Paşa, lütfen İzmir’’i terk edin!

Abone Ol
Komutan; Bir askeri birliğin başı, o birliğin her ferdinden, her hareketinden sorumlu kişi.’¶ Türk Milletinin verdiği kıt imkanları en iyi şekilde kullanması ve kendisine emanet edilen vatan evlatlarını ve tüm astlarını, kendi evladı gibi görüp koruması gereken kişi.

Sözüne güvenilir, dürüst, Atatürk İlke ve Devrimleri’’ne bağlı, gerektiğinde bir emirle maiyetindeki askerleri ölüme gönderebilecek kadar emin ve güvenilir kişi. Kendini Ortaçağ karanlığının fanatik düşüncelerinden korumuş, aydın, eğitimli ve bilgili kişi.
Bu nitelikleri üzerinde taşıması gereken eski Genelkurmay Başkanlarından Hilmi Özkök, İzmir’’de yaşıyor. Bunu da Savcı Zekeriya Öz’’ün Paşanın ayağına kadar gelerek, 8 saat süren köfteli toplantıdan öğreniyoruz.
Hilmi Paşa çok ilginç bir kişilik. Albaylıktan generalliğe ilk terfi ettiğinde, Gülen cemaatinde bayram yapılmıştı. Başbakan Erdoğan kendisine ’“HOCAM’” diye hitap eder; Paşa, başkanlığı sırasında AKP ile ’“şiir gibi ilişki’” kurmakla övünürdü. Anayasa Mahkemesi’’nin ’“Laikliğe karşı eylemlerin odağı olmakla’” mahkum ettiği AKP’’nin TBMM Başkanı (TUU! BÜLENT) kendisini, ağlayarak uğurlamıştı. (o günden beri ya ağlamakta ya da tükürmekte)

Bugün AKP Hükümeti’’nin arkadan verdiği destekle, yandaş medya, devlet düşmanı medya, tarikatçı medya ve dış istihbarat örgütlerinin içerideki adamları tarafından kurgulanan senaryolarla Türk Silahlı Kuvvetleri acımasızca yıpratılmaya çalışılmaktadır.

Her nasılsa, ’“Darbe Teşebbüsü- Hükümeti Devirme Girişimleri’” hep Hilmi Özkök’’ün görev süresi içinde olmuştur. Savcılarla yaptığı ’“Bilgilendirme Toplantısında’” kendisi ’“Ayışığı ve Yakamoz’” darbe girişimleri için ’“Bilgim vardı, delil bulamadığım için işlem yapamadım’”, ’“var da diyemem, yok da diyemem’” türünden bir Komutan’’a yakışmayacak sözler söylemiştir.

Sorumluluklarının bilincinde, onur sahibi bir komutan şu şekilde davranırdı: ’“Ben TSK’’nin en tepedeki komutanıyım. Benim olduğum yerde darbe olmaz. Aksini iddia eden varsa, ispat ettiği takdirde Komutan olarak tüm sorumluluk bendedir’” der’… Ya da, ’“ben TSK’’ya hakim olamadım, astlarım darbe yapmaya kalktılar, planlayanlar da şu isimlerdir, bu da benim istifamdır’” der; hiç olmazsa taşıdığı üniformasının gereğini yapardı. ’“Var da diyemem, yok da diyemem’” gibi kaypakça sözler, bir Türk Komutana yakışmaz. Sizin emrinizdeki arkadaşlarınız nezarethanelerde tutulurken, bu aziz vatan için canı pahasına terörle mücadele eden astlarınız, uğradıkları onur kırıcı muamele sebebiyle intihar ederken, siz nasıl rahat uyursunuz?Bunu benim anlamam mümkün değil.
İşte bu yüzden Paşa Hocam, size saygı duymuyorum ve size selam vermeyeceğim! Size selam verecek hiçbir TSK mensubuna da saygı duymayacağım.
Bizim şehrimiz İzmir, demokrat, özgür fikirli, tartışmaya açık, arkadaşlarını satmayan insanların yaşadığı modern ve medeni bir şehirdir. Varsa içimizde böyleleri, hemen temizleriz. Bundan böyle İzmir’’de size kimse selam vermeyecek, yalnız kalacaksınız. Lütfen terk edin İzmir’’imizi, aynı havayı solumayalım artık!
SAVCILARA DUYURU, BALYOZU BULDUK!
Son Operasyonlarına ’“Balyoz’” adını veren Sayın Savcılarımıza bir yardımda bulunmak için oldukça emek harcayarak yaptığımız araştırmaların sonunda, olayı çözecek Balyoz’’u bulduk. Balyoz, Başbakan’’ın otosunda girdiği şeker komasında, camları kırarak görevini tamamladıktan sonra, Başbakanlık Özel Kalemi’’ndeki dolabında kendini beklemeye almıştır. Olayı Ahsen yengeye sorduk; ’“RABBİM BALYOZ DEDİ, BİZ KOLTUKTAN OLDUK’” dedi.
MİLANO MİLLETVEKİLİ SAKIK’’TAN KANKASINA KIYAK’…
İtalya’’nın Milano kentinde malikanesi bulunan, ipek elbiseli, ipek kravatlı, manikürlü elleri, boyalı saçları, makyajlı yüzü ile PKK’’lı kardeşlerinin kurtuluş mücadelesine katkıda bulunmaya çalışan Sırrı Sapık pardon Sakık, dava arkadaşı Hatip Dicle’’yi satmak pahasına, kankası Sn.Erdoğan’’a kıyak yapmaya çalıştı. Fakat Diyarbakır Cezaevinde ’“Halk Mahkemesi’” kurduran Hatip Dicle, Sırrı Sakık’’ın Diyarbakır’’a gelmesini dört gözle bekliyor.
CESUR VALİ’’YE HATIRLATMA
İstanbul’’un, bastığı yeri titreten Valisi, Başbakan’’ın kardeşinin oğlu 50 kilo esrarla yakalanınca, Başbakan’’a ’“Emriniz nedir?Ne yapalım?’” gibi tamamen hukuki bir mütalaa sormuştu. Gazetelerden okuduğumuza göre, Pop Müziğin Kralı Tarkan’’ın da başına aynı olay gelmiş. Vali Bey, lütfen Başbakana sormayı ihmal etmeyin, bakalım bu kez ne diyecek?
İŞTE ŞİMDİ YIKILDIM!
Eski solcu, yeni koltukçu AKP’’li Bakan Ertuğrul Günaydın; ’“Orgeneral İbrahim Fırtına, benim halamın oğludur. Gözaltılar’’ı Hükümet yaptırıyor diyenler utansın’” dedi.Bakan Günay’’ın anlamadığı olay şudur; AKP sizi iç işlerine karıştırmaz, sizi süs biberi gibi saksıda tutarlar, turizm arazileri ile ilgili TAHSİSLERİ yaptırırlar, işiniz bitince fırlatıp atarlar. (Bknz: Köksal Toptan-Murat Başesgioğlu)