Rehberime dokunma!

Abone Ol

Turizm sektörünün en vazgeçilmez ögelerinden biri de rehberlerdir.

Kentimiz İzmir, başta Halikarnas Balıkçısı ve Şadan Gökovalı olmak üzere dünya çapında rehberler yetiştirmiştir.

Onlarca rehber arkadaşım var. Her birinin ortak özelliği memleket sevgisidir. Tanıdığım tüm rehberler birden fazla dil bilirler ve ülkemize gelen konuklarımızı en iyi şekilde ağırlamak için büyük çaba harcarlar.

Rehberler çizdikleri tablo ile yabancı konuklarımıza çok iyi bir Türkiye fotoğrafı sunarlar.

Bu, İzmir'de de böyledir örneğin Şanlıurfa'da da…

Türkiye'de kendi alanında uzmanlaşmış rehberler vardır.

Halikarnas Balıkçısı, Efes antik kentinde rehberlik yaptı uzun yıllar.

Afrodisias, Bergama, Efes gibi önemli antik kentlerin tanıtım kitapçıklarını hep rehber arkadaşlarımız yazmıştır. Ki bunların ilk örneklerini yazan Halikarnas Balıkçısı'dır, Şadan Gökovalı'dır, Şükrü Tül'dür, Bilge Umar'dır...

Rehber dostlarımız sadece Türkiye'de değil Serdar Çelenk örneğinde olduğu gibi Yunan adalarında, Osman Ünal gibi Almanya'da, Bülent Akat gibi Fransa'da meşhur olmuşlardır.

Güney Afrika'dan Meksika'ya kadar dünyanın birçok ülkesinde başarıyla rehberlik yapan Türkler biliyorum ve onlarla gurur duyuyorum.

Bu yazıyı sadece 21 Şubat Dünya Rehberler Günü nedeniyle yazmadım. Şu günlerde rehber dostlarımızın moralini hayli bozan bir yasa girişimi var.

Şimdi burada sözü rehber arkadaşım Osman Ünal'a bırakıyorum.

'Bugünlerde Meclis'te komisyonlarda bir yasa tasarısı görüşülüyor. 6326 Sayılı Turist Rehberliğini düzenleyen kanun değiştirmek isteniyor. Hem de turist rehberlerinin üst kurumu olan TUREB (Turist Rehber Odaları Birliği) görüşü sorulmadan… Bu değişiklik bir yandan 14 bin turist rehberinin ekmeği ile oynarken, diğer taraftan hassas sektör olan rehberliği her türlü saldırıya açık hale getiriyor.

Yasa değişikliğinde rehberleri itirazı üç konuda toplanıyor.

1- Turist otobüsünde rehber bulundurma zorunluluğu kaldırılmak isteniyor. Rehberin sadece ören yeri girişinde anlatım yapmasını yeterli görüyor. Oysa gruba eşlik edecek olan eğitimsiz, ne olduğu belli olmayan kişilerin, yanlış bilgi ve yönlendirmeler yapması büyük tehlike arz ediyor. Yunan bir grup rehberi Ege Bölgesi hakkında yolda neler anlatabileceğini düşünmek bile ürkütücü. Rehber ise otobüste çevre, flora, fauna ve geçilen bölgenin kültürü hakkında bilgiler veriyor. Truva'ya giderken örneğin, mitolojisi, kazı tarihi, höyük kazı teknikleri, UNESCO süreci hakkında bilgi verir ve ören yerinde sadece gösterdiği kalıntıları açıklar. Bu en az üç saat süren bir anlatımın hepsini ören yerinde anlatması mümkün olamazdı. Ne grup buna dayanabilir ne de rehberin nefesi yeter.

2- Yasa değişikliği ile rehberin yabancı dil bilme mecburiyeti kaldırılmak isteniyor. Türkçe Rehberlik diye bir tür konuyor. 14 bin rehber zaten aynı zamanda Türkçe dilinde anlatım yapıyor zaten. Hedef rehber sayısını artırarak fiyatları düşürmek olan bu uygulama örneği dünyada yok. Turizmde garsonların, şoförlerin bile yabancı dil gerektirdiği bir zamanda yabancı dil bilmeyen rehber, düşünmesi bile acı bir olgu.

3- Arkeoloji ve Sanat Tarihi mezunlarına rehber lisansı verilmesi de yasada değişiklik olarak öneriliyor. Bu tamamen yanlış bir düşünce. Rehberlik; dinler tarihi, antropoloji, tarih, Selçuklu ve Osmanlı tarihi, psikoloji, sosyoloji, ilk yardım vb. akla gelen her konuda eğitim gerektiren ve 4 yıllık bir programla aktarılan bilgiler gerektiriyor. Arkeolog ya da Sanat Tarihi mezunları isterlerse zaten Rehberlik Yüksek Lisansı ile rehber olabiliyorlar. Otomatik rehber olabilmeleri, binlerce rehberlik okuyan üniversite öğrencilerine haksızlık olmaz mı?

Yasa değişikliğine bu nedenlerle karşıyız ve ' Yasama Dokunma' diyoruz.'