Şu günler seçim propagandaları nedeniyle kimilerinin kafasının karıştığı günler. Özellikle İzmir'de çeşitli ilçelerde ve büyükşehre talip olan 200 aday adayından söz ediliyor… Bizim kafamız net ama enteresan söylemlerle kafaları karıştırmaya çalışan çok. Şu ara e-postamda gördüğüm spam sayısını daha önce hiç görmemiştim.
Bu kötü bir şey değil elbette. Demokrasinin erdemidir bu. Elbette duyduğumuzda şaşırdığımız, 'hadi oradan' dediğimiz, 'yahu bu kişi hiç mi haddini bilmiyor' dediğimiz çok aday adayı var.Belediye başkanlığını alması halinde 'anasının ak sütü gibi helal olsun' diyeceğimiz insanların da sayısı az değil…
Tam da bunları arkadaşlarla konuşurken Sakin Kitap kargosundan nefis bir kitap çıkagelmez mi: Antik Yunan ve Roma'da Onurlandırma Propaganda, Gelenek ve Kentler… Suat Kaygısız kaleme almış . (Sakin Kitap Yayın Yönetmeni: Çağrı Öner, Editör: Mert Hüseyin Doğan Kapak ve İç Sayfa Tasarımı: Dilek Şişli)
Suat Kaygısız kendini yazar olarak profesyonel bulmadığını ima etmiş ama bence kitap usta işi…Hem de şu günlere harika göndermeler yapıyor. Yazarın böyle bir niyeti yok elbetteamakitapta her seçim döneminde okunacak 'ibretler' çok. Mesela Suat Kaygısız, 'Onur ve onurlandırma kavramlarının Helenistik Dönem ve Roma'nın Cumhuriyet ve İmparatorluk Dönemlerinde kat ettiği yol ve gelişimin, o dönem toplumlarının sosyal yapısını anlamakta yardımcı olduğu' kanısında.Kaygısız şöyle diyor: Geleneğin günümüze ulaşmasını sağladığı heykeller, yazıtlar ve onurlandırma alanları; bu toplumların benimsedikleri insani değerleri, hayatlarını nasıl yaşadıklarını, kentlerini nasıl şekillendirdiklerini ve propagandalarını nasıl yaptıklarını gösteriyor.
Yazara göre, 'Propaganda, felsefi ve retorik kökeni Helenlere kadar uzanan, kitlelerin düşünce ve davranışlarını etkilemek veya değiştirmek amacı güden, planlanmış mesajlar bütünüdür. Propagandanın kullanımı insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası olmuş, Büyük İskender, Roma İmparatorları ve ilk Hıristiyanlar tarafından etkin bir şekilde kullanılmıştır'
Siyasi ve politik gücü elinde tutan bireylerin ve grupların sıkça kullandığı bir araç olduğu bilinen propaganda, Latince 'yayılacak şey' anlamına geliyor. 'Yayılacak şeylerin' en erken örneği ve önemlisi olan mitolojik hikayeler propagandanın ilk yansımalarını gösteriyor. Helen tarihi büyük ölçüde bu hikayeler etrafında şekillenmiş. Sözlü olarak aktarılan bu hikayelerde kişilerin, tanrıların ya da kentlerin yoğun bir şekilde akıllara kazınmaya ve benimsetilmeye çalışıldığı görülür. Din ve kahramanlık odaklı yayılan bu anlatılar, belirli tanrıların, kişilerin veya grupların benimsetilmesi amacıyla yayılmışlardır. Çoğunlukla esin kaynağı bu mitolojik hikayeler olan Helen ve Roma sanatında da bu amacın izleri görülüyor.
Roma İmparatorluğu etkili ve kapsamlı bir kontrol ağı oluşturmak için mevcut tüm iletişim ve semboloji biçimlerini kullanarak sistematik propagandalar uygulamış. Bunu imparatorluğun her noktasında görmek mümkün… Roma imparatorları propaganda stratejilerini çok gerçek bir ihtiyacı karşılamak için geliştirmişler. Büyük İskender'in ayak izlerini takip eden Romalılar, çok uzaklardaki fetihlerinin coğrafi kapsamının imparatorlukları üzerinde zor bir kontrol sorunu yarattığını ve güçlü, son derece görünür, merkezi bir hükümetin gelişmesi gerektiğini fark etmişler.
***
Hellen ve Roma toplumları içerisinde propagandanın görünürlük üzerine kurulmuş olması onurlandırma düşüncesinin, heykeller ve kent içerisindeki alanlarla birlikte propaganda için uygun bir araca dönüşmesine sebep olmuş. Bir propaganda aracında hedef aldığı kitleyi etkileyecek bilgiler barındırması ve yansıtması gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda onurlandırma heykellerinin ve yazıtlarının bu iş için fazlasıyla uygun olduğu anlaşılıyor.
Helenlerin ve Romalıların dünyasında, propagandanın bilinç ve duygularla alınabilecek, her şeyin en açık bir biçimde belirdiği, iletişim ile ilgili kavram ve oluşumların türeyip ortaya çıkmış olduğu mekan, kamusal alanlardı.
Al bugün stratejik iletişim dersi diye okut!
Suat Kaygısız şöyle yazmış: Helenlerin bu ideal insan yapısı anlayışı Roma'da da devam etmiş, bireysel olarak propagandasını yapmak isteyen kişiler için iyi bir imaj oluşturmuştur. Propaganda için üretilmiş bu eserlerin sergilenecekleri alanlar da amacına iyi bir şekilde hizmet edecek noktalardan seçilmiş. Bu düşüncelerle kullanılan Helen agoraları ya da Roma forumları, yapılan propagandaların geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Helenistik Dönemin kamusal alanlarında nispeten kontrollü bir şekilde ilerleyen heykel konumlandırma ve sergileme işi, Roma'da kontrolsüzce yapılmış ve kent içindeki onurlandırma heykellerinin sayısı oldukça artmış.
Bunları okuyunca ister istemez seçim dönemlerinde yaşadıklarımız ve kentlerimizin tüm siyasi partiler tarafından acımasızca kirletilişi de geliyor aklıma…
***
Veee bir de 'DamnatioMemoriae' var bugüne gönderme yapan… Kısaca 'anılardan kazımak' demek. Geçmişte muhabbetimin olduğu ama şimdi anılarımdan bile kazıyıp attığım insanları düşündüm ister istemez:
Peki ne demek 'DamnatioMemoriae' ?
Suat Kaygısız iyi toparlamış: Siyasi otorite ve prestijin önemli parçaları olarak, onurlandırma portreleri Roma toplumunun tüm yönlerine nüfuz etmiş. İmparator ve ailesinin tasvirleri imparatorluk tarihi boyunca sivil, kutsal ve ev içi alanlarda belirgin bir şekilde sergilenmiş ve çok sayıda izleyiciye ulaşmak için dikkatlice dağıtılmış, yerleştirilmiş.
Bu imgeler, kölelerden, Roma seçkinlerinin en eğitimli üyelerine kadar toplumun farklı üyeleriyle konuşma yeteneklerine sahiptir. Bir imparator devrilirse, görüntüleri sistematik olarak sansürlenir veya fiziksel olarak diğer imparatorların benzerlerine dönüştürülürdü.
Damnatiomemoriae olarak bilinen bu süreç, sanatsal anıtların politik ve ideolojik nedenlerle reddedilmesinin ilk yaygın örneğidir ve Roma kültürünün maddi kaydını bilinçsiz bir şekilde değiştirmiştir. İ.Ö. 1. yüzyılın başından İ.S. 4. yüzyılın sonuna kadar, Roma kentinde ve imparatorluk genelinde, heykellerin ve diğer portre görüntülerinin sembolik yıkımına tanık olmayan hiçbir nesil yoktur.Bu uygulama, imparatorluk ailesinden bireylerin, gerektiğinde bütün imparatorluk sınırları içerisinde toplum ve devlet hafızasından silinmesi adına uygulanmış.
Jerome, Roma'nın 'kötü' imparatorlarının özelliklerinin kaderini uygun bir şekilde tanımlar: 'Bir tiran yok edildiğinde, portreleri ve heykelleri de tahttan indirilir. Yüz değiştirilir veya kafa kaldırılır ve ele geçirenin görüntüsü üst üste bindirilir.'
Cumhuriyet Dönemi'nden itibaren damnatiomemoriae ile ilişkilendirilebilecek yasal yaptırımlar, bir bireyin aynı anda engellenmesini ve kınanmasını sağlayan mekanizmaları sağlamıştır. Bunun altında yatan neden olarak ise, onurlandırmaların kent içinde bireyleri yüceltip, propagandasını yaptığı gibi bu şekilde cezalandırmalar ile kişinin toplum gözündeki yerini de yok edebilmesi gösterilebilir. Bir başka neden ise, uygulamanın kabul edilen yönünün aksine, devrilen imparatorun olumsuz hafızasını devam ettirmeyi ve halefini zıt bir pozitif ışığa yerleştirmeyi amaçlaması gösterilebilir.
Sakin Kitap yönetimini ve Suat Kaygısız'ı bu kıymetli çalışma için tebrik etmek gerek.
Yaşarken 'anılardan kazınmayın' dileklerimle...