram geçirmek için güne mutlaka hafif, lif ve antioksidan oranı yüksek kahvaltıyla başlanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Doç. Dr. Çuğlan, zeytin, peynir, bol yeşillik ve tam tahıllı ekmekten oluşan geleneksel kahvaltının tercih edilmesi, kırmızı et tüketiminin günün sadece tek bir ana öğününe ve mümkünse öğle saatlerine sabitlenmesi gerektiğini anlattı.</p>

<p>Günlük sıvı tüketiminin hayati önem taşıdığını, fazla protein alınması nedeniyle böbreklerin yükünün arttığını ifade eden Çuğlan, şöyle devam etti:</p>

<p>"Akşam saatlerinde tüketilen yüksek kalorili ve ağır proteinli gıdalar geceleri kan basıncında görülmesi beklenen doğal düşüşü zorlaştırabilir. Bu durum kalbin gece boyunca dinlenmesini engelleyerek kardiyovasküler olayların artmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca kontrolsüz ve aşırı kırmızı et tüketiminin damarlardan böbreklere kadar tüm vücudu ağır bir mikroskobik stres altına sokar. Bayram sofralarında yapılacak tek öğünlük aşırı kaçamak dahi kronik hastalarda ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebilir."</p>

<p>Bayramın sağlık sorunlarıyla gölgelenmemesi gerektiğini dile getiren Çuğlan, bu dönemde de porsiyon kontrolünün korunması, ilaç düzeninin bozulmaması ve fiziksel hareketin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/asiri-et-tuketimi-saglik-sorunlarini-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-6a2e04c2e5b19fb9687b16c2d32a214f-1.jpg" type="image/jpeg" length="81220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Kurban Bayramı öncesi beslenme önerileri: Güne etle başlamayın!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-kurban-bayrami-oncesi-beslenme-onerileri-gune-etle-baslamayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-kurban-bayrami-oncesi-beslenme-onerileri-gune-etle-baslamayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Selvi Karagül, Kurban Bayramı öncesinde yaptığı açıklamada et tüketiminden saklama koşullarına, tatlı seçiminden su tüketimine kadar önemli beslenme uyarılarında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dilek ÇELİKTEN/EGEDESONSÖZ-</strong> Diyetisyen Selvi Karagül, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde sağlıklı beslenmeye yönelik önemli uyarılarda bulundu. Bayramda en sık yapılan hatalardan birinin güne ağır yemeklerle ve erken saatlerde et tüketimiyle başlamak olduğunu belirten Karagül, hafif bir kahvaltının ardından et tüketiminin günün ilerleyen saatlerine bırakılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1066" src="https://egedesonsozcom.teimg.com/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-25-at-133317.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1452" /><br />
<br />
<strong>ET TÜKETİMİNDE PORSİYON VE PİŞİRMEYE DİKKAT</strong><br />
Karagül, yeni kesilen etin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Kurban Bayramı’nda yapılan en büyük hatalardan bir tanesi, güne ağır yemeklerle başlamak; sabahın erken saatlerinde et tüketmektir. İlk kalktığımız zamanlarda, hafif bir kahvaltıyla güne başlayıp et tüketimini günün devamında tercih edebiliriz. Yeni kesilmiş et hemen tüketilmemeli, mümkünse 12–24 saat dinlendirilmelidir. Bu, hem sindirimi kolaylaştırır hem de pişirme kalitesini artırır. Kırmızı eti aşırı miktarda tüketmek hazımsızlık, mide yanması ve kabızlık yapabilir. Porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli" dedi.<br />
<br />
Etlerin kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirilmesinin daha sağlıklı olacağını söyleyen Karagül, kuyruk yağı ve tereyağı gibi ek yağ kullanımının da sınırlandırılması gerektiğini kaydetti.<br />
<br />
<strong>SEBZE VE LİF TÜKETİMİ ARTIRILMALI</strong><br />
Bayram sofralarında sadece ete yönelmek yerine bol salata ve zeytinyağlı sebzelerin tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Karagül, bu tür besinlerin sindirimi kolaylaştırdığını ve et tüketimini dengelediğini söyledi.<br />
<br />
Şerbetli tatlıların sınırlandırılması gerektiğini belirten Karagül, mümkün olduğunca sütlü tatlı veya meyve tercih edilmesini önerdi. İkramların tamamen tüketilmesi yerine tadımlık alınmasının daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Artan protein tüketimi nedeniyle su ihtiyacının da arttığını hatırlatan Karagül, gün içinde yeterli su içilmesinin böbrek ve sindirim sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi. Yemek sonrası yapılacak 45 dakikalık yürüyüşlerin de sindirimi kolaylaştıracağını ekledi.</p>

<p><strong>KURBAN ETLERİNİ NASIL SAKLAMALIYIZ?</strong><br />
Etlerin hijyenik şekilde saklanmasının sağlık açısından kritik olduğunu belirten Karagül, "Kesilen etlerin korunması ve saklanması insan sağlığı açısından çok önemlidir. Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kâğıda sarılmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta -2 derecede birkaç hafta, -18 derece derin dondurucuda ise daha uzun süreyle saklanabilir" açıklamasını yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/uzmanindan-kurban-bayrami-oncesi-beslenme-onerileri-gune-etle-baslamayin</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/kavurma-1.webp" type="image/jpeg" length="31013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı sofraları için et tüketimi tavsiyeleri]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/kurban-bayrami-sofralari-icin-et-tuketimi-tavsiyeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/kurban-bayrami-sofralari-icin-et-tuketimi-tavsiyeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmeden tüketilmemesi gerektiğini belirterek, kurban etinin hijyenik koşullarda saklanması ve özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin tüketim miktarına dikkat etmesi gerektiği konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, kurban etlerinin sağlıklı tüketimi, saklanması ve hijyen kurallarına ilişkin önerilerde bulundu.</p>

<p>Kaya, Kurban Bayramı sofralarında temel yemeğin et olduğunu ancak özellikle kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin tüketim miktarına ve hazırlama yöntemlerine dikkat etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kesim işleminde hijyene ve et eve getirilene kadar ısısına dikkat edilmesinin önem taşıdığını vurgulayan Kaya, "Kurban kesilirken kaslar kasılmış oluyor, bu nedenle ette 'ölüm sertliği' denilen sertleşme gelişiyor. Bu sertliğin giderilmesi için etin mutlaka 12 ila 24 saat arasında serin bir yerde veya buzdolabında dinlendirilmesi gerekiyor. Etin 'ölüm sertliği' geçmezse kişilerde hazımsızlık, şişkinlik hatta hipertansiyon gibi sorunlar varsa kalp krizlerine yol açabiliyor. Mümkünse en az bir gün dinlendirilerek tüketilmesi önem arz ediyor" dedi.</p>

<p><strong>"Hastalığı olanlar için etin miktarı da çok önemli"</strong><br />
Kurban kesildikten hemen sonra etin tüketilmesi uygulamasının yaygın olduğunu dile getiren Kaya, "Eti dinlendirmeden tüketeceksek mutlaka sebzelerin içerisinde pişirmek veya yanında sebzelerle tüketmek, miktarına dikkat etmemiz gerekiyor. Yoğun veya fazla miktarda tüketiminden kaçınmalıyız. Özellikle diyabet ve kalp hastaları, hazımsızlık çeken, mide, bağırsak sorunu olan hastalarımız için miktarı da çok önemli. Etin tek başına değil de yanında sebzeyle, salatayla, kuru baklagillerle, pilav, çorba, yoğurt, ayranla alınmasını öneriyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Etin tüketilmesi kadar saklanmasının da son derece önemli olduğuna dikkati çeken Kaya, "Büyük parçalı etler şeklinde değil, bir pişirimlik, belki 250'şer gramlık, belki 100 gramlık, belki yarım kiloluk, bir kiloluk şeklinde küçük poşetler halinde veya yağlı kağıda sarılmış olarak buzlukta eksi 2 derecede bir hafta saklayabiliyoruz. Eksi 18 derecede 3 ay ve daha fazla saklayabiliyoruz" diye konuştu.</p>

<p><strong>Dondurulmuş etler mutlaka buzdolabında çözdürülmeli</strong><br />
Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, dondurulmuş etin çözülme işleminin de buzdolabında yapılması gerektiğinin altını çizerek, "Oda ısısında, kaloriferde veya başka bir yerde çözdürme işlemi yapılmamalıdır veya direkt yemeğe atılacak şekilde yaparak pişme işlemini başlatmamız gerekiyor. Bu şekilde daha sağlıklı olacaktır" bilgisini verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayram sofralarında etin genellikle kavurma şeklinde tüketildiğini belirten Kaya, şunları kaydetti:</p>

<p>"Eti kendi yağıyla, kendi suyuyla pişirmemiz, katı ya da sıvı yağ eklemememiz gerekiyor çünkü etin kendi içinde görünmeyen bir yağı var. Dolayısıyla ilave yağ koymamamız kalp damar sağlığımız için çok çok önemli. Etin aynı zamanda kolesterol riski olan hastalar için de miktarı çok önemli. Izgara olacaksa, ızgaradan etin yüksekliği en az 10-15 santimetre olmalıdır. Yani mangal ateşine yüksekliği fazla olması lazım çünkü etten damlayan su kömür ateşine değdikten sonra çıkan buhar ete tekrar bulaşırsa kanserojen madde açığa çıkıyor. Bu da sağlık sorunlarına yol açabiliyor."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/kurban-bayrami-sofralari-icin-et-tuketimi-tavsiyeleri</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/et-sebze-aa-1874343-1.jpg" type="image/jpeg" length="37695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan bayramın zehir olmaması için uyarı!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/uzmandan-bayramin-zehir-olmamasi-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/uzmandan-bayramin-zehir-olmamasi-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Toprak, Kurban Bayramı öncesi etin doğru saklanması konusunda uyarılarda bulundu. Özellikle kıymanın saklama koşullarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Toprak, "Eti kıyma haline getirdikten sonra buzdolabında normal raf kısmında maksimum 2 gün tutmak gerekiyor. Dondurulmuş ürünü çıkartıp köfte bile yapsak tekrar dondurmamamız gerekiyor. Çünkü bu da bir gıda zehirlenmesine davetiye çıkartır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Toprak, Kurban Bayramı'nda kurbanlık seçiminden kesimine ve etin muhafazasına kadar dikkat edilmesi gereken noktalarla ilgili bilgi verdi. Bayramın yaz mevsimine denk geldiğini belirten Toprak, kurban kesimlerinin mutlaka izinli alanlarda ve mezbahalarda yapılması gerektiğini söyledi. Veteriner hekim kontrolünün önemine değinen Toprak, sokak aralarında yapılan kesimlerin halk sağlığı açısından risk oluşturduğuna dikkat çekerek, "Hayvanın iç organları, havanın sıcaklığıyla birlikte ciddi bakterilerle bulaşı sağlayıp ciddi bir halk sağlığı sorunu yaratabilir. Hayvan kesilirken iç organların dağılmamasına dikkat edilmesi gerekiyor" dedi.</p>

<p><strong>'24 SAAT BOYUNCA ETİ TÜKETMEMEK GEREKİYOR'</strong><br />
Kesim sonrası etin uygun şekilde dinlendirilmesi gerektiğini belirten Toprak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hayvan kesildikten sonra ölüm sertliği dediğimiz bir durum oluşur. Bu nedenle 24 saat boyunca eti tüketmemek gerekiyor. Etin kendine gelmesi, rahatlaması gerekiyor. Özellikle eti yığınlar halinde üst üste koyarsak ya da poşetlersek sorun oluşabilir. Çünkü hayvan eti daha sıcak. Yeşillenme dediğimiz olay gerçekleşebilir. O eti artık tüketemeyiz. Çok fazla eti üst üste koymadan dolaba yerleştirmek gerekiyor. Etin altına buz kalıbı koyup hızlıca soğutulması önemli. Aksi halde gıda zehirlenmeleri olabilir. İshal, kusma ve mide bulantısı gibi durumlarla karşılaşılabilir."</p>

<p><strong>'GIDA ZEHİRLENMESİNE DAVETİYE ÇIKARTIR'</strong><br />
Kıyma haline getirilen etin daha kısa sürede tüketilmesi gerektiğini ifade eden Toprak, "Vatandaşlar etleri kıyma şeklinde getirip buzluğa atabiliyor. Özellikle kıyma çektirdiğiniz yere dikkat etmelisiniz. Kasabın hijyenik koşulları oldukça önemli. Eti kıyma haline getirdikten sonra buzdolabında normal raf kısmında maksimum 2 gün tutmak gerekiyor. Eğer donduracaksak da kullanabileceğimiz miktarlarda dondurmak gerekiyor. Dondurulmuş ürünü çıkartıp köfte bile yapsak tekrar dondurmamamız gerekiyor. Çünkü bu da bir gıda zehirlenmesine davetiye çıkartır. Bayramın zehir olmaması için bunlara dikkat etmek lazım" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'TEPSİNİN ÜZERİNE KOYUP DOLABA KALDIRMALI'</strong><br />
Baba mesleğini sürdürdüğünü ve 4 yıldır uzman kasap olarak çalıştığını belirten Tuğrul Sönmez (22) ise kurban etinin poşette saklanmasının yanlış olduğunu vurgulayarak, "Kurbanlığı parçaladıktan sonra torbalara koyuyoruz. Torbanın ağzını bağlıyoruz. Bu sefer sıcak et hava almıyor. Hararet yapıyor, bozuluyor. Yani yeşermeye başlıyor. Eti torbayla değil bir tepsinin üzerine koyup dolaba kaldırmalı. Eti parçaladıktan sonra 24 saat boyunca dinlenmesi lazım. Böylelikle et yumuşar" dedi. Etin her bölümünün farklı amaçlarla değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Sönmez, "Bonfile veya antrikot kısmı kızartmalık yapılır. Etin en yumuşak, en değerli yerleridir. Kıyma olmaz. Olursa ziyan olur. Gerdan, kol ve kaburga taraflarından kıyma olur" diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/uzmandan-bayramin-zehir-olmamasi-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/u-z-m-a-n-d-a-n-b-a-y-r-a-m-i-n-z-e-h-i-r-o-l-m-a-m-a-s-i-i-c-i-n-e-1329298-394901.jpg" type="image/jpeg" length="66545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ölümcül Hantavirüste sinsi tehlike: Bilim dünyası 'sperm' detayını ilk kez açıkladı!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/olumcul-hantaviruste-sinsi-tehlike-bilim-dunyasi-sperm-detayini-ilk-kez-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/olumcul-hantaviruste-sinsi-tehlike-bilim-dunyasi-sperm-detayini-ilk-kez-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda menşeili bir yolcu gemisinde patlak veren salgınla yeniden dünya gündemine oturan hantavirüs hakkında ezber bozan bir araştırma yayımlandı. İsviçreli bilim insanları, virüsün vücuttan temizlense bile spermde yıllarca canlı kalabildiğini saptadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklar listesinde üst sıralarda yer alan ve yüksek ölüm oranıyla bilinen hantavirüsün, insan vücudundaki kalıcılığına dair ürkütücü bir bulguya ulaştı. MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde meydana gelen ve 3 kişinin yaşamını yitirdiği son salgının ardından gözlerin çevrildiği virüs hakkında yürütülen bilimsel bir çalışma, tıp literatüründe yeni bir tartışma başlattı. İsviçre'deki saygın sağlık kurumlarından Spiez Laboratuvarı uzmanları, virüsün daha önce bilinmeyen hayati bir yayılım rotasını deşifre etti.</p>

<p><strong>KAN VE İDRARDA YOK AMA SPERMDE 6 YIL CANLI KALIYOR</strong><br />
Laboratuvarda gerçekleştirilen testler, 6 yıl önce hantavirüsün en tehlikeli türü olan Andes suşuna yakalanan 55 yaşındaki bir erkek hasta üzerinde yürütüldü. Yapılan kapsamlı analizlerde, hastanın kan, idrar ve solunum yollarında virüse dair hiçbir ize rastlanmadı. Ancak tıp dünyasını şaşırtan gelişme, hastanın meni örneklerinin incelenmesiyle ortaya çıktı. Enfeksiyonun üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen hantavirüsün sperm hücrelerinde varlığını sürdürdüğü belirlendi. Bu durum, virüsün bağışıklık sisteminden gizlenerek üreme sisteminde uzun süre konuşlanabildiğini kanıtlıyor.</p>

<p><strong>CİNSEL YOLLA BULAŞMA RİSKİ: UZMANLARDAN 'KORUNMA' UYARISI</strong><br />
Araştırmayı yürüten İsviçreli bilim insanları, spermde bu denli uzun süre canlı kalabilen virüs izlerinin, hastalığın cinsel yolla da bulaşabileceğine dair ciddi bir risk barındırdığını vurguladı. Literatürde hantavirüsün cinsel temas yoluyla bulaştığına dair henüz resmi olarak belgelenmiş bir vaka bulunmuyor. Ancak uzmanlar, özellikle Andes varyantına yakalanıp iyileşen bireylerin, sperm yoluyla virüs aktarım riskini minimuma indirmek adına cinsel ilişki sırasında kondom gibi bariyer korunma yöntemlerine başvurması gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p><strong>YÜZDE 40 ÖLÜM ORANINA SAHİP: İNSANDAN İNSANA GEÇEN TEK VARYANT</strong><br />
Hantavirüsün kemirgenlerden insanlara bulaştığı bilinse de, araştırmaya konu olan "Andes" suşu, insandan insana doğrudan bulaşabilen tek varyant olma özelliğini taşıyor. Mikrobiyolog Dr. Gustavo Palacios, dünya genelinde bugüne kadar yalnızca 3 bin tescilli vakanın görüldüğünü, ancak bu varyantın yüzde 20 ile yüzde 40 arasında değişen çok yüksek bir ölüm oranına sahip olduğunu belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akciğerleri hedef alarak ölümcül solunum yetmezliğine (HPS) yol açan virüs, enfekte kişilerin yakınında kısa süre bulunulmasıyla dahi solunum yoluyla geçebiliyor. Kuluçka süresi bir ila sekiz hafta arasında değişen sinsi hastalık; ilk etapta yüksek ateş, halsizlik, şiddetli kas ağrıları, kusma ve ishal gibi belirtilerle ortaya çıkarken, ileri evrelerde akut nefes darlığı ve şiddetli öksürükle hayati tehlike yaratıyor.(Cumhuriyet)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/olumcul-hantaviruste-sinsi-tehlike-bilim-dunyasi-sperm-detayini-ilk-kez-acikladi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/a625052f-b4db-4036-b4a5-d70da90e7c84.webp" type="image/jpeg" length="84201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi yarın açılıyor]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/agiz-ve-dis-sagligi-hastanesi-yarin-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/agiz-ve-dis-sagligi-hastanesi-yarin-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar Devlet Hastanesi yanında, Orhangazi Mahallesi’nde yarından itibaren hizmet vermeye başlayacak Afyonkarahisar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde Vali Naci Aktaş incelemelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 15 bin metrekare alan üzerine kurulan ve 8900 metrekare kapalı alana sahip Afyonkarahisar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde ayrıca 150 araç kapasiteli otopark yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>50 ünite kapasitesiyle hizmet verecek hastanede 1 engelli, 1 mahkum ve 2 çocuk polikliniği, 1 ameliyathane ile 5 yataklı servis bulunuyor. Hastane, engelli ve özel gereksinimli bireyler için genel anestezi altında ağız ve diş tedavilerinin gerçekleştirileceği ildeki tek sağlık tesisi olma özelliğini taşıyor.</p>

<p>Her katta bulunan röntgen birimleri, geniş bekleme salonları ve modern hasta akış sistemi sayesinde muayene ve tedavi süreçlerinin daha hızlı ve konforlu yürütülmesi hedeflenirken, sağlık personelinden yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Vali Aktaş, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı, konforlu ve kaliteli şekilde ulaşabilmesi için devletimiz tüm imkanlarını seferber ediyor. Modern donanımı ve güçlü alt yapısı ile hizmet verecek olan hastanemizin Afyonkarahisar'a ve vatandaşlarımıza hayılı olmasını dilerim" dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/agiz-ve-dis-sagligi-hastanesi-yarin-aciliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 18:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/a-g-i-z-v-e-d-i-s-s-a-g-l-i-g-i-h-a-s-t-a-n-e-s-i-y-a-r-i-n-a-c-i-l-1316575-391249.jpg" type="image/jpeg" length="31987"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sessiz katil' gençleri de tehdit ediyor!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/sessiz-katil-gencleri-de-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/sessiz-katil-gencleri-de-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi’nde konuşan uzmanlar, hipertansiyonun “sessiz katil” olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’de her üç yetişkinden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi, "Yapay Zeka Çağında Aile Hekimliği" ana temasıyla Samsun'da yapılıyor.</p>

<p>16-19 Mayıs 2026 tarihlerinde Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon'da düzenlenen kongrede, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yüksek tansiyonla mücadele ve farkındalık konuları öne çıktı.</p>

<p>Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdinç Yavuz, burada yaptığı konuşmada, hipertansiyon için farkındalık oluşturmak amacıyla oturumlar düzenlediklerini söyledi.</p>

<p>Yavuz, "Hipertansiyon, yani yüksek tansiyonu sessiz katil olarak nitelendiriyoruz. Hipertansiyon kalp krizine, inmeye, felce, kalp yetmezliğine ve kronik böbrek yetmezliğine neden oluyor. Birçok diyaliz hastasının diyalize girmesinin sebebi yüksek tansiyon. Hipertansiyon bazen semptom vermeyebiliyor. Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor." dedi.</p>

<p>Yapılan araştırmalar sonucunda tansiyon hastalarının sadece yarısının hastalıklarının farkında olduğunun görüldüğüne dikkati çeken Yavuz, "Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısı, yarısına yakınının tansiyonlarının kontrol altında olduğunu gösteriyor. Oysa tansiyonlarımız kontrol altında olmadığında biz kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi hastalıklara eğilimli hale geliyoruz. O yüzden bugün çok önemli, bu farkındalığı yaratmak önemli. Bizim önerimiz, vatandaşlarımızın aile sağlığı merkezlerinde kayıtlı olduğu aile hekimlerine düzenli olarak giderek tansiyonlarını ölçtürmelerini, varsa ellerinde bir tansiyon aletiyle yine tansiyonlarını ölçmelerini eğer bir yükseklik saptarlarsa, tanının ve tedavinin gerçekleştirmesi için kayıtlı olduğu aile hekimlerine başvurmaları çok önemli." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tansiyon tanısı almış hastaların izlenmesinin son derece önemli olduğunu dile getiren Yavuz, şöyle devam etti:</p>

<p>"Yaşam biçimi değişikliği önemli, hala ülkemizde tuz sıkıntımız oldukça fazla, ekmekte bile çok yüksek oranda tuz var maalesef. Salatalarımıza tuz ekliyoruz, peynirimiz tuzlu, zeytinimiz tuzlu. Kahvaltıda böyle başlıyoruz güne. O yüzden de tansiyonları kontrol altına almak zor oluyor. Tansiyon hastalarımız için önerimiz tansiyon ölçmeye devam etmeleri. Bir yükseklik saptarlarsa mutlaka aile sağlığı merkezlerine, hekimlerine başvurmaları, gerekirse ilaç değişimi, doz değişimi ve yine bu yaşam biçimi değişimi, tuzu azaltmak, yürüyüş yapmak, egzersiz yapmak ve doğru beslenmek önemli hale geliyor."</p>

<p>İstatistiksel olarak Türkiye'deki erişkinlerin üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, "Farkındalığımız çok düşük. Bizim amacımız, hastalarımız içinde tansiyon hastası olanları tespit etmek ve onlara uygun tedavi vererek izlemek. İzlem de en az tanı koymak, tedavi etmek kadar önemli." ifadesini kullandı.</p>

<p>Hipertansiyon artık yaşlı hastalığı değil</p>

<p>Hipertansiyonun yaşlı hastalığı olarak bilindiğini ancak artık çok genç yaşlarda da görülmeye başlandığını söyleyen Yavuz, "Özellikle obezitenin yoğunlaşması, insülin direncinin artması, bel çevresinin genişlemesiyle biz 30'lu yaşlarda hipertansiyonu görmeye başladık. Hatta kılavuzlar artık kırklı yaşlardan itibaren tedavi ya da izleme önerirken artık bu çok daha erken yaşlara düştü. Bakanlığımızın önerisi de 18 yaşın üzerindeki her yetişkinin yılda bir kere tansiyonunu ölçtürmesi. Yani artık tansiyonu bir yaş sahası olarak görmüyoruz. Tüm yaş gruplarında mutlaka en azından ölçüyoruz, tarıyoruz. Eğer saptarsak da uygun tedavi verip izlemeye başlıyoruz." dedi. (AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/sessiz-katil-gencleri-de-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2025/07/hipertansiyon.webp" type="image/jpeg" length="87520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir zehir soluyor: Karbonmonoksit patladı!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/izmir-zehir-soluyor-karbonmonoksit-patladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/izmir-zehir-soluyor-karbonmonoksit-patladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Mart 2026 verileri, İzmir’de hava kirliliğinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Kent genelindeki 11 hava kalitesi izleme istasyonunun neredeyse tamamında karbonmonoksit seviyeleri geçen yıla göre yükselirken, en sert artışlar Karşıyaka, Ödemiş ve Aliağa hattında kaydedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Metehan UD/ EGEDESONSÖZ - </strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre, İzmir’deki hava kalitesi izleme istasyonlarında karbonmonoksit (CO) seviyelerinde bir önceki yıla kıyasla çarpıcı bir artış gözleniyor.<br />
<br />
Mart 2026 verileri, 2025 yılının aynı dönemiyle kıyaslandığında İzmir genelindeki 11 istasyonun neredeyse tamamında karbonmonoksit seviyelerinin tırmanışa geçtiğini ortaya koyuyor. Özellikle yoğun nüfus, trafik ve sanayi bölgelerinde bu artış çok daha belirgin.<br />
<br />
Kentin metropol kalbi ve nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu bölgeler, egzoz gazı baskısını derinden hissediyor. İzmir metropol alanındaki en keskin yükseliş, sanayi yoğunluğu bulunmamasına rağmen Karşıyaka istasyonunda kaydedildi. Karşıyaka’da 2025 yılında 980 µg/m³ seviyesinde olan CO değeri, 2026’da 1550 µg/m³ seviyesine fırlayarak kent merkezindeki en yüksek sınır noktasına ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="750" src="https://egedesonsozcom.teimg.com/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/image-1024.png" width="1310" /><br />
<br />
Benzer bir trafik ve insan yoğunluğu baskısı altındaki Konak istasyonunda da grafik neredeyse iki katına yaklaşan bir dik ivmeyle 520 µg/m³’ten 920 µg/m³’e yükseldi.<br />
<br />
Kentin bir diğer yoğun yerleşim ve imalat aksı olan Karabağlar ise bu tırmanışa ortak olarak 2025 yılındaki 460 µg/m³’lük değerini 2026’da 810 µg/m³’e çıkardı. Kent merkezindeki bu genel artış eğiliminin aksine, İzmir Bornova Eğitim İstasyonu görece daha stabil ve kontrollü bir seyir izleyerek 590 µg/m³’ten 650 µg/m³’e ulaştı ve kentin ortalama arka plan yükünü yansıttı.<br />
<br />
Kuzey aksındaki ağır sanayi, liman ve enerji koridoruna bakıldığında, üretim ve lojistik hareketliliğinin hava kalitesine olan doğrudan etkisi net bir biçimde okunabiliyor. Bölgenin en kritik odak noktalarından biri olan İzmir - Aliağa Merkez istasyonunda, 2025 yılında 380 µg/m³ olarak ölçülen karbonmonoksit seviyesi, 2026 yılında yaklaşık iki katına çıkarak 750 µg/m³ seviyesine ulaştı. Sanayi havzasının hemen çeperinde yer alan Aliağa-Bozköy istasyonunda da bu yayılıma paralel bir grafik çizilerek, CO yükünün 410 µg/m³’ten 680 µg/m³’e yükseldiği görülüyor.<br />
<br />
Yine sanayi kimliği ve hızla kentleşme ile öne çıkan kuzey çeperdeki Menemen istasyonunda da karbonmonoksit seviyesi yüzde 75’lik bir artış dalgası yakalayarak 290 µg/m³’ten 510 µg/m³’e yükseldi.<br />
<br />
Bu endüstriyel aks üzerindeki en çarpıcı ve agresif sıçramalardan biri ise Yenifoça’da yaşandı; istasyondaki karbonmonoksit değeri bir yıl içinde iki katından fazla artış göstererek 210 µg/m³’ten 450 µg/m³’e tırmandı.<br />
<br />
Kentin en önemli organize sanayi bölgelerinden birine ev sahipliği yapan Kemalpaşa istasyonu, endüstriyel emisyon yönetiminde şaşırtıcı bir istikrar sergileyerek 2025’teki 630 µg/m³’lük değerini 2026’da neredeyse milimetrik bir değişimle 640 µg/m³ seviyesinde tutmayı başardı.<br />
<br />
Etrafı dağlarla çevrili yapısı nedeniyle kirlilik birikimine en müsait bölge olan Ödemiş, Karşıyaka ile birlikte kentin en yüksek kirlilik zirvesini paylaşıyor. Ödemiş’te halihazırda yüksek olan 2025 yılındaki 1140 µg/m³’lük değer, 2026’da daha da ağırlaşarak 1530 µg/m³ seviyesine ulaştı ve havzadaki sorunun dönemsel değil yapısal olduğunu bir kez daha kanıtladı.<br />
<br />
İzmir genelindeki bu yaygın ve agresif tırmanış trendine karşı direnç gösteren ve kirlilik oranında düşüş kaydedilen yegane istasyon ise Torbalı oldu; Torbalı’da CO seviyesi hafif bir soluklanmayla 550 µg/m³’ten 530 µg/m³’e gerileyerek istisnai bir görünüm sundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/izmir-zehir-soluyor-karbonmonoksit-patladi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/izmir-hava-raporu-4-bin-852-kisi-can-verdi-1202478.webp" type="image/jpeg" length="65243"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: Hantavirüsün küresel nüfus için riski hala düşük]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/dso-hantavirusun-kuresel-nufus-icin-riski-hala-dusuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/dso-hantavirusun-kuresel-nufus-icin-riski-hala-dusuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Hollanda bandıralı bir gemide görülen hantavirüsün küresel nüfus için riskinin düşük olduğunu yineledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) yetkilileriyle ülkenin kuzeydoğusundaki Ituri eyaletinde ortaya çıkan yeni Ebola salgını hakkında görüştüklerini kaydeden Ghebreyesus, şu ana kadar 13 Ebola vakasının doğrulandığını belirtti.</p>

<p>Ghebreyesus, 1976'dan bu yana KDC'de 17 defa Ebola salgını yaşandığını anımsatarak, "Ebola salgını, hastalık salgınlarının insan sağlığı için sürekli bir tehdit oluşturduğunu ve küresel sağlık güvenliğini sürekli olarak güçlendirmek için işbirliği ve dayanışmanın önemini hatırlatıyor." dedi.</p>

<p>Hollanda bandıralı MV Hondius gemisinin yolcularına ve mürettebatına gösterdikleri dayanışma için Kanarya Adaları'nın Tenerife kentinin halkına teşekkürlerini yineleyen Ghebreyesus, bu krizi yönetmek için yaklaşık 30 hükümet ve diğer paydaşlarla birlikte çalıştıklarını söyledi.</p>

<p>Ghebreyesus, "Geminin yolcularının Tenerife'den transfer operasyonunun başarıyla tamamlandığını ve 120'den fazla kişinin şu anda kendi ülkelerinde bakıma alındığını veya nihai varış noktalarına giderken ev sahibi ülkelerde karantinaya alındığını bildirmekten memnuniyet duyuyorum." diye konuştu.</p>

<p>Geminin kaptanı Jan Dobrogowski ve 26 mürettebatın hala MV Hondius'ta yolculuğa devam ettiğini aktaran Ghebreyesus, geminin 18 Mayıs'ta Hollanda'ya varmasının beklendiğini kaydetti.</p>

<p><strong>"2 Mayıs'tan bu yana başka ölüm bildirilmedi"</strong><br />
Ghebreyesus, "DSÖ, (hantavirüs) bu olayın küresel nüfus için riskinin düşük olduğunu tekrarlıyor ve gerektiğinde güncellemeler yayınlamaya devam edeceğiz. Bugün itibarıyla DSÖ'ye 3 ölüm dahil toplam 10 vaka bildirildi." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu vakalardan 8'inin Andes virüsü olduğunun laboratuvarda doğrulandığını, 2'sinin ise muhtemel vaka olduğunu belirten Ghebreyesus, 2 Mayıs'tan bu yana başka ölüm bildirilmediğine dikkati çekti.</p>

<p>Ghebreyesus, "6 haftaya kadar uzayan kuluçka süresi nedeniyle yolcular ülkelerine döndüklerinde, özel tesislerde veya evlerinde karantinaya alınıp test yapıldıklarında önümüzdeki günlerde daha fazla vaka bildirilebilir. Bu, salgının genişlediği anlamına gelmez." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hantavirüse karşı küresel yanıtla ilgili çalışmaların sürdüğüne işaret eden Ghebreyesus, 18 Mayıs'ta Cenevre'de başlayacak Dünya Sağlık Asamblesi'nin 79. Toplantısı'nda bu yanıt gibi birçok konunun ele alınacağını dile getirdi.</p>

<p><strong>Hantavirüs</strong><br />
Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen hastalık, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/dso-hantavirusun-kuresel-nufus-icin-riski-hala-dusuk</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/hantavirus-2459284.jpg" type="image/jpeg" length="41365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den hantavirüs uyarısı... Ülkelere çağrı!]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/dsoden-hantavirus-uyarisi-ulkelere-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/dsoden-hantavirus-uyarisi-ulkelere-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs salgınıyla ilgili uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İspanya’nın başkenti Madrid'de düzenlenen basın toplantısında konuştu. Ghebreyesus, İspanya'ya zor durumdaki gemiyi kabul ederek gösterdiği ‘dayanışma’ için teşekkür etti. Mevcut durumun daha büyük bir salgın işareti taşımadığını kaydeden Ghebreyesus, “Ancak kuluçka süresinin uzunluğu göz önüne alındığında, önümüzdeki haftalarda yeni vakalar görmemiz muhtemel” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünyadan, Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/dsoden-hantavirus-uyarisi-ulkelere-cagri</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 08:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/6a040fceab7ede844bb59bdb-1.webp" type="image/jpeg" length="97685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: Hantavirüs yeni bir pandemi başlangıcı değil]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/dso-hantavirus-yeni-bir-pandemi-baslangici-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/dso-hantavirus-yeni-bir-pandemi-baslangici-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bir gemide görülen ve tahliye işlemi sonrası yapılacak temas takibi işlemi sonrası daha fazla vaka çıkma ihtimali bulunan hantavirüsün "yeni bir pandeminin başlangıcı olmadığını" bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ, Arjantin'den yola çıkan ve 10 Mayıs'ta Kanarya Adaları'nın Tenerife kentinde yolcuları tahliye edilen Hollanda bandıralı "MV Hondius" yolcu gemisinde tespit edilen ve hızla dünya gündemine oturan hantavirüs vakalarına yazılı yanıtladı.</p>

<p>Mevcut verilerin, gemideki ilk hantavirüs vakası görülen kişinin Arjantin ve Şili'de gerçekleştirdiği faaliyetler sırasında çevresel maruz kalma yoluyla seyahatten önce enfeksiyonu kaptığına işaret ettiğini aktaran DSÖ, "(Hastanın) Faaliyetlerinin tam güzergahını ve olası maruziyet faktörlerini değerlendirmek için araştırmalar devam ediyor. Mevcut kanıtlar, gemide daha sonra insandan insana bulaşmasına işaret ediyor. Devam eden epidemiyolojik ve sekanslama araştırmaları, vakalar ve en olası maruziyetleri arasındaki epidemiyolojik bağlantıları daha iyi anlamaya yardımcı olacak." ifadelerini kullandı.</p>

<p>DSÖ, Amerika kıtasının Güney Konisi alt bölgesinde görülen ilk vakanın seyahat geçmişi ve potansiyel maruziyetleri üzerine araştırmaların devam ettiğine dikkati çekerek, bu kişinin kuş gözlem faaliyetleri sırasında kemirgenlere maruz kalma olasılığının öngörüldüğünü belirtti.</p>

<p>Virüse dair viral sekanslama analizlerinin de sürdüğünü bildiren DSÖ, bu salgınla ilişkili hantavirüsün Andes virüsü türünün, hastalığın endemik olduğu Arjantin, Şili ve Uruguay'da dolaşan türlerle karşılaştırılacağını belirtti.</p>

<p><strong>"Önceki salgınlardan bildiğimiz kadarıyla hantavirüs insandan insana kolayca yayılmıyor"</strong><br />
DSÖ, "Önceki salgınlardan bildiğimiz kadarıyla hantavirüs insandan insana kolayca yayılmıyor. Maruz kalmış olabilecek kişilerle takip sağlamak için temas takibi yapılıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karantina önlemleri uygulanmadan önce maruz kalan kişiler arasında ek vakalar yaşanabileceğine dikkati çeken DSÖ, yeni şüpheli vakaların hızlı bir şekilde izole edilmesi ve temaslıların izlenmesi dahil mevcut müdahalenin daha fazla yayılma riskini sınırlamasının beklendiğini kaydetti.</p>

<p>DSÖ, "Mevcut salgın bağlamında etkilenen gemideki ve uçaklardaki kişilerin sık sık el hijyeni uygulamaları, baş ağrısı, baş dönmesi, titreme, ateş, kas ağrısı ve mide bulantısı, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi gastrointestinal sorunlar da dahil erken belirtileri son olası maruziyetten sonraki 42 gün boyunca izlemeleri gerekiyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Solunum semptomları olan kişiler solunum hijyenine uymalı ve solunum maskesi takmalı"<br />
Herhangi bir erken belirti veya ani solunum güçlüğü ortaya çıkan kişilerin derhal sağlık yetkililerine bilgi vermesi gerektiğini vurgulayan DSÖ, bu kişilerin tıbbi değerlendirme yapılana kadar kendilerini izole etmesinin önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>Solunum semptomları olan kişilere solunum hijyenine uyma ve solunum maskesi takma uyarısında bulunan DSÖ, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bazı kişilerin kaldığı maruziyet ve maruziyetten semptomların gelişmesine kadar geçen süre (kuluçka süresi) göz önüne alındığında gemidekiler ve temaslılar yakından izlendikçe daha fazla vaka ve potansiyel vaka sinyali olabileceğini bekleyebiliriz. Hantavirüsle ilgili her ülke kendi özel planını geliştirecek. Bu, Kovid-19'da olduğu gibi yeni bir pandeminin başlangıcı değil. Hantavirüs hakkında bildiğimiz durum, kolayca yayılmadığıdır. Genellikle kemirgenlerden insanlara bulaşır ancak sınırlı insan-insan bulaşması da bildirildi. Gemide, insan-insan bulaşmasının gerçekleşmiş olabileceği görülse de risk en çok yakın temas halinde olanlar için geçerli."</p>

<p><strong>Gemideki hantavirüs vakaları</strong><br />
Hollanda bandralı lüks yolcu gemisi MV Hondius, 1 Nisan'da Arjantin'in Ushuaia Limanı'ndan hareket etmişti.</p>

<p>Gemide, 11 Nisan'da 70 yaşındaki bir Hollandalı hayatını kaybetmiş, 13-16 Nisan'da Afrika'nın batısındaki Tristan da Cunha, Erişilmez Ada ve Bülbül Adası ziyaretlerinde 6 yolcunun daha gemiye binmesiyle bu tarihlerdeki kayıtlara göre toplamda 180 yolcu ve mürettebat olduğu belirtilmişti.</p>

<p>Santa Elena'ya geldiğinde gemiden 30 kadar yolcunun yanı sıra hayatını kaybeden yolcunun cesedi ile semptom bulunan Hollandalı eşi de ayrılmıştı. Johannesburg'a giden Hollandalı kadın 26 Nisan'da hayatını kaybetmişti.</p>

<p>İngiliz vatandaşı olan ve semptom gösteren bir erkek yolcu da yanındaki ABD'li arkadaşı ile 27 Nisan'da gemiden indirilmişti.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2 Mayıs'ta MV Hondius, Cabo Verde'de (Yeşil Burun Adaları) olduğu sırada hantavirüs vakalarının gemide görüldüğünü açıklamış ve 3 Mayıs'ta bir Alman kadın yolcunun hayatını kaybetmesiyle bu gemide seyahat edip virüsten ölenlerin sayısı 3'e çıkmıştı.</p>

<p>Capo Verde yetkililerinin geminin yanaşmasına ve herhangi bir kişinin inmesine izin vermemesi üzerine DSÖ ve İspanya arasında yapılan görüşmeler sonrasında 5 Mayıs'ta yolcuların indirilmesi için MV Hondius'un Tenerife'ye getirilmesine karar verilmişti.</p>

<p>Tenerife'den tahliye edilen yolculardan 1 Fransız ve 1 ABD'li de ülkelerine gittiklerinde hantavirüs testleri pozitif çıkmıştı.</p>

<p><strong>Hantavirüs</strong><br />
Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünyadan, Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/dso-hantavirus-yeni-bir-pandemi-baslangici-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/hantavirus-2459284-1.jpg" type="image/jpeg" length="90110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene kabusu yeniden hortladı: 1 kişi can verdi]]></title>
      <link>https://www.egedesonsoz.com/kene-kabusu-yeniden-hortladi-1-kisi-can-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egedesonsoz.com/kene-kabusu-yeniden-hortladi-1-kisi-can-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas'ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi gören 60 yaşındaki İlhan Cevahir, hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akıncılar ilçesi Ballıdere köyünde yaşayan evli ve 2 çocuk babası İlhan Cevahir, 10 gün önce köyündeki arazide madımak topladıktan sonra rahatsızlandı. Yakınları tarafından Akıncılar Devlet Hastanesi'ne götürülen Cevahir, durumu ağırlaşınca Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi. Burada yapılan tetkikler sonucunda KKKA şüphesiyle tedavi altına alınan Cevahir, bu sabah hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Morga kaldırılan İlhan Cevahir'in cesedi, köyünde toprağa verilecek. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egedesonsoz.com/kene-kabusu-yeniden-hortladi-1-kisi-can-verdi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egedesonsozcom.teimg.com/crop/1280x720/egedesonsoz-com/uploads/2026/05/81128674-9f3a-433d-b972-5ac44163dc61-1.webp" type="image/jpeg" length="88945"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
