14 Mayıs'ta 21 ilde düzenlenen eşzamanlı operasyon ile 161 şüpheli gözaltına alınmış, gözaltı listesinde en dikkat çeken isim ise Rasim Ozan Kütahyalı olmuştu.
Dava dosyasına giren Kütahyalı'nın son yıllarda gerçekleştirdiği finansal işlemlere yönelik detaylar kamuoyunda tartışmalara neden olurken, çok sayıda farklı suçlama ile tutuklanan Kütahyalı'nın itirafçı olduğu öne sürüldü. Gazeteci Fatih Altaylı, geçtiğimiz hafta gözaltına alınan ve devam eden süreçte tutuklanan iktidara yakın gazeteci Cem Küçük ile Tahir Sarıkaya'nın dosyasının temelini Kütahyalı'nın itiraflarının oluşturduğunu öne sürdü.
KÜÇÜK'ÜN BAŞINI ESKİ DOSTU YAKTI
Bir dönem yakın arkadaş olan Küçük ve Kütahyalı'nın arası, özellikle Kütahyalı'nın AK Parti tarafından 'istenmeyen adam' ilan edilmesi sonrası açılmıştı.
Altaylı, soruşturma kapsamında şu ana kadar kamuoyu ile paylaşılan isim ve para transferlerinin buzdağının görünen kısmı olduğunu belirterek, yakında yeni operasyonların gerçekleşebileceğinin sinyalini verdi.
İşte Altaylı'nın yazısından öne çıkanlar:
"Rasim Ozan Kütahyalı ile başlayıp, Cem Küçük ile devam eden, Tahir Sarıkaya’nın tutuklanmasıyla genişleyen ve daha başka yerlere de gideceği artık aşikar hale gelen soruşturma ile ilgili küçük bir soruşturma yaptım.
Konuya hakim bazı isimlerle konuştum.
Önce şunu söyleyeyim, ben bu üç kişiyle hayatımda bir kez bile konuşmadım, telefonlaşmadım, ellerini sıkmadım, Kütahyalı’yı Sinan Çetin’in kafesinde çalışırken bir kez gördüm.
Cem Küçük’le Habertürk’e program yaptırdıkları sırada birkaç kez karşılaştım, selamlaşmadım bile.
Tahir Sarıkaya’yı ise hiç görmedim hatta adını bile pek bilmiyordum doğrusunu isterseniz.
Son gelişmeler ve bu soruşturmanın nereye gidebileceği konusunda fikir sahibi olabilmek için birkaç gündür meseleye hakim birkaç kişiyle görüştüm.
Öğrenebildiklerim şöyle:
Bunlar birkaç yıl öncesine kadar bir ekip olarak hareket ediyorlarmış ve iktidara yakın medyadaki bazı isimlerin ve yöneticilerin kontrolü altındaymışlar. Ancak önce Rasim Ozan Kütahyalı bu ekipten dışlanmış. Nedeni kimine göre açgözlülük, kimine göre paylaşmada adaletsiz davranması, kimine göre fazla geveze olması, kimine göre para için başka işlere de bulaşması, kimine göre de medyadaki muhalif isimlerle ve CHP’lilerle de fazla görüşmeye başlaması olmuş.
Bu dışlanmadan sonra Kütahyalı’nın serseri mayına dönüştüğü, çok farklı kesimler tarafından kullanılmaya başlandığı ve onu kullananların da uyarılması üzerine tam olarak sahipsiz kaldığı söyleniyor. Bu arada bugün ortaya çıkan pek çok meseleyi, Kütahyalı bir süredir yakın çevresi ve hatta iktidara pek de yakın olmayan isimlerle de paylaşıyor, Tahir Sarıkaya, Cem Küçük ve bir yayın yönetmeni hakkında çok açık suçlamalar yöneltiyormuş.
Cem Küçük ise iktidar çevrelerinde zaten sevilmeyen ve güvenilmeyen bir isimmiş. Kendisine derin devlet süsü vermesi rahatsızlık yarattığı gibi, tehdit ve şantaj iddiaları AK Parti’nin siyaset ve bürokrasideki önemli isimlerinin de kulağına gitmekle kalmamış, bunlarla ilgili şikayetler de olmuş. Çalıştığı kanala da bu yönde çokça uyarı yapılmış. Kanal yöneticileri de uzun süredir gelen bu uyarıların artık bir soruşturmaya döneceğini kesin olarak anlayınca işine son verilmiş.
Adını daha önce pek duymadığım Tahir Sarıkaya ise aslında bir tür PR ajansı gibi çalışırmış. Sadece iktidar yanlısı gazetecilerle değil, ortada duran hatta muhalif isimlerle de yakın diyaloğu varmış. Gazeteciler ile belediyeler arasında ilişkileri düzenler, ısmarlama röportajlar ve haberler yaptırır, bunların bazıları için ödemeleri organize edermiş. Gazetecilik kisvesi, onun bu işleri yürütebilmek için kullandığı bir kılıftan ibaretmiş. Bana bunları söyleyen biri, “Sarıkaya’nın telefon kayıtlarına bakılırsa hiç ummadığınız insanlarla bile diyalog içinde olduğu ortaya çıkar. Bu elbette o insanların Sarıkaya ile akçeli işler yaptığı anlamına gelmez ama kendini korumak için muhaliflerle bile çok sıkı fıkıydı” dedi.