Ekonomi

Petrokimyada adım adım çöküş: "Okyanusta tek başımıza yüzüyoruz!

TVF'nin Adana’nın Ceyhan ilçesinde mülkiyeti BOTAŞ’a ait arazide özel sektör kuruluşlarıyla risk paylaşım modeliyle inşa etmeyi planladığı petrokimya kompleksi yatırımından vazgeçilmesi ile ilgili konuşan Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (MPİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, "Üretimde, istihdamda ve ihracatta hayati işlev yüklenen Plastik sanayicisi ithal hammaddeye mahkûm ve okyanusta adeta tek başına yüzmek durumunda.” dedi.

Abone Ol

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) Adana’nın Ceyhan ilçesinde mülkiyeti BOTAŞ’a ait arazide özel sektör kuruluşlarıyla risk paylaşım modeliyle inşa etmeyi planladığı petrokimya kompleksi yatırımından vazgeçilmesi, plastik sektöründe hayal kırıklığı yarattı.

TVF’nin kararı sonrasında sektörün yerli hammadde üretiminde yaşadığı sorunları değerlendiren Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (MPİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, Türk plastik sektörünün dünyanın 6’ıncı, Avrupa’nın ise Almanya’dan sonra 2’inci büyük üretim gücü olduğunu hatırlatarak, “Üretimde, istihdamda ve ihracatta böylesine hayati işlev yüklenen plastik sanayicisi ithal hammaddeye mahkûm ve okyanusta adeta tek başına yüzmek durumunda.” dedi.

Türkiye’de yerli petrokimya üretiminin iç pazardaki payının yirmi yıl öncesine kadar yüzde 25 seviyesinde olduğunu kaydeden Esen, tek entegre hammadde üreticisi olan Petkim’de üretim yapan fabrikaların pek çoğunun kapanması ile bu oranın yüzde 5 seviyesine kadar indiğini vurguladı.

“BU ŞEKİLDE İMALAT SANAYİSİNİ AYAKTA TUTAMAYIZ”

Bilgi, sermaye ve teknoloji yoğun olan petrokimya yatırımlarının tüm dünyada doğrudan devletler ya da devletlerin içinde olduğu konsorsiyumlar tarafından yapıldığına dikkat çeken MPİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen şu değerlendirmeyi yaptı:

“TVF öncülüğünde, sektörün hammadde tüketicisi şirketlerinin de yer aldığı bir risk paylaşımı modeliyle kurgulanan entegre petrokimya yatırımını büyük merakla ve heyecanla bekliyorduk. Mülkiyet sorunu olmayan bir arazide Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu dahi alınan bu projeden neden ve niçin vazgeçildiğini anlamakta zorlanmaktayız. Türkiye her yıl 15 milyar doların üzerinde petrokimyasal hammadde ithal ediyor. ABD-İran savaşının ardından fiyatların dolar bazında iki kata yakın artması ile ithalatımız bu yıl 25 milyar dolara yaklaşacak. Türkiye bu özelliği ile Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük ithalatçısı konumunda. Çin’in üretim ölçeğini dikkate alırsak, ekonomik ölçeğimize göre ithalatta dünya lideri konumdayız. Türkiye bu şekilde imalat sanayisini ayakta tutamaz. Bizim kadar yüksek üretim hacmine sahip olup hammaddede bu kadar yüksek oranda ithalata bağımlı başka bir ülke yok. Mevcut durumu ülkemizin ekonomisi için bir bekâ sorunu olarak görmekteyiz. Çözüm önerimiz, devletin de içinde olduğu bir yatırım planının mutlaka hayata geçmesi yönünde.”

“EN SÜPER TEŞVİK HANGİSİ İSE PETROKİMYA YATIRIMINA VERİLMELİ”

Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (MPİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, Türkiye’deki “Süper Teşvik”, “Stratejik Teşvik” adı altında verilen teşviklerin benzerinin petrokimya yatırımlarına da verilmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’de üretilecek her birim petrokimyasal üretimin, karşılığı olan dövizin ülkede kalması ve cari açığın o oranda azalması sonucunu doğuracağını sözlerine ekleyen Esen, “Ülkemizde en süper teşvik sistemi neyse, bu sektörde yapılacak yatırımlara verilmeli. Bu üretime verilecek her teşvik; üretim, istihdam, ihracat ve katma değer anlamına gelir. Buna karşılık yerli üretimi artıramazsak, Türk sanayicisi ithalatçıların parmağında oynattıkları oyuncağa döner.” dedi.