Özdemir Özok

Abone Ol

Tanırdım kendisini. İyi bir hukukçuydu. Ama şöhretini daha çok demokratik, laik, İnsan haklarına saygılı, Atatürk ilkelerine bağlı hukuk devleti mücadelesi nedeniyle kazanmıştır. Bu şöhreti de hak etmiş bir meslek büyüğümüzdü.
Yürekli insandı. Rüzgarı arkasına almadı. Hep rüzgara karşı savaştı. Dürüsttü. Yeri kolay kolay doldurulamaz bir insandı.
Son bir röportajında Anayasa çalışmalarını kastederek biz böyle kanser olduk demişti.
Evet kanserdi. Zaten kalp, tansiyon ve kanser aslında hukukçuların meslek hastalığı oldu. Bu memlekette yaşayıp ta meslek hastalığına yakalanmamak neredeyse imkansız.
Haksızlıkları görüyorsun bir şey yapamıyorsun. Doğruların değil yanlışların alkışlandığı bir memlekette nasıl kanser olmaz ki insan.
Vefat ilanları bile insanı kanser eder bu memlekette.
Gazetedeki ilanlara bakıyorum. Barolar birliği, İzmir ve Ankara Barolarının ilanları makul. İçten, yöneticileri ön plana çıkarmamışlar. Yani bunu fırsat bilerek illada gazetede adım geçsin ucuzluğuna kaçmamışlar.
İstanbul Baro’’su da ilan vermiş. Başkan, Yönetim Kurulu ve Barolar Birliği delegelerinin isimleri koca bir sayfayı doldurmuş. Dikkatli bakmazsanız ilanın ne için verildiğini anlayamıyorsunuz. İsimler ön plana çıkarılmış. Orada yer alan isimlerin çoğunun belki haberi dahi yoktur. Genelleme yapmıyoruz. Ama haberi olanlar böyle bir cinliğe tenezzül etmemeleri lazım. Yok cinlik değil de hata ise o zamanda bundan sonra daha dikkatli olmaları lazım diye düşünüyorum.

Bakıyorum son zamanlarda ne çok cumhuriyet insanını kaybettik ya da hapislerde süründürüyoruz.
Bu bile insanı kanser eder be’…..
Şiir
(Geçen yıl aynı hastalıktan kaybettiğim bir yakınım için yazmıştım. Üstada ithaf olunur.)

GİDİYOR
Yüzünde bir hüzün bir sitem vardı.
Başını yastığa koymuş gidiyor
Ne karnı aç idi ne yeri dardı
Dünya nimetine doymuş gidiyor
Gün günden önceydi vakit vakitten
Bir kefen parası kalmış nakitten
Bakmış ki olmuyor dönmüş akitten
Yaşamak sözünden caymış gidiyor
Kim bilir ne sırlar taşıdığını
Feleğin her yanı kuşadığını
Yaşını değil de yaşadığını
Parmak hesabıyla saymış gidiyor
Beyazlar giyinmiş kendi yasına
Türküler yüklemiş yorgun sesine
Karanlık gecede göğün göysüne
Bir yıldız misali kaymış gidiyor