Yeni Parti Genel Başkanı, şu anda seçmen katında en çok destek gören siyasetçi. Bir yıldır oldukça başarılı bir performans sergiledi. Bütün baskılara rağmen, sokağa indi, sokak da ona sahip çıktı.
CHP’ye ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonların şekli ve düzeyi, siyasi darbe havasında gerçekleşiyor. Buna rağmen direnen, seçmen ile bağ kurmayı başaran Özgür Özel, bu fırsatı çoğu açıdan iyi değerlendiriyor. Cesur davranıyor. İyi konuşmalar yapıyor.
Ancak bu kadar CHP’li belediye başkanının AKP rozeti takması konusundaki savunması ikna edici değil. Seçmen kitlesinin büyük bir kısmı bununla ilgilenmez ama olayları yakından izleyenler için, bu savunmalar oldukça sorunlu.
CHP eski il başkanı Canan Kaftancıoğlu, bu kadar çok belediye başkanının AKP rozetini takmasını, aday belirlemenin doğru yapılmamasından kaynaklandığı yönünde bir eleştiri yapmış. Eleştiri kesinlikle haklı. Ama Canan Hanım geçen dönem adayların da bunlardan farklı olmadığını bilecek kadar tecrübeli bir siyasetçidir.
Kılıçdaroğlu’nun zaten seçim sonrası istifa etmesi gerekirdi. Etmedi, şu veya bu yöntemle Kurultay’da değiştirildi. Bu seçmende çok olumlu karşılandı. İmamoğlu ve Yavaş’ın ülke genelindeki rüzgarı da buna eklenince yerel seçim başarısı geldi.
Ancak belediye başkan aday belirleme yöntemi, aynen Kılıçdaroğlu dönemindeki şekliyle sürdürüldü. Anketler yapıldı, mülakatlar yapıldı, sonra oturup üç dört kişi listeleri yazdı. Bunlar Özel’in adamları, şunlar İmamoğlu’na yakın, ötekiler Yavaş’ın önerileri ve Veli Ağbaba ile Erdoğan Toprak gibi baronların kontenjanları vs.
Özgür Özel, aday belirleme sürecinde adeta anket fetişizmine kaptırmıştı kendi. Anket şöyle, anket böyle vs. Kararlarını anket ile meşrulaştırmaya çalışıyordu. Bilimsel yöntem daha ne olsun. Ama o anketlere göre karar verilmediği gibi anketle aday belirlemek de doğru değil. Anketler daima popüler olana yönlendirir. Eğer anket ile aday belirlenseydi, bugün Konak Belediye başkanı halen Ahmet sarışın olurdu.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da paçayı kaptırıp, rotayı şaşıran başkanlar arasında besbelli. Bilgi değil ama kanaatim odur ki, iktidar ile AKP’ye geçmek yerine bağımsız kalma üzerine bir pazarlık yapmış gibi gözüküyor. Belli de olmaz bakarsınız, bir süre sonra rozeti de kabul ediverir. Bir dediği bir dediğini tutmuyor çünkü. Dün dediğinin bugün tersini söyleyebiliyor.
Şimdi bu konuda zorda kalan Özel, Cemil Bey ve muadilleri konusunda özür dilemek yerine, bahaneler buluyor. Fatih Altaylı’ya verdiği röportajda yine eski yanlış yorumlarına rastladım. Anketten Cemil Bey çıktı diyor. Buna imkan yok. Buğra Gökçe ve Olgun Atilla kadar destek göreceğini sanmam. Yaklaşık 30 yıl İzmir ve her ilçesinde çok sayıda bu türden anket yönetmiş biri kişi olarak, üniversitede uzun yıllar öğrencilerine bu konuları anlatmış biri olarak, buna ikna olmam mümkün değil.
Selçuk Belediye başkanı beşinci sırada çıkıyordu, eğer ilk iki de çıksaydı, hemen onu atardım da dedi. Evet diğer bir sorun da genç ve kadın takıntısıydı Özel’in. Genç ve kadınlar bu makamlara gelmeli tabi ama genç ya da kadın olması iyi aday olmayı garanti eden bir kriter değil ki.
Nitekim AKP rozeti takma konusunda genç veya kadın olmak açısından bir fark ortaya çıkmadı maalesef.
Kaldı ki, adayın anketten çıkması gerekmez. Yaşadığım ilçelerden ve iyi bildiğim yerlerden örnekler vereyim. Narlıdere, Çeşme, Balçova, Konak ve Karabağlardaki başkanları anketle bulmak imkansızdı.
Anket gerekçesi ikna edici değil. Somut örneklere bakalım. Urla’da başvuru yapan adaylardan biri Güzelbahçe’ye biri ise Çeşme’ye başkan oldu. Bornova’dan başvuran ise Karabağlar Belediye Başkanı.
Karaburun’a hiç uğramamış sanırım Karşıyakalı biri bu ilçeden aday ilan edildi, tepkiler üzerine geri çekildi. O nasıl olursa artık.
Geçen dönemlerde de bunun örneklerine rastlıyorduk. Konak’tan başvuranı Karşıyaka’ya, Çiğli’den başvuranı, Narlıdere’ye kaydırmak gibi. Hatta geçen dönem Kars’tan başvuru yapan bir avukat Narlıdere’den belediye meclis üyesi bile yapılmıştı. Tam beş yıl boyunca üstelik.
Hangi yöntemle belirlenirse belirlensin, belediye başkanı ve milletvekillerinde bazı çürük elmalar çıkabilir. Çünkü siyaset çok yozlaşmış bir alan. Ama bu kadarı da fazla doğrusu.
Ne demişti İmamoğlu, Kurultay öncesinde, “CHP değişirse, Türkiye değişir”. Ancak CHP’de genel merkez değişmekle birlikte siyaset değişmemişti. Şimdi Yeni Parti bunun için bir şans. Ama her şeyden önce samimi itiraflar da lazım. Hata yaptık, özür dileriz denmelidir. Aksi halde aynı hamam aynı tas devam edeceğiz anlamına gelir bu mazeretler.